“KIBRIS... BİR AVRUPA SORUNU”
(Xavier Batalla, La
Vanguardia, 19 Kasım 2005)
İspanya'da yayımlanan La Vanguardia gazetesinin 19 Kasım
2005 tarihli sayısında, KKTC'nin 22. kuruluş yıldönümü kutlamalarına davet
edilen La Vanguardia gazetesi muhabiri Xavier Batalla imzasıyla ve yukarıdaki
başlık altında yer alan röportajın özet çevirisi şöyledir:
Kıbrıslı Türklerin son 40
yıl içerisinde liderliğini yürüten Rauf Denktaş, KKTC'nin 22. kuruluş törenleri
sırasında kendini yalnız hissetmedi. Geçen salı günü, KKTC'nin kuruluş yıldönümü
nedeniyle düzenlenen geleneksel askeri geçit törenlerine katılanlar, Denktaş'ı
coşkuyla karşıladılar.
Denktaş, 1963 yılından beri
Kıbrıslı Türkleri uluslararası alanda temsil etti. Türklerin 1974 yılında adayı
işgal etmeleri üzerine kurulan Türk devletinin başına geçti. 1983 yılında bu
devlet bağımsızlığını ilan ederek KKTC adını aldı. 22 yıllık aradan sonra
Denktaş'ın liderliği devam ediyor. Bir yıl önce yeniden seçilmek üzere aday
olmaktan vazgeçmesi üzerine, salı günü yapılan askeri geçit törenine başkanlık
etmiyordu. Adada şimdiki durum 1963 yılından çok farklı.
Kıbrıs, 1960 yılında
kazandığı bağımsızlıktan bu yana rahat bir nefes alamadı. Adadaki Türkler (yüzde
20) ile Rumlar (yüzde 80) arasındaki gerginlik, İngilizlerin adadan ayrılmasıyla
başladı. Kıbrıslı Türkler, Rum yöneticilerin adada Anayasa ile belirlenen yetki
dağılımına saygı göstermeyip şiddete başvurduklarını belirttiler. Denktaş, bir
güç gösterisine dönüşen askeri geçit töreninden önce (adada bulunan Türk
askerlerinin sayısı 40 bin, Kıbrıslı Türk askerlerin sayısı 4 bin 500)
yaptığımız görüşmede, "7-10 gün içinde 103 köyü yakıp yıktılar. Halkımız
gettolarda yaşamaya başladı. Bu 11 yıl sürdü. İngiliz yüksek komiseri, Türklerin
tavşan gibi öldürüldüğünü söylüyordu" şeklinde konuştu.
Kıbrıslı Rumlar ise aksini
söyleyerek, Türklerin 1974 yılında Kuzey Kıbrıs'ı işgal etmeleri sonucu
anlaşmazlığın başladığını iddia ediyorlar. Ankara'ya göre, Kıbrıslı Türkleri
korumak için adaya askeri müdahalede bulunuldu. BM Barış Gücü askerleri 1963
yılından beri adada görev yapıyorlar. Ada ikiye bölünmüş durumda. Ortadan "Yeşil
Hat" adı verilen sınır çizgisi geçiyor. Son zamanlarda anlaşmazlığa bir yenisi
daha eklendi: Adadaki bölünmeye rağmen, Kıbrıslı Rumlar 2004 yılının Mayıs
ayında AB'ye girdiler. KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat bu konuda La
Vanguardia temsilcisine şunları söyledi: "İçinde Yunanistan ve Kıbrıslı Rumlar
bulunan bir AB, namuslu ve şerefli bir arabulucu olamaz." O zaman sorunun çözümü
için anahtar nerede? Kıbrıslı Türklerin taviz vermeye pek niyetli olmayan
kesimine liderlik eden Denktaş, sayfayı çevirmeyeceklerini ifade ediyor. Çözüm
olarak, 1960 Anayasası'nda olduğu gibi Türklerin azınlık olmadığı, Cumhuriyet'in
kurucusu olarak kabul edileceği bir konfederasyon veya birbirinden bağımsız iki
ayrı devlet kurulmasını gösteriyor. Adanın öbür ucundaki Kıbrıs Cumhuriyeti
Başkanı Tasos Papadopulos'un da fikirleri net: Bir adam bir oy. Bu nedenle
Kıbrıslı Rumlar çoğunlukta. KKTC'de Talat başkanlığındaki koalisyon hükümetinin
tutumu ise, bu iki ayrı görüşün arasında kalıyor. Koalisyon hükümetini, Talat'ın
Türk Cumhuriyetçi Partisi ile Serdar Denktaş'ın Demokratik Partisi oluşturuyor.
Onlar, adada tekrar birleşmenin sağlanmasını, BM'de tek bir bayrak altında
temsil edilmesini ve geçen yıl Kıbrıslı Türkler tarafından kabul edilip Kıbrıslı
Rumlar tarafından reddedilen Annan planını savunuyorlar. Yetkilerin iki toplum
arasında dağıtılmasını öngören Annan planı, Denktaş ve Papadopulos tarafından
ayrı ayrı nedenlerden dolayı kabul edilmedi. Denktaş bağımsızlık isterken,
Papadopulos yetkileri paylaşmak istemedi.
Rauf Denktaş'ın oğlu
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş halen Annan planına güveniyor. Ancak sonsuza
kadar sabırlı kalamayacaklarını da ima ederek, "Türkiye'nin AB'ye gireceği 10-15
yıl kadar bekleyemeyiz. İki yıl daha, Kıbrıs Rum kesimindeki seçimlere kadar
bekleyeceğiz. Favori gözüken Papadopulos tekrar kazanır ve Kıbrıs'ın Yunanistan
olduğunda ısrar ederse, bizi bölen çizgi kesinleşecek" diyor. Denktaş
sorularımıza cevapla şöyle konuşmaya devam ediyor: "Biz Türk pazarıyla tecrit
edilmiş değiliz. İki yıl içinde yeni bir Küba değil, diğer bir Tayvan olacağız.
Bizim ABD'miz Türkiye." Aynı yöndeki sorulara Talat'ın verdiği cevap ise "
Tayvan bir tercih değil. ABD bizi destekliyor. Tercihimiz AB" şeklinde oluyor.
Talat açıklamalarını sürdürüyor: "Papadopulos, önümüzdeki yıllar içinde
yapılacak üyelik müzakereleri sırasında, AB'nin Türkiye'ye baskı yapacağını ve
bu yolla Kıbrıslı Türklerin yalnız kalacağını ümit ediyor ve bekliyor,"
Papadopulos, Kıbrıslı Rum gemilerinin Türk limanlarına girebilmesini istiyor,
ama bu arada Kıbrıslı Türklerin, Güney Kıbrıs'taki limanlara giriş için
yaptıkları talepleri unutuyor. Dışişleri Bakanı Denktaş "Papadopulos'un oyunu,
Türkiye ile AB arasındaki üyelik müzakereleri sırasında baskı yapmaktan ibaret.
Fakat bu konuda başarıya ulaşamayacak. Bizim en büyük müttefikimiz Türk halkı
buna razı olmayacaktır" diye ekliyor. Annan planının onaylanması için, Kıbrıslı
Türklere ekonomik yardım sözü veren ve bu sözünün esiri durumundaki AB şimdi ne
yapacak? Bu sorunun cevabını veren Serdar Denktaş, "Papadopulos'un amacı enosis.
Avrupalılar, bölünmüş Kıbrıs'ın AB'ye girmesiyle büyük bir hata yaptıklarını
kabul ediyorlar. Kıbrıs'taki anlaşmazlık Avrupa'nın bir sorunu haline geldi"
diyor.
|