www.trncinfo.com

make money stuffing envelopes

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Haber 

MÜZAKERE SÜRECİ

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın Kıbrıs sorununa çözüm bulma yönündeki iyi niyetli girişimi ile 8 Kasım 2001’de başlayan yüzyüze görüşmeler, Annan Planı’nın BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından taraflara sunulmasının ardından tarafların 10-11 Mart 2003 tarihinde Lahey’de biraraya gelmesi ve Türk tarafının Plan üzerinde değişiklik yapılmadan kabul edilmesi yönündeki baskıya karşı çıkmasıyla, anlaşmazlıkla sonuçlanmış ve kesintiye uğramıştır.

Görüşmelerin kesildiği bu süre zarfında, Kıbrıs Rum Kesiminin AB üyeliğinin sağlanacağı Mayıs 2004’e kadar Kıbrıs sorununa kalıcı bir çözüm bulunması ve görüşmelerin tekrar başlatılması ile ilgili olarak Türkiye ve KKTC tarafından ortak bir girişim başlatılmıştır.

Bu çalışmalar çerçevesinde 8 Ocak 2004 tarihinde Ankara’da, Türkiye Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer başkanlığında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Genel Kurmay Başkanı Hilmi Özkök ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül’ün katıldığı Kıbrıs Zirvesi gerçekleştirilmiştir.

Zirvenin ardından Kıbrıs’la ilgili müzakere süreci başlamadan Türkiye ile KKTC arasında ortak tutum belirlenmesine yönelik temaslar gerçekleştirilmiş ve bu bağlamda Kıbrıs sorununa bir çözüm bulunması yolunda görüşmelerin en kısa zamanda başlatılması ile ilgili olarak KKTC Meclisi’nde temsil edilen parti liderleri, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Ankara’ya davet edilmiştir.

Bununla birlikte 11 Ocak 2004 tarihinde Ankara’ya giden Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan arasında gerşekleşen görüşmede ''BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonu çerçevesinde ve Ada'daki gerçekler temelinde kalıcı ve adil bir barışa ulaşılması” konusunda görüş birliğine varılmış ve “Kıbrıs meselesinin müşterek ve milli bir dava olduğu, hedefin de kalıcı barış, kalıcı uzlaşma, geçmişin tekrarlanmaması, halkımızın refahı ve güven içinde yaşaması'' olduğu vurgulanmıştır. 

23 Ocak 2004 tarihinde Çankaya Köşkü'nde Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer başkanlığında yapılan Türkiye Milli Güvenlik Kurulu (MGK), Türkiye'nin, BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonuna olan desteğini sürdürdüğünü belirtmiş ve Annan Planı da referans alınarak Ada'nın gerçeklerine dayalı bir çözüme, müzakereler yoluyla hızla ulaşılması konusundaki siyasi kararlılığını yineleyen bir bildiri yayınlamıştır. (MGK’nın bildirisi)

Ardından Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Başbakan Mehmet Ali Talat ve Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş Kıbrıs konusunda gelinen son durum ve bundan sonra atılacak adımlarla ilgili Türkiye devlet ve hükümet yetkilileriyle temaslarda bulunmak üzere 25 Ocak 2004 tarihinde tekrar Ankara’ya gitmiştir. Cumhurbaşkanı Denktaş, Türkiye Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’le temaslarda bulunarak “Birleşmiş Milletler müzakere süreci çerçevesinde sorunun çözümüne yönelik temel tutum ve ilkeler konusunda Türkiye ile KKTC arasında anlayış birliğine” varıldığı ve “Kıbrıs’ta kalıcı bir barış ve çözüme 23 Ocak 2004 tarihli Milli Güvenlik Kurulu açıklamasında belirtilen esaslar çerçevesinde müzakereler yoluyla hızla ulaşılması amacıyla işbirliği” kararı alındığı belirtilmiştir.

Bu temaslar sonucunda belirlenen ortak politikanın bir neticesi olarak, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan 24 Ocak 2004 tarihinde Milli Güvenlik Kurulu’nun aldığı kararlar çerçevesinde BM Genel Sekreteri ile Davos’ta yaptığı görüşmede Türk tarafının Annan Planı referans olmak kaydıyla BM Genel Sekreteri'nin iyi niyet misyonunu desteklediğini ve arabuluculuk sürecinin hızla işletilerek, Kıbrıs'ta 1 Mayıs'tan önce bir çözüme varılmasını temenni ettiğini bildirmiştir. Erdoğan daha sonra 28 Ocak 2004 tarihinde ABD Başkanı George W. Bush ile Beyaz Saray’da yaptığı görüşmede  ise Annan Planı referans alınarak müzakere sürecinin hemen başlatılması gereği üzerinde durarak kısa sürede çözümden yana olduklarını ifade etmiştir.

Ardından 4 Şubat 2004 tarihinde Ankara’da KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Türkiye ve KKTC Başbakanları Recep Tayyip Erdoğan ile Mehmet Ali Talat, Türkiye ve KKTC Dışişleri Bakanları Abdullah Gül ile Serdar Denktaş'ın katıldığı Kıbrıs Zirvesi yapılmıştır. Zirvede, Türkiye ve KKTC olarak Kıbrıs'ta adil ve kalıcı bir barışa ulaşılması yönündeki müşterek hedef teyit edilmiş ve Türkiye ile KKTC, BM Genel Sekreteri'nin çabalarına yardımcı olmak ve destek vermek üzere müşterek gayretler sarf etmek hususunda mutabık kalmışlardır.

Tüm bu girişimler neticesinde BM Genel Sekreteri Kofi Annan, 5 Şubat 2004 tarihinde taraflara Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Tasos Papadopulos’u müzakerelere yeniden başlamaları için 10 Şubat Salı günü New York’a davet eden bir mektup göndermiştir. Genel Sekreter mektubunda müzakerelerin hedefinin anlaşma metninin tamamlanarak, Nisan 2004’te referanduma sunulması ve 1 Mayıs 2004’te birleşik bir Kıbrıs’ın Avrupa Birliğine girmesi olduğu belirtilmiştir.

10 Şubat 2004 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan, daveti üzerine New York’a gelen taraflarla önce tek tek görüşmüş, ardından üçlü görüşmeler yapılmıştır. Plandaki boşlukların Annan tarafından doldurması konusunda anlaşmazlıkların olması üzerine Annan, tarafların takvime bağlı kalarak öneri getirmelerini istemiştir. Bunun üzerine 11 Şubat 2004 tarihinde KKTC heyeti Kofi Annan’a üç aşamalı net bir plan sunmuştur. Plana göre Türk tarafı, iki tarafın anlaşamaması halinde müzakerelere Türkiye ve Yunanistan’ın da dahil olmasını, yine uzlaşma sağlanamaması halindeyse Annan’ın hakemliğinin kabul edileceğini bildirmiştir. Türk tarafının önerisi BM Genel Sekreteri tarafından olumlu karşılanırken, Rum tarafının AB’nin de müzakerelere taraf olması ile ilgili önerisi ise AB tarafından reddedilmiştir. New York’taki görüşmeler neticesinde 13 Şubat 2004 tarihinde BM Genel Sekreteri Kofi Annan, görüşmelerin tamamlanmasından sonra yayınladığı bildiride, "10 Şubat’ta başlayan ve 3 gün devam eden Kıbrıs’la ilgili müzakereler sonunda, tarafların iyi niyetle müzakere etmeyi taahhüt ettiklerini" belirtmiştir. (BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın beyannamesi)

New York’ta yapılan görüşmelerde BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın önerisine olumlu yanıt veren taraflar 19 Şubat 2004 tarihi itibarı ile BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto’nun katılımıyla BM kontrolünde bulunan Lefkoşa Uluslararası Havaalanı’nda görüşmeye başlamıştır.

Müzakere süreci:

1. Gün (19 Şubat 2004)

Kıbrıs’ta 1 Mayıs’a kadar çözümü öngören tarihi müzakere süreci 19 Şubat 2004 tarihinde başladı. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos BM Genel Sekreteri’ni temsilen Özel Temsilcisi Alvaro De Soto gözetiminde bir araya geldi.

BM kontrolündeki Lefkoşa Uluslararası Havaalanı yanında bu amaçla oluşturulan konferans merkezinde başlayan görüşmeye Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’a Başbakan Mehmet Ali Talat, Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Aytuğ Plümer ve KKTC Washington temsilcisi Osman Ertuğ eşlik ediyor.

Rum lider Papadopulos’un görüşmeci heyeti ise, Papadopulos’un Diplomatik Ofis Direktörü Tasos Tzionis, Rum Yönetimi’nin BM Daimi Temsilcisi Andreas Mavroyiannis ve Avrupa Konseyi Daimi Temsilcisi Nicos Emiliou’dan oluşuyor.

Cumhurbaşkanı Denktaş: “Rumlar Büyük Bir Rahatlık İçinde..İnşallah Değişirler”

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, görüşmenin dönüşünde yaptığı açıklamada görüşmede Türk ve Rum tarafının gündeme getirdiği konular hakkında bilgi verdi

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rum tarafının  büyük bir rahatlık içinde olduğunu gördüğünü belirterek, “AB üyesi olarak bizim de üye olduğumuzu ve adaptasyon şeklinde bizi de içlerine alma eylemi içerisindeler...İnşallah değişirler” dedi.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş birinci toplantıyı yaptıklarını hatırlatarak, “iki kesimliliğin güçlendirilmesini, zayıflatılmamasını, Annan Planı’nda olduğundan daha güçlü hale getirilmesini istedik” dedi.

Türk tarafında Rumların yerleştirilmesi ile iki kesimliliğin ortadan kalkmakta olduğunu ifade eden Denktaş, iki kesimliliğin 1975’den bugüne Türk tarafının üzerinde önemle durduğu, güvenlik, kimlik ve kişilikle ilgili kurucu ortaklık statüsü ile ilgili bir olgu olduğuna dikkat çekti.

