www.trncinfo.com

make money stuffing envelopes

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti

 

KKTC CUMHURBAŞKANI MEHMET ALİ TALAT’IN KKTC CUMHURBAŞKANLIĞI DEVİR-TESLİM KONUŞMASI, 24 Nisan 2005

24 Nisan 2005, Lefkoşa

Çok Saygıdeğer Konuklar,

Sevgili Kıbrıs Türk Halkı,

Bugün, Kıbrıs tarihinde yeni bir dönemin açıldığı çok özel bir gün. Yeni Cumhurbaşkanlığı döneminin resmen başlaması yanında, Kıbrıs Türk halkının çözüme ve Avrupa Birliği’ne % 65’le “evet” dediği referandumun birinci yıldönümü... Bugün, benim hayatımda da, olağanüstü bir gün. Kıbrıs Türk halkı tarafından ilk turdan Cumhurbaşkanlığı görevine getirilmiş olmaktan büyük bir mutluluk duyuyor ve gösterilen güven için yürekten teşekkür ediyorum. Bu, aynı zamanda, zorlu bir an: Çünkü tarihin gel-gitli sularının akışını değiştirmek için, benim omuzlarıma büyük bir sorumluluk yüklendi. Bana bu sorumluluğun niçin verildiğinin bilincinde olarak, halkıma hizmet etme sözü ve amacıyla göreve geliyorum.

Görevi devraldığım, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Birinci Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Denktaş’a, topluma verdiği hizmetlerden dolayı teşekkür borcumuz var. Sayın Denktaş’ın, çalkantılı ve zor dönemlerdeki uzun ve yoğun çalışmalarını, toplumsal var oluşumuz için yapmış olduğu katkıları tarih yazacaktır. Kendilerine, yaşamlarının geriye kalan döneminde mutluluk ve sağlık diliyorum.

Değerli Konuklar,

Sevgili Halkım,

Kıbrıs’ta yaşayan insanlar, kıyılarımıza çarpan dalgaların sesini hep dinleye gelmişlerdir. Denizin sesi, bir yandan, bize, bir adada yaşamakta olduğumuzu hatırlatırken, bir yandan da, kalbimize ve aklımıza seslenip, hiç kimsenin yapayalnız bir ada olamayacağını söylüyor. Denizcilerin, binlerce yıldır işittiği dalgaların sesi, dünyaya açılmaya bir çağrıdır. Denizin, yeni ufuklara doğru bir geçit olduğunu, izolasyon altında yaşamanın mümkün olamayacağını, biz kendi tarihimizden biliyoruz.

Dünyayla kucaklaşma arzusunu ve uluslararası adalet ilkelerine bağlılığını, son yıllarda yapılan her seçim ve referandumda tekrar, tekrar dile getiren Kıbrıs Türk halkını, izolasyon altında yaşatmak adaletle bağdaşamaz. Artık, bu konuda vaatlerde bulunmak da yetmiyor: Uluslararası toplum, Kıbrıslı Türklerin, barış, demokrasi ve kardeşlik içinde dünyayla bütünleşmek için gösterdiği iradeye, hemen, fiili uygulamalarla cevap vermelidir. Çünkü bu halk, dünyadan kovulmayı ve cezalandırılmayı değil, tersine kucaklanmayı ve onurlandırılmayı hak ettiğini kanıtlamıştır.

İşte, biz, buradayız. Tarihsel dönemlerin, geniş coğrafyaların birbiriyle kavuşma noktası olan Kıbrıs’ın kuzeyindeyiz. Binlerce yıl, Doğu’dan ve Batı’dan gelen uygarlıklara vatan olmuş bir adadayız. Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıslı Rumların ve azınlık grupların ortak tarihsel mirasını, çocuklarımızın ortak geleceğini gözeterek, Avrupa Birliği içinde yeni bir Kıbrıs yaratmak üzere olduğumuz bir dönemeçteyiz.

Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum halkları olarak, geçmiş tarihin bize öğrettiklerini ve gelen yüzyılın bizden beklediklerini iyi okumalıyız. Avrupalı olmak demek, AB’ye kağıt üstünde üye olmak demek değildir. Avrupa Birliği üyeliği demek, ayrımcı, ırkçı, otoriter ve uzlaşmaz politikaların, diğer toplumlara, hele kendi ülkesindeki bir başka halka dayatılması için, uluslararası bir araç elde etmek demek değildir. Kıbrıs Rum toplumu lideri Papadopoulos’un, Kıbrıs Türkünü, ada üzerindeki ortaklık ve eşitlik haklarından mahrum edip, tarihten silmek niyetiyle dile getirdiği “Avrupalı Çözüm”, ne Avrupalıdır, ne de çözümdür. Papadopoulos’un izlediği uzlaşmazlık politikası, sadece Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıslı Rumların barış içinde yaşayabilmesine değil, ama Kıbrıs ile Avrupa’nın ve dünyanın barışmasına da engeldir. Kıbrıslı Türkler, tarihin esiri olmak yerine, yeni bir tarihin yaratıcısı olmaya karar verdiler. Şimdi, Kıbrıslı Rumları da, tarihi birlikte yazmaya çağırıyorlar. Beni, bu barış çağrısını yapmam için görevlendirdiler.

Kendi kaptanlarının yanlışları nedeniyle fırtınaya tutulan Kıbrıs Rum toplumunu, dev dalgaların yutması için oldukları yerde terk etmeyeceğiz. Hepimiz aynı gemideyiz. Kıbrıs Rum halkına, barış, dostluk, kardeşlik elini uzatıyoruz. Israrla uzatmaya da devam edeceğiz. Onları, ortak vatanımız Kıbrıs’ın çıktığı yolculuğu birlikte sürdürmeye ikna edinceye kadar, her iki toplumun siyasi eşitliğine dayalı, adil ve kalıcı bir çözüm çağrımızı tekrarlayacağız.

Kıbrıs’ın garantör ülkeleri Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’ye de, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri gözetimindeki çözüm çabalarını desteklemeye devam etmeleri için çağrımızı tekrarlıyoruz, tekrarlayacağız. Kıbrıslı Türklerin haklarını koruyacak ve kuzey yarısıyla da Avrupa Birliği üyesi olacak bütünleşmiş bir Kıbrıs’ın kurulması için, üstümüze düşen iyi niyeti göstereceğiz. Bunun için Genel Sekreter’in Rum tarafına yönelik taleplerinin karşılanarak görüşmelere başlanabilmesi için uluslararası toplumun, Avrupa Birliği’nin ve dünya devletlerinin daha aktif olmalarını ve Kıbrıslı Türklerin tecridini sona erdirmelerini bir gereklilik olarak görüyoruz.

Kıbrıs sorununa bulunacak çözüm, BM’yi meşgul eden Orta-Doğu ve Balkanlardaki sorunlar başta olmak üzere, tüm dünyadaki barış arayışlarına umut ve ivme kazandıracaktır. Çünkü adamızı saran deniz, bizi dünyanın üç kıtası ile ayırmıyor, birleştiriyor. Türkiye ile kader birliğimizi tekrar tekrar vurguluyor. İyi ve kötü günümüzde, hep yanımızda bulduğumuz Türkiye Cumhuriyeti’ne, gösterdiği sınırsız destek ve dayanışma için, halkımız adına teşekkür etmeliyim. Atatürk’ün, “Yurtta sulh cihanda sulh” ve “Muasır medeniyet seviyesine ulaşma” ilke ve hedefleriyle, Avrupa Birliği üyeliğine yürüyen Türkiye, Kıbrıs Türkünün en güvenilir dayanağı olmaya devam edecektir. Tarihin açık denizlerindeki ortak yolculuğumuz sürecektir.

Değerli Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Yurttaşları,

Ben, sizin adınıza, ayrımsız tüm Kıbrıs Türk halkı adına buradayım. Sizin, barış ve demokrasi, çözüm ve Avrupa Birliği doğrultusundaki açık iradenizi başarıyla gerçekleştirmek için buradayım. Burada, Kıbrıs adlı bu geminin direksiyonu başında, ant içerek göreve başladığım Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı makamında, kimin adına ve niçin bulunduğumu bir an bile unutmayacak, sözüme her zaman sadık kalacağım. Elime verdiğiniz pusuladan şaşmayacağım. Çocuklarımız, gelecek nesillerimiz için barış, refah ve kardeşlik içinde, Avrupalı bir ülke yaratmak inancı ve azmiyle hepinizi selamlıyorum.