GÜNEY KIBRIS'TAN HABERLER

 

DOĞRUDAN TİCARET TÜZÜĞÜNE KARŞI “SAVAŞ” - 7 Nisan 2010

SINIR KAPILARINDAN 7 YILDA 18 MİLYON GEÇİŞ - 6 Nisan 2010

KANTUNAS TAŞINMAZ MAL KOMİSYONU’NA BAŞVURMAYA HAZIRLANIYOR - 16 Mart 2010

DOĞRUDAN TİCARET TÜZÜĞÜYLE İLGİLİ GELİŞME HRİSTOFYAS’I HAREKETE GEÇİRDİ - 27 Mart 2010

ANKET - 24 Mart 2010

KKTC’NİN BERLİN’DE İKİNCİ KEZ ÖDÜL ALMASI RUMLARI MEMNUN ETMEDİ - 22 Mart 2010

HRİSTOFYAS: “TAŞINMAZ MAL KOMİSYONU’NA GİTMEYİNİZ” - 19 Mart 2010

RUM HÜKÜMETİ’NDEN TAŞINMAZ MAL KOMİSYONUNA BAŞVURMAYIN ÇAĞRISI - 07 Mart 2010       

ANKETTEN YÜZDE 39 “AYRILMA”, YÜZDE 37 “FEDERASYON” ÇIKTI - 07 Mart 2010

YOKSULLUK ORANI - 07 Mart 2010

 

 

ARŞİV

Ocak - Şubat 2010

Kasım - Aralık 2009

Eylül - Ekim 2009

Temmuz - Ağustos 2009

Mayıs - Haziran 2009

Mart - Nisan 2009

Ocak - Şubat 2009

Eylül - Ekim 2008

Kasım - Aralık 2008

                                                                                                                                                                                                           

 

 

 

7 Nisan 2010

DOĞRUDAN TİCARET TÜZÜĞÜNE KARŞI “SAVAŞ”

 Rum ve Yunan Avrupa milletvekilleri Doğrudan Ticaret Tüzüğü’ne karşı silah olarak; Avrupa Komisyonu’nun tutumuna ters olan Avrupa Konseyi Hukuk Dairesi’nin bilirkişi görüşünü kullanıyor.

Simerini gazetesi, “Lefkoşa’nın; Avrupa Parlamentosu İçinde ve Dışındaki ‘Doğrudan Ticaret’ Savaşındaki Hukuki Silahları” başlıklı haberinde, Rum Yönetiminin, KKTC hava ve deniz limanları üzerinden AB ülkelerine doğrudan ticareti düzenleyen tüzüğe karşı savaşına; Lizbon Sözleşmesinin onaylanması vesilesiyle 19 Nisan’da Strazbourg’ta düzenlenecek Avrupa Komisyonu toplantısında başlayacağını yazdı.

Habere göre, Rum ve Yunan Avrupa milletvekillerinin elindeki başlıca hukuki silah, Avrupa Konseyi Hukuk Dairesi’nin bilirkişi görüşü. Bu bilirkişi görüşünde; Avrupa Komisyonu’nun KKTC’yi; üçüncü aday eyalet, varlık veya devlet olarak görerek, önceki sözleşmenin 133’üncü maddesini hukuki zemin olarak kullanmasının “yanlış” bulunduğu belirtiliyor. Avrupa Konseyi Hukuk Dairesi; 10. Protokol tahtında “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin tamamının AB’ye üye olduğu” görüşünü savunuyor.

Gazete, Avrupa Komisyonu’nun ifadesinin dayandığı hukuki zeminin “yanlış olduğunu”, “AB’nin üçüncü eyalet veya varlık veya devletle ilişkisi değil, kendi iç meselesi olduğu” gerekçesiyle; Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün Avrupa Parlamentosu Dış Ticaret Komitesi’ne havale edilmesinin iyi olmadığını yazdı, şunları savundu:

“Yani, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ve dolayısıyla AB’nin; işgal nedeniyle Avrupa müktesebatının Kıbrıs’ın Kuzey kesiminde uygulanmamasından dolayı kendine özgü bir durumu olan; iç piyasa konusudur. Kıbrıslı Avrupa milletvekilleri tarafından yapılan siyasi ve hukuki konuşmalarında hali hazırda; Kıbrıslı Türklerin ‘izolasyonlarının’ istilanın ve süregelen Türk işgalinin bir sonucu olduğu tezi ortaya konuldu.

