-ISSIK GÖLÜ KIBRIS KONFERANSI…
"AMBARGO VE İZOLASYONLAR DERHAL KALDIRILMALI”
Kırgizistan’ın
Başkenti Bişkek’te düzenlenen Issık Gölü Kıbrıs Konferansı’nda, Kıbrıs
Türklerine uygulanan ambargo ve izolasyonların derhal kaldırılması gerektiği
vurgulandı.
KKTC’nin Başbakan Yardımcısı
Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş başkanlığında bir heyetle temsil edildiği
konferansın sonuç bildirgesinde, Türk devletleri arasında yakın işbirliğinin
önemi de vurgulandı.
Konferansın birinci oturumunda
konuşan Serdar Denktaş, Kıbrıs sorununun uzun bir süreden beri devam etmesinin
nedeninin bir tarafın diğer tarafın nefes almasını engellemeye çalışması
olduğunu kaydetti.
Denktaş, Rum tarafının AB üyesi
olmasının avantajını kullanarak izolasyonları bir kat daha ağırlaştırmak
istediğini de dile getirdi.
Denktaş isteklerinin, 1960
ortaklık cumhuriyetindeki haklara, yaşam ve insan haklarına saygı gösterilmesi
ve bu hakların dünya devletleri tarafından Rumlardan talep edilmesi olduğunu
kaydetti.
Denktaş, Kıbrıslı Türklerin de
kurucusu olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Rum işgali altında olduğunu kaydederek,
“Kendi topraklarımız üzerinde insanlarımızın güvenle yaşayabileceği bir ortam
yarattık, bu ortamı devam ettirmek istiyoruz” şeklinde konuştu.
Denktaş, “Kıbrıs Türkleri
adanın iki sahibinden biri ve yaşama hakkına sahiptirler. ‘Onlarla anlaşın,
anlaşmayacaksanız biz onlarla ayrı ilişkilerimizi kuracağız’ dendiği gün sorun
çözümlenecek” diyerek sözlerini tamamladı.
Bişkek’te
dün yapılan konferansta, Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Serdar
Denktaş’ın konuşmasının ardından kabul edilen sonuç bildirisi şöyle:
"Kıbrıs Türkleri 1963 yılından
itibaren kendilerine yönelik olarak uygulamaya konulan izolasyon siyasetinden
kurtulmak amacıyla Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği tarafından
hazırlanan ve başta Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri ve 1960 Kıbrıs
Cumhuriyeti’nin garantör ülkeleri olan Türkiye, Yunanistan ve İngiltere
tarafından desteklenen ve Annan Planı olarak adlandırılan kapsamlı çözüm
planını, nüfuslarının üçte birinin üçüncü kez göçmen durumuna düşecek olmasını
da göze alarak, dünya ile bütünleşme siyaseti gereği büyük