Bu konuda Rumların yaklaşımının “AB kriterleri normları çerçevesinde gereken serbesti tanınmalıdır. İki kesimlilik AB normlarına göre mahkemeler tarafından nasıl kararlaştırılır bilemeyiz” şeklinde olduğunu kaydeden Denktaş, “İki etnik milli kuruluşun ayrılığına dayalı bir iki kesimlilik öngörmüyorlar” dedi.

Rumların iki kesimli bir idareden bahsettiğini, bir kesimde idareyi Rumların diğerini de Türklerin yapacağını ancak kesimlerin yüzde yüz Rum veya Türk olmasının kabul edilemeyeceğini söylediklerini anlattı.

İki kesimliliğin içine mal mülk konularının da girmekte olduğunu ve bunların süratle halledilmesi gerektiğini vurgulayan Denktaş şöyle konuştu:

“Bizim için en önemlisi 1963’den 1974’e kadar insanlara yapılan hasarın tazmini konusunda bir komisyonun kurulmasını istedik. Bu konuda da şimdiye kadar tatminkar bir cevap alamadık. Annan Planı’nın kriterlerine uyar mı uymaz mı diye münakaşa açıldı. Annan Planı, bazı tazminatları öngörmektedir. Bizim istediğimiz tazminatların hakkaniyet çerçevesinde ele alınabilmesi için durumun tetkik edilmesi bir komisyon tarafından ve bütün verilerin ortaya çıkmasıdır. Bu önerimiz askıda kaldı şimdilik ama üzerinde duracağız…”

Türk tarafının senatoda kurucu veya oluşturucu devletlerin eşitliğini değil iki milli halkın eşitliği esasının olmasını istediğini belirten Rauf Denktaş, 1960’da olduğu gibi iki milli halkın varlığının temel olmasını istendiğini aksi takdirde kurucu devletlerden gelecek olan üyeler diye kalması halinde ileride çoğunlukla vatandaş olarak Rumların da gelebileceğini kaydetti.

Denktaş, “Burada biz tehlike görüyoruz..”dedi.

Esas olanın iki kurucu egemen halkın varlığı, bunlardan kaynaklanacak yetkiyle ortaklık merkezi hükümetinin doğması olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Denktaş, Fikirler Dizisi’nde de bunun böyle olduğunu, şimdi bunun neden değiştirildiğinin de altının çizilerek konuşulduğunu ifade etti.

 Denktaş, “Bu da askıda kalan bir konu” şeklinde konuştu.

Derogasyonlar konusuna da değinen Cumhurbaşkanı Denktaş, “Bu bizim için çok önemli” dedi. “İki kesimliliği temin için, iki halkın haklarını garanti altına almak için, AB normlarının bir çoğundan derogasyon  istememiz lazım” diyen Denktaş, bunların kabul edilmesi için de esas yasaların içine girmesi gerektiğini söylediklerini kaydetti.

Bu konuda da konuştuklarını belirten Denktaş, ortaya çıkan resmin ise, “Biz AB’a emredemeyiz. Biz anlaştığımız takdirde bu derogasyanlarda, ki henüz anlaşmış da değiliz, mahkemeler ne yapar biz bilemeyiz..” şeklinde olduğunu ifade etti.

Düzenleme istenilen başka bir konunun ise Türkiye AB’a üye oluncaya kadar Türk-Yunan dengesinin muhafazası için Yunanistan’ın Türkiye’den fazla hak iddia etmemesi ve ekonomik açıdan Türk tarafının Rumların seviyesine gelebilmesi için bir geçiş dönemine ihtiyaç olduğuna da dikkat çeken Denktaş bu konudaki görüşlerini ortaya koyduklarını söyledi.

Rumların taleplerine de açıklık getiren Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, “Onlar bizim için süpriz olmadı. Çünkü bugünkü (dünkü) Rum basınında bize söyledikleri bütün açıklığı ile yayınlandı” dedi.

Rum tarafının konuşmalarda, “Kıbrıs artık bir AB üyesidir.Akil denilen anlaşma yani AB muktesebatı yapılmıştır. Dolayısıyla bunlarla oynamaya gerek yok. Yapılması gereken bunun içine siz nasıl oturacaksınız, buna bakmaktır” yaklaşımı gördüklerini ifade eden Denktaş, “Bunlara gerekli cevabı verdik” şeklinde konuştu.

Rum basınından alıntılar yaparak, “Bize görüşmede söylenilenlerin aynını verdiler” diyen ve pasajlar okuyan Denktaş şöyle devam etti:

“İki oluşturucu devletin anayasalarının AB ilkelerine ve uluslararası hukuka uygun olmasının sağlanması..Tamamen bunu istiyorlar. Biz de diyoruz ki “hayır bunun dışında haklarımız var. Özel haklardır. Derogosyonlar olarak bunların korunması lazım… Yerleşikler ve mülteciler konusunu ele aldılar, “Kim oy verecek?’ Yerleşikler referandumda oy veremez ve vermemesi lazım’..diye söze başladılar. Kendilerine hatırlattık bizim anayasamıza göre yerleşik diye birşey yok. Vatandaş var. Bu vatandaşları ayırt etmemiz ve sen verebilirsin o veremez diye ortaya çıkmamız mümkün değil. ‘Buna çare bulun’ diyorlar. Bu kadar bir rahatlık içindeler. ‘Bunun çaresi Anayasayı değiştirmektir’ diyoruz. Böyle bir niyetimiz de yok. ‘Anayasayı varsın değiştirin’ diyorlar. Onun için ne yapmak istedikleri sanırım aşikar oluyor. Bu yaklaşım doğru değil. Biz kendi taraflarında kimlerin yerleştiğini, kaç yıldır kimleri vatandaş yaptıklarını ne soruyoruz ne de sorguluyoruz. İstersek bize liste verebilirlermiş. Böyle bir yaklaşımla mesele halledilmez. KKTC’nin vatandaşı vatandaştır. Son seçimlerde oy verenler, yine oy verme hakkına sahiptir. O günden bugüne herhangi bir kimse oy verecek yaşa gelmişse onlarda oy haklarını kullanacaklardır.”

Rumların, “Biz AB ile anlaşmayı yaptık. Geçiş süreci kısaltılabilir” şeklinde yaklaşımı olduğunu da dikkat çeken Denktaş, geçiş süreci denince Kıbrıs Türkü’nün ihtiyaç duyduğu tedbirlerin aynen kalması gerektiğini, sürecin kısaltılamayacağını vurguladı.

Rumların, Başkanlık konseyi üyelerinin 6’dan 9’a çıkarılması ve görev sürelerinin uzatılmasını istediğini de ifade eden Denktaş, “Bunu derinlemesine konuşmadık” dedi.

Rauf Denktaş, Uluslararası sözleşmeler ve temel yasa komitelerine ilaveten çözümün maliyeti, devletin işleyebilirliği, komisyonların oluşumu diye bir özel komitenin, ‘Çözümün maliyeti ne olur’ konusunu araştıracağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, merkezi hükümetin geçici ve kalıcı binalarının nerede olması gerektiği konusunda bilgi istendiğini ifade ederek, “Neticede bugün (19 Şubat 2004) yapılan temaslarda Rum tarafı büyük bir rahatlık içinde AB üyesi olarak bizim de üye olduğumuz zannediyor ve bazı adaptasyon şeklinde bizi de içlerine alma eylemi içerisinde gördük kendilerini. İnşallah değişirler” dedi.

 

2. Gün (20 Şubat 2004)

20 Şubat 2004 Cuma günü yapılan müzakerelerde merkezi hükümet binalarının yeri, hakimler ve teknik komiteler ele alınırken, Türk heyetin taleplerine rağmen esasa girilemedi.

Cumhurbaşkanlığı’na dönüşünde görüşmeyle ilgili ayrıntıları basına açıklayan Cumhurbaşkanı Denktaş, binalar konusunda her iki tarafın da birer temsilci atayacağını ve bu aşamada Lefkoşa Uluslararası Havaalanı’ndaki eski bir binanın düşünüldüğünü belirterek, Türk heyetin binaların Ledra Palace’ta kurulmasına ilişkin yaklaşımı olduğunu kaydetti.

Denktaş, hakimler konusunda da tarafların 3’er temsilci atamasının, 3 de yabancı hakim belirlenmesinin ele alındığını kaydetti.

Denktaş, kendilerinin “Annan planını önlerine alarak, sayfa sayfa süratle üzerinden geçmeyi, anlaşılamayan konuları bir kenara itmeyi, anlaşılanları işaretlemeyi ve anlaşılamayanları ikinci hafta ele almayı” önerdiklerini belirterek, bu önerilerinin “Denktaş bütün anlaşmayı gözden geçirmek istiyor” tepkisini doğurduğunu kaydetti.

Denktaş, Rum tarafındaki yortu tatili nedeniyle görüşmelerin Pazartesi (23 Şubat 2004) değil Salı (24 Şubat 2004) günü devam edeceğini de bildirdi.

 

3. Gün (24 Şubat 2004)

BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından takvime bağlanan Kıbrıs müzakerelerinin 24 Şubat 2004 günü yapılan bölümünde Kıbrıs konusuna ilişkin temel konuların ele alınmaya başlandı.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada “Bugün (24 Şubat 2004) aldığımız netice, esas temel konulara eğilir hale geldik. Ama henüz bir çıkış yoluna çıkmadık. Temelde henüz, ‘Kıbrıs’ta iki halk vardır, Kıbrıs’ta iki halkın ayrı hakları vardır ve bu haklar kalıcı şekilde korunmalıdır’ konularına geldiğimizde zorluklarla karşı karşıyayız. Ümit ederiz ki zaman içinde bu zorluklar kalksın” dedi.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, KKTC ve Güney Kıbrıs müzakere heyetleri arasında gerçekleşen görüşmede ekonomik komitenin oluşturulması yönünde karar alındığını açıkladı. Avrupa Birliği Parlamentosu seçimlerine Kıbrıslı Türklerin de katılması konusunda gazetelerde yer alan Rum İçişleri Bakanlığı ilanını görüşme masasında Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un dikkatine getirdiğini söyleyen Rauf Denktaş, bu hususun yürütülmekte olan müzakerelerle bağdaşmadığını, bu konuda Rum tarafından açıklama istediğini söyledi.