Kıbrıslı Avrupa milletvekillerinin elinde bir hukuki ve siyasi araç daha var. Avrupa Konseyi’nin Nisan 2004’te aldığı; Kıbrıslı Türklerin desteklenmesi üzerinde odaklanmasına rağmen, kesin bir dille; her türlü faaliyetin bölünmüşlüğün sağlamlaşması şartlarını değil yeniden birleşmeyi gündeme getirecek şekilde olması gerektiğinin belirtildiği kararı.

Sigma TV’nin dünkü programına katılan Avrupa milletvekilleri Eleni Theoharus (DİSİ) ve Kullis Mavronikolas (EDEK) Avrupa Parlamentosu’nda savaş vermeye hazır olduklarını söylediler ancak aynı zamanda, hükümetten de daha fazla bilgi ve koordinasyon talep ettiler.”

 

6 NİSAN 2010     

SINIR KAPILARINDAN 7 YILDA 18 MİLYON GEÇİŞ

KKTC ile Rum tarafı arasındaki sınır kapılarının açılmasının ardından 7 yıl geçtiği ve bu zaman dilimi boyunca sınır kapılarından toplam 18 milyon geçişin yapıldığı bildirildi.

Alithia gazetesi, “Sınır Kapılarından 18 Milyon Geçiş – 2003’ten Bu Yana Kıbrıslı Rumun Kuzey’e 6 Milyon 678 Bin 625 Geçişi, Kıbrıslı Türkün Güney’e 11 Milyon 305 Bin 616 Geçişi” başlıklarıyla verdiği haberinde, polis kayıtlarına göre 23 Nisan 2003 tarihinden 29 Mart 2010 tarihine kadar her iki taraftan da sınır kapılarından toplam 18 milyon geçişin yapıldığını yazdı.

Gazete, Kıbrıslı Rumların sınır kapılandan KKTC’ye 6 milyon 678 bin 625 kez; Kıbrıslı Türklerin de Rum tarafına 11 milyon 305 bin 616 kez geçiş gerçekleştirdiğini kaydetti.

Haberde, 7 yılda Rum araçlarının KKTC’ye geçiş sayısının 2 milyon 344 bin 774; Kıbrıslı Türklerin araçlarının Rum tarafına geçiş sayısının 3 milyon 537 bin 748 olduğu aktarıldı.

 

27 Mart 2010

DOĞRUDAN TİCARET TÜZÜĞÜYLE İLGİLİ GELİŞME HRİSTOFYAS’I HAREKETE GEÇİRDİ

KKTC hava ve deniz limanları üzerinden AB ile ticaret yapılmasını öngören Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün onaylanması prosedürünün başlatılması Rum tarafında rahatsızlık yarattı. Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas, tüzüğün onaylanması prosedürünün durdurulması talebiyle Avrupa Komisyonu Başkanı Barroso ve AP’deki siyasi gruplar nezdinde girişimde bulundu.

Fileleftheros “Doğrudan Ticareti Hortlattı... Lefkoşa Fule’nin ‘Faul’ Yaptığından Söz Ediyor, Ancak Komiser Israrlı... Lefkoşa Sonradan Öğrendi” başlığıyla manşete çektiği haberinde AB’nin genişlemeden sorumlu komiseri Stefan Fule’nin Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nü “hortlattığını”, onaylanmasında ısrar ettiğini yazdı.

Gazete Fule’ye konuyla ilgili soru yönelttiğini, AB komiserinin de bu gazeteye, resmi yoldan verdiği yanıtta “Komisyon, Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün onaylanmasına ilişkin taahhüdüne bağlı olmaya devam ediyor” dediğini yazdı. Habere göre Fule, bu tüzüğün onaylanmasının Kıbrıs Türk toplumunun ekonomik kalkınmasına katkı koyacağını, bunun da “Kıbrıs’ın yeniden birleştirilmesi prosedürü için zaruri olan, iki toplum ekonomisi arasındaki uçurumu daraltacağını” söyledi.

Gazete Yunanistan’ın yaşadığı ekonomik krizin ele alındığı Euro-Bölgesi ülkeleri toplantısı nedeniyle Brüksel’de bulunan Rum Yönetimi Başkanı’nın, tüzüğün onaylanmasını engellemek için Barroso nezdinde girişimde bulunduğunu yazdı.

