MİLLİYET (23.5.2006)
SAMİ KOHEN
”Rumlar
"taksim"e oy verdi!”
Kıbrıs Rum kesimindeki seçimlerin sonucunun anlamı açık: Halkın çoğunluğu
Cumhurbaşkanı Tasos Papadopulos'a ve onun izlediği politikalara yoğun destek
veriyor.
Aslında bu seçimler meclis için yapılmıştır. Papadopulos'un partisi DİKO -sandalye
sayısını artırdığı halde- mecliste üçüncü durumdadır. Birinci durumda olan
parti, geleneksel gücünü (bu kez az oy kaybıyla) sürdüren AKEL'dir. Ancak
komünist AKEL, sağcı DİKO'nun iktidar ortağıdır ve Papadopulos'un aktif
destekçisidir.
Sağ veya sol eğilimli "milliyetçi" partilerin de bu seçimlerde aldığı sonuç
hesaba katıldığında, şu tablo ortaya çıkıyor: Yeni meclise Papadopulos'un
politikasını destekleyenler hâkim durumdadır. Bu da Rum liderinin gücünü
artırmaktadır...
Sonucun sonuçları
Bu politikanın ne olduğu da açık: Tek kelimeyle "çözümsüzlük"...
Papadopulos ve bu seçimlerde başarı kazanan diğer partiler -ve tabii onlara oy
verenler- çözümsüzlüğü, örneğin Annan Planı'nın öngördüğü esaslar üzerindeki
bir çözüme (yani iki toplumun siyasi eşitliğine dayalı iki kesimli federal
sisteme) tercih ediyorlar. Onlar için tek çözüm, iki kesimi ancak
çoğunluk-azınlık statüsü içinde birleştirecek bir "üniter devlet" olabilir.
Ne var ki, Papadopulos'un özellikle AB üyeliğinden yararlanarak çevirdiği
bütün manevralara ve Türkiye'yi baskı altında tutma çabalarına rağmen, Kıbrıs
Türklerinin ve Türkiye'nin böyle bir "çözüm"e kesinlikle yanaşmayacağı açık.
Olsa olsa, Rum yönetiminin bu politika üzerindeki ısrarı, zaten çoktan oluşan
bölünmeyi büsbütün derinleştirecek ve kemikleştirecektir.
Seçimlerin sonucu Rum halkının çoğunluğunun bu gidişata bilerek veya
bilmeyerek yeşil ışık yaktığını gösteriyor. O zaman da oylarıyla bu sonucu
yaratanların bundan sonraki gelişmelere katlanmaları gerekecektir.
Çoğunluğun isteği
Rum kesiminde "VPRC Public Issue" adlı kamuoyu araştırma kurumunun yaptığı bir
anketten çıkan sonuçlar da, Rumların çoğunluğunun artık birleşmeden umudunu
kestiğini ve hatta Türklerle beraber yaşamak istemediğini ortaya koydu.
Örneğin 45 yaşının altındaki Rumların yüzde 61'i Türklerden ayrı yaşamak
istediklerini söylüyorlar. Annan Planı'na dayalı çözüm isteyenlerin oranı
sadece yüzde 1, Papadopulos'a güvenenlerin oranı ise yüzde 67...
Bu durumda Kıbrıs sorununun çözümü için yeni bir sürecin başlaması olasılığı
giderek zayıflıyor. Seçimlerde aldığı destekten sonra Papadopulos'tan uzlaşma
yönünde bir gayret görmek ise büsbütün hayal...
Peki, Rum kesiminde bunun Türk tarafının da -zaten sarsılan- umutlarını
kaybetmesine yol açacağını ve sonuçta devam eden "fiili taksim" ile beraber "iki
devlet realitesi" sürecine girileceğini gören yok mu? Sayıları az, sesleri
cılız da olsa, var tabii. "Cyprus Mail" gazetesinde yorumcu Lukas Haralambus
şöyle yazıyor: "Üzücü bir gerçekle karşı karşıyayız. Rumlar büyük çoğunlukla
bölünmeden, yani iki bağımsız devletten yana. Bu, öfkeye neden olsa da,
çoğunluğun isteğine uymak zorundayız."
Karadağ'da halkın Sırbistan'dan ayrılıp bağımsızlığa "evet" dediği bir sırada
yayımlanan bu cümleler düşündürücü...