www.trncinfo.com

make money stuffing envelopes

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

Haber 

EL CEZİRE (5 Mayıs 2004)

KIBRIS’IN YENİDEN BİRLEŞTİRİLMESİNE EVET VE HAYIR

(Dr. Yusuf Bin İbrahim El-Sellum) (Şura Meclisi Üyesi)

Kıbrıs, ilkçağlardan beri medeniyetlerin beşiği olarak bilinir. Afrika, Asya ve Avrupa’nın buluştuğu yerde, Doğu Akdeniz’de yer alır. Türkiye’ye 40 Mil, Suriye ve Yunanistan’a ise 60 Mil uzaklıktadır. Ada yeşil vadiler, ormanlar, çiçekler ve envai çeşit meyve ağaçlarıyla doludur. Kıbrıs’ın toplam yüzölçümü 3572 Mil²’dir. Bu da 9251 Km²’ye tekabül etmektedir. Kuzey Kıbrıs’ın yüzölçümü 3555 Km²dir. Bu alan adanın ancak 1/3’ünü oluşturabilmektedir. Nüfusta da oran böyledir.

1997 istatistiklerine göre 729.000 olan toplam nüfusun %27.2’si Kuzey’de, %72.8’i ise Güney’de yaşamaktadır. Kuzey’in nüfusu 198.000’e ulaşmaktadır.

Kuzey’de yaşanların %99’u Müslümandır. Güney’de ise çoğunluğu Hristiyanlar oluşturmaktadır. Kıbrıs’ın tarihi MÖ 7000 yıl öncesine dayanmaktadır. Stratejik konumu nedeniyle çeşitli zamanlarda istilaya uğramıştır.

Kıbrıs, Eski Mısırlılar, Aşuriler, Persliler, Romalılar, Bizanslılar ve Venediklilerin işgaline uğradı. İslam devrinde ise, Hz. Osman döneminde Şam Valisi Muaviye Bin Ebi Sufyan büyük bir donanma hazırlayarak Kıbrıs’ı fethetmiştir. Sahabi Um Haram’ın Kıbrıs’taki kabri bunun kanıtıdır.

Ada, 1571 yılında Türk idaresinde Osmanlı Halifeliğinin bir parçası haline geldi. Bu durum 1878 yılına kadar sürdü. Daha sonra yapılan anlaşma gereği İngilizlere kiralandı. I. Dünya savaşında Osmanlı İmparatorluğu’nun Almanlarla ittifak yapmasının ardından 1914 yılında bir İngiliz kolonisi haline geldi. 1960 Yılında Londra ve Zürih anlaşmaları çerçevesinde Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası ilan edildi. Bu anlaşmalar, iki tarafa siyasi eşitlikle Cumhuriyet’e ortak olma hakkı veriyordu. Anlaşma garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere tarafından imzalandı.

Bölünme, 1963 yılında Rumların Kuzey bölümünü ilhak etmek ve Türkleri tüm yönetim birimlerinden çıkarmak istediklerinde gündeme geldi.

Rumlar ortak cumhuriyeti yok etmek amacıyla silahlı kampanyalara başladılar. Neticede Kıbrıslı Türkler 1983 yılında KKTC’ni kurdular. Ne var ki bu Cumhuriyeti Türkiye’den başkası tanımadı. Sorun 2004 yılındaki referanduma kadar BM gündeminde kaldı. Referandumda Kuzey’de “Evet”, Güney’de ise “Hayır” sonucu alındı. BM Genel Sekreteri’nin birleştirme çabalarının sonuçsuz kalmasının ardından Güney Kıbrıs Cumhuriyeti 2 Mayıs 2004’te AB’ne girdi. Rumlar Türkleri yüzüstü bıraktılar.

Kuzey’deki Müslüman kardeşlerimiz “Evet” diyerek müsamahakar, Rumlar ise “hayır” diyerek bağnaz davranmışlardır. Kuzey Kıbrıslılar AB’ne girme nimetlerinden mahrum kalmışlardır. İslam alemi ve İslam alemini temsilen İKÖ, itibarlarını iade ederek onları bağımsız bir devlet olarak tanımalıdır. Akabinde Kıbrıs’ın BM’de bağımsız ülke olarak üye olması için Arap ve Müslüman ülkeler ve ardından da BM üyesi barışsever dost ülkeler onu tanımalıdır. Daha sonra kendisi Federal Kıbrıs Cumhuriyeti’ne katılabilir.

Bu, ancak İslam aleminin, referandumda iyi niyetini ortaya koyan kardeş Müslüman Kuzey Kıbrıslılara desteğiyle mümkün olabilir.

Gerçekler açıktır. Müslüman Kıbrıslıların devleti tanınmalıdır. Kuzey Kıbrıslılar, başta Müslüman ülkeler olmak üzere uluslararası tanınma talep etmelidirler. Allah, Müslümanları ve Müslümanlığı başarılı kılsın. KKTC’ne sağladığı yardımlar ve adanın birleştirilmesine verdiği cesur destek nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti’ne selam olsun! Kurtuluş simgesi Müslüman lider Rauf Denktaş ve Müslüman Kuzey Kıbrıs halkına selam olsun!

FINANCIAL TIMES (27 Nisan 2004)

PARÇALARI TOPLAMAK... AB KIBRIS'TA ÇÖZÜM İÇİN BASKIYI SÜRDÜRMELİ

“Durum kesinlikle fiyasko. Kıbrıslı Rumların, Kıbrıslı Türklerle birleşmelerini öngören BM planını geçen cumartesi günü düzenlenen referandumda reddetmelerinden sonra, çözüm ihtimali giderek daha uzak, bölünme de şimdiye dek hiç olmadığı kadar kesin görünüyor.

Anlaşmadan en karlı çıkacak olan taraf, toprakların bir kısmını geri alacak ve mültecilerin bir kısmını buralara gönderebilecek olan Kıbrıslı Rumlardı. Bu durumun tam tersine, cumartesi günü planı kabul edenler Kıbrıslı Türkler oldu.

Kıbrıslı Türklere iyi davranarak, Rumların tavrından duydukları rahatsızlığı göstermeye kararlı olan AB dışişleri bakanları, dünkü toplantılarında Kuzey Kıbrıs'a yardımda bulunmaya karar vererek, ticaret ve ulaşım bağlantıları vaadinde bulundular. Artık Kıbrıslı Türklerin devletini tanımadan da bunun yapılabileceğini söyleyebilirler.

Kıbrıs'ın Rum yönetimi, AB'ye katılım müzakerelerini, adanın tümü için yaptığından, görünüşte, Türk Kıbrıs da cumartesi günü AB'nin bir parçası olacak. Ancak aynı şekilde, Kıbrıslı Rumların geçen cumartesi günü verdikleri oylarla, uluslararası hukukun 30 yıldır kendilerine tanıdığı Kıbrıslı Türkler adına konuşma hakkını kaybettikleri de söylenebilir. Bu iki sebepten dolayı, Avrupa Komisyonu'nun çözüm olsaydı zaten yapacağı gibi, Kuzey Kıbrıs'a ticaret ve yardım bürosu açmasına kimsenin itiraz olmamalı.”

 

WASHINGTON TIMES (27 Nisan 2004)

TÜRK TARAFININ KIBRIS OYLAMASINDAKİ ZAFERİ... (Andrew Borowiec)

“Kıbrıslı Rumların BM tarafından hazırlanan yeniden birleşme planını reddetmesinin ardından, Kıbrıs'ın kuzeyinde tecrit edilmiş durumda bulunan Türk devleti, uluslararası alanda dikkate alınmamanın ve dışlanmanın yarattığı sisli ortamdan kurtuluyor.