Papadopulos’un bunun üzerine bu konuda kimseye baskı yapmadıklarını söylediğini ifade eden Denktaş, “Tabiatıyla bizim içimizde Rumların bu davetine icabet eden olursa bunun anlamı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşlığını reddetmektir” dedi.

Cumhurbaşkanı, Papadopulos’un 24 Şubat 2004 günkü görüşmede ayrıca, Rum tarafının planda istediği değişikliklerle ilgili olarak BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a verdiği listeyi daha da açmak istediğini söylediğini belirtti. BM Özel Temsilcisi Alvaro De Soto’nun görüşmelerin gündeminin ne olacağına ilişkin bir değerlendirme yaparak, bunun sonucunda belge hazırladığına, ancak Papadopulos’un bu belgeyi oldukça daraltıcı bulduğuna da işaret eden Cumhurbaşkanı, “Biz de buna itiraz etmedik, görüşeceğimiz çok şeyler vardır” dedi.

Tasos Papadopulos’un, görüşmede Avrupa Birliği üyeliği konusunda Annan Planı’nda yapmak istediği tadilatlar hususunda izahat verdiğini işaret eden Cumhurbaşkanı Denktaş, Türk tarafının Papadopulos’tan bu konuda yazılı açıklama istediğini söyledi ve şöyle konuştu: “Bunu bize yazılı olarak versin ki ona biz de kendi görüşümüzü ekleyerek, gerekirse karşı tadilat sunarak bir yere varmaya çalışalım. Dolayısıyla o konu da yarına (25 Şubat 2004) kalmıştır.”

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rum tarafının, yoğun şekilde silahlanmayı sürdürmesinin de görüşmede gündeme geldiğini ve bu nedenle taraflar arasında gergin dakikalar yaşandığını açıkladı.

Türk tarafının görüşmede derogasyonlar (ayrıcalıklı sapmalar) konusunda kapsamlı bir belge sunduğunu da açıklayan Cumhurbaşkanı, ancak Rum tarafının derogasyonların Avrupa Birliği içerisinde daimi olmasına karşı çıktığını belirtti.

Annan Planı’nda “Kıbrıslılığın” ağır bastığı konusunda Türk tarafında varolan rahatsızlığı da dile getirdiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı, bu konuda şöyle konuştu:

“Bizim baktığımız, Kıbrıslılık ağır basıyor. ‘Kıbrıslı Türk, Kıbrıs Rum falan yere atanır’ konusunda ‘hayır Kıbrıslı atanır...’ Irk üzerine, lisan üzerine, kültür üzerine ayırımdan kaçınmak istiyorlar. Bunun da bizi nereye götüreceğini sizler anlarsınız.

 

25 Şubat 2004

Kıbrıs müzakerelerinin 25 Şubat 2004 günü yapılması gereken dördüncü bölümü 26 Şubat 2004 tarihine ertelendi. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, basına yaptığı açıklamada, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un, KKTC’nin önceki gün verdiği değişiklikler belgesi üzerinde çalışmak için süre istediğini ve bu nedenle görüşmelerin 26 Şubat 2004 günü devam edeceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, Cumhurbaşkanlığı’nda basına açıklamasında Annan Planı’nda istedikleri değişikliklerin ana hatları hakkında bilgiler verdi.

Denktaş, “Mesela ‘senatoya her iki kurucu devletten 24 kişi gider’ diyor. Ama bizim devlette Rumlar da seçme ve seçilme hakkına sahip olacakları için bunun sarahata kavuşmasını, 24 Türk, 24 Rum senatör olacağının belirlenmesini istiyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Kıbrıs’ta iki halk bulunduğuna işaret ederek planda “kurucu devletlerin Türk veya Rumlardan oluşacağını da açıkça belirlenmesini istediklerini söyledi. İki halkın gölgelenerek karma hale getirilmesini istemediklerini kaydeden Denktaş, Annan Planı’nda belirlenen bazı yüzdeliklerin de düşürülmesini istediklerini açıkladı.

“Çünkü olduğu gibi kalırsa bizim kurucu devletimizin, Türklerin kurucu devleti olduğu anlamı ortadan kalkar ve tehlikeler belirir” diyen Denktaş, Annan Planı’nda karşılıklı mal mülk konusunda değişiklikler istediklerini anlattı.

Cumhurbaşkanı Denktaş, bu değişiklikleri istemelerinin “planın dışına çıkmak olamayacağını” ifade ederek, Rumların öngördüğü değişiklikler varsa bunları da planı sayfa sayfa gözden geçirerek, çok acele, vakit harcamaksızın yerine getirmek istediklerini kaydetti.

Denktaş, Türk tarafının istekleri arasında en önemlisinin “derogasyonlar” olduğunu vurgulayarak, “Derogasyonların muhakkak kalıcı olmasını, hiç olmazsa bir kısmının Türkiye AB’ye üye oluncaya kadar devamını, ama esas konularda, anlaşmanın temelini teşkil edecek konularda AB’nin temel yasasına, kuruluş yasasına eklenmesini ve değişmez hale getirilmesini istiyoruz. Bu konuda kati garanti elde etmeden bir yere varılamaz” dedi.

 

4. Gün ( 26 Şubat 2004)

Kıbrıs müzakerelerinin dördüncü görüşmesi 26 Şubat 2004 tarihinde yapıldı. Cumhurbaşkanı Denktaş, görüşmenin ardından basına yaptığı açıklamada, Kıbrıs’ta iki taraf arasında kurulacak yeni bir ortaklıkta iki halk ayırımının esas olduğunu vurgulayarak, “Bunu biz, hiçbir mazaret altında değiştirmek niyetinde değiliz” dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, varılacak olası bir anlaşmada Kıbrıs Türk halkının milli varlığı ile ekonomisinin korunması için Türk tarafının istediği derogasyonlar (özel ayrıcalıklar) konusunda Avrupa Birliği’nin yardımcı olmak için çalışma yapacağını da açıkladı.

Papadopulos’un bu görüşmede, güçlü merkezi hükümet üzerinde ısrar ettiğine dikkati çeken  Cumhurbaşkanı, Papadopulos’un bu ısrarı üzerine kendilerinin de iki halka dayalı iki kesimliliğin önemi ve iki egemen halkın varlığının ehemmiyeti üzerinde durduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı, Türk tarafının, kurucu devletlerin senatolarındaki dağılımın sayısal açıdan eşit şekilde iki halka dayalı olması gerektiğine ilişkin talebinde ısrar etmeye devam ettiğini de söyledi.

5. Gün (27 Şubat 2004)

Müzakere süreciyle birlikte BM Genel Sekreterliği gözetiminde iki taraftan temsilcilerin katılımıyla oluşturulan teknik komiteler, çalışmalarını yoğun şekilde sürdürüyor. Federal yasalar, uluslararası anlaşmalar ve ekonomi-finans konularında alt yapıyı oluşturmak amacıyla oluşturulan teknik komiteler de çalışmalarını sürdürüyor. 

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, 27 Şubat 2004 tarihli görüşmenin ardından basına yaptığı açıklamada, referanduma gitmeden önce müşterek hükümetin ihtiyaç duyduğu 40-44 kadar yasanın geçmesi gerektiğini, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un ise bunların 114 yasa olduğunu ve tümünün hazırlanmaması halinde referanduma gitmeyeceğini, bunu Lahey’de de söylediğini belirttiğini açıkladı ve Papadopulos’un bunu, komitelerde ele alınan yasaların tümünün geçmesinin fiziki açıdan mümkün olmadığını bilerek söylediğini bildirdi.

Denktaş, “1 Mayıs’ta AB’ye Kıbrıs olarak gireceklerini düşündükleri için belki de bu taktik bir yaklaşmadır. İstemediklerini bildiğimiz, ama zoraki ister göründükleri Annan Planı’nı referanduma sunmaksızın Kıbrıs olarak AB’ye girmeyi tasarlıyorlar. Bu meselenin halli değildir. Bizim de tabiatıyla karşı tedbir almamızı gerektiren bir adım olacaktır. İnşallah böyle birşey düşünmüyorlar” dedi.

Al-ver sürecinde istenilen oranda ilerleme olmadığını açıklayan, ancak kendilerinin ellerinden geleni yapmaya devam edeceklerini söyleyen Denktaş, şöyle konuştu: “Çünkü bu hem halkımıza borcumuzdur; hem Türkiye’de büyük bir beklenti içinde olan insanlar vardır. Onlara karşı da görevimizdir.”

 

6. Gün (1 Mart 2004)

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos başkanlığındaki heyetler arasında devam eden Kıbrıs müzakerelerinin 6. günkü bölümünden sonra Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, yaptığı açıklamada, mal-mülk düzenlemeleri, derogasyonlar ve iki halk esasına dayalı düzenleme yapılması dahil Annan planına ilişkin tüm değişiklik önerilerinin Rumlar tarafından reddedildiğini, Türk tarafının Avrupa Birliği’yle ilişkiler konusundaki taleplerinin ise BM tarafından uygun bulunduğunu söyledi.

Rum tarafının ise görüşmede önerilerini sunduğunu, ayrıca toprakla ilgili önerilerini içeren 20 sayfalık belge verdiğini belirten Denktaş, dünkü görüşmede anayasa ve alt mahkeme konusunda çalışacak yeni bir komite kurulmasının kararlaştırıldığını da bildirdi.

Rumların sundukları önerilerden alıntılar yapan Denktaş, bunları şu şekilde özetledi:

“Toprak düzenlemesiyle birlikte Rum tarafına bırakılması öngörülen toprakların 3 yıllık geçiş döneminde planda olduğu gibi Türk kontrolünde değil, BM kontrolünde olmasına ilişkin talepte bulunuyorlar; garantörlerin, kuruluş anlaşması yürürlüğe girmeden garantilerin verilmesinde ısrar ediyorlar; AB üyeliği için Türk tarafının talep ettiği geçiş sürecine karşı çıkıyorlar; referandumda sadece 20 Aralık 1963’te Kıbrıs vatandaşı olanların ve onların çocuklarının oy kullanmasını istiyorlar, ‘yerleşiklerin’ Kıbrıs’ta bulunma hakkı olmadığını ve oy kullanamayacağını belirtiyorlar, sadece Kıbrıslılar ile evlenenlerin kalabileceğini söylüyorlar...”

