KIBRIS'TA 7 GÜN
Tirajı
ayda 30 bin olan Mısır’ın bağımsız siyaset, toplum
ve magazin içerikli Al-Ghad Al-Arabi dergisinin 15
Ağustos-15 Eylül 2001 tarihli sayısında, Muhammed
El-Sakhawi (bağımsızlık kutlamaları vesilesiyle KKTC
tarafından davet edilmişti) imzası ve “Kıbrıs’ta
7 Gün” başlığı altında yayımlanan Lefkoşa çıkışlı
gezi yazısının yapılan çevirisi.
“Kuzey Kıbrıs’a
yolculuk yapmam için bir davet aldığımdan bu yana,
1983 yılından itibaren tam bağımsızlığına kavuşan
Kuzey Kıbrıs’taki devletin şekli ve orada mevcut
sistemle ilgili kafamda birtakım sorular oluştu. Şu ana
kadar uluslararası düzeyde bu ülkenin tanınmamasının
nedenleri neydi?
Kuzey Kıbrıs’a
giden uçağa binmek üzere İstanbul Atatürk Havaalanına
ulaştığımızda yolculuğumuza başlamış olduk. Kuzey
Kıbrıs’a gitmek için rotanın İstanbul’dan geçmesi
zorunlu. Kıbrıslı Türkleri, Kıbrıs Rumlarının
katliamlarından korumak amacıyla 1974 yılında adaya
giren Türk kuvvetlerinden şehit düşen ilk pilotun adının
verildiği Ercan Havaalanı’na indiğimizde bizi, Kuzey
Kıbrıs Dışişleri Bakanlığı Protokolüne bağlı
Arapça bilen yetkililer karşıladı. Bakanlığın en
aktif elemanlarından biri olan Sermet Emin ve beraberinde
Ariz Kureyş (Filistin asıllı KKTC vatandaşıdır)
gezimiz sırasında ülkeden ayrılana kadar bize eşlik
ettiler.
Varış işlemlerimiz
biter bitmez otobüse binerek kente doğru yol aldık. Başkent
Lefkoşe’ye varır varmaz kentin manzarası ortaya çıktı.
Camilerin sayısının çokluğu, ve mimarisinin Arap
mimarisine yakın olması dikkatimizi çekti. Bu mimari,
model ve tarz olarak Rum tarafından farklılık göstermekteydi.
Kendimi, Müslümanların özelliklerini taşıyan bir İslam
ülkesinde hissettim.
Yolculuk
programı çerçevesinde ilk buluşmamız Kuzey Kıbrıs Dışişleri
Bakanı Sayın Tahsin Ertuğruloğlu’yla oldu. Ertuğruloğlu
ülkesinin davasıyla meşgul olan, bu davayı anlatmak için
bütün diplomatik yolları kullanmaya çaba gösteren, ülkesinin
davasını destekleyen bütün konferanslara katılan
engin bilgiye sahip aktif bir bakan. Bakan, ülkesinin Türkiye’yle
konfederasyon türü bir birlik içine girmesinin Kıbrıs’ın
konumunu zayıflatmayacağını, aksine güçlendireceğini
belirtti.
Ertesi gün,
Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergun
Olgun’la biraraya geldik. Olgun görüşmemizde, Kuzey Kıbrıs’ın
İsrail’le ilişki kurmayı reddettiğini; Arap ülkelerinin
Kıbrıs davasını desteklemesi gerektiğini; zira,
Kuzey Kıbrıs’ın Müslüman bir ülke olduğunu
belirtti. Olgun ayrıca, Arap ülkelerinin
Bosna-Hersek’teki Müslümanları desteklediği gibi
kendi davalarına da sahip çıkması gerektiğini
belirterek “Biz Arap ülkeleriyle her alanda işbirliği
yapmak arzusu içerisindeyiz. Arap ülkelerinin Kuzey Kıbrıs
davasına yönelik tutumları donmuş durumda. Bunun
sebebini de bilmiyoruz.” dedi.
Üçüncü
gün, halkı ve ülkesinin davası için mücadele veren;
ülkesinin Rum kesiminden bağımsızlığı için bütün
gücüyle çalışmış olan ve halkının selameti için
çaba sarfeden Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın yapmış
olduğu basın toplantısında hazır bulunduk. Toplantı,
Kuzey Kıbrıs’ın başkentinde yeralan Yakın Doğu Üniversitesi’nde
gerçekleştirildi. Toplantıda, Rumlar tarafından yapılan
katliam ve asimilasyonla ilgili olarak Kuzey Kıbrıs’ta
yaşananlar gün ışığına çıkarıldı. Cumhurbaşkanı,
ülkesinin bağımsızlığını vurgulayarak “Bizi bağımsızlığımızdan
vazgeçmeye zorlayacak hiçbir güç yoktur. Kuzey Kıbrıs’ın
uluslararası düzeyde tanınması için çaba
sarfediyoruz. Bu da yakında gerçekleşecektir.” dedi.
Programın son gününde, Türk kuvvetlerinin Kıbrıs Türklerini korumak amacıyla 1974 yılında adaya girmesi münasebetiyle hazırlanan askeri gösteriye katıldık. En modern silahların gösterisi yapıldı. Gösteride, Kıbrıs kuvvetlerinin Rum tarafına karşı koyacak güce sahip olduğunu gözlemledik. Kuzey Kıbrıs’ta yetkililerle görüşmelerimizden sonra kafamda oluşan bütün sorular yanıt bulmaya başladı.“