Brüksel'de Avrupa Birliği, önerilmiş olan konfederasyona yüzde 65'lik bir oranla evet diyen Kıbrıslı Türklere teşekkürlerini ve ekonomik destek işaretlerini göndermeye başladı.

Kıbrıslı Rumların dörtte üçünden fazlası plana aleyhte oy verdi, ancak planın reddedilmesi, bugüne kadar yalnızca Türkiye tarafından tanınan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) yeni bir hayata başlamasını sağlamış oldu.

Lüksembourg'da dün yapılan AB dışişleri bakanları toplantısında, Kıbrıslı Türklerin onyıllardır süren izolasyonuna bir son vererek ekonomik işbirliği yapma planları açıklandı.

Kıbrıs'ı bazı Doğu Avrupa cumhuriyetleriyle birlikte cumartesi günü üyeliğe kabul edecek olan Avrupa Birliği, 200 bin ada sakininin diplomatik açıdan tanınması konusunu ise şu ana kadar tartışmamıştı.

Lüksembourg'da alınan bu karar, KKTC ile ticaret ve diğer ekonomik ilişkileri konu alan uluslararası ambargonun kadırılması anlamına geliyor gibi. Kıbrıslı Türkler tarafından inşa edilmiş bulunan iki havaalanına yapılacak doğrudan seferler de bu kapsamda yer alıyor.”

 

INTERNATIONAL HERALD TRIBUNE (27 Nisan 2004)

BÖLÜNMÜŞ KIBRIS'TA BÖLÜCÜ BİR OY

“Kıbrıslı Rumların ezici bir çoğunlukla cumartesi günü BM barış planını reddetmesi trajik olmakla birlikte pek de şaşırtıcı bir sonuç değildi. Şöyle de bir gerçek vardı: Rumlar, Türk tarafıyla ya da onsuz Kıbrıs olarak 1 Mayıs'ta AB'ye gireceklerini biliyorlardı. AB ve ABD için, Kıbrıs'ı birleştirmek yönünde yeni bir şans elde etmenin tek yolu, sert bir tavır koymak -Türk kesimine uygulanan ekonomik yaptırımları kaldırmak - ve Rum tarafına yardımı sınırlandırmak.

30 yıl boyunca uluslararası tecrite rağmen ayakta kalmayı başaran Kıbrıslı Türkler yüzde 65 çoğunlukla plan lehinde oy kullanırken, Kıbrıslı Rumlarsa, yüzde 75 gibi büyük bir çoğunlukla plana hayır dedi.

THE WALL STREET JOURNAL (26 Nisan 2004)

“KIBRIS REFERANDUMU, TÜRKİYE'YE İLERİYE DÖNÜK UMUT IŞIĞI OLDU” (Hugh Pope)

“Kıbrıs'ı yeniden birleştirmek için on yıllardır verilen çaba, adanın Rum kesimindeki seçmenlerin Birleşmiş Milletler'in arabuluculuğu ile gelen planı reddetmeleri ile çökmüştür. Ancak bu Türkiye için bir umut ışığı olabilir: başarısız olan plana verdiği desteğe uluslararası toplumdan gelen takdir, Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği şansını artırabilir.

1974 yılından beri bölünmüş durumda olan adanın Türk tarafındaki seçmenlerinin yüzde 65'i, yeniden birleşmek için BM'nin önerdiği anlaşmayı kabul etmişlerdir. Ancak Rum tarafındaki seçmenlerin yüzde 76'sı, yıllarca süren görüşmeler sonunda varılan sonucu, BM, ABD ve AB'den gelen ricayı ve baskıyı bir kenara iterek reddetmişlerdir. BM, adadaki ofisini kapatacağını söylemiş ve ABD ve AB oylamayı geriye doğru atılmış bir adım olarak tanımlamıştır.

Kıbrıs'ın Rum kesimi 1 Mayıs'ta Avrupa Birliği'ne girerken, Türk tarafı dışarıda bırakılacaktır.

AB konularında, Londra merkezli bir düşünce kuruluşu olan "Center for European Reform"un araştırma müdürü Heather Grabbe, "Kıbrıslı Rumlar bütün kartlara sahipler. Bu da, ilerideki bir referandumda yine 'evet' demelerini bir şekilde teşvik etmek konusunda, AB'li siyasetçileri Kıbrıslı Türkleri mükafatlandırmakta çok istekli hale getirmektedir" diyor.

Ocak ayı sonuna kadar, Kıbrıs Rum kesimindeki bütün büyük partiler, BM planını destekleyeclerini belirtmişlerdi. Ancak en büyük muhalefet partisi AKEL, güçlü güvenlik garantileri ve daha fazla Kıbrıslı Rum mültecinin kuzeye gitmesine müsade edilmesi taleplerini dile getirdi. AB'nin genişlemeden sorumlu Yüksek Komiseri Günter Verheugen, "Rumların çekincelerini ciddiye alamam. Şimdi ciddi bir şekilde, Kıbrıslı Türklerin ekonomik yönden tecritten kurtulmalarına son vermenin bir yolunu bulmayı düşüneceğiz" dedi.”

 

THE GUARDIAN  (26 Nisan 2004)

“KAYIP DÜŞLER ADASI”

The Guardian gazetesi, “Kayıp Düşler Adası” başlıklı makalede,  referandumdan önce Rum kesimindeki Ortodoks Kilisesi’nin “Evet diyen cehenneme gider” şeklinde uyarıda bulunduğunu, bu uyarının AB’ye girmek üzere olan ve Batı değerlerini kabul ettiği varsayılan bir ülkenin durumunu açıkça ortaya koymaya yettiğini kaydetti.

Gazetenin makalesinde, “bir Ortodoks piskoposun da, sonucu EOKA savaşçısı olan dostlarıyla kutlamak için buzdolabına şampanyalar doldurduğu” belirtildi ve “Dinozorlar Kıbrıs’ta (Rum kesiminde) son 30 yılın en iyi birleşme fırsatının kayboluşunu kutlarken, vizyonu daha geniş olan Rumlar referandumun maliyetini hesaplamaya başladılar bile. Artık masada onlar için hazırlanmış yeni bir anlaşma metni, arabulucular olmayacak” denildi.

“Dikenli tellerle, mayınlarla, insansız alanlarla sağlanan bölünmenin sonsuzlaşacağı” kaydedilen makalede, “Belki Annan planı Rumlar için çok adil değildi. Ancak hiçbir şeyden iyiydi. Şimdi gelinen noktada, Rumlar için AB’ye girmenin olabilecek en kötü yolu yaşanıyor ve AB de Rumları kabul ettiği güne yanıyor olmalı” ifadeleri yer aldı.

 

THE TIMES  (26 Nisan 2004)

HAYIR DEMENİN BEDELİ... KIBRISLI RUMLAR BİRLEŞMEYE KAPIYI KAPADI

“Kıbrıslı Rumların adayı birleştirmeye yönelik BM planını ezici bir çoğunlukla reddetmeleri tam bir felaket oldu. Son 30 yılın bölünmesini ortadan kaldırma şansı, muhtemelen yıllarca süreyle kaybedildi. Özlemini çektikleri evlerine taşınacak olan yaklaşık 100 bin Kıbrıslı Rum, ömürleri boyunca eski mülklerine dönemeyecekler. Muazzam bir diplomatik çaba boşa gitti, uluslararası camianın iyi niyeti harcandı, bölgesel gerginlikler kızıştı. Kıbrıs bir hafta içinde AB'ye buruk bir şekilde girecek; adadaki çekişmeyi ithal etmek istemeyenler, Kıbrıs'ın varlığına içerleyecekler.

