www.trncinfo.com

 
 
 
 
 
 
 

 

 
 
make money stuffing envelopes

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Makale ve YORUMLAR

Arşiv

RUM YAZAR RUM VAHŞETİNİ ANLATIYOR

Rum milliyetçiliğini sorgulayan yazılarıyla dikkat çeken ve özellikle Kıbrıslı Türklere uygulanan toplu katliamlar ile ilgili olarak “Kan Sesi” isimli bir belgesel hazırlayan Rum yazar Antonis Angastiniyotis “Kıbrıslı Türkler’e Karşı Barbarlıklar...Madalyonun Öteki Yüzü” başlığıyla 1974’te katledilen Muratağa ilkokulu çocuklarına adadığı yazısında Rum vahşetini gözler önüne serdi.

Angastiniyotis, yazısında özetle şunları kaydetti:

"Bana tekrar tekrar eski yaraları niye deştiğim ve geçmişi niye unutulmaya terk etmediğim soruluyor. Yanıt son derece basittir. Yaralar eski değildir, öyle olsa siyahlar giyinmiş analar, silahlar, askerler ve barikatlar olmayacaktı. 40 senedir bu adada yaşadığım halde ancak geçen yıl gerçeklerin diğer yarısını keşfetmeye başlamış birisi olarak her bulduğum gerçek ruhumda derin yaralar açıyor.

Propaganda duvarını aşıp da toplumun bilerek gerçeğin yarısını gizlediğini veya sana herşeyi çarpıtarak söylediğini anlayınca geçmiş korkunç bir ‘şimdi’ oluyor. Birden daha fazla gerçek bulmak istiyorsan çıplak ellerin kanlanıncaya kadar toprağı eşelemen gerektiğini anlıyorsun. Konuşursan sana hain derler, yaşamın tehdit edilir, dostlarının çoğu sana sırtını döner. Tamamen yalnız kalabilirsin.

Yalnızlık artık beni korkutmuyor. Bir süreden beri geceleri Muratağa’dan bir yığın çocuk yatağıma çıkar ve birlikte küçük meseller okuruz. Onlar hikayelerini dünyaya anlattığım için memnun bana gülümserler, ben ise küçük vücutlarındaki kurşun yaralarını sayamadan ayrıldıkları için hıçkırıklara boğulurum. Yaralar eski olamaz, çünkü uyandığım zaman beyaz çarşafların üzerinde kırmızı lekeler bulurum. Yaralar eski olamaz, çünkü şimdiye kadar kimse özür dilemiş değildir.

Kıbrıslı Rumlar’la Kıbrıslı Türkler arasındaki düşmanlığın tarihi yeni değildir. 1974’te başlamadı, 1963’te değil, Bizans çöktüğünde de değil. Çok daha önce başladı, Habil ve Kabil’in döneminde. Başlangıcı insanların kalplerindedir ve köklerinden sökülmedikçe, Kabil’in cesedini gömecek uygun bir yer veya Habil’den intikam almak için iyi bir fırsat kollayacağız.

Bu kitabın yazılma amacı siyasi değil, sosyaldir. Ancak olayların politik yönünden de kaçınabilmek mümkün değildir. Esas hedef her Kıbrıslı’nın, özellikle Kıbrıslı Rumlar’ın kalbine hitap etmektir. Çünkü ben de yerimizin politik durumuna bu yönden bakmayı öğrendim.

Hem adanın yeniden birleştirilmesi amacıyla (Annan planı) son yapılan referandumun yarattığı iç gerginlik ve hem de dünya ile günlük temaslarım, beni tek bir sonuca götürüyor. İnsanların kalplerinin derinliklerinde yeşermiş olan aşırı milliyetçilik, toplumların uzlaşmasına en büyük engeldir. Durumun değişmesi için de gerçeklerin tarihin karanlık köşelerini aydınlatılmasına izin vermemiz gerekir. İnsanların pişmanlık duyulmadan paklanılmaları, kendi hatalarını tanımadan da pişman olmaları mümkün değildir.