KKTC heyeti tarafından sunulan önerilerin tamamının, “Annan planı dışında olduğu” gerekçesiyle Rumlar tarafından reddedildiğini de söyleyen Denktaş, bu önerilerden de özet bilgiler verdi.

Rumların “Kıbrıs’ta tek halk var, hiçbir şey Türk-Rum ayrımı üzerine kurulamaz. Bu etnik ayrım anlamına gelir” yaklaşımıyla önerilerine karşı çıktığını söyleyen Denktaş, şunları söyledi:

“400 yıldır Kıbrıs’ta Türk-Rum olarak yaşadık. 1960 anlaşmaları bu gerçeği esas alarak yapıldı. BM Genel Kurulu’nda ve Güvenlik Konseyi’nde siyasi eşitliğimiz, Kıbrıs’ta azınlık olmadığımız birçok kez vurgulandı. Bu temel bir sorun. Eşitliğimizi, egemenlik haklarımızı kurmak için yapılan mücadeleyi tamamen rettir...”

“Kıbrıs’ta iki halkın varlığının yeni yapılanmada esas olması” yönündeki yaklaşımlarının “ırkçılık, etnik temizlik, toprak gaspı” olarak nitelendiğini kaydeden Denktaş, AB yetkililerine de bu konuda görev düştüğünü söyledi.

AB süreciyle birlikte yaşanan anomalilerin düzeltilmesi yönündeki taleplerinin reddedilmesi konusunda da AB yetkililerine görev düştüğünü söyleyen Denktaş, “Yeni bir analaşma yapacaksak bu anlaşmayı ve bizim statümüzü, AB’ın ‘Kıbrıs hükümeti’ diyerek yaptıkları anlaşmaya eklemeleri, o anlaşmayı ona göre değiştirmeleri gerekir. Bunu da Avrupa Birliği’nden ısrarla talep ediyoruz” dedi.

Anlaşmayla birlikte Kuzey’e dönecek Rumların sayısının azaltılmasına, Meclis’teki oylamada Türk haklarını korumak için ayrı çoğunluk taleplerine, global mal-mülk takasına ilişkin önerilerine de Rumların karşı çıktığını söyleyen Denktaş, derogasyonlarla ilgili taleplerinin de “insan haklarına aykırı, AB ile işbirliğini engelleyeceği” gerekçesiyle reddedildiğini kaydetti.

Türkiye üye oluncaya kadar istedikleri derogasyonların da “Türkiye’nin ne zaman üye olacağı belli değil” denilerek kabul edilmediğini söyleyen Denktaş, “Kıbrıs sanki üniter bir Rum devletiymiş ve geçmişteki olaylar hiç olmamış gibi bir yaklaşımları var” dedi.

Egemenlik talebine karşı çıkan Rumların “KKTC yoktur ve tanımıyoruz” yaklaşımında olduğunu söyleyen Denktaş, kuruluş anlaşmasının iki başkan olarak imzalanması yönündeki taleplerinin de bu yaklaşımla reddedildiğini söyledi.

Görüşmede anayasa konusunda çalışacak bir komite kurulması yönünde karar alındığını, ayrıca Rumların talebiyle alt mahkeme konusunda çalışma yapacak bir ekip daha oluşturulduğunu söyleyen Denktaş, “Alt mahkeme talepleriyle sanırım bizim kendi devlet mahkemelerimize Rumların müracaatını gerektirmeyecek bir formül buldular” dedi.

Bunun yanısıra, KKTC’yi Avrupa Birliği’ne hazırlamayı hedefleyen uyum çalışmaları da görüşmelerin 6. günü resmen başladı. Birleşmiş Milletler gözetiminde Ara Bölge’deki BM Konferans Merkezi’nde yapılan toplantıda, KKTC’nin Avrupa Birliği mevzuatına uyumu amacıyla yoğun bir çalışma başlatıldı. Bu arada, federal yasalar, uluslararası anlaşmalar ve ekonomi-finans konuları olmak üzere 3 ana konuda oluşturulan teknik komiteler de ortak toplantı yaptılar.

 

7. Gün (2 Mart 2004)

Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’la 7. görüşmesinde yine iki kesimliliğin güçlenmesinin ele alındığını kaydetti. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, müzakerelerde Kıbrıs Türk tarafının üzerinde durduğu iki kesimlilikte Türkiye’nin de ısrar ettiğini belirterek, kurulacak ortaklık devletinin iki halktan kaynaklanan güçle meydana geldiğinin belirtilmesi, senato ve diğer konularda Türk-Rum ayrımının mutlaka yapılması gerektiğini söyledi. Denktaş, 1960 anlaşmalarında elde ettiklerini zannettikleri hakların 1963’te ortadan kaldırıldığını ve 40 yıldır havada kaldıklarını kaydederek, “Aynı şeylerin olmasından korkuyoruz” dedi.

Türk tarafının bu isteğinin Rumlara bir zararı olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Denktaş, ancak Rumların bunları Annan Planı dışındadır diyerek reddettiğini ve kendi bildiklerinde ısrar ettiklerini ifade etti.

İki kesimliliğin sözde kalmaması gerektiğini ifade eden Denktaş, “Gerçek iki kesimlilik iki halkın, iki ayrı yerde hükmedeceği, idare edeceği bir kesim olarak kalmalı. Bu konuyu yine tartışmak zorululuğu hasıl oldu” dedi.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, bazı konularda 1960’ta da olduğu gibi ayrı çoğunlukla karar verilmesini istediklerini kaydederek, bunun nüfus karma yapılarak ortadan kaldırılmamasını istediklerini anlattı.

Üst devletin, iki kurucu devletten veya iki halktan kaynaklandığını, onların rızasıyla meydana geldiğini anlaşmaya koymak istediklerini, çünkü temelin bu olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Denktaş, “İki halkın anlaşmasıyla meydana gelecek bir netice olduğuna göre bunun kayda geçirilmesini istiyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rumların getirdiği ve “ilk bakışta olmaz” dedikleri tekliflerine yapıcı yaklaştıklarını, karşı öneriler götürdüklerini kaydederek, onlardan da benzer davranış beklediklerini bildirdi.

Rum tarafının önceki gün Annan Planı’ndaki değişiklik isteklerine yönelik verdiği belgenin kapsamlı belge değil, edebiyattan ibaret olduğunu söyleyen Denktaş, özellikle mal mülkle, toprakla ilgili konularda çok girift, planın çok dışında şeyler söylendiğini, bunları Başbakan ve Başbakan Yardımcısı’yla Ankara dönüşlerinde değerlendireceğini açıkladı.

Bu arada, Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Büyükelçi Thomas Weston’ın, “Referandumda hayır diyen taraf bunun bedelini öder” şeklindeki açıklamasına tepki göstererek, bunun “referandumda halkımıza karşı, Rum halkına karşı da büyük bir tehdit, büyük kabul edilmez bir baskı” olduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Denktaş, hem Kıbrıs Türk hem de Rum halklarının bugüne dek yeterince bedel ödediğini kaydederek şimdi iki taraf arasında bir ortaklık kurulacaksa baskısız, tehditsiz, müdahalesiz olması gerektiğini vurguladı.

8. Gün (3 Mart 2004)

Kıbrıs müzakere sürecinin sekizincisinin ardından bir açıklama yapan Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum tarafının, Türk tarafı olarak sundukları Annan Planı’yla ilgili değişiklik önerilerini reddetmeye devam ettiğini belirterek, “Görüşmekten kaçıyorlar. Müzakere yolunu açmıyorlar” dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, Rum tarafının oyunun belki de, “görüşmelerde bir uzlaşmaya varılmayıp planda hiçbir değişiklik yapılmaması” oyunu olabileceğine dikkat çekti.

Rum tarafının planda yer alan süreleri kısıtlamak istediğini söyleyen Denktaş, planda öngörülen geçici sürelerin Türk tarafı için zaten dar olduğunu ve sürelerin, daha da genişletilerek kalması gerektiğini vurguladı ve “Bu 1 Mayıs’ı etkilemez. Anlaşılırsa AB’ye girecek kuruluş, Kıbrıs Cumhuriyeti değildir; farklı bir kuruluştur. AB, yeni protokolle bu kuruluşu kabul etmelidir. Bu protokolda derogasyonlar da olacaktır ve AB’nin temel hukukuna girmiş olacaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, 8. görüşmede görüşmede olası bir anlaşma halinde oluşturulacak başkanlık konseyi konusunda ellerinden gelen herşeyi yaptıklarını, alternatifler sunduklarını belirterek, Rum tarafının Türk tarafının önerilerini reddettiğini bildirdi.

Cumhurbaşkanı, planın, Kuzey’e gelecek Rumların edineceği malların ve bölgelerin 3 yıl KKTC’nin idaresinde olmasını öngördüğünü, fakat Rum tarafının “derhal BM idaresine vereceksiniz” dediğini, hatta olmayacak şekilde BM’ye yetki verilmesini istediğini anlattı. Denktaş, kendilerinin de Rumların önerisini reddettiklerini belirtti.

Rum tarafının, “müzakerler gecikti” diyerek planda öngörülen süreleri kısıtlamaya çalıştığını da kaydeden Cumhurbaşkanı Denktaş, gecikmenin nedeninin, eğer aranıyorsa suçlusunun tüm taraflar olduğunu söyledi ve kendisinin zamanında planın değiştirilmesi gerektiğini söylediğini, fakat dikkate alınmadığını ve dolayısıyla zaman kaybedildiğini anımsattı.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs Türk ekonomisi ve anlaşmanın ardından gerçekleşecek rehabilite açısından zamana ihtiyaç olduğunu belirtti.