Kıbrıslı Rumlar BM planının kuzeye çok fazla ödün verdiğini savundular. Planın Türk askerlerinin derhal çekilmesini sağlamamasına kızdılar. Birkaç Rum köyü kendi denetimlerine verilmeyecek diye şikayet ettiler. Göçmenlerin tamamının dönmesinin ertelenmesini kabul edemediler. Kuzeyin ekonomisinin güneyli yatırımcıların istilasına uğramasını önlemek için AB'den istediği istisnai hükmün, sürekli olarak ayrımcılığa maruz kalmalarına yol açacağından korktular. En fazla da, birleşmenin bedelini ödeyecek olmalarına gücendiler.

Rumların kararı üzücü bir şekilde dar görüşlü oldu. Bu karar birikmiş darılmaların sonucuydu. Kaybettikleri herşeyi geri alamayacaklarına gücenen mülteciler, ret oyunu uzlaşmaya yeğlediler. Ya hep ya hiç zihniyeti, Kıbrıslı Türklerin kabul edebileceği herhangi bir anlaşmanın, otomatikman Kıbrıslı Rumlara önyargılı olarak yaklaştığının düşünülmesine neden oldu. Anlaşmanın yeniden müzakere edilebileceğine dair aptalca sözlerle, elden düşme otomobil satıcıları gibi BM ile yapılan pazarlık, Kıbrıslı Rumların planı reddetmenin tehlikelerini görmesini engelledi.

Güney Lefkoşa bunun sonuçlarından hoşnut kalmayacak. BM, AB ve İngiltere gibi dost ülkelerden kınama mesajları gelmeye başladı bile.

 

THE DAİLY TELEGRAPH  (26 Nisan 2004)

“KIBRIS BÖLÜNMÜŞ KALDI”

Başyazısını “Kıbrıs Bölünmüş Kaldı” başlığıyla yayımlayan The Daily Telegraph da, Rumların “hayır” kararını kötü niyetli bir karar olarak niteledi ve AB’nin Rum tarafını “çözümü şart olarak dayatmadan” üyeliğe kabul ederek, ona fedakarlık yapmak için bir neden bırakmadığını belirtti.

Yazıda, “Kıbrıslı Rumların anlaşsalar da anlaşmasalar da AB’ye alınma kararının ardından, Rumlar anlaşma fikrine olan bütün ilgilerini kaybetti” denildi.

Başyazar, “Kıbrıslı Rumlar rasyonel bir hesap yaptı ve hayır demekle kaybedecekleri hiçbir şey olmadığı sonucuna vardı. Mantıken, AB buna Kuzey Kıbrıs’ı uluslararası toplumun bir parçası haline getirmek için oylama yaparak tepki göstermeli. Ambargolar sona erdirilmeli, hava köprüsü yeniden kurulmalı ve Kuzey Kıbrıs’a de facto bir ‘tanıma’ sağlanmalı” diye yazdı.

 

THE INDEPENDENT  (26 Nisan 2004)

“GENİŞLEME SÜRECİNİN İLK BÜYÜK KRİZİ”

Independent gazetesi ise konuyla ilgili haber-yorumunda, AB’nin genişleme sürecine Kıbrıs gölgesi düştüğünü, referandum sonucunun, genişleme sürecinin ilk büyük krizi olduğunu belirtti.

Gazete, Avrupa’da Rumlara karşı büyük bir öfke yaşandığını, genişleme süreciyle ilgili törenler sırasında Rum lideri Tasos Papadopulos’u soğuk bir karşılamanın beklediğini kaydetti.

 

THE FINANCIAL TIMES (26 Nisan 2004)

Financial Times gazetesi de, Avrupa’nın genişleme sevincinin yarattığı kutlama havasının referandum sonucuyla gölgelendiğini kaydetti ve diplomatik çevrelerin referandum sonucuyla ortaya çıkan Kuzey Kıbrıs’a karşı yumuşama havasını olumlu bulmalarına rağmen, uygulamada güçlükler yaşanacağına işaret ettiklerini yazdı.

 

INTERNATIONAL HERALD TRIBUNE (26 Nisan 2004)

“AB KIBRISLI RUMLARA SERT ELEŞTİRİDE BULUNDU”

“Kıbrıslı Rumlar, adayı birleştirmek üzere hazırlanan bir planı büyük çoğunlukla reddetmelerinin ardından, Avrupa Birliği'nin sert ve yoğun eleştirisine maruz kaldılar. AB yetkilileri şimdi, planı güçlü bir şekilde destekleyen Kıbrıslı Türklerin izolasyonuna son vermek üzere acil olarak çeşitli yollar arayacaklarını söylediler.

Tüm adayı ve Lefkoşa'yı ikiye bölen, doğu batı doğrultusundaki hat, şimdi Avrupa'nın sınırı haline gelecek, AB göç ve ticaret kontrolleri Yeşil Hat olarak adlandırılan bu hat boyunca uygulanacak.

Her dört Kıbrıslı Rumdan üçü cumartesi günü yapılan referandumda, 120 bin kişinin 1974 yılında kaybettikleri evlerine geri dönmelerine izin vermesine rağmen iktidarı paylaşmaya yönelik planı reddetti. Diğer tüm mülteciler başarısızlığa uğrayan plana göre, tazminat almaya hak kazanıyorlardı.

Buna karşın Kıbrıslı Türklerin yaklaşık yüzde 65'i, egemenliğini tek taraflı olarak ilan edilen devletlerinin uluslararası izolasyonunun sona ermesi ve uluslararası ekonomik ambargonun kötü etkilerini aşmak umuduyla anlaşmayı kabul etti.

AB'nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen, Almanya'nın ARD televizyonuna yaptığı açıklamada, "Siyasi hasar oldukça büyük" dedi. Verheugen, referandum öncesi Kıbrıslı Rum liderlerin birleşme yanlısı olduklarını söyleyip, sonra da son dakikada anlaşmaya karşı çıkarak kendilerini "kandırdıklarını" söyledi.

Kıbrıslı Türklere olası AB yardımları arasında, zirai ürünlere yönelik vergilerin kaldırılması, altyapı gelişiminin finanse edilmesi ve adanın kuzeyine doğrudan uçuşlara başlanmasına izin verilmesi bulunuyor.

 

LE SOIR  (26 Nisan 2004)

“KIBRIS AB’YE TEK AYAKLA GİRİYOR”

Belçika’da yayınlanan Le Soir gazetesi, “Kıbrıs AB’ye tek ayakla giriyor” başlıklı haberinde, referandum sonuçlarının “temyizi olmadığını” yazdı ve Rumların çoğunlukla “hayır”, Türklerin kararlılıkla “evet” dediklerine dikkati çekti. Gazete, referandumların sakin bir havada cereyan ettiğini, Türklerin daha olgun davrandıklarını belirtti.

BM ve AB’nin üzüntülerini de yansıtan gazete, KKTC’ye yönelik ekonomik ambargoların kalkması, liman ve havaalanlarının açılması yönünde kararlar beklendiğini ifade etti.

Le Soir, referendum sonuçlarını, “AB’nin ayağına batan ciddi bir diken” olarak nitelendirdi ve “Rumlar, hayır diyerek AB’ye tek başlarına girmeyi, Türkleri dışlamayı kararlaştırdılar” diye yazdı.  Gazete, “Kıbrıslı Rumlar tarafından tuzağa düşürülen AB, şimdi acilen, 1 Mayıs’tan itibaren karşılaşacağı hukuki ve siyasi sorunlara çözüm aramak durumunda” ifadesine yer verdi.

