Başbakan Mehmet Ali Talat’ın, AB Komisyonu Genişlemeden
Sorumlu Üyesi Günther Verheugen’e gönderdiği mektubun metni şöyle:
24 Mayıs 2004
Ekselansları,
24 Nisan referandumu sonucunda daha da karmaşık hale gelen
Kıbrıs konusunda, adil bir çözüme ulaşmak için, devam etmekte olan değerli
çabalarınızdan dolayı, şükran duygularımızı ifade etmek isterim.
Tarafsız tutumunuzdan dolayı, halkım adına, saygı ve takdir duygularımı
iletmek isterim.
Ekselansları, hatırlatmama gerek yoktur ki, 6 ay önce, Kıbrıslı
Türk halkından seçimlerde oylarını talep ederken; tüm gücümle, her
seviyede, mevcut olan kaynakları kullanarak halkımı dünyayla bütünleştirerek
hayat seviyelerinde iyileştirme yapmayı, ekonomik ve sosyal refahı getirmek için
mücadele etmeyi taahhüt ettim.
Ayrıca, ilerleme yönündeki tüm taleplerimizin; Annan Planı
temelinde olacağına ve ne planın genel felsefesine, ne de benim seçilmemden
önce yürütülen görüşmelerde mutabakata varılan konuların sabit ve temel
hükümlerine halel getirilmeyeceğini taahhüt ettim.
Seçimlerden sonra, çözüm yanlısı bir hükümet kurmayı
başardım ve referandumdan olumlu sonuç almak için muazzam çaba harcadım.
Ancak, Kıbrıs Rum Liderliği’nin olumsuz ve maksimalist
tutumu ve kamuoyunu yanıltmak için yoğun bir şekilde sürdürülen kampanya
esnasında gerçeğin çarptırılması, bizim iyi niyetimize rağmen uzun
yıllardır bekleyen Kıbrıs sorununun kapsamlı çözümüne müsade etmedi.
Bu, sadece yapıcı ve etkili tutum gösteren Kıbrıslı Türklerin değil,
aynı zamanda uzun zamandır çaba, özveri ve mali katkı sağlamış olan
uluslararası toplumun da büyük bir hayal kırıklığına sebep oldu.
Bu şartlar altında, toplumumun Avrupa Birliği içindeki
bir geleceğe dair arzularını karşılamak ve adanın yeniden birleşmesine yönelik
inançlarını canlı tutmak için toplumuma karşı görev ve sorumluluğun
ağırlığını taşımaktayım.
Amaçlarımızı ve siyasetimizi mevcut uluslararası
gelişmelere, özellikle 26 Nisan tarihli Genel İşler Konseyi sonuçlarına,
uygulama gereği ve zorunluluğunun bilinciyle, her iki toplumun çıkarlarına
hizmet etmesi beklenen olası gelişmelere ilişkin asli endişemizin altını
çizmek istiyorum.
Birçok fırsatta, Kıbrıslı Türklere yönelik yeni açılımlar
konusundaki talep ve beklentilerimizi ifade ettik ve özellikle AB’ne ve AB’nin
iki toplum arasındaki sürdürülebilir işbirliği ruhunu elde etmede
üstlendiği pozitif role herzaman büyük önem verdik. Ancak, Komisyon tarafından
atılan ilk somut adım olarak kabul edilebilecek olan “Yeşil Hat Tüzüğü”,
işbirliğini teşvik yerine Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıslı Rumlara
bağımlılığını artırmaktadır.
Başka bir ifadeyle, “ümit satın alıyoruz” ve bunun
karşılığında aldığımız tek şey ise Kıbrıs Rum tarafının, ilan
edilmiş önlemleri uygulaması için “iyi niyet” ümididir.
Ekselansları, benim tutumum, Kıbrıslı Türklerin
haysiyetlerine saygınlık ve haklarının verilmesinin, Kıbrıs’ta barış
ve normalleşmenin temel önşartları olduğuna dair samimi kanaatimden
kaynaklanır. Bununla beraber, Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıslı Türkleri
temsil etmediğinin ilan edilmesi için ilk adımın atılması ve Kıbrıslı Türklerin,
Kıbrıs Rum tarafının herhangi bir müdahalesiyle karşılaşmadan AB ile
ilişkilerini yürütmesine olanak verilmesi zamanıdır.
Ekselansları, Kuzey’deki idari organlar ve Avrupa
Komisyonu arasında doğrudan temasların olmaması halinde, ne esas problem
alanları tam anlamı ile incelenecek, ne de ilgili tedbirlerin planlanarak,
geliştirilmesi ve zamanında, uygun bir şekilde tamamlanmasının mümkün
olmayacağını vurgulamak isterim.
Avrupa Birliği’nin Kıbrıslı Türkleri AB ile bütünleşmeye
hazırlamak için onların izolasyonlarını ortadan kaldırmak için belirttiği
istek, halkımın birleşik bir Kıbrıs için var olan umutlarının cevapsız
kalmayacağı yönünde önemli bir işarettir. Ancak, umutlar sağlam adımlar
üzerine kurulduğu zaman gerçek olacaktır.
Kıbrıs Türkü halkı, Avrupa Birliği Komisyonu’nun
alacağı tedbirlerin, Kıbrıs Türklerinin tarihinde yeni bir dönemin açılması
anlamını taşıdığını umut etmektedir.
Ekselansları, bizler, doğrudan ticaretin başlaması ve 259
milyon Euro’nun doğrudan halkımızın kullanımına verilmesi için
tedbirlerin acilen alınacağına tüm kalbimizle inanmaktayız.
Mehmet Ali Talat
Başbakan