1963-1974 arasında göç eden, herşeyini kaybeden insanların da özel şartlarla ele alınması gerektiğini yineleyen Denktaş, bu durumdaki insanlardan tazminat istenemeyeceğini, yerlerinden edilemeyeceğini kaydetti. Denktaş, “Sorun, tazminatlarla, takaslarla çözülebilir. ‘Her Rum evine gidecek’ demekle barış yapılamaz” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Denktaş, soruları yanıtlarken ise, BM Genel Sekreteri’nin Siyasal İşler Yardımcısı Kieran Prendergast’ın dünkü görüşemeye katıldığını, ancak birşey söylemediğini bildirdi.

 

9. Gün (4 Mart 2004)

Müzakerelerin dokuzuncusunun ardından basına bir açıklama yapan Başbakan Mehmet Ali Talat, görüşmede Rum tarafına bırakılacak toprakların BM kontrolüne verilmesi konusundaki Rum önerisine karşı çıkışlarının gerekçelerini açıkladıklarını söyledi. Talat, Başkanlık Konseyi konusundaki önerilerini de yazılı; merkezi devletin işleyişiyle ilgili önerileri de sözlü sunduklarını bildirerek, bu süreçte sunulan belgelerin BM Genel Sekreteri Kofi Annan’a taktir yetkisini kullanırken veri sağlayacağını söyledi.

Başbakan Mehmet Ali Talat, şöyle konuştu:

“Bugün Rum tarafının bize ilettiği, Rum tarafına bırakılacak topraklardaki yönetimin BM’ye devriyle ilgili önerisine gerekçeleriyle niye itiraz ettiğimizi ortaya koyduk ve bunun tabiatıyla taktir edersiniz ki sosyal boyutunu ve daha çözüm sürecine girmeden olası sürtüşmelere tanıyacağı imkan nedeniyle mümkün olmadığını ve esasen BM’nin de buna taraftar olmadığını ortaya koyduk. BM’nin böyle bir kapasitesinin oluşabilmesi için çok sayıda askere ihtiyacı var ve bu askeri de burada tutmak için çok büyük masrafa ihtiyacı var. Buna da zaten gerek yok. Çözüm vizyonuyla hareket eden ve anlaşma imzalayan tarafların planı uygulamaktan kaçınması da söz konusu olamaz. Bunu da anlattık.”

Başbakan Mehmet Ali Talat, AB’la ilişkilerde AB’nin özellikle karma anlaşmalarında, yani üye ülkelerin de onay verdiği ve Avrupa Komisyonu’nun muhatap olduğu uluslararası anlaşmalarda Kıbrıs bakımından nasıl bir prosedür izleneceğiyle ilgili düzenlemelere getirdikleri önerinin Rum tarafınca da benimsendiğini açıkladı.

Talat, Başkanlık Konseyi’nin oluşumuyla ilgili de tartıştıklarını bildirdi. Talat, Türk tarafının somut önerisini yazılı takdim ettiğini ancak Rum tarafının yorum yapmadığını açıkladı.

Başbakan Talat, merkezi devletin işleyişiyle ilgili yazılı olmayan önerileri de olduğunu, bunların da yazılı olarak Rum tarafına verileceğini söyledi. Talat, tarafların, devletin fonksiyonlarıyla ilgili öneri ve görüşlerinin aşağı yukarı ortaya çıktığını bildirdi.

10. Gün (5 Mart 2004)

Kıbrıs müzakere sürecinin 10’uncu günü olan bugün, tarafların karşılıklı taleplerini çarşamba gününe kadar belge teatisiyle tamamlamaları ve perşembe gününden itibaren al-ver sürecinin başlaması kararlaştırıldı. Müzakerelerin esasını oluşturacak pazarlık süreci, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto’nun tarafların taleplerine göre hazırladığı esasa ilişkin 4 ayrı başlık altında yapılacak.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, görüşme sonrası yapmış olduğu açıklamada, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto’nun, tarafların 10 günlük müzakere sürecinde dile getirdiği talepleri 4 paragraf halinde topladığını ve bunların çarşamba gününe kadar belge teatisiyle tamamlanması, perşembeden itibaren de al-ver sürecinin başlaması yönündeki önerisinin kabul edildiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Denktaş, Al-ver sürecine temel olacak 4 paragrafın easasa ilişkin olduğunu belirtti.

Müzakerelerin bugünkü bölümünde göçmenlerin rehabilitesi ve mal-mülk konusunun uzun süre ele alındığını belirten Cumhurbaşkanı Denktaş, bu konudaki önerileri ve Türk heyetinin tutumunu şu ifadelerle özetledi:

“Göçmen sorununu, göçmen yaratarak halletmenin insan haklarına hizmet olmayacağını, Rumların mal-mülk hakkını inkar etmediğimizi, bunların tazminatlarla halledilmesi gerektiğini vurguladık. Bunları reddediyorlar. Bizim istediğimiz iki kesimliliğin ‘etnik temizlik’ olacağını belirtiyorlar ve bizim önerilerimizin ‘insan haklarına aykırı’ olduğunu söylüyorlar. İki halk arasındaki kavganın sona ermesi, insanların rehabilite edilmesi, ekonomik hayatın devamı için almış olduğumuz yasal tedbirlerin reddedilmesinin, meselenin halline yardımcı olmayacağını tekrar dile getirdik...”

Türk kurucu devletin karma devlet haline getirilmemesi için talep ettikleri derogasyonların (ayrıcalıkların) ek protokolle AB’ın “birincil hukuku” haline getirilmesine ilişkin taleplerini de yeniden dile getirdiklerini söyleyen Denktaş, Rumların bu talebe karşı çıkışlarını sürdürdüklerini kaydetti.

Denktaş, “Biz bunu Rumlar’dan değil, BM ve AB’dan talep ediyoruz. Bu esastır. Bu olmazsa bütün taleplerimiz kağıt üzerinde kalacak ve hukuki geçerliliği olmayacak” dedi.

Rum tarafının 4 Mart’ta verdiği geçici döneme ilişkin yazılı önerilerini incelediklerini ve pazartesi yazılı yanıt vereceklerini de söyleyen Denktaş, Rumların Almanya’nın birleşimine benzer bir öneri sunduklarını, 1 Mayıs’ta Rumlar AB’ye girdikten sonra her şeyi kendi yasalarına gore tanzim etmeyi planladıklarını ve bunun Kıbrıs Türk halkının hakkını, statüsünü dikkate almayan bir durum olduğunu belirtti.

Rumların bu yaklaşımının, takvimle belirlenen zaman içerisinde herşeyin halledilmesinin mümkün olmadığınının göstergesi olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Denktaş, “Bunun başka türlü tedbirleri düşünülecekse bunları da düşüneceğiz ve kendilerine gereken cevabı vereceğiz” diye konuştu.

11. Gün (8 Mart 2004)

Annan Planı temelinde çözüm hedefiyle başlayan Kıbrıs müzakere sürecinde liderler bugün 11’inci kez bir araya geldiler. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, görüşme sonrası yaptığı basın toplantısında, görüşmelerin bugünkü bölümünde esas gündem maddesinin güvenlik olduğunu söyledi.

Kıbrıs Türk tarafının güvenlikle ilgili önerisini sürecin başında sunmasına rağmen Güney Kıbrıs’ın 40 sayfalık belgesini dün gece geç vakit verdiğine dikkat çeken Denktaş, üzerinde henüz detaylı bir çalışma yapılmış olmamasına rağmen Rumların sunduğu belgeyle ilgili ilk görüşün verildiğini kaydetti. Denktaş, “Biz ilk günden 3-4 sayfaya sığan bütün önerilerimizi ana hatlarıyla kendilerine verdik. Onların, peyderpey verdikleri kağıtlar 110 sayfayı bulmaktadır” dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, yarın yapılacak görüşmede 40 sayfaya varan ve planın esas kısımlarını oldukça değiştiren güvenlikle ilgili belgelerine cevap vereceklerini kaydetti. Denktaş, tüm belge verme işlemlerinin yarın sona erdirilmesinin istendiğine dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Denktaş, AB normları altında tüm Rumların eski yerlerine gitmesi konusunu gündemde tutan Rum tarafının Türk tarafının Türkiye’yle yapmış olduğu anlaşmaları reddettiğini kaydetti.

Denktaş, “Anlaşmada öngörülen geçici süreyi tamamen kısaltmak suretiyle bizim hakkımız olan ne varsa iyice müzakere etmeden, gözümüz kapalı kabul etmemizi gerektirecek bir yaklaşım içerisindedirler” dedi.

Denktaş, Rumların, ortaklık ve ortaklar arasında tam eşitlik yerine çoğunluk idaresini empoze etmeye çalıştığını kaydetti.

Tarafların statüsü, eşitliği konusundaki İsveç modelini reddeden Rumların kurulacak yeni ortaklığın AB’la ilişkileri konusunda 2 ayrı dil üzerine bina edilmiş Belçika modelini de kabul etmediğini kaydeden Denktaş, Türklerin arasına gelecek çok sayıda Rumla iki kesimlilikle birlikte planın da sulandırıldığını söyledi.

Rumların Türk tarafı için hayati önem taşıyan hava sahası, karasuları ve benzeri konuları da “bunlar merkezi hükümetindir” diyerek kurucu devlete bir şey bırakmadığını söyleyen Denktaş, Türkiye’nin anlaşmayı görmeden garantileyeceği yönünde güvence vermesinin de istendiğini belirtti.

Rumların derogasyonlar konusuna da sıcak yaklaşmadığını kaydeden Denktaş, AB’nin de bu konudaki tavrının pek tatmin edici olmadığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Denktaş, Rumların sunduğu belgelerde “Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahalesi ve adaya zorla nüfus getirerek uluslar arası suç işlendiği ve yerleşik diye nitelenen Türkiye kökenli nüfustan korkulduğu” yönünde ifadeler yer aldığını kaydetti.

Denktaş, “Karşı tarafta 80 bin Rum, herhangi bir an askere çağrılacak durumdadır. Ve bunlar milis olarak kullanılmakta, silahlarını evlerinde tutmaktadırlar” dedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, plana göre 21 Nisan’da yapılması öngörülen referandumun, Yunanistan’daki darbenin yıldönümü nedeniyle tatil olacağından 20 Nisan’a alınmasını önerisinde bulunulduğunu kaydetti.