 

24 MART 2010

ANKET

http://www.turkajansikibris.org/images/spacer.gif

 

http://www.turkajansikibris.org/images/spacer.gif

Fileleftheros, Alithia ve Simerini gazeteleri, Rum televizyon kanalı “ANT1’in barometresi” tarafından düzenlenen ankete yer verdi.

 

Lefkoşa, 24 Mart 10 (T.A.K): Fileleftheros, Alithia ve Simerini gazeteleri, Rum televizyon kanalı “ANT1’in barometresi” tarafından düzenlenen ankete yer verdi.

Fileleftheros; ankete katılan her 7 kişiden birinin, dönüşümlü başkanlığı ve 50 bin TC kökenli vatandaşın adada kalmasını öngören bir çözümü kabul etmediğini yazdı. Gazete, oransal olarak bakıldığında ise; böyle bir çözümü ankete katılanların yüzde 69,3’ünün reddettiğini, 24,9’unun ise kabul edeceğini söylediğini yazdı.

Ankete göre her 6 katılımcıdan biri ise, Rum hükümetinin ekonomik kriz ile mücadele planı olmadığına inanıyor.

Katılımcıların yüzde 73,2’si, son 1 yılda ülkedeki suç oranının artış gösterdiğine inandıklarını belirtirken, yüzde 31’lik kesim suç oranlarındaki artışın sorumluluğunun hükümette, yüzde 13,9’luk kesim polis liderliğinde, yüzde 9,1’lik kesim siyasi partilerde, yüzde 8,2’lik kesim yabancı uyruklularda ve yüzde 7,6’lık kesim de polislerde olduğunu kaydetti.

Katılımcılardan yüzde 50,3’ü DİKO’nun hükümette kalmasının yanlış olduğu görüşünü belirtirken, yüzde 33,5’i bu kararın doğru olduğunu düşünüyor.

EDEK’in hükümetten ayrılma kararı konusundaki soruya ise katılımcıların yüzde 62,9’u bu kararın doğru olduğu, yüzde 26,3’ü yanlış olduğu cevabını verdi. Öte yandan ankete katılanların yüzde 63,4’ü ise bu kararın EDEK’in geleceği açısından olumlu olacağını düşündüğünü kaydetti.

Ankete göre Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas ile ilgili değerlendirme yapmaları istenen katılımcıların yüzde 63,2’si Hristofyas’tan az memnun oldukları veya hiç memnun olmadıkları, yüzde 35,7’si ise memnun oldukları yönünde görüş belirtti.

Parti sıralamasında ise Güney Kıbrıs’taki iki büyük siyasi parti başı çekti.

Sıralamada ana muhalefet partisi DİSİ yüzde 22,7’lik oran ile ilk sırayı alırken, DİSİ’yi yüzde 21,8’lik oranla AKEL, yüzde 10,1’lik oranla DİKO, yüzde 6,5’lik oranla EDEK, yüzde 4,1’lik oranla
EURO. KO ve yüzde 2,1’lik oranla Çevreciler ve Ekologlar Hareketi izledi.

Ankete göre, en popüler bakan sıralamasında ise ilk sırayı yüzde 78,2’lik oranla Rum Sağlık Bakanı Hristos Patsalidis aldı.

Patsalidis’i yüzde 77,9’luk oranla İçişleri Bakanı Neoklis Silikiotis, yüzde 77,5’lik oranla Dışişleri Bakanı Markos Kiprianu, yüzde 77,2’lik oranla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sotirula Haralambus, yüzde 65,4’lük oranla Ekonomi Bakanı Harilaos Stavrakis, yüzde 55,4’lük oranla Ticaret Bakanı Andonis Pashalidis ve yüzde 43,5’lik oranlarla Eğitim Bakanı Andreas Dimitriu ile Savunma Bakanı Kostas Papakostas takip etti.

 

22 MART 2010

KKTC’NİN BERLİN’DE İKİNCİ KEZ ÖDÜL ALMASI RUMLARI MEMNUN ETMEDİ

http://www.turkajansikibris.org/images/spacer.gif

 

http://www.turkajansikibris.org/images/spacer.gif

Rum basını; Uluslararası Turizm Borsası Fuarı ITB Berlin 2010’da, Avrupa’nın en iyi stand ödülünün, geçen yıl olduğu gibi, bu yıl da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne verilmesi ile ilgili habere yer verdi.