 

LA LİBRE BELGİQUE  (26 Nisan 2004)

“KIBRIS İÇİN TRAJEDİ”

Muhafazakar La Libre Belgique gazetesi, artık Ankara’nın kalıcı bir paylaşımdan söz ettiğini, Rumların ise öneri getiremeyecek durumda olduklarını yazdı.

Başta ABD olmak üzere çok sayıda ülkenin KKTC’ye yönelik ambargoya son verilmesini istediğini, Başbakan Mehmet Ali Talat’ın, “Biz üzerimize düşeni yaptık, şimdi sıra uluslararası toplumda” dediğini yazdı.

La Libre Belgique gazetesine demeç veren eski Kıbrıs Rum liderlerinden Yorgo Vasiliu, referandum sonuçlarını “Kıbrıs için trajedi” olarak nitelendirdi. Papadopulos’un karşı çıktığı Annan Planı’ndan başka bir çözüm olmadığını, halka doğruların söylenmesi gerektiğini belirten Vasiliu, adanın kalıcı bir şekilde paylaşımı seçeneğinin “tehlike” olduğunu, bunu engellemek için en kısa zamanda bir şeyler yapmak gerektiğini kaydetti.

Vasiliu, “Doğrusunu isterseniz, Türklerin evet diyeceğini hiç düşünmüyorduk” dedi ve artık KKTC’ye yönelik ambargoların kaldırılmasının kaçınılmaz olduğunu belirtti. Vasiliu, “Şimdiye kadar bütün dünyanın sempatisini kazanmış durumdaydık. AB’ye girerken en büyük kozumuz, ‘Türkler çözüm istemiyor diye bizi cezalandıramazsınız’ demekten geçiyordu. AB’nin kabul ettiği bu koz şimdi tersine döndü” dedi.

 

LA DERNİERE HEURE (26 Nisan 2004)

“AVRUPA İÇİN PİS DARBE”

Belçika’da yayınlanan La Derniere Heure gazetesi, “Avrupa için pis darbe” başlıklı haberinde, Kıbrıslı Rumların tarihi randevuyu yakalayacak düzeyde olmadıklarını, Türklerin çözümden yana olduklarını kanıtladıklarını yazarak, “Artık Kıbrıs’ın AB ile bütünleşmesine gölge düşmüştür” görüşüne yer verdi.

 

 

EL PAİS (26 Nisan 2004)

“REFERANDUMLARIN SONUCU KKTC’NİN ULUSLARARASI TANINMASINA NEDEN OLABİLİR”

İspanya gazetesi El Pais’in yorumunda, “Kıbrıs’taki referandumların sonucu, KKTC’nin uluslararası tanınmasına neden olabilir” denildi.

El Pais gazetesinin görüşlerinin yansıtıldığı “fikir” adlı sayfasındaki Kıbrıs ile ilgili yorumda, “Kıbrıs’ın birleşmesine yönelik cumartesi günü yapılan referandumlarda Rum Kesimi’nin ‘hayır’ demesi içler acısı bir durumdur” ifadesine yer verildi.

Referandumların sonucunda bu zamana kadar “arzu edilemeyen” gelişmelerin yaşanabileceği kaydedilen yorumda, “Kıbrıs’ın geçici olarak bölünmesiyle dünyanın yavaş yavaş alıştırılacağı ve bunun Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin uluslararası tanınmasına yol açabileceği” belirtildi.

 

YOMİURİ ŞİMBUN (26 Nisan 2004)

“TÜRKİYE AB ÜYELİĞİ İÇİN AVANTAJ ELDE ETTİ”

Kıbrıs’ta yapılan referandumun sonuçlarını değerlendiren Japon basını, “KKTC’nin Tayvan gibi ekonomik gelişme gösterebileceği” ve “Türkiye’nin AB üyeliği için avantaj elde ettiği” şeklinde yorumlarda bulundu.

Yomiuri Şimbun, Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi için yapılan referandumun Rum kesimindeki sonucunun, BM planına destek veren Türkiye’yi hayal kırıklığına uğrattığını yazdı. Gazete, Türkiye’nin, Türk kesiminden “evet” çıkması ve Kıbrıs’ta barışa katkı yönünde sarf ettiği çabalardan dolayı AB üyeliği için olumlu puan aldığını düşündüğünü kaydetti.

 

ASAHİ ŞİMBUN (26 Nisan 2004)

“KKTC’YE TAYVAN MODELİ”

Japonya’da yayınlanan Asahi Şimbun’un haberinde Güney Kıbrıs’ın reddiyle ortadan kalkan BM planının yeniden gündeme gelmesinin zayıf bir olasılık olduğu belirtilerek, “Böylece, 30 yıldır süren bölünmüşlük durumu hemen hemen sabitleşmiş görünüyor” denildi.

Türk kesiminin ise bundan sonra uluslararası toplumdan tanınma talebinde bulunmasının beklendiği ifade edilen haberde, “Kuzey Kıbrıs’ın hamisi durumundaki Türkiye bu sonuçla AB’ye üyelik girişimleri için koz elde etmiş oldu” görüşü dile getirildi.

Avrupa Komisyonu’nun KKTC’de çıkan olumlu sonuçtan  “memnuniyet duyduğu” açıklaması yaptığını belirten gazete, “Bu açıklamayla bugüne kadar ki uygulamaların gözden geçirileceği umuluyor” ifadesine yer verdi.

Gazetede, KKTC’nin “diğer ülkelerle ekonomik ilişkilerini güçlendirerek, Tayvan gibi ekonomik gelişme gösterme ihtimali olduğu şeklinde görüşler de öne sürülüyor” denildi.

 

MAİNİÇİ ŞİMBUN (26 Nisan 2004)

“TÜRKİYE’NİN AB ÜYELİĞİ İÇİN AVANTAJ”

Mainiçi Şimbun’daki haberde  Kuzey Kıbrıs’ın BM planına “Evet” demesinin ardında, uluslararası izolasyondan kurtulma arzusu bulunduğu, Güney kesiminin planı reddetmesiyle, yeniden birleşme yolu kapandığı kaydedilen haberde, “Fakat BM ve AB’ye karşı gösterdiği uzlaşmacı tutumuyla Kuzey kesimi, uluslararası toplumun bir üyesi olma yolunda oldukça büyük bir adım attı” denildi.

Türkiye ile üyelik müzakerelerinin başlama tarihinin Aralık ayında belirlenip belirlenmeyeceğinin henüz belli olmadığını kaydeden gazete, “Kuzey Kıbrıs’ta çoğunluğun ‘evet’ demesinin, Türkiye için avantaj sağlayacağı kesin” ifadesini kullandı.

 

ANS (Azerbaycan News Service) (26 Nisan 2004)

“RUMLARIN DEDİĞİ OLDU, TÜRKLER GALİP”

ANS (Azerbaycan News Service), sonuçlarla ilgili gelişmeleri “Rumlar’ın dediği oldu, Türkler galip” ifadesiyle duyurarak, bundan sonraki dönemde KKTC’ye uygulanan ambargoların kaldırılmasının beklendiğini kaydetti.

 

BAKI HABER (26 Nisan 2004)

“SIRA ALİYEV’DE...”      

Muhalefet yanlısı “Bakı Haber” gazetesi ise İlham Aliyev’in KKTC’nin tanınıp tanınmamasıyla ilgili tavrın belirlenmesinin Bakü’nün gündeminde olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in “Halkoylamaları sonucunda KKTC’den “evet”, Rum kesiminden “hayır’ çıkarsa KKTC’nin tanınması sürecinde ön sırada yer alacağı” yönündeki açıklamaları anımsatılan haberde, “Öngörülen sonuç alındı.  Şimdi sıra Aliyev’de. Azerbaycan KKTC’yi tanıyacak mı?” denildi.