Denktaş, ayrıca kurucu devletlerin kendi anayasalarını 12 Mart’a kadar BM Genel Sekreteri Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro de Soto’ya sunması gerektiğini hatırlattı.

12. Gün (8 Mart 2004)

Kıbrıs müzakere sürecinde liderler bugün 12'inci kez bir araya geldiler. Görüşme sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, bugün Rum tarafına mal-mülk ve iki kesimlilikle ilgili belge verdiklerini belirtti ve al-ver sürecinin ise başlamadığını kaydetti.

Referandum tarihinin 20 Nisan olarak kesinleştiğini ifade eden Denktaş, bugün Geçici Yüksek Mahkeme konusunun tekrar gündeme geldiğini, yarın Rumlara bu konudaki düşüncelerin verileceğini ifade etti. Bu mahkemeye atanacak hakimlerin, geçici sürenin öngördüğü 15 ay için mi, 36 ay için mi atanacakları konusunun da gündeme geldiğini kaydeden Denktaş, "Bizim bu konudaki hassasiyetimiz; planın öngördüğü geçici süreler ortadan kaldırılmasın veya kısaltılmasındır. Rum tarafı da bunların kısaltılması için uğraşıyor. Halbuki bizim zamana ihtiyacımız var. Bunlar üzerinde duruyoruz" dedi.

Denktaş, dün mahkemeler hakkındaki belgenin Rum tarafına verileceğini de söyledi.

Geçici binalarla ilgili yarın komite seviyesinde toplantı yapılmasının istendiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, komitede personel ihtiyacı ve diğer konuların konuşulacağını ifade etti.

Bugün Federal ve daimi binaların nerede olacağı konusunu da görüştüklerini belirten Cumhurbaşkanı Denktaş, yarın her iki tarafın temsilcilerinin toplanarak bilgi vereceklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rum tarafının kendilerine bırakılacak toprakların süratle BM'ye devrinde ısrarcı olduğunu ancak bunun kabul edilemeyeceğini belirterek, "Rehabilitasyon tamamlanacak, parası her şeyi bulunacak ondan sonra insanlarımız yer değiştirecekler" dedi.

Görüşmede ambargolara da değindiğini ifade eden Denktaş, artık ambargoların da kaldırılması gerektiğini ilettiğini söyledi. Kıbrıs Türk ekonomisinin Rum ekonomisi seviyesine ulaşması için geçiş dönemi gerektiğini ve bu süreçte ambargoların kaldırılmasının önemli olduğunu kaydeden Denktaş, Rumların ise kendilerinin ambargo uygulamadıkları gerekçesiyle bu konu üzerinde durmadıklarını ifade etti. Cumhurbaşkanı, ambargoyu ABAD'ın uyguladığının söylendiğini ancak Avrupa'nın bu kararı uygulaması için Rum tarafının müracaatı olduğunu hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Denktaş, "Ambargoların sorumluluğunu kimse üstlenmiyor" şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Denktaş bir soru üzerine çoğu işin 4'lü konferansa, oradan da bir şey çıkmazsa işin BM Genel Sekreteri Annan'a kalacağını belirterek, "Ama esas iş halkımıza kalacak. Halkımız bilerek gerçekleri görerek hareket ederse zararlı çıkmayacak. Onun için inşallah herkes söylediklerimizi takip eder. Annan Planı değişmediği takdirde neleri alıp götüreceğini görür ona göre hareket eder" dedi.

13. Gün (10 Mart 2004)

Lefkoşa’da ara bölgede, 19 Şubat’ta başlayan müzakere sürecinde liderler bugün de bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Denktaş, bugün 13’üncüsü yapılan görüşmede, referandum, AB’la uyum, kurucu devletlerin borçları, güvenlik, yüksek mahkemenin oluşumu, havacılık gibi konuların ele alındığını açıkladı. Cumhurbaşkanı Denktaş, gelinen aşamada bugüne dek Türk ve Rum taraflarının ne istediğini ortaya koyacak şematik bir çalışma yaptıklarını, tamamlanınca basına ve kamuoyuna açıklayacaklarını duyurdu.

Denktaş, yarın görüşme yapılmayacağını ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto’nun Atina’ya gideceğini kaydederek, cuma günü başlayacak al-ver sürecinde Türk tarafının stratejisinin Ankara’yla birlikte hazırlandığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan Planı temelinde sürdürülen müzakerelerin sonucunda varılacak anlaşmanın halkın referandumuna sunulabilmesi için bir takım yasal düzenlemeler gerektiğini, yasal ve anayasal da zorluklar bulunduğunu söyledi. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Annan Planı’nın felsefesinin hiçbir zaman KKTC olmamış gibi bir yaklaşım olduğunu söyledi. Bunu anayasal, yasal ve siyasal açıdan kabul etmelerinin mümkün olmadığını belirten Denktaş, referandum için meclisten bir yasa geçmesi gerektiğini kaydetti.

Annan Planı’nın KKTC’yi ortadan kaldırmakla kalmadığını, böyle bir oluşumu kabul etmediğini belirten Denktaş, “Halkın bilmesi gereken bu egzersizin sadece KKTC’yi ortadan kaldıran değil, hiç yokmuş gibi davranan bir egzersiz olduğudur” diye konuştu.

Denktaş, Başsavcı’nın bu konuyla ilgilendiğini kaydederek, sorunun en kolay hallinin KKTC’nin bütün hakları ve varlıklarıyla kurucu devlete tekabül etmesi olabileceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, AB yasalarıyla uyum sağlayabilmek için zamana ihtiyaçları olduğunu, AB’la yakın işbirliği gerektiğini belirterek, dolayısıyla AB komiserlik görevine bir Türk’ün atanmasını uygun gördüklerini açıkladı. Ya Dışişleri Bakanı’nın ya da AB’yle ilgili bakan arasında Türk Rum değişimi olacağını, komiserin de bir dönem Türk, bir dönem Rum olacağını, Türk’ten başlamasını istediklerini anlatan Denktaş, konuyla ilgili belge de verdiklerini bildirdi.

Kurucu devletlerin borçları konusunun ele alındığını ifade eden Denktaş, borçlanan kurucu devletlerin borcunu ödemesi gerektiği, paylaşmanın anlamı olmadığı yönünde görüşlerini açıkladıklarını kaydetti. Cumhurbaşkanı Denktaş, güvenlik konusundaki Rum yaklaşımını ise “birçok tehlikeler yaratan, tamamen kabul edilmez, kendilerini büyük güvensizlikle karşı karşıya bırakan bir belge” diye niteledi.

Denktaş, güvenlik konusunda tatmin edilmesi gereken tarafın Türk tarafı olduğunu belirterek, Rumların istediği şekilde BM Barış Gücü’ne icra hakkı veremeyeceklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, kuzey parça devletinin 1700 polisi olması önerisini kabul etmediklerini sayının artırılmasını istediklerini belirterek, “güvenlik” konusundaki Rum yaklaşımını kabul edilemez ve tehlikeli diye niteledi.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, şöyle konuştu:

"Bize 1700, Rumlara 3 bin kadar polis kuvveti öngörürlerken, kendileri 7 bine yakın BM gücü getirecekler Kıbrıs’a… Dünyanın hiçbir yerinde, bölgedeki polis, güvenlik kuvvetlerinden kat kat fazla yabancı kuvvetler bulundurulmuş değildir. Bunu niye yaptıklarını sorduğumuzda, cevapları ‘çünkü başlangıçta çetin olaylar bekliyoruz’ olmuştur. 30 yıldır hiçbir olay olmayan memleketi barışa götüreceksiniz diye çetin olaylar ortamına götürmenin anlamı nedir? Tedbirli olmak lazım diyorlar. Ama bölge polis kuvvetlerinin fevkinde (üstünde) ve kat kat fevkinde bir BM kuvvetinin konuşlandırılması ve bunlara icra yetkisi verilmesi, tabiatıyla düşündürücüdür, kabul edilemezdir.

Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası konusunda Rumlar Yunanistan’ın da kendilerinin askeri kuvvetlerinin Kıbrıs’a gelmesini istiyorlar. Biz bu kuruluşla işbirliğini askeri katılımın dışında düşünüyoruz. Askeri olmayan konularda işbirliğini kabul ediliyoruz ve bu konuda yazılı değişiklik önerilerimizi verdik.”

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Yüksek Mahkeme’nin oluşumu ve çalışmasıyla ilgili belgeleri de verdiklerini kaydederek, ilk mahkeme denilen bir mahkeme kurulmak suretiyle Rumların kuzeydeki mahkemelere başvurmasını önlemek için istedikleri bir kuruluş gördüklerini ve doğrusunun, doğal olarak her yerde yapılanın yapılması için belge verdiklerini açıkladı.

14. Gün (12 Mart 2004)

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos başkanlığındaki Türk ve Rum heyetleri müzakereler çerçevesinde 14’ünü kez bir araya geldiler.

BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto “ayrılıkların büyük ve çok” olduğu gerekçesiyle bu aşamada al-ver sürecine geçilip geçilemeyeceğini belirlemek üzere taraflardan Annan Planı’nda yapılmasını istedikleri değişiklikleri liste halinde sunmalarını istedi.

Cumhurbaşkanı Denktaş bugünkü görüşmenin ardından yaptığı açıklamada görüşmede, Rum tarafının kapıların açılmasıyla başlayan karşılıklı geçişlere bakarak Türklerle Rumların birlikte yaşamasında engel bulunmadığı, dolayısıyla Rumlara kuzeydeki topraklarına geri dönme ve yerleşme hakkı tanınması yönündeki girişimlerine cevap verdiklerini belirtti. Geçişlerde bugüne kadar herhangi bir hadise olmadıysa bunun, devletin varlığı, asayişin temini ve buraya gelen Rumların başka bir idareye geçtiklerinin bilinci içinde olmaları, sınırların da kontrol altında bulunması sayesinde olduğunu kaydeden Denktaş, bunların kaldırılması ve Rumlara geri dönme, yerleşme hakkı tanınması halinde nasıl geleceklerini bildiklerini ve bunun sorumluluğunu kimsenin alamayacağını anlattıklarını söyledi.