Kıbrıslı Rum gençlerin çoğunluğu adayı bölünmeye götüren olaylarla ilgili çok az şey biliyor. 1974’ün trajik olayları, iki toplumun ayrılmasına yol açan olayları örten muazzam büyüklükte bir perde olarak kullanıldı. Okullarımızda EOKA’nın kahramanlıklarından bahsedildikten sonra 15 yıl atlanarak 1974 ile devam edilmesi beni her zaman etkilemiştir. Ya 1960 ile 1974 arasında hiçbir şey olmadı veya kimse olanları tartışmak istemiyor. Bu devrenin olaylarını araştırırken herhalde ikinci şıkkın doğru olduğu anlayışına vardım.

Bu araştırmayı yazmaya başladığımda kuzenim, Yunanistan’da öğrenci olan iki kızıyla evimde ziyaretime geldi ve 1963-74 olaylarını tartışmaya açtık. Öğrenci kızlar hiçbir şey bilmiyordu, annelerinin bildikleri de çok karışıktı. Tartışmanın bir yerinde Kıbrıslı Rum liderliğinin bazı hatalarından söz ettim ve bu birden bire kuzenimdeki milliyetçilik canavarını harekete geçirdi, sözü aldı ve vurguladı: ‘Makarios’un en büyük hatası rahat etmemizi sağlamak için tüm Kıbrıslı Türkleri öldürmemiş olmasıydı.’

Bu yıllar boyunca karıncayı bile incittiğini görmediğim tatlı ve güzel kadın, birdenbire toplu cinayet işleyebilecek bir katile dönüştü. Bütün bir ırkın tamamen yok edilmesini talep ediyordu. Ona şöyle dedim: ‘Yani tüm çocukları okullardan, tüm anaları bebekleriyle ve bütün erkekleri işlerinden toplamamızı, Mesarya’daki büyük bir çukura götürmemizi ve katletmemizi mi demek istiyorsun... Bu katillerden yahut mezarı örtecek buldozerleri kullananlardan biri mi olmak istiyorsun...’

Sessizlik oldu. Yaptığım benzetme dediklerini tam olarak anlamasına yardımcı oldu. Yine tartışmada sözü ben aldım. ‘Bunu geçmişte Ayvasıl’da, Muratağa’da, Atlılar’da, Taşkent’te denedik, ancak tek başardığımız çabalarımızın meyvalarını biçmek oldu.’

Çocukluğumuzdan beri bize Türkler’in barbar köpekler olduklarını öğrettiler. Teyzem bana ‘Vaftiz olmadıkları için kokarlar’ derdi. İncil’e göre ise biz çevremizi seven medeni Hristiyanlarız. O zaman niye bizim dini liderimiz Makarios 1964’te, ‘Türkiye Kıbrıslı Türkleri korumak için müdahale ederse kurtaracak bir Kıbrıslı Türk bulmayacak’ dedi.... Yanıt açıktır. Kıbrıs’ta ‘başka papazın vaazı’ diye bir söz vardır. Bu bazı durumlarda bizim nefret edebilmemize izin verir. Bu kitap bu özel durumların bazıları ile ilgilenecek.

‘Kıbrıs meselesi 1974’te başladı, mesele işgaldir, işgalci askerin adadan çıkması ile mesele halledilir’ edebiyatını yapanlar karşısında Kıbrıslı Türkler, Türk askeri adadan çıktığı takdirde başlarına gelecek olanları çok iyi bilmektedirler. Çünkü Türk askeri gelmeden yaşadıkları 11 yılın acısı, ezgisi hatıralardan çıkmamıştır. AB Papadopulos’a ‘Türk askeri Kıbrıs’a barışı getirmiştir, barışın koruyucusudur, çünkü sen Kıbrıs’ın tümüne sahip çıkma eylemini sahte Kıbrıs Hükümeti adı altında yürütüp silahlandıkça Kıbrıs Türklerinin korunmaya ve devletlerini sana karşı koruma hakları vardır’ demelidir.

Barış, birleşme, uzlaşma isteyenler gerçekleri görmeli gerçekçi davranmalıdırlar. Kıbrıs’ta gerçekler 40 yıldır gözardı edilmiştir. Bunlar da Kıbrıs’ta self determinasyon hakkına haiz iki eşit halkın varlığı ve bunlardan birinin diğerine hükmetme, diğerini temsil etme, Kıbrıs’ın tümünün hükümeti olma hakkı olmadığıdır....”

 


[ Webmaster]