 

Politis gazetesi, geniş yer verdiği haberinde, Rum Turizm Örgütü’nün Berlin’deki fuardan iyimser mesajlar getirmesine karşın, en iyi stand ödülünün bu yıl da KKTC standına verildiğini yazdı.

Rum turizm unsurlarının, “Kıbrıslı Türklerin sürekli bir şekilde Berlin’de ödüllendirilmelerinin siyasi teşvikten ibaret olduğunu” düşündüklerini yazan gazete, KOT Genel Müdürü Fivi Kaçuri’nin ödülün “Cologne Business School” adlı özel bir kuruluş tarafından verildiğini; söz konusu kuruluşun “ödüllerini genellikle aynı oyuncular için hazırladığını” ileri sürdü.

Gazete, Rum tarafının ödülün turistik önemini düşürme çabasına karşın, KOT tarafından Almanya’daki Rum büyükelçiliği aracılığıyla; gerek fuarı düzenleyen makama, gerek “Cologne Business School”a protestoda bulunulduğunu yazdı.

19 MART 2010

HRİSTOFYAS: “TAŞINMAZ MAL KOMİSYONU’NA GİTMEYİNİZ”

 

Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas’ın, Rumlara KKTC Taşınmaz Mal Komisyonu’na başvuruda bulunmamaları çağrısı yaptığı bildirildi.

 

Simerini gazetesi yukarıdaki başlık altında verdiği haberinde Hristofyas’ın dünkü basın toplantısında, Taşınmaz Mal Komisyonu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Komisyon’la ilgili aldığı karara ilişkin yaptığı açıklamalara yer verdi.

 

Gazete, konuyla ilgili bir soruyu yanıtlayan Hristofyas’ın “Benim (göçmenlere yönelik) kendi çağrım ve ricam Komisyon’u görmezden gelmeleridir” dediğini yazdı.

 

“Ne Komisyon’a başvuruda bulunanların sorunlarının, ne de ülkenin sorunlarının Komisyon’a toplu başvurular yapılarak çözülemeyeceğini” savunan Hristofyas, “böyle bir şeyin ülkedeki siyasete zarar vereceğini” ileri sürdü.

 

Hristofyas, Kıbrıs sorununun siyasi olduğunu ve sorunun tüm boyutlarının siyasi bir anlaşmayla siyasi yollardan çözülmesi gerektiği konusunda birçok kereler uyarıda bulunduğunu kaydetti.

 

Halkı AİHM’e yönlendirenleri eleştiren Hristofyas, “bazı kişilerin Kıbrıs halkı ve bilhassa göçmenler üzerinde, mülkiyet boyutuna ilişkin Kıbrıs sorununun hukuki yollarla çözülebileceği izlenimi yarattığını” belirtti.

 

Hristofyas, “Rumların da, 4. Devletlerarası Başvuru’da ya da diğer başvurularda AİHM’den çok iyi kararlar aldıklarını ve bununla yetinmediklerini” kaydetti.

 

Başka bir soruya yanıtında ise Hristofyas, “Taşınmaz Mal Komisyonu’nun bazı kişilere vermesi olası tazminatı vergilendirmenin hiç aklından geçmediğini” ifade etti.

 

“Mülkün iadesine değil, tazminatın verilmesine niyet edildiğini” iddia eden Hristofyas, Komisyon’a başvurularla ilgili süreci; “iki toplumluluğun ayrılıkçı tarafının güçlenmesi için Kıbrıs’ın işgal altındaki bölümünün mülkiyet rejimini ‘temizleme’ çabası” olarak değerlendirdi.

 

Alithia gazetesi ise, Rum mahkemelerinde Türkiye aleyhine açılan davaları yorumlamaya çağrılan Hristofyas’ın, “Kıbrıslı Rumlar’ın, toplu başvurularda bulunmaları halinde sonunda çok büyük zararlara uğrayacaklarını” belirttiğini yazdı.

 

“Oram Davası’nın iyi bir sonuçla bittiğini, çünkü İngiltere Mahkemesi’nin konuyu ilkeler temelinde ele almaya karar verdiğini ve bu bağlamda da bir karar aldığını” savunan Hristofyas, “Eğer başka bir ülkenin mahkemesi böyle bir davayı almayı kabul etmezse ve ‘A’, ‘B’ ya da ‘C’yi haklı bulmazsa ne olacak?” sorusunu sordu.