Planda, 65 yaşın üzerindekilerin Karpaz’a 4 köye sınırsız dönüş hakkını içeren kısmın Rum tarafınca “sınırsız dönüş hakkı” olarak kabul edildiğini, Rumların bu yöndeki çıkışı üzerine BM uzmanlarının bunun pek de böyle olmadığını “dönecek oranı etkilemeyecek şekilde olacağını” anlatmaya çalıştığını kaydeden Denktaş, “Rumlarla uzmanlar arasında görüş ayrılığı olduğu görülmüştür”şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Denktaş, ekonomi konusunda, uzun vadeli geçiş dönemine ihtiyaç olduğu üzerinde durduklarını; belli bir tarihten itibaren Kıbrıs Lirası’nın tedavüle konulması yönündeki bir yaklaşımın kabul edilemeyeceğini; geçiş dönemi istediklerini ve bu dönemde TL’nin de tedavülde, resmi para olarak kabul edilmesi üzerinde durduklarını anlattı.

Denktaş, aktardığı bu konularda da görüş birliği olmadığının meydana çıkmasıyla De-Soto’nun ayrılıkların büyük ve çok olduğunu, dolayısıyla al-vere geçilemeyeceğini İfade ederek kendilerinden planda istedikleri değişiklikleri liste halinde kendisine sunmalarını istediğini açıkladı.

Denktaş, takvim uyarınca Türk ve Rum kurucu devletlerin hazırladıkları ve bugün BM’ye sunulması öngörülen kurucu devlet anayasa Taslakları ile ilgili olarak, “Anayasa konusunda bizim yasal zorluklarımız vardır. Bir anayasa taslağı hazırlanmıştır. Ancak benim vereceğim bir anayasa, gelecek için bizi bağlayıcı bir anayasa olacaktır. Bu anayasa, her anayasanın olduğu gibi mecliste derinliğine, iyice eleştirilmelidir. Böyle bir anayasayı benim verme hakkım var mı yok mu yasal sakıncalar doğmuştur. Bunları değerlendirmeye devam edeceğiz” dedi.

11 Mart 2004  

Lefkoşa’da ara bölgede, 19 Şubat’tan itibaren yapılan müzakerelere, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto’nun Atina temaslarından dolayı bir gün ara verildi.    

 

15. Gün (15 Mart 2004)

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos arasında yapılmakta olan görüşmelerin bugünkü bölümü iptal edilerek taraflar arasında dolaylı görüşmelere başlandı.

Görüşmelere başkanlık eden BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto, bugün liderlerle ayrı ayrı görüşmeye başladı.

Bu çerçevede Alvaro De Soto, bugün önce Rum Yönetimi Lideri Tasos Papadopulos ile, ardından da Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile bir araya geldi.

De Soto, doğrudan görüşmelerde al-ver sürecinin başlamadığını belirterek tarafların önlerinde bulunan sorunların çözülmesinde, bir sonraki müzakere aşamasına geçilmeden önce, tatmin edici bir ilerleme sağlanacağını umduğunu ifade etti.

16 Mart 2004

Kıbrıs’taki Birleşmiş Milletler Barış Gücü (UNFICYP) Basın Sözcülüğü, kritik al-ver süreci öncesinde Kıbrıs müzakerelerinde yeni bir safha olarak BM tarafından dün başlatılan dolaylı görüşmelere bir gün ara verildiğini açıkladı ve bugün dolaylı ya da doğrudan hiçbir görüşme yapılmadı.

Bu arada BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Siyasi İşler Yardımcısı Sir Kieran Prendergast, Ada’daki iki tarafla istişarelerde bulunmak ve Kıbrıs müzakerelerinde arabuluculuk yapan BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto’dan son durumla ilgili bilgi almak amacıyla dün öğleden sonra yeniden Ada’ya geldi.

Prendergast, iki hafta aradan sonra Kıbrıs’a gerçekleştireceği söz konusu ikinci ziyareti sırasında Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’la ayrı ayrı görüşmelerde bulunacak.

16. Gün (17 Mart 2004)

BM tarafından format değişikliğine gidilerek doğrudan görüşmelerden dolaylı çerçeveye taşınan Kıbrıs müzakereleri çerçevesinde Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın Siyasi İşler Yardımcısı Sir Kieran Prendergast ile Annan’ın Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro De Soto’yu birlikte kabul etti.

Cumhurbaşkanı Denktaş, İsviçre’ye Gitmeyeceğini Açıkladı

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Kıbrıs müzakereleri çerçevesinde adada yapılan görüşmelerde temelde ilerleme olmadığı için İsviçre’ye gitmekten vazgeçtiğini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Denktaş, Cumhurbaşkanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında, bir milletin geleceğinin bu kadar aceleye getirilmemesi gerektiğini vurgulayarak, emrivakilerle karşı karşıya getirilmek istendiklerini kaydetti.

Görüşmelerde Rumların açılım yapmadığını, Yunanistan’ın da dörtlü görüşmelerden başarı çıkacağına inanmadığı için Başbakan Kostas Karamanlis’i İsviçre’ye göndermediğini belirten Denktaş, bu gelişmeler karşısında İsviçre’ye gitmesinin doğru olmayacağını söyledi.

Hükümetin İsviçre’ye gideceğini bildiren Denktaş, görüşmelere devam ettiği sürece kendisine güvenen insanların beklenti içerisinde olacaklarını kaydetti.

Denktaş, şöyle devam etti:

"Türkiye ile anlaşarak, Türkiye ile tam bir işbirliği içerisinde taleplerimizi ileri sürdük. Bunlar makul taleplerdi. Olmazsa olmazlarımızı hafifleterek ileri sürdük. Anlaşma için her şeyi görüşmeye hazırdık."

Bütün bunlara rağmen Rumların herhangi bir açılım yapmadığını ve yapmak niyetinde olmadığını gördüklerini kaydeden Denktaş, şöyle konuştu:

"Bugün komitelerde yapılan çalışmaları inceledik ve gördük ki, büyük bir çıkmaz içerisine sokulmaktayız. Komitelerde, ki bunlar memleketin yasaları haline gelecektir, komite üyelerimizle Rum üyeler arasında esas konularda anlaşmazlıklar vardır. Ama bunlar bize, siyasi makama getirilmemiştir. Öyle anlaşılıyor ki, bunlar da Annan’ın önüne taşınacaktır."

Cumhurbaşkanı Denktaş, BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın, kendilerini bir emrivaki ile karşı karşıya getirmek istediğinin altının çizerek, ''İyi niyet görevini insaflı bir formasyona sokmalarını istiyoruz'' diye konuştu.

Avrupa Birliği'nden (AB) derogasyonlar (ayrıcalıklar) konusunda daha önce, ''olabilir'' yönünde sözler duyduklarını, şimdi ise konu karar merciine geldiğinde bunun olamayacağının anlaşıldığını kaydeden Denktaş, şöyle devam etti:

"Bize, 'Kıbrıs'ın AB'ye katılımı tamamlanmıştır' diyorlar. Bütün Kıbrıs'ın. Dolayısıyla yapılacak fazla bir şey yoktur. Bu gerçekler karşısında Cenevre'ye veyahut İsviçre'ye gitmem doğru olmazdı. Halkıma gerçekleri söylemeye devam etmek için daha serbest kalmam lazımdır.''

Hükümetin İsviçre'de ne yapacağını göreceklerini ifade eden Denktaş, Yunanistan'ın, konferanstan bir sonuç çıkmayacağı kanısıyla Başbakan Kostas Karamanlis'i dörtlü konferansa göndermediğini ve bu safhada görüşmelerin seviyesinin düşürüldüğüne işaret ederek, ''Bu nedenle de benim gitmem gerekmiyor' dedi.

Halkın ikiye bölünmesinin, çok yanlış olduğunu belirten Denktaş, şöyle konuştu:

''Çünkü bu halk bir bütün olarak kaderini tayin edecektir. Ama gerçekleri bilmesi lazımdır. Dolayısıyla Türkiye ile birlikte olmazsa olmazlarımız konusunda zaten anlaşmış bulunuyoruz. Buradaki hükümetimiz de olmazsa olmazları kabul etmiş bulunmaktadır. Bunları halkımıza birlikte açıkça söyleyelim, biz bu görüşmelere devam ediyoruz ama olmazsa olmazlar olmazsa hiçbir şey olmaz. Rum sahte bir Kıbrıs hükümeti unvanı altında AB yoluyla Kıbrıs'a sahip çıkma oyununu tamamlamak üzere yoluna devam ediyor. Biz de sanki bunlarla bu çerçeve anlaşma olabilirmiş gibi, 'şurasını değiştirsek burasına baksak' diye vakit harcıyoruz. Bunu da Rumlar lehlerine kullanmaktadırlar.''

Cumhurbaşkanı Denktaş, şöyle devam etti:

''Halkımızın birliği için ve bu milli davada birlik ve beraberlikle hareket edebilmemiz için olmazsa olmazlarımızı, ne istiyoruz biz açıklıkla Türkiye ile birlikte ortaya koyalım. Bunları verirlerse verirler, vermezlerle vermezler. Vermezlerse dünyanın sonu gelmez. KKTC Türkiye ile birlikte yine Avrupa Birliği'nin yolunu muhakkak açacaktır. Çünkü AB Kıbrıs'ın tümünü istemektedir. Ama bize gelir de 'Kıbrıs'ın tümü AB'ye girmiştir yapacak başka iş yoktur' derlerse o da kendilerinin bileceği iştir ve Türkiye'nin değerlendireceği bir sonuçtur.''

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, BM Genel Sekreteri’nin Siyasi İşler Yardımcısı Sir Kieran Prendergast ile yaptığı görüşme sırasında yaptığı açıklamada, Cenevre’ye gitmemesinin görüşmecilikten çekildiği anlamına gelmediğini, olmazsa olmazları halkın iyice bilmesini ve Türkiye’nin de bunları desteklediğini açıklamasını böylece herkesin rahat etmesini isteyerek, görüşmecilikten çekilme diye bir olay bulunmadığını kaydetti.

