"Kuzey tarafı savaş biter bitmez güneydeki
havayı yok etti; fakat 30 yıllık süre zarfında çok değişim yaşandı. Artık
güneydeki havayı rahatlatmanın zamanı gelmedi mi? “Kıbrıs” gazetesi yayıncısı
Ergüçlü bu soruya verecek ciddi yanıtı olmadığı için şakayla karışık “Güney
başka bir ülke ve orada yağmur başka yağıyor” diyor. Herhangi bir gelişme
olmadığı sürece gazetenin meteoroloji haritasında Kıbrıs bölünmüş olarak
gösteriliyor. Atina Cuntası’nın tetiklediği 1974 yılındaki Kıbrıs krizinden beri
kuzey kesiminin Türk askeri tarafından kontrol altında tutulduğu adada, “Kıbrıs”
gazetesinin hava durumu haritasında kuzey kesimi güneşli veya yağmurlu
gösterilirken, güney kesimi sadece gri bir bölge olarak gösteriliyor.
Bu durum, kuzey ve güneyde yaşayan genç
nüfusun birbirini nasıl gördüğünü yansıtmaktadır. İki taraf da BM tarafından
kurulan koridorun sonunda dünyanın bitmediğini biliyorlar; ancak, karşı tarafın
nasıl yaşadığını, neler düşündüğünü bilmiyor ve öğrenmek için de ilgi
göstermiyorlar. Bölünmüş ada bilinciyle yetişen genç Rumlar tekrar birleşmeyi
istemiyorlar. 2004 yılının Nisan ayında ada halkının oylamasına sunulan Annan’ın
tekrar birleşme planı, adanın kuzeyinde %65 oyla kabul edilirken, güneyde %75
oyla reddedilmiştir. Tekrar birleşmeyi onaylayan Süleyman Ergüçlü, “Güneydeki
zihniyetin değişmesini beklemek zorundayız. Ama bu çok uzun sürebilir, çünkü Rum
öğrenciler Türkleri ülkelerini işgal eden barbarlar olarak görüyorlar” diyor ve
tarih kitaplarında bu anlaşmazlıktan adeta “Türk askeri sanki günün birinde
gökyüzünden indi, adanın %40’ını işgal etti ve Rumları yerlerinden etti”
şeklinde sözedildiğini; ancak, Kıbrıs Türklerine karşı daha önceden yapılan
misillemelerden bahsedilmediğini belirtiyor ve Kuzey Kıbrıs’ta okutulan tarih
kitaplarında da benzer çarpık bilgilerin bulunduğunu sözlerine ekliyor.
Yayınevinden çok da uzakta olmayan “Barbarlık
Müzesi” henüz bu yeni oluşumdan payını almış değil. Kuzey Kıbrıs’ın başkenti
Lefkoşa’nın dar sokaklarından birinde bugün müze olan bu evde 1963 yılında bir
Türk subayının ailesi ve ziyaretçileri katledilmiştir. Serginin en önemli
parçası banyo küvetinde öldürülen çocukları ve annelerini gösteren fotoğraftır.
Evin banyosunun bütünü, duvardaki kurşun
delikleriyle birlikte müzenin parçasıdır. Müzeye okul gezileri düzenlenmekte,
aileler burayı ziyaret etmektedirler. Çocukları kimin öldürdüğünü soran bir
çocuğa annesinin cevabı “düşman” olmuştur. Açıklayıcı tabelalarda katliamın
“çıldırmış Rumlar” tarafından yapıldığı; müzenin kitapçıklarından birinde “bu
Rum barbarlığının bağıran bir örneğidir” yazmaktadır.
Kuzey Kıbrıs Dışişleri Bakanı olarak görev
yapan Turgay Avcı yakın geçmişte yaşanan olaylarla ilgileniyor ve “Gerçek şu ki,
Rum kesimi Annan Planı’nı reddetti. Başka bir gerçek de şu ki, Kuzey Kıbrıs var;
biz buradayız ve burada yaşıyoruz” diyor. Kuzey Kıbrıs’ın tanınmasının ve
izolasyonların kaldırılmasının artık zamanı geldiğini belirten Avcı, 730,000
nüfuslu Güney’in ve 220,000 nüfuslu Kuzey’in yakın gelecekte birleşmesini olanak
dışı görüyor ve hükümetin asıl amacının Ercan Havaalanı’nın açılması olduğunu,
fakat Rum tarafının bunu engellediğini, kuzeydeki plajların güneye göre daha
güzel olduğunu ve Rumların turizme yapılan yatırımlardan korktuklarını dile
getiriyor.
Ankara ve Brüksel arasında Kıbrıs yüzünden
çıkan anlaşmazlıktan beri Turgay Avcı çok meşgul; ancak, üzerindeki ilgiden
biraz da memnun görünüyor. AB ile Türkiye arasındaki yakınlaşmanın Kıbrıs
yüzünden sallantıya girdiğini kabullenmeyen Avcı, AB’nin Türkiye müzakerelerini
durduramayacağını, çünkü Türkiye’nin AB için siyasi, ekonomik, stratejik ve dini
unsurlar yönünden çok önemli olduğunu; ayrıca hiç kimsenin Kıbrıslı Türklerin
kendilerini koruyan Türkiye’nin AB üyeliğine yardımcı olmak için taviz vermeye
hazır olduklarını düşünmemesi gerektiğini belirterek, “Eğer Rumlar egemenlikleri
altında azınlık olabileceğimize inanıyorlarsa, aldanıyorlar" diyor.
Kıbrıslı Türkler bölünmenin sona ereceğine
artık inanmamaktadırlar. Lefkoşa’da üzerinde çimler biten Tampon Bölge’nin bir
köşesinde bir futbol sahası ortaya çıkmıştır. BM, Türk futbol kulüplerinden
birine çimlerin bakımıyla birlikte iki kale yerleştirilmesi iznini vermiş, fakat
Türkler ile Rumlar arasında şimdiye kadar dostluk maçı oynanmamıştır”.