|
BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI SERDAR DENKTAŞIN BM
GENEL SEKRETERİ KOFİ ANNANA MEKTUBU (13.08.2004)
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Güney
Kıbrıs Rum Yönetiminin Kıbrıs Cumhuriyetinin hükümeti olduğu iddiasıyla
İşkence ve Diğer Zulümlü, İnsanlık dışı veya Küçültücü davranış veya
Cezalandırmayı Önleme Konvansiyonuna İhtiyari Bir Protokol imzalaması üzerine
BM Genel Sekreteri Kofi Annana mektup gönderdi.
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaşın BM
Genel Sekreteri Kofi Annana gönderdiği mektubun tam metni şöyle:
"Ekselansları,
"Kıbrıs Cumhuriyetinin Hükümeti olduğu iddiasında olan
Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin İşkence ve Diğer Zulümlü, İnsanlık Dışı veya
Küçültücü Davranış veya Cezalandırmayı Önleme Konvansiyonuna İhtiyari bir
Protokolle imza koyduğu bilgime getirilmiştir. Bu bağlamda, aşağıda yer alan
hususlara dikkatlerinizi çekmek istemekteyim:
Malumlarınız üzere, 31 Mart 2004 tarihinde son şekli verilip,
taraflara sunulan kapsamlı çözüm planınız, 24 Nisan 2004 tarihinde KKTC ve Güney
Kıbrısta ayrı ve eş zamanlı referandumlara sunulmuştur. Plan, Kıbrıslı Türkler
tarafından oyların %65i ile kabul görürken, Kıbrıs Rum halkı tarafından ,
Kıbrıslı Rum Lider Sayın Tasos Papadopulosun 7 Nisan 2004 tarihinde halkından
talep ettiği Annan Planına çok güçlü bir hayır çağrısıyla %76lık oy oranıyla
reddedilmiştir.
Bu sonuçlar göstermektedir ki, Ekselanslarının dört buçuk
yıllık çabalarının hedefi olan, 1 Mayıs 2004 tarihinde yeniden birleşmiş
Kıbrısın ABye katılımı sağlanamamıştır. 24 Nisan 2004 tarihinde yayınlanan
demecinizde, referandumların sonuçlarına saygı duyduğunuzu, fakat aynı zamanda
Kıbrıs sorununu çözmek için tek ve tarihi fırsatın kaçırılmış olmasından üzüntü
duyduğunuzu söylemiştiniz. 3 Haziran 2004 tarihinde Güvenlik Konseyine
(S/2004/302) sunduğunuz raporunuzda, Kıbrıslı Rumların planı reddetmesi
karşısındaki hayal kırıklığınızı ifade ederken, bir çokları için önemli
fedekarlıklar gerektirdiği halde planı karşı koymadan onaylayan Kıbrıs
Türklerini aşağıdaki sözlerle alkışladınız:
"Böyle bir planın Kıbrıslı Rum seçmenler tarafından
reddedilmesi önemli bir gerilemedir. Reddedilen sadece plan değil çözümün
kendisidir. (Para.83)
Siyasi iradenin mevcut olmamasından dolayı bir yıl bekletilen
planım, Kıbrıs Rum seçmenlerin kararıyla karaya oturdu. (Para. 73)
Kıbrıs Türk tarafı daha olumlu bir tavır ortaya koyarken
Kıbrıs Rum tarafı önerilen çerçeveyi eleştirdi. (Para. 26)
Kıbrıslı Türklerin kararını memnuniyetle karşılıyorum. Açık
ve inandırıcı bir şekilde Kıbrısın iki toplumlu, iki-bölgeli bir federasyonda
birleşmesinden yana tavır koymuşlardır. Kıbrıslı Türkler, çektikleri acılara ve
plan uyarınca toprak ayarlamaları, mal-mülk hükümleri çerçevesinde, nüfuslarının
üçte birinin yerinden edilecek olmasına rağmen bu kararı verdiler. (Para. 87)
Kırk yıl boyunca, Kıbrıslı Türkler Kıbrıs Rum kesimi
tarafından uygulanan insanlık dışı ve yasadışı ambargolara maruz kalmışlardır ve
bu haksızlığa son vererek özgür insanlar gibi dünyanın geri kalanıyla doğrudan
iletişim kurmamızın sağlanması zamanı gelmiştir. Ekselansları, Kıbrıslı
Türklerin 1 Mayıs 2004 AB üyeliğinin faydalarından eşit şekilde
yararlanmayacağından doğan üzüntülerinizi ifade etmekle beraber kendi,
hatalarından kaynaklanmayan bu kötü durumu kolaylaştırmak için gerekli yolların
birlikte bulunması yönündeki umudunuzu aşağıdaki sözlerle ifade ettiniz:
"Oylama sonrası, Kıbrıs Türklerinin durumu Güvenlik Konseyi
dahil tüm uluslararası toplumun dikkatini çekmektedir. (Para. 89)
Bununla birlikte, bu oylama (Evet sonucu) onları (Kıbrıslı
Türkleri) baskı altında tutacak ve tecrit edecek her türlü nedeni de ortadan
kaldırmıştır. Avrupa Birliğinin yeni duruma süratle verdiği tepki, memnuniyetle
karşılanan ilk adımdır. Avrupa Birliğinin bu adımlarını yeni adımların takip
edeceğini umuyorum. (Para. 90)
...Güvenlik Konseyinin, Kıbrıslı Türklerin tecrit edilmesine
yol açan ve gelişmelerini engelleyen gereksiz kısıtlamaların kaldırılması için
tüm devletlere hem ikili ilişkiler, hem de uluslararası kuruluşlar nezdinde
işbirliği yapılması için güçlü biçimde öncülük etmesini ümit ediyorum. (Para.
93)
Referandumların sonuçları, bir kez daha Kıbrıslı Türklerin
adada iki halkın siyasi eşitliğine ve iki bölgeliliğe dayalı kapsamlı bir
çözümden yana olduklarına dair irade gösterdiklerini, kendi üzerlerine düşeni
kesinlikle yaptıklarını göstermiş ve onları daha fazla cezalandırmanın adil
olmadığını ortaya koymuştur. Öte yandan, Kıbrıs Rum tarafındaki bu kadar güçlü
bir hayır, Rumların Kıbrıslı Türklerle bir güç paylaşımına girmeye hazır
olmadıklarının, bunun yerine Aralık 1963te silah zoruyla gasp ettikleri Kıbrıs
Cumhuriyeti sıfatının getirilerinden faydalanmaya devam etmek istediklerini
şüphe götürmez bir şekilde kanıtlamaktadır.
Bu somut deneyim, bu yönetimin ortaya attığı Kıbrısın
tümünün Hükümeti olduğu iddiasını doğrulamaya yönelik herhangi bir tavrın
Kıbrıslı Rumların uzlaşmaz tutumunu teşvik edeceğini göstermiştir. Kıbrıs Türk
kesimi, bir anlaşma için istekli olmaları gerçeğine rağmen, Kıbrıslı Türklerin
gayri yasal kısıtlamalar ve ambargolara maruz kalmasından ve uluslararası
temsiliyet hakkının hala daha reddedilmesinden doğan haksız durumun düzeltilmesi
için uluslararası camianın önlem alma zamanının geldiğine inanmaktadır.
Yukarıdakiler ışığında, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi tarafından
Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümeti kisvesi altında söylenen veya yapılan herhangi bir
şey hükümsüz ve geçersiz olacak ve hiçbir şekilde Kıbrıs Türk halkını veya
adanın tümünü bağlamayacaktır.
Ekselansları, en yüksek saygılarımın kabulünü istirham
ederim. |