 

Öte yandan Fileleftheros gazetesi, iki büyük Rum şirketinin KKTC’deki malları konusunda Güney Kıbrıs mahkemelerine açtıkları davaya ilişkin hoşnutsuzluğunu da dile getiren belirten Hristofyas’ın “başvuruları daha çok zenginlerin yaptığını, fakirlerin başvuruda bulunmadığını” belirterek, söz konusu şirketlere “biraz kendilerine hakim olmaları” çağrısında bulundu.

 

Politis gazetesi de, Hristofyas’ın  “4. Devletlerarası Başvuru gibi Rum tarafının da olumlu kararlara sahip olduğunu, bu çerçevede bizzat kendisinin müzakerelerde ‘önceliğin bir mülkün gerçek sahibinde olması gerektiği’ şeklindeki tezinde ısrar etmeye devam edeceğini” belirttiğini aktardı.

 

“AİHM’e yönelik toplu başvuruların olumsuz sonuçlar getireceği konusunda uyarılarda bulunduğuna” işaret eden Hristofyas, “olumlu kararlarla yetinmediklerini, bazı kişilerin toplu başvurulara teşvik edildiğini” belirtti.

 

Hristofyas ayrıca, AİHM’e dünya çapında başvuruda bulunan “90 bin kişiden 3 bininin Kıbrıslı Rum olduğunu” da kaydetti.

 

 

16 MART 2010

KANTUNAS TAŞINMAZ MAL KOMİSYONU’NA BAŞVURMAYA HAZIRLANIYOR

 

Orams çifti aleyhine dava açan Meletis Apostolidis’in avukatlığını yapan Konstantis Kantunas, Kıbrıslı Rum göçmenlerle birlikte,  Kuzey’deki taşınmazlarının iadesi ve de kullanım kaybına ilişkin tazminat talep etmek için Taşınmaz Mal Komisyonu’na gitmeye hazırlanıyor.

           

Fielleftheros gazetesi, Kantunas’ın zaten Komisyon’a gittiğini, prosedüre ilişkin olarak bilgi aldığını ve ardından da Kıbrıslı Rumların, taşınmazlarını talep etmek üzere Komisyon’a gitmesi gerektiği sonucuna vardığını belirtti.

 

Habere göre, Kantunas, gazeteye yaptığı açıklamada, Kuzey’de mal sahibi olanların Komisyon’a başvurmalarını tek yol olarak nitelendirdi.

 

 

Kantunas, Taşınmaz Mal Komisyonu’na başvurmanın, taşınmaz mallarını tazminat karşılığında yabancılaştırma koşulunu getirmediğini, vatandaşların bilmesi gerektiğini söyledi.

 

Gazete, AİHM’deki davalara karışan başka avukatların da, müvekillerini, Komisyon’a nasıl yönlendirecekleri konusunu düşündüğünü yazdı.

 

Gazete, elde ettiği bilgilere dayanarak AİHM eski yargıcı Lukis Lukaidis’in, ileriki günlerde, AİHM’in son kararının olumlu ve olumsuz noktalarını kaydederek müvekillerine bilgi vermek için bir toplantı yapmayı düşündüğünü belirtti.

 

Gazete ayrıca Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas başkanlığında, Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu, Dışişleri Bakanlığı ve Başsavcı Petros Kliridis’in katılımıyla gerçekleştirilecek olan toplantıda AİHM’in, Taşınmaz Mal Komisyonu’na ilişkin kararının ele alınacağını da anımsattı.

7 MART 2010

 RUM HÜKÜMETİ’NDEN TAŞINMAZ MAL KOMİSYONUNA BAŞVURMAYIN ÇAĞRISI

 

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM), KKTC’deki eski taşınmaz malları için Türkiye aleyhine kendisine başvuruda bulunan ve pilot dava niteliği taşıyan 8 Kıbrıslı Rum’un başvurusunu reddederek, KKTC Taşınmaz Mal Komisyonu’nu yasal iç hukuki organ olarak tanımasının ardından, Rum hükümeti, Kıbrıslı Rum göçmenlere, Komisyona başvuruda bulunmaması çağrısı yaptı.