 

24 SAAT (26 Nisan 2004)

“KIBRIS TÜRKLERİ ULUSLARARASI İZOLASYONDAN ÇIKARILACAK”

Bulgaristan’da yayınlanan 24 Saat’te, “Kıbrıs Türkleri Uluslararası İzolasyondan Çıkarılacak” başlığıyla yer alan haber yorumda, referandum sonuçlarının Atina’nın Kıbrıs Rum kesimi üzerinde etkisinin olmadığını ortaya koyduğu belirtildi.

Rumlara AB ve tüm dünyadan büyük tepki olduğu ifade edilen  haberde, “Türkler Kıbrıs krizinin sorumluluğunu Rumlara devretti.  Kıbrıs’ta bugüne kadar hep suçlu taraf olarak gösterilen Türkler  aslında barıştan yana olduklarını ispatladılar ve krizin sorumluluğunu Rumlara devrettiler” denildi.

 

TRUD (26 Nisan 2004)

“AVRUPA, KIBRIS TÜRKLERİ İÇİN ÖVGÜ YAĞDIRIYOR”

Trud gazetesi de referandum sonuçlarıyla ilgili haberinde, Türk tarafının barıştan yana olduğunu açıkça ortaya koyduğunu belirterek, “Avrupa, Kıbrıs Türkleri için övgü yağdırıyor” yorumunu yaptı.  Haberde, KKTC’nin artık ambargo ve uluslararası izolasyondan kurtulmasının yolunun açıldığı bildirildi.

Türkiye’nin Sofya Büyükelçisi Haydar Berk de bir basın toplantısı düzenleyerek, referandum sonuçlarını değerlendirdi.

Referandumda Türk tarafının büyük çoğunlukla “evet”, Rum tarafının ise “hayır” oyu kullanmasının bir gerçeği ortaya çıkardığını belirten Berk, “Türkler 30 yıldır krize çözüm istemeyen taraf olarak gösteriliyordu. Ancak referandum sonuçları bunu asıl Rum tarafının istemediğini ve çözüm yollarının önünü tıkadığını ortaya koymuştur” dedi.

Büyükelçi Berk, Kıbrıs’ta çözüme taraftar olan KKTC’nin artık önünün açılması gerektiğine işaret ederek, “Dünyanın ve Avrupa Birliği’nin artık gerçekleri görerek, KKTC’ye uygulanan ambargoyu ve izolasyonu kaldırmasını bekliyoruz” diye konuştu.

 

THE WASHINGTON TIMES (25 Nisan 2004)

“KIBRISLI RUMLAR KONFEDERASYON PLANINI BİR KENARA ATTILAR” (Andrew Borowiec)

“Kıbrıslı Rumlar, dünkü referandumda BM planını büyük bir çoğunlukla reddederek uluslararası umutlara darbe indirdiler.

Neredeyse İngilizlerin koloni yönetiminin 1960 yılında sona ermesinden bu yana Kıbrıs'ta giderek büyüyen çatlak, dün ayrı ayrı yapılan referandumlar sonrasında daha da derinleşti. Kıbrıslı Türkler stratejik konumdaki Akdeniz adasında iki "kurucu devlet"ten oluşacak bir konfederasyona yönelik planı kabul ettiler.

AB yetkilileri sonuçtan duydukları rahatsızlığı saklamıyorlar, bu sonuç gelecek ay gerçekleşecek olan genişlemeyi daha karmaşık bir hale getirecek. AB Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu Komiseri Günter Verheugen, "Siyasi hasar büyük. Kıbrıs'ın üyeliğine gölge düştü" açıklamasında bulundu. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Richard Boucher ise Kıbrıslı Rumların verdikleri karardan rahatsızlık duyduklarını açıkladı.

Rumların verdiği kararın AB üyeliklerini lekeleyeceği ve uluslararası toplumla ilişkileri zedeleyeceği neredeyse kesin.”

 

CHICAGO TRIBUNE (25 Nisan 2004)

“KIBRIS'IN YENİDEN BİRLEŞMESİNE YÖNELİK PLAN REFERANDUMLARDA BAŞARISIZLIĞA UĞRADI” (Tom Hundley)

“Adanın yeniden birleşimine yönelik son çaba da, dün Kıbrıslı Rumların BM Genel Sekreteri Kofi Annan tarafından sunulan BM planına hayır oyu kullanmalarıyla tarihi dipnot haline geldi.

Planın her iki kesim tarafından da onaylanması gerekiyordu.

Uluslararası toplum için bu sonuçlar, siyasi ve diplomatik açıdan karmaşık bir durum yaratıyor. Sonuçlar, Kıbrıslı Rumlar tarafından temsil edilen bölünmüş durumdaki Kıbrıs adasının, Kıbrıslı Türkleri arkalarında bırakarak, gelecek hafta AB üyesi olacakları anlamına geliyor.

AB yetkilileri sinirlenmeye başladılar. Oysa Kıbrıs'ı Avrupa Birliği'ne, Kıbrıs Rum yönetiminin adanın yeniden birleşmesi için elinden geleni yapacağı anlayışıyla kabul etmeye razı olmuşlardı. Ancak büyük bir endişeyle, Kıbrıslı Rum lider Tassos Papadopulos'un "hayır" oyu için yürüttüğü kampanyasını izlemek zorunda kaldılar.

Kıbrıs Rum Hükümetinin gelecek hafta AB'de soğuk karşılanacağı kesin, ancak Kıbrıs şu anda, -en azında teorik olarak- Türkiye'nin AB üyeliğini engelleyebilecek bir konumda bulunuyor. Türkiye'nin AB üyeliğini engelleyen tek ülke olarak görülmeleri durumunda ise diplomatik açıdan tecride uğrayacaklardır.

AB yetkilileri, Kıbrıslı Türklerin "evet" oyunun karşılıksız kalmayacağını ve yakın zamanda bazı ekonomik yaptırımların kaldırılacağı ve AB'nin mali yardımının adanın kuzeyine de akmaya başlayacağını belirtiyorlar.”

 

DER TAGESSPIEGEL (25 Nisan 2004)

“DENEY BAŞARISIZLIĞA UĞRADI” (Susanne Güsten)

“Cumartesi günü ayrı ayrı yapılan referandumlarda Rumların net bir şekildeki "hayır", Türklerin ise açık "evet" cevabı, Kıbrıs’ı aşarak Avrupa ve Birleşmiş Milletler üzerinde de sonuçlar doğuracaktır.

BM tarafından Kıbrıslılar için hazırlanan yeniden birleşme planı, Türklerin "evet"ine rağmen, Rumların "hayır"ı yüzünden başarısızlığa uğradı. BM planı, adada, her iki toplumun da geniş ölçüde özerk olacakları ortak bir federal devletin kurulmasını öngörüyordu.

Kıbrıs’ta hiçbir şey kolay değil. 1960 yılında İngiliz sömürge gücü tarafından bağımsızlığına izin verilen ilk ortak cumhuriyet, daha üç yıl sonra, Rumların Türklerin haklarını yok etmeye başlayıp Yunanistan’a bağlanmanın propagandasını yapınca, başarısızlığa uğramıştı. 10 yıl süren kanlı etnik olaylardan ve Yunanistan’ın darbe girişiminden sonra 1974’te Türk ordusu gelişen olaylara müdahele etti.

O zamandan bu yana adada hiçbir hareket olmadı, ta ki geçtiğimiz yıl Avrupa Birliği adanın bu yılın 1 Mayıs’ında üyeliğini kararlaştırıp BM de yeniden birleşme planını sunana kadar. İki halk da onaylamış olsaydı, önümüzdeki hafta adanın tümü AB’ye üye olacaktı. Fakat şimdi Kıbrıs Rum Yönetimi tek başına üye olacak. Buna rağmen bu oylama sonrasında hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti"nin resmen tanınması hala mümkün olmamakla birlikte, referandumların farklı sonuçlanmasından sonra dünya sahnesine fiilen yeni bir devlet çıkıyor. Avrupa Birliği de bu arada önümüzdeki cumartesi Güney Kıbrıs’la birlikte şiddetli bir krizi de evine almış oluyor. Gerçi Kıbrıs Rum hükümeti, yeniden birleşmenin başarısızlığından kendisini sorumlu tutan Brüksel’de soğuk karşılanabilir, fakat gösterdikleri birleşme isteğine rağmen, devletler hukuku bakımından önümüzdeki haftadan itibaren AB topraklarının hukuka aykırı işgalcileri olarak görülecek olanlar yine Türklerdir. Tüm taraflar için siyasi bir kabus; kaldı ki, Türkiye de AB’ye aday.”

 

DER TAGESSPIEGEL AM SONNTAG  (25 Nisan 2004)

“KIBRIS’IN BİRLEŞMESİ, GÜNEYDEKİ SİYASİ LİDERLERİN DAR GÖRÜŞLÜLÜĞÜNDEN VE ÇOĞU RUMUN KORKULARINDAN DOLAYI BAŞARISIZ KALDI”

Der Tagesspiegel am Sonntag gazetesinin bir yorumunda Kıbrıs’ta dün yapılan referandumlardan Rum kesiminden “hayır” sonucunun çıkması eleştirildi.

Yorumda, “Kıbrıs’ın 1 Mayıs’ta birleşmiş olarak AB’ye girme ümitlerinin kaybolduğuna” işaret ederek, “Kıbrıs’ın birleşmesi güneydeki siyasi liderlerin dar görüşlülüğünden ve çoğu Rumun korkularından dolayı başarısız kaldı. Ancak Rumlar ve politikacıları hayırları için yüksek bir bedel ödeyecekler” görüşü dile getirildi.

Uluslararası topluluğun bugüne kadar Rumlarla dayanışma gösterdiği ve KKTC’yi tanımadığı hatırlatılan yorumda, “Rumlar artık bu sermayelerini kaybetti. Artık hiç kimse, Rumlar ‘Türk işgalinden’ ya da adanın ‘bölünmüşlüğünden’ şikayetçi olduklarında kendilerini dinlemeyecek. Sempati Kıbrıslı Türklere doğru kayıyor. AB bu durumda Kıbrıslı Türklere yönelik siyasi ve ekonomik izolasyonu hızlı şekilde sona erdirmeli. Kıbrıslı Türkler Rum ‘hayır’ının rehinesi olarak kalmamalı” denildi.

 

FOCUS DERGİSİ (25 Nisan 2004)

“TÜM DÜNYADA HAYAL KIRIKLIĞI”

Focus dergisinin internet sayfasında “Tüm dünyada hayal kırıklığı” başlığıyla verilen haberde, “AB ve ABD’nin Kıbrıs’ın birleşmesinin gerçekleşmemesinden duydukları üzüntüyü dile getirdikleri, AB Komisyonu’nun genişlemesinden sorumlu üyesi Günter Verheugen’in Alman 1. televizyonuna yaptığı açıklamada, ‘Siyasi zarar çok büyük’ şeklinde konuştuğu” belirtildi.

 

ALMAN HABER AJANSI (25 Nisan 2004)

“RUMLAR KEÇİ GİBİ İNATÇI”

Alman Haber Ajansı (DPA) da, Rumların “keçi gibi inatçı”, genelde muhafazakar olduklarını ve Kıbrıs’ın birleşmesi durumunda daha fazla vergi ödemekten de endişe ettiklerini bildirdi.

 

BERLİNER MORGENPOST (25 Nisan 2004)

“KIBRIS BÖLÜNMÜŞ KALIYOR”

Berliner Morgenpost gazetesi, “Kıbrıs bölünmüş kalıyor” başlığıyla verdiği haberde, “Rumların BM planını reddetmelerinden sonra Türkiye’nin KKTC’ye yönelik ambargonun kaldırılmasını talep ettiğini” kaydetti.

 

WELT AM SONTAG (25 Nisan 2004)

“KIBRIS’IN YENİDEN BİRLEŞMESİ BAŞARISIZ OLDU”

Welt am Sonntag gazetesi de, “Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi başarısız oldu” başlığıyla verdiği haberde, “Rumların yaklaşık yüzde 75’inin birleşmeye ‘hayır’, Kıbrıslı Türklerin ise yaklaşık yüzde 60’ının ‘evet’ dediği” hatırlatıldı.

 

LA STAMPA (25 Nisan 2004)

RUMLARDAN 'HAYIR'... (Aldo Rizzo)

“Kıbrıs Rum topluluğunun büyük bir çoğunluğu, dün yapılan referandumda "adanın yeniden birleştirilmesine ilişkin BM planını", ne yazık ki, tahmin edildiği gibi reddetti... Türk topluluğu ise, yüzde 65'lik bir oranla Annan planına "evet" dedi. Rumların "hayır"ı geçerli ve dolayısıyla da Kıbrıs'ın kuzey kesimi 1 Mayıs Cumartesi günü AB'ye giremeyecek.

Berlin duvarının yıkılışına kadar yaşanan "İki Almanya Vakası"nın dışında -ki o da oldukça farklıydı- birlik tarihinde daha evvel eşi benzeri görülmemiş bir gariplik bu.

Yapılan tüm baskılar, Cumhurbaşkanı Tassos Papadopulos'u ikna etmeye yetmedi. Papadopoulos ve hükümeti uzun müzakereler sırasında BM planını reddetti. Kofi Annan herşeye rağmen BM planını iki topluluğun oyuna sunmaya karar verdiğinde ise, "hayır" taraftarı güçlü bir kampanya yürüttüler.

Uzun süre boyunca "katı olan taraf" rolünü Kıbrıslı ve Ankaralı Türkler oynadı. Kıbrıs'ın AB'ye adaylığı gündeme gelince BM -ABD ve nihayet AB ile birlikte- oyun alanına geri döndü... Hedef: Adanın sadece tek bir kesiminin AB'ye girmesine engel olmak. Ve işte, Türk kesiminin verdiği toprak ödünleri, Ankara'nın adadaki askeri mevcudiyetinin azaltılması ve 30 yıl önce kuzeydeki evlerinden ayrılan Rumların büyük kısmının geri dönebilmesi imkanı ile tarafsız bir gözle bakıldığında daha çok Rum topluluğunun lehine olan Annan planı. Ancak bu noktada -muhtemelen halihazırda AB üyeliğini elde ettikleri için tatmin olmuş olan- Rumlar direndi...

Peki şimdi ne olacak? Şimdi, "üzgün" olan AB'nin genişlemeden sorumlu Komiseri Verheugen, Kıbrıs Rumlarının tavrını "şaşırtıcı ve endişe verici" olarak değerlendiriyor. Financial Times'a göre, İngiltere, Papadopulos tarafından talep edilen "Yeşil Hattın 'açılımcı' anlamda yeniden tanımlanmasını" hemen yarın bile veto edebilir. Kuzey Cumhuriyeti'nin ise, şimdiye kadar akla bile gelmeyen birtakım tanınmalar elde etmesi olası. Her ne olursa olsun, Kıbrıs'ın "Rum" kesimi, altı gün içerisinde, kınamalarla ve başı eğik bir şekilde AB'ye girecek. Ankara hükümetinin "kendi" AB adaylığı için herhangi bir acı çekmemesi gerekirken, Atina'nın muhafazakar hükümeti üzerinde de birtakım gölgeler belirdi... Bu, zaten birçok sorunu olan Avrupa için, büsbütün kötü bir hikaye.

 

TIMES (25 Nisan 2004)

“AB HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRADI”

The Sunday Times gazetesi, Kıbrıs’ta dün yapılan referandumlarla ilgili olarak, Rum kesiminde BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın planının reddedilmesini eleştirdi.

Gazete, “AB’nin, Rumların Kıbrıs’ın birleşmesi için hazırlanan planı reddetmesinden hayal kırıklığına uğradığını” yazdı.

“Rumların, Cumartesi günü yapılacak AB’nin genişleme törenlerine gölge düşürdüğü” belirtilen haberde, “hayır oylarının oranının, AB’nin bölünmüş adayı üye kabul etmesiyle doğacak problemlerin çoğalmasına yol açacağı” kaydedildi.

KKTC’de çok sayıda İngilizin evi bulunduğunu hatırlattı ve “Rumların bu kişileri de, ‘sizleri evlerinizden çıkaracağız’ diye tehdit ettiklerini” yazdı.

“Rumların, 1974’ten sonra verilen tapuların geçersiz olduğuna dair mahkeme kararı çıkartabilecekleri” kaydedilen haberde, “yaklaşık 50 Rumun geçen hafta eski köyleri Karmi’ye geldikleri, burada yaşayan İngilizlere göre, Rumların son derece saldırgan davrandıkları” belirtildi.

Haberde, “Rumların bilerek bahçelere zarar verdikleri, referandum sonucu ne olursa olsun, 1 Mayıs’ta gelip evlerini geri alacakları tehditleri savurdukları” ifade edildi.

 

THE OBSERVER (25 Nisan 2004)

TARİHİ FIRSAT KAÇIRILDI

The Observer gazetesi, “Rumların barış planını torpillediğini, planı ellerinin tersiyle ittiğini, böylece tarihi bir fırsatın kaçırıldığını” yazdı.

AB’nin korktuğunun başına geldiği kaydedilen haberde, “Kıbrıs’ın 1 Mayıs’ta ‘bölünmüş’ bir ülke olarak AB’ye gireceği” hatırlatıldı.

Haberde, Türk tarafının ise büyük çoğunlukla planı onayladığı” kaydedildi ve “Türk tarafına uygulanan uluslararası ambargoların kalkması yolunun açıldığı” ifade edildi.

 

REUTER (25 Nisan 2004)

“DÜNYA, 'HAYIR' CEVABININ KIBRISLI RUMLARI LEKELEDİĞİNE İŞARET EDİYOR” (Brian Williams)

Dünya liderleri, Kıbrıs'ta dün yapılan referandumlarda adanın yeniden birleştirilmesine verdikleri "hayır" cevabının Kıbrıslı Rumların AB üyeliğine leke düşürdüğüne işaret ederken, Kıbrıslı Türklerin verdikleri "evet" oyundan dolayı kuzey kesiminin tecrit durumunun belirli bir ölçüde hafifletileceğinin sinyallerini veriyorlar.

Kıbrıslı Rumlar dün yapılan referandumda, uluslararası camianın olumlu bir sonuç çıkması yönündeki tüm baskılarına rağmen, adanın yeniden bir bütün olmasını ve Avrupa Birliği'ne bu şekilde katılmasını öngören BM destekli Kıbrıs barış planını ezici bir çoğunlukla reddettiler.

Bu, Avrupa Birliği, ABD ve Birleşmiş Milletler'in sakındığı bir sonuçtu. Öte yandan BM, adada barışı sağlamaya yönelik çabalarının son bulduğunu açıkladı.

NATO müttefikleri Yunanistan ve Türkiye'yi iki kez savaşın eşiğine getiren Kıbrıs sorunu bu sefer de, 1 Mayıs 2004 itibariyle tüm karmaşıklığıyla AB'ye "taşınmış" olacak.

AB'nin genişlemeden sorumlu Komiseri Günter Verheugen Alman ARD televizyonuna yaptığı açıklamada, "Siyasi hasar büyüktür. Kıbrıs'ın AB üyeliğine gölge düşmüştür" dedi.

Verheugen referandumlardan çıkan sonucun hiç gereği yokken AB'nin, kendisi de Birliğe üye olmaya çalışan Türkiye ile olan ilişkilerin karmaşıklaşmasına neden olduğunu söyledi.

Kıbrıslı Türkleri planı kabul etmeleri durumunda açıkta bırakmayacağını açıklayan ABD, Kıbrıslı Rumların "hayır" cevabı vermesinden duyduğu hayal kırıklığını dile getirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan bir sözcü yaptığı açıklamada, "Planın kabulü yönünde oy kullanan herkese ve özellikle de Kıbrıslı Türklerin büyük bir çoğunluğuna, gösterdikleri cesaret, barış ve uzlaşma yanlısı tutumları nedeniyle teşekkür ediyoruz" dedi.

Avrupa Komisyonu'ndan da Kıbrıslı Türklere verdikleri "evet" cevabından ötürü övgü geldi ve adanın fakir kuzey kesiminin ekonomik gelişiminin desteklenmesi için yollar aranacağı belirtildi.

 

YENİ ÇİN HABER AJANSI (25 Nisan 2004)

'''TÜRK KESİMİ SİYASİ AÇIDAN PUAN TOPLADI''

Çin'in resmi Yeni Çin Haber Ajansı (Şinhua) tarafından, Kıbrıs'taki referandumların sonuçlarıyla ilgili yayınlanan yorumda, Kıbrıs'ta Türk kesiminin, AB'ye katılamasa da ''referandumdaki olumlu tutumuyla siyasi açıdan puan topladığı'' görüşü dile getirildi.

Yorumda, AB ve ABD'nin ekonomik açıdan Türk kesimine daha esnek davranmalarının beklendiği ve uygulanan yaptırımların adım adım kaldırılması olasılığının büyük olduğu kaydedildi.

 

ÇİN ULUSLARARASI RADYOSU (25 Nisan 2004)

''KIBRIS'TA BİRLEŞME İÇİN TARİHİ FIRSAT KAÇIRILDI''

Çin Uluslararası Radyosu'nda, Kıbrıs'taki referandumlarla ilgili olarak yayınlanan yorumda, adada birleşme için ''tarihi bir fırsatın kaçırıldığı'' belirtildi.

Yorumda, referandumların, hem Kıbrıs'ın bir bütün olarak AB'ye katılması, hem de Kıbrıs sorununun çözümü için ''bir şans'' olduğu, ortaya çıkan sonucun ise AB'nin 1 Mayıs'taki tarihi genişlemesi için ''bir eksiklik yaratacağı'' dile getirildi.

Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un Annan planını önce desteklediği, sonra ise ''hayır'' çağrısı yaptığı hatırlatılan yorumda, bu durum bir ''aldatmaca'' olarak nitelendi. Bunun, Rum kesimi ile AB arasındaki ilişkilerde gelecekte belirsizlik ve zorluklar yaratacağı belirtildi.

 

JOURNAL DU DIMANCHE (25 Nisan 2004)

 “KIBRIS AVRUPA İÇİN KAKTÜS”

Fransa'da pazar günleri çıkan Journal du Dimanche gazetesi AB’nin KKTC’ye 260 milyon Euro’luk yardım planladığını yazdı.

Kıbrıs’ta yapılan referandum ile ilgili haberde, AB'nin, Rumların BM planına ''hayır'' demesine tepki gösterdiği belirtildi.

AB Komisyonu'nun Kıbrıslı Türklerin ekonomik kalkınması için çalışmalar başlatacağını yazan gazete, ilk adım olarak KKTC'ye 260 milyon euro'luk yardım yapılmasını planlandığına işaret etti.

Gazetede, Kıbrıs ile ilgili hazırlanan bir araştırmada da ''Rumların üyeliğinin AB için sorun yaratacağı'' görüşü savunuldu.

''Kıbrıs: Avrupa İçin Kaktüs'' başlığıyla çıkan araştırmada, bu sorunun AB için, ''ciddi bir biçimde baş ağrısı yaratmaya devam edeceği'' kaydedildi.

 

AFP (25 Nisan 2004)

“KIBRISLI RUMLARIN TUZAĞINA DÜŞEN AB, KUZEYE YARDIM ETMEK İSTİYOR” (Elahe Merel)

“Kıbrıslı Rumların adanın yeniden birleşmesine hayır demeleriyle tuzağa düşmüş olan Onbeşler'in, 1 Mayıs'ta Kıbrıs'ın sadece güney kesiminin AB'ye girmesiyle ortaya çıkan siyasi ve adli çıkmazı çözmesi gerekecek. Onbeşler, herşeyden önce Kıbrıslı Türklere dışlanmışlıktan kurtulmaları için yardım etmek istiyor.

Dün, BM planının referandum yoluyla Rum kesimince reddedilmesi, AB'nin 1 Mayıs'ta 10 yeni üyeye genişlemesine gölge düşürüyor.

Ancak, ekonomik yardım dışında, Onbeşler uzun vadede Kıbrıslı Türklerin AB'den dışlanmasını kabul edemez. Brüksel'deki Avrupalı bir diplomat, tüm Kıbrıslıların geleceğinin Avrupa'da olduğunu ifade ediyor.”

 

YOMİURİ ŞİMBUN (25 Nisan 2004)

“RUM KESİMİ TEK BAŞINA AB’YE GİRECEK”

Japonya’da yayın yapan Yomiuri Şimbun gazetesinin haberinde,  “Kıbrıs’ın birleşmesini öngören BM planı için dün yapılan referandumlarda Rum kesiminde ‘hayır’ sonucunun çıktığı”  belirtildi ve “Buna göre, birleşme olmayacak ve sadece Rum kesimi AB’ye üye olacak” denildi.

Haberde, “Türk kesiminde yüzde 61’lere varan oranda evet’e karşılık, Rum kesiminde, , yüzde 78 gibi yüksek bir düzeyde hayır sonucu çıktığı” belirtildi.

 

ASAHİ ŞİMBUN (25 Nisan 2004)

“KIBRIS’IN BİRLEŞMESİNE GÜNEY’DEN HAYIR”

Japonya’da yayınlanan Asahi Şimbun gazetesinin, “Kıbrıs’ın birleşmesine Güney’den hayır. AB’ye bölünmüş olarak üyelik” başlığıyla verdiği haberde de,  “bölünmüşlüğü 30 yıldır süren Akdeniz adası Kıbrıs’ta, birleşimin olup olmayacağını belirleyecek referandumlarda, Güney kesiminden hayır sonucunun çıktığı, Kuzey kesiminde ise evet oylarının yüzde 65’i geçtiği” kaydedildi.

Haberde, “Kıbrıs’ın bölünmüşlük durumunun devam edeceği kesinleşti. Bu sonuçla Güney Kıbrıs tek başına 1 Mayıs’ta AB’ye üye olacak” denildi.

“AB ve BM’nin, planının kabul edilmesi yönünde telkinlerine rağmen Rum kesiminin planı reddiyle AB’nin bölünmüş bir devleti bünyesine alma durumunda kalacağı” ifade edilen haberde, “bundan sonra, Kıbrıs’ı güvenlik açısından önemli gören ABD’nin ve Kuzey Kıbrıs’ın hamisi durumundaki Türkiye’nin, KKTC’nin tanınması için uluslararası topluma çağrıda bulunmasının beklendiği” belirtildi.

 

MAİNİÇİ ŞİMBUN (25 Nisan 2004)

“KIBRIS’IN BİRLEŞİMİ.. RUM KESİMİ KARŞI”

Japon gazetesi Mainiçi Şimbun “Kıbrıs’ın birleşimi. Rum kesimi karşı. BM’nin diplomatik gayretlerinde başarısızlık” başlığıyla okuyucularına duyurduğu haberinde, “bölünmüş durumdaki Kıbrıs’ın yeniden birleşimi için yapılan referandumların” Türk ve Rum tarafındaki sonuçlarına yer verdi.

Haberde, “AB üyeliği zaten kesinleşen Güney kesiminde halk, Kuzey ile müzakerelere tepki göstermiş ve (Rum kesimi lideri Tasos) Papadopulos da hayır oyu verilmesi yönünde çağrıda bulunmuştu” ifadesi kullanıldı.

Tokyo Şimbun, “Bölünmüşlüğün çözümü zorda. Güneyin reddi kesinleşti” başlıklı haberinde, Rum kesiminden hayır çıkmasıyla 1 Mayıs’ta Rum kesiminin AB’ye tek başına üyeliğinin kesinleştiği kaydedildi.

 

LA DERNİERE HEURE (25 Nisan 2004)

''RUMLAR BİRLEŞİK KIBRIS’IN AB’YE GİRMESİNİ ENGELLEDİ”

Kıbrıs'taki referandumların sonuçlarını değerlendiren Belçika gazeteleri, uluslararası kurumlarda ve Avrupa başkentlerinde hayal kırıklığı yaşandığını yazdılar, Yunanistan'ı ve Kıbrıs Rum kesimini AB bünyesinde sıkıntılı günlerin beklediğini savundular.

''La Derniere Heure'' gazetesi, ''Kıbrıslı Rumların, tüm uluslararası baskılara rağmen, 1 Mayıs'ta 30 yıllık sorunu çözerek birleşmiş bir adanın AB'ye girmesini engellediklerini, AB'nin kaçırılan bir fırsattan söz ettiğini, Türkiye'nin ise derhal tepki göstererek Kuzey Kıbrıs'a ambargonun kaldırılması çağrısında bulunduğunu'' yazdı.

Annan planının reddedilmesinin, Rumların tek başlarına AB'ye girmeleri sonucunu getirdiğine dikkat çeken gazete, ''Yeşil Hat, AB'nin güney sınırı haline geliyor'' diyerek, AB'nin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen'in, ''Kötü bir durum'', ''AB, bünyesine dikenli Kıbrıs sorununu ithal ediyor'' gibi değerlendirmelerine yer verdi.

 

LA LİBRE BELGIQUE

“SONUÇ ATİNA’YI SAVUNMA DURUMUNA GETİRİYOR”

Muhafazakar ''La Libre Belgique'' gazetesi, ''Sonuç Atina'yı savunma durumuna getiriyor'' başlıklı haberinde, Rum kesimi lideri Tasos Papadopulos'u açıkça destekleyen Yunanistan'ın şimdi bu olumsuz havayı değiştirmek için çaba harcaması ve büyük diplomatik manevralar yapması gerekeceğini kaydetti.

 

LE SOIR

“YUNANİSTAN VE KIBRISLI RUMLAR SIKINTI YAŞAYACAK''

''Le Soir'' gazetesi de, Kıbrıslı Rumların, olumsuz tavırları nedeniyle AB'de uzun süre sıkıntı yaşayacaklarını, AB'nin, Rum kararı ile AB dışında kalmaya mahkum edilen Kıbrıslı Türklerin umut mesajını uzun süre görmezden gelemeyeceğini belirtti.