1. Aylık tirajı 30.000 olan siyaset, toplum ve magazin içerikli bağımsız Al-Ghad Al-Arabi dergisinin 15.12.2001-15.01.2002 tarihli sayısında yukarıdaki başlık altında, Sermed Emin imzasıyla yayımlanan Lefkoşe çıkışlı makalenin Basın Müşavirliğimizce yapılan çevirisi aşağıda sunulmuştur:
2." 'Kıbrıs, tarihin doğuşundan bu yana Yunanındır ve Yunan olarak kalacaktır. Kıbrıs'ı, Yunan kalacak şekilde ve bölünmeden teslim aldık ve bölünmemiş olarak da muhafaza edeceğiz. Yunanistan'a da Yunanlı ve bölünmemiş olarak teslim edeceğiz.' Bu ateşli kelimeleri Başpiskopos Makarios, 14 mart 1971'de Kıbrıslı Yunanlılardan oluşan bir kalabalığa karşı yaptığı konuşma sırasında söylemiştir. Bu sözlerin daha fazla bir açıklamaya ve yoruma ihtiyacı olmadığı kanısındayım.
Bu tür sözler yetkili birisi tarafından söylendiği zaman, olayların akışı içerisinde o kişiye yerleşmiş kanıyı, o kişinin derin düşüncelerini ve kesin görüşlerini yansıtır.
Bu sözlerin sahibinin yaşamını sıradan bir şekilde geçiren birisi olmayıp; aksine Makarios gibi uluslararası arenada bir din adamı ve mücadele tarihine sahip biri olarak kabul edilen; barışçıl ve tarafsız biri olarak tanınan; adı Cemal Abdünnasır, Tito, Nehru vb. büyük liderlerle anılan birisi olması, olayların seyrini ve sonucunu, bir halkın tamamen yokoluşunu ilgilendirmesi açısından tehlikeli boyutlar arzetmektedir.
Makarios, 1950 yılında başpiskoposluk görevini ve 1965 yılında kuruluşunun ilan edilmesinden itibaren Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanlığını üstlendi. Kıbrıslı Rumlara hitaben yaptığı ilk konuşmasında Makarios, bu cumhuriyeti, ENOSİS yani Kıbrıs'ın Yunanistan'a katılması için bir geçiş noktası olarak gördüğünü ve EOKA Örgütü'nün mücadelesinin bitmediğini, Kıbrıs Rumlarının ulusal hedeflerini gerçekleştirinceye kadar bu mücadelenin devam edeceğini açıkladı. Bu sözler, Kıbrıslı Rumların 'EOKA Örgütü, Kıbrıs Adası'nda İngiliz sömürüsüne ve varlığına karşıdır' iddiasının tersine, kuruluşundan itibaren Kıbrıs'ı Yunanistan'a katmak için çalışan gerçek anlamda terörist bir örgüt olduğunu ortaya koymaktadır.
Burada, Makarios ve yandaşlarının açıklamış olduğu, geçtiğimiz yüzyılın ellili yıllarından itibaren, hatta Makarios'un 3 Ağustos 1977'de ölümünden günümüze kadar gelen, Kıbrıslı Rumların milli hedeflerinin içeriğini sorgulamamız gerekir. Kıbrıs sorununu uluslararası bir konuma getiren bu hedefler, Birleşmiş Milletler'in yanısıra sorunla doğrudan ilgili olan Türkiye, Yunanistan ve Avrupa Birliği ülkeleri, hatta bölgedeki bütün ülkelerin konuyla ilgilenmesine yolaçtı.
Bu hedefler, kısaca, Kıbrıs Türk halkının ulusal hedeflerini tamamen görmezlikten gelerek Kıbrıs'ı Yunanistan'a katmayı öngörüyordu. Ayrıca, Türk halkının Kıbrıs topraklarında bulunması, milli hedeflere gidilen yolda aşılması gerekli bir engel olarak görüyordu.. Böylece, Bileşik Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ilan edilmesinin ardından Kıbrıs'ı Yunanistan'a katma hedeflerini gerçekleştirmek için Kıbrıs Türklerinin adadan tamamen silinmesini (soykırım yapılmasını) içeren gizli planlarını ortaya koydular.
'Akritas Planı', Kıbrıs Türk halkının yokedilmesine veya en azından tamamını üçüncü bir seçeneğin olmadığı, dönmemek üzere göç ya da ölüm arasında bırakmaya yönelik, Makarios ve yandaşlarının en belirgin ve tanınmış planlarıdır. Daha sonra gazetelerin ortaya çıkarmış olduğu Kıbrıs meselesinin esaslarını ortaya koyan bu plan, anılan iki seçeneği teşvik etmekteydi.
Akritas planı, 21.12.1963 yılında Kıbrıs Türk halkına adanın dört bir yanında vahşice saldırıya geçilerek uygulanmaya başlanmasıyla birlikte Kıbrıs anayasasının ve bu şekilde de bu cumhuriyetin yasallığını sona erdirmiştir. Kıbrıs Türk halkının milletvekilleri, devlet dairelerinde çalışan memurlar, polisler ve askerler görevlerinden ve işyerlerinden çıkartıldı. Aynı zamanda Kıbrıs Türk halkı, uzun bir süre, özellikle 1963-1974 yılları arasında adanın %3'lük bir bölümünde abluka altına alındı. Bu abluka, garantör devlet olması itibariyle, Türkiye'nin 1974'teki harekatına kadar devam etti.
Böylece, özet olarak, Kıbrıs'ta Türk ve Yunan halklarının ortak katılımına dayanan bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti'nin, kurulmasından 21.12.1963 tarihinde Akritas'ın cehennem planının uygulamaya konmasıyla sonra ermesine kadar geçen zaman dilimi içerisinde Kıbrıs sorununun ikinci dönemini size ana hatlarıyla anlatmaya çalıştım. Yakında Kıbrıs sorununa başka bir açıdan yaklaşarak tekrar sizlerle birlikte olacağız.
Burada, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin 15.11.1983 yılında kuruluşunun 18. yılı münasebetiyle en içten tebriklerimi sunuyorum. Kıbrıs Türk halkının hürriyet yolunda meşru haklarını elde etme mücadelesi devam edecektir. Bu mücadelenin modern asrımızda da mücadele veren halklara örnek olması gerekir."