            Haravgi gazetesi: “Protesto –Hükümet Göçmenleri “Komisyona” Başvuruda Bulunmamaya Çağırdı” başlıkları altında verdiği haberinde, Rum hükümeti adına Sözcü Stefanos Stefanu’nun dün yaptığı açıklamada, AİHM’nin kararını “kabul edilemez” şeklinde değerlendirdiğini ve Rum göçmenlere KKTC Taşınmaz Mal Komisyonu’na başvuruda bulunmamaları çağrısı yaptığını yazdı.

            Gazete, gerek Rum hükümeti gerek AKEL’in, dün yaptıkları açıklamalarda AİHM’nin kararının “yanlış olduğunu, ancak karara saygı duyduklarını” belirttiklerini yazdı.

            Stefanu yazılı açıklamasında, AİHM’nin 8 Kıbrıslı Rum’un davasını Komisyon’a havale etmesinin “olumsuz bir gelişme olduğunu” belirterek “AİHM nasıl olur da Türkiye’nin yasadışı hareketlerine dayanan yasadışı bir Komisyona havale edebilir?” sorusunu dile getirdi.

            AİHM’nin kararında ilk kez “işgalden ve Türk hükümetinin KKTC’deki sorumluluklarından” bahsettiğini belirten Stefanu, buna karşın mahkemenin “yeni haksızlıkların, uygulamada ve hukuki açıdan da zorlukların doğması olasılığını göstererek, 35 yılın geçmesinin ardından başvuran tüm Kıbrıslı Rumların mülklerinin geri iade edilemeyeceğini vurguladığını” açıkladı.

            Stefanu, kararın bir dizi sorunlara yol açtığını ve bunların çok dikkatli bir şekilde inceleneceğini ifade etti ve AİHM’nin bu kararı almasındaki bir önemli etkenin de, Kıbrıslı Rumların çok sayıda başvurusuyla mahkemenin ağır bir çalışma yükünde bulunması olduğunu kaydetti.

            Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas’ın birçok kez, Kıbrıs sorunu gibi siyasi sorunların mahkemelerde değil müzakere masasında çözülebileceğini söylediğini de iddia eden Stefanu, elbette bunun da uluslararası hukuk kuralları ve mahkemelerde alınan kararlardan faydalanılarak yapılabileceğini belirtti.

            “AİHM’nin kararının Kıbrıs sorununda mülkiyet konusundaki müzakereleri etkileyip etkilemeyeceği” yönündeki bir soruya karşılık ise Stefanu, müzakere masasına sundukları tezlerinin uluslararası hukuka ve Güney Kıbrıs’ın devletlerarası başvurularına dayandığını, Kıbrıslı Rumların haklarını talep etmeye devam edeceklerini söyledi.

            Stefanu ayrıca, AİHM’nin bundan sonra hiçbir Kıbrıslı Rum’un mülkiyet konusundaki başvurusunu kabul etmeyeceğini vurgularken, Kıbrıslı Rumlara KKTC Taşınmaz Mal Komisyonu’na başvuruda bulunmamaları çağırısında bulundu.

            Stefanu ayrıca, Kıbrıs sorununa bütünlüklü bir çözüm bulunması ve mülkiyet konusunu da bu bütünlüklü çözüm içerisinde çözme çabalarını sürdüreceklerini sözlerine ekledi.

 

ANKETTEN YÜZDE 39 “AYRILMA”, YÜZDE 37 “FEDERASYON” ÇIKTI

 

Güney Kıbrıs’ta, Symmetron Market Resaearch Şirketi tarafından “Kathimerini” gazetesi adına 800 kişinin katılımıyla 17-24 Şubat tarihleri arasında yapılan anketten, Kıbrıs sorununun çözüm şekli olarak yüzde 39 oranında “ayrılma”, yüzde 37 oranında da “federasyon” görüşü çıktı.

 

Ankette katılımcılara Kıbrıs sorunun yanı sıra milletvekilliği seçimlerine ilişkin sorular soruldu.

 

Kathimerini gazetesi, “hangi çözümü istiyorsunuz” sorusuna karşılık, ankete katılanların yüzde 39’u “ayrılma” (durumların bugünkü gibi kalması yüzde 24, bir bölüm toprak dağıtılmasıyla kesin ayrılma yüzde 15);  yüzde 37’si “iki kesimli, iki toplumlu federasyon”, yüzde 16’sı ise “gelecekte daha iyi şartlar için bekleme stratejisi” yönünde görüş ortaya koydu. Yüzde 8 oranındaki katılımcı ise “bilmiyorum/yanıt yok” cevabını verdiğini yazdı.

 

“Yerleşik” olarak addettikleri TC kökenli KKTC vatandaşlarına ilişkin sorulara karşılık olarak, yüzde 62’si kalmalarına karşı çıkarken, yüzde 21’i kalmaları yönünde tercih kullandı. Yüzde 16’sı ise “kalmalarının diğer başlıklara bağlı olduğunu” belirtti.

 

Dönüşümlü başkanlığa yüzde 59 oranında ret verilirken, yüzde 15’i kabul edilebileceğini belirtti. Yüzde 22’si ise “bunun diğer başlıklara bağlı olduğunu” kaydetti.

 

Bugün yapılmakta olan doğrudan müzakerelerin çözüme götüreceğine ilişkin iyimserlik derecesi sorulduğunda ise yüzde 80’i “az/hiç”, yüzde 17’si “çok/yeteri kadar” yanıtını verdi.

 

 Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas’ın Kıbrıs sorununu yönetme biçimine ilişkin memnuniyet konusunda ise ankete katılanların yüzde 58’i “az/hiç”, yüzde 41’i “oldukça memnun” olduğunu yüzde 1’i bilmiyorum/yanıt yok şeklindeki görüşünü ortaya koydu.

 

Siyasi liderlere ilişkin olumlu ve olumsuz görüşlerin sorulması üzere AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu yüzde 48 olumlu, yüzde 40 olumsuz, DİSİ Başkanı Nikos Anastasiadis için yüzde 47 olumlu, yüzde 47 olumsuz;  DİKO ve Meclis Başkanı Marios Karoyan yüzde 46 olumlu, yüzde 42 olumsuz; KS EDEK Başkanı yüzde 43 olumlu, yüzde 47 olumsuz, EVRO.KO Başkanı Dimitris Şilluris yüzde 29 olumlu, yüzde 56 olumsuz, Çevreciler Hareketi Genel Sekreteri Yoanna Panayotu yüzde 34 olumlu, yüzde 33 olumsuz, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat yüzde 10 olumlu, yüzde 80 olumsuz oy aldı.

 

Milletvekilliği seçimlerinde hangi partiye oy vereceksiniz sorusuna ise yüzde 26.5 DİSİ, yüzde 26.1 AKEL, yüzde 10.2 DİKO, yüzde 6.8 KS EDEK, yüzde 1 Çevreciler ve Ekologlar Hareketi’ni tercih ederken, yüzde 5.4 boş/geçersiz oy kullanacağını, yüzde 4.8 oy kullanmayacağını veya çekimser kalacağını, yüzde 15.5’i ise henüz karar vermediğini belirtti.

Rum Yönetimi Başkanı olarak seçmek istediğiniz siyasetçi kimdir sorusuna yüzde 31’i Dimitris Hristofyas, yüzde 22’si Yoannis Kasulidis, yüzde 7’si Markos Kiprianu, yüzde 7’si Nikos Anastasiadis, yüzde 5’i Yannakis Omiru, yüzde 2’si Marios Karoyan, yüzde 2‘si Nikos Kutsu, yüzde 2’si Vasos Lissaridis, yüzde 1’i Nikolas Papadopulos tercihini yaptı.

 

YOKSULLUK ORANI

 Güney Kıbrıs’ta nüfusun yüzde 16’sının yoksulluk sınırında olduğu bildirildi.

 

Alithia gazetesi bir açık oturumda ortaya konan Eurostat 2007 verirlerine dayanarak verdiği bu bilgi dışında 65 yaş ve üzeri nüfusun yüzde 52’sinin yoksulluk sınırında bulunduğunu, bu oranın Avrupa’daki en yüksek oranlardan olduğunu ve çoğunluğunu kadınların oluşturduğunu kaydetti.

 

Tek başına yaşayan 65 yaş ve üzerindekilerin yoksulluk oranının daha da trajik olduğunu belirten gazete, tek başına yaşayan yaşlıların yoksulluk oranının 70’e ulaştığını ve yine bu oranın çoğunluğunu kadınların oluşturduğunu yazdı.