 

17. Gün (22 Mart 2004)

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’la Kıbrıs müzakereleri çerçevesinde bugün son kez görüştü.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, daha önce yaptığı açıklamada görüşmede, İsviçre’de 24 Mart’ta başlayacak 4’lü görüşmelerde KKTC’yi hükümetin tam yetkili olarak temsil edeceğini bizzat Papadopulos’a kendisinin söyleyeceğini belirtmişti.

New-York’ta 13 Şubat’ta varılan mutabakat uyarınca, Kıbrıs müzakere sürecinin ikinci aşamasını oluşturan 4’lü toplantı ise çarşamba günü İsviçre’nin Lüzern kentinin Bürgenstock kasabasında başlayacak.

Zirve’de Kıbrıs Türk tarafını temsil edecek heyette, Başbakan Mehmet Ali Talat başkanlığında Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Ergün Olgun ve KKTC Washington Temsilcisi Osman Ertuğ bulunuyor.

İsviçre’de çarşamba günü Türkiye ve Yunanistan dışişleri bakanlarının da katılımı ile başlayacak 4’lü müzakere süreci, 29 Mart’tan itibaren Türkiye ve Yunanistan başbakanları ile BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın da katılımıyla tamamlanacak.

İsviçre zirvesine Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos Ulusal Konsey üyeleriyle kalabalık bir heyet olarak katılacak. Toplantılarda Türkiye ve Yunanistan da büyükelçiler ve bürokratlardan oluşan geniş heyetlerle temsil edilecek.

İsviçre’deki 4’lü toplantıya katılmama kararı alan Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, KKTC hükümetinin görüşmelerde tam yetkili olduğu konusunda dün BM’ye yazılı bir belge vermişti.

Cumhurbaşkanı Denktaş: “Gidersem Değerlendirme Yetkimi Elimde Tutamam”

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, Çarşamba günü İsviçre’de başlayacak 4’lü toplantıya katılmama konusundaki kararlılığını tekrarladı ve “Yapabileceğim daha fazla bir şey kalmadı. Bu işler zorla olmaz. Gidersem değerlendirme yetkimi elimde tutamam” dedi.

Denktaş, Papadopulos’la bugünkü son görüşmesinin ardından düzenlediği basın toplantısında, BM yetkililerinin bugünkü görüşmede teknik komitelerin çalışmaları hakkında taraflara bilgi verdiğini ayrıntılarıyla anlatarak, Başbakan Mehmet Ali Talat başkanlığındaki heyetin tam yetkili olarak İsviçre’ye gideceğini BM’ye yazılı olarak ilettiğini de açıkladı.

"Bugün yasalarla ilgili komitenin çalışmaları hakkında BM yetkilisi bize kapsamlı bilgi verdi” diyerek sözlerine başlayan Denktaş, bunun büyük bir belge olduğunu ve inceleyeceklerini belirtti.

İki tarafın yaptığı anlaşmalar konusunun da ele alındığını kaydeden Rauf Denktaş, Türk tarafının 255 anlaşması bulunduğunu ve bunların 246’sına Rumların itiraz ettiğini açıkladı. Müzakerelerin ardından kendilerinin 38’ini geri çektiğini ifade eden Denktaş, "Rumlar 217 anlaşmadan 210’una itiraz ediyorlar” dedi.

Rumların 1156 anlaşma ileri sürdüğünü ve daha sonra 7 tanesini geri çektiğini vurgulayan Denktaş, 1149’unun kaldığını, Türk tarafı olarak bunların 9’una itiraz edildiğini belirtti. Denktaş, “Bizim anlaşmalarımızı kabul etmemeleri üzerine ‘Biz de topyekün sizin anlaşmalarınızı kabul etmiyoruz’ diyerek denge kurduk. Bunlar herhalde İsviçre’de de ele alınacak” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş görüşmede, Merkez Bankası ile Bankacılık ve anlaşmanın uygulama konusundaki ekonomik ve mali gereksinmeleri konusunda BM’nin ayrıntılı birer belge verdiğini, bu uzun belgelerin öğleden sonra incelenmeye başlanacağını söyledi.

Federasyonun binaları ve ihtiyaçları konusunun da gündeme geldiğine dikkat çeken Denktaş, düşünülen binaların müşterek komiteler tarafından ziyaret edilip görülmesinin istendiğini vurguladı.

Rum Yönetimi Başkanı Papadopulos’un önemli bir konu ortaya koyduğunu da anlatan Denktaş, Papadopulos’un, 1960 Anayasası’na göre tayin edilmiş memurları olduğunu, bunların 1960 Anayasası’na uygun şekilde göreve devamının gerektiğini, aksi takdirde kendilerini mahkemeye verecekleri şeklinde uzun bir konuşma yaptığını kaydetti.

1960 Anayasası’na göre tayin edilen memurların Türk tarafında hemen hemen kalmadığına işaret eden Rauf Denktaş, “Bizim kendi yasalarımıza göre tayin edilen memurlar vardır. Onların çoğu eğer tedbiri alınmazsa kendini sokakta bulacak. Tazminatları ne olur belli değil. Büyük bir olaydır. Bizim sosyal ve idari yapımızı kökten etkileyici bir olay. ‘O zaman bizim anayasamıza göre tayin edilmiş memurlara aynı muamele yapılmalı’ dediğimizde ellerinin kenarıyla şöyle ittiler. Orada büyük bir problem var ..” şeklinde konuştu.

Hava ve deniz hakları üzerindeki Türk tarafının görüşlerinin Rumlar tarafından tamamen reddedildiğini, her şeyin merkezi hükümete bağlanmasını istediklerini ifade eden Denktaş, Rumların, “yerleşikler” diye niteledikleri KKTC vatandaşlarının Kıbrıs’ta gayrı yasal olarak bulunduğunu savunduklarını da vurguladı.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, baskıya dayalı metoda karşı olduğunu söyledi. “Türkiye metodu kabul etmek zorunda kaldığı için biz de kabul ettik” diyen Denktaş, “Lefkoşa’da uzlaşma için denedim. Ben ‘bundan öteye giderim’ diye bir söz vermedim” ifadelerini de kullandı.

Cumhurbaşkanı Denktaş şöyle konuştu: “Böyle metod ilk defa görüldü. Kosova’da da oldu, Kosova bugün kan kusuyor... ‘Metodu kabul ettim mahkum oldum’ demek değil. metoda, derogasyonlar gibi vaatler nedeniyle de kabul edildi. Bu vaatler de verilmedi...” diye konuştu.

Lefkoşa’da devam eden yaklaşık bir aylık süreçte uzlaşmanın yollarını aradığını söyleyen Denktaş, özetle şunları kaydetti:

"Benim Türkiye’ye verdiğim söz, New-York’a gitmek, her ne pahasına olursa olsun masadan kalkmamaktı. Bunu yaptık, prosedüre razı oldum ve Lefkoşa’ya naklettim. Ben ‘bundan öteye giderim’ diye bir söz vermedim. Lefkoşa’da denedim, kendi değerlendirmelerimi yaptım. Benim yapabileceğim daha fazla bir şey kalmadı. Alınabilecek neticeyi değerlendirme yetkimi elimde tutuyorum. Ben de gitmiş olsaydım bu yetkiyi elimde tutamam. Neticeye bakacağım ve olumsuz görürsem onu söyleyeceğim....” Denktaş, “Çekilmek de uzlaşmaya bir katkıdır” ifadelerini de kullandı.

Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, dörtlü görüşmelerin ardından BM Genel Sekreteri’nin ortaya koyacağı neticenin Türkiye’yle hep birlikte değerlendirileceğini ve kararın ona göre verileceğini belirtti.

DÖRTLÜ GÖRÜŞMELER

Kıbrıs sorununa Annan Planı çerçevesinde çözüm bulmak için başlatılan müzakere sürecinin ikinci safhası olan dörtlü görüşmeler, Türkiye ve Yunanistan’ın da katılımıyla, İsviçre’nin Burgenctock kasabasında 24 Mart 2004 tarihinde başladı.

İsviçre’deki zirvede Rum ve Yunan tarafının, Kıbrıs Türk heyeti ile bir arada bulunmak istememesi rahatsızlık yaratırken Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile Yunanistan Dışişleri Bakanı Molivyatis kısa bir görüşme yaptılar. Taraflar aynı gün gayrı resmi bir akşam yemeğinde biraraya geldiler.

Zirvenin beşinci günü olan 28 Mart 2004 günü taraflar, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile biraraya geldi. Bu arada BM Genel Sekreteri Kofi Annan, AB’nin Genişlemeden Sorumlu üyesi Gunter Verheugen, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis bu tarihten itibaren Burgenstock’ta biraraya geldi.

İsviçre’de devam eden Kıbrıs müzakereleri çerçevesinde 29 Mart 2004 tarihinde Kofi Annan başkanlığındaki BM heyeti Türkiye, Yunanistan, KKTC ve Kıbrıs Rum taraflarıyla biraraya geldi. Annan kendi adıyla anılan kapsamlı çözüm planının dördüncü kez revize edilmiş halini taraflara sundu. Revize edilen planda Kıbrıs Türk tarafının iki kesimlilik konusundaki hassasiyetinin göz önünde bulundurulduğu, Türkiye’nin AB’ye girmesinin ardından bile adada belli bir oranda askeri varlık bulundurabileceği ve çözüm sonrası yeniden yerleşecek insanların dağılımının oranlı olacağı BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Danışmanı Alvaro De Soto tarafından bildirildi.

 

KIBRIS GÖRÜŞMELERİ SONA ERDİ

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, İsviçre’nin Burgenstock kasabasında 24 Mart’ta başlayan dörtlü Kıbrıs görüşmeleri süreci çerçevesinde, tarafların değişiklik önerilerini dikkate alarak şekillendirdiği ve kendi adını taşıyan planın son halini 31 Mart 2004 tarihinde düzenlenen kapanış töreninde taraflara sundu.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Kıbrıs’ta müzakere sürecinin resmen sona erdiğini belirterek, 24 Nisan’da adanın her iki tarafında referandum yapılmasının öngörüldüğünü söyledi.