www.trncinfo.com

 
 
 
 
 
 
 

 

 
 
make money stuffing envelopes

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Makale ve YORUMLAR

Arşiv

EYLÜL 2006

FURSAN EL ARAB
ATEF SÜLEYMAN

"Kuzey Kıbrıs adasında yaşayan Müslüman, barışçı ve munis halkın özellikleri; sadakat, çalışkanlık, pes etmemek, dayanmak ve kararlılıktır. Kendine özgü bir varlık olan bu halk; uluslararası bir tanınma arayışında olup, haklarını savunmakta, kendilerine ve benzerlerinde eşine rastlanmayan özelliklere sahip topraklarında iddialı bir gelecek sağlamak için uğraşmaktadır. Bu toprak üzerinde, Kıbrıs Rumlarının uzlaşmazlığı karşısında ve uluslararası camianın Kıbrıs sorununa tek gözle bakmaya devam etmesi üzerine bağımsız bir devlet olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini bu halk kurdu. Böylece bu halk, üzerinde yaşadıkları toprağı savunmak için var gücüyle çalışıyor ve haklılığına inandıkları davaları uğruna ölümüne mücadele veriyor. Oraya KKTC Dışişleri Bakanlığı 'nın daveti üzerine gittim. İlk gördüğüm, en basit vatandaşından en üst yetkilisinde o ortak tevazu etiketiydi. Bunu Cumhurbaşkanları Sayın Mehmet Talat'ın şahsında gördüm. Bunu, bir avukat hünerliğine, bir üstat derinliğine, bir şair inceliğine, bir savaşçı .kişiliğine, bir hak sahipliği cesaretine ve büyük bir siyaset zekasına sahip önceki Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş'ta gördüm. Bu insan, çağdaş dünyamızda nerdeyse eşsiz bir örnektir. Gerçekten Denktaş, Kıbrıs meselesinin modem tarihinde iki başlıca isimden biridir. Denktaş, dÜn olduğu gibi bugün de halkının davasının hakkettiği noktaya gelmesi için düşünce ve irade olarak en iyi temsilcisidir. Hepsinin tek istediği Kıbrıs meselesinin çözülmesidir. Türkiye, 1960 anlaşması uyarınca, onları, yıllarca maruz kaldıkları etnik temizleme sürecinden kurtarmak için kucaklamıştır. Gerçekten Türkiye, Kıbrıs'ta Müslüman bir Türk toplumunun kıyıma uğramasına izin vermemiştir. Bu bir hayal mahsulü değil, bir hakikattir. Dolayısıyla, mesele Kıbrıs RumIarı için daha bitmemiştir. Çünkü onlar, adayı tümüyle ele geçirmek olan amaçlarını gerçekleştirememişlerdir. Onlar Kıbrıslı Türkler olarak devlette ortaklardı ama, uzaklaştırıldılar. Sorun da bu ortaklıklarının temellerini kurtarmaktadır. Bu temellerin özünde, onların Kıbrıs'ın egemenliğinde, bağımsızlığında ve topraklarında ortaklığı yatmaktadır. Onların, uzaklaştırırlarken Kıbrıs'ın idaresinde tam hakları vardı. Bu haklar, 1974 yılında Türkiye'nin sayesinde kurtarıldı. Bu hakların daha sonra Kuzey topraklarında temelleri atıldı. Böylece, Kıbrıslı Türkler kuzeyde varlığını kurdu. Türk Ordusu da sınırda bekliyor. Türk Ordusu Kuzey Kıbrıs'ın çağrısı üzerine orada. Türk Ordusu, Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıslı Rumlar tarafından yok edilmeleri yönünde beslenen niyetin ve adanın tamamen ele geçirilmesi hedefinin önüne geçilmesi için yaptığı çağrı üzerine ordadır. ABD'nin eski başkanı Bill Clinton'un dediği gibi adanın iki sahibi vardır: Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler. BM Güvenlik Konseyi kararları da, Kıbrıs'ta egemenliğin birlikte kaynağı olan iki toplumunun varlığını teyid ediyor. İşte, Kıbrıs'ın gerçekleri bunlardır. Oranın yetkilileri, Arap ve İslam ülkelerinin kendilerini dinlemesini istiyorlar. Bu ülkelerden girişimler bekliyorlar. Ta ki, yılların geçmesine rağmen hala bugün de adil biçimde çözülmeyen Kıbrıs meselesi anlatılsın ve çözülebilsin. Burada yetkililer, Arap ve Müslüman ülkelerden yetkilileri görmek, onlarla konuşmak, onların görüşlerını dınlemek ıstıyorlar. Ancak bu şekilde Kıbrıs meselesinin gerçeği anlaşılabilir. Başka türlü yapılırsa, adaletsizlik olur. KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Mehmet Ali Talat, Arap, İslam ve tüm dünya ülkeleri ile uluslararası örgütlere; bir bütünün parçası oldukları, bu konuda birçok şey yapabilecekleri, artık meselelere doğru şekilde bakmaya başladıkları ve 40 yıl boyunca Kıbrıslı Türkler hakkında çok hata yapıldığını artık anlayabilecekleri mesajını veriyor. Ama, Cumhurbaşkanı, İKÖ üyesi ülkelerin toplantılarda Kıbrıslı Türk yetkililerini çok samimi, kardeşçe ve anlayışla karşıladıklarını, fakat daha sonra KKTC'nin adı konu olunca bir nevi tereddüte düştüklerini söylemeyi de ihmal etmiyor. . Kuzey Kıbrıslı yetkili bir Türk, federal çözümden yana olduklarını belirterek, sözlerini şöyle açıyor: 'Birbirimize karşı dürüst olalım. Biz, Kıbrıslı Rum kesimine, sizi asla Kıbrıslı Türklerin ve adanın tümünün üzerinde söz sahibi olarak kabul etmeyeceğimizi bildirirken yeterince dürüst davranıyoruz. Bize 35 boyunca egemen olma çabalarınız iflas etti. 1963-1974 yılları arasında bize bir sürü savaş açtınız. Ama ayakta kalmayı bildik ve devletimizi kurduk. O zaman, bu devletten, sizinle barış tesis etmek uğruna kendisini fesh etmesini beklemeyin. Soruna bir çözüm olacaksa, bu çözüm mutlaka günümüz gerçekleri üzerine kurulmalıdır. Biz, halkının tüm fertlerinin onayı ile kurulmuş bir devlet olarak, kendi kendimizi ortadan kaldırmayız. Biz onlara diyoruz ki dost olmak istiyorsanız biz varız. İyi komşular olmaya hazırız. Ortak çıkarlarımız için karşılıklı temaslarımızın olmasını isteriz'. Kıbrıslı Türkler, meselenin nasıl çözüleceğini iki devlet olarak karşılıklı görüşülmesini istiyorlar ve bu meselenin de ele alınmasında konfederasyonu gerçekçi çözüm olarak görüyorlar. Çünkü bu, Kıbrıslı RumIarın, adanın tümünün hükümeti olduğu iddiasına yerinde bir yanıt olacaktır. Genel olarak, bu güzel ülkeye ilk ziyaretimde, yöneticilerinin, dünyanın tanımasıyla haklarının elde edilmesi ve hedeflere ulaşılmasında iyimser ve umutlu olduklarını gördüm. Devlet olarak tüm dünya ile barış içinde yaşamak istiyorlar. Özellikle, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum kesimleri arasında, özlü bir ilerleme kaydedilmesi, meselenin kapsamlı çözülmesi, güven köprülerinin atılması ve işbirliğinin kurulması için ciddi çabalar vardır."


[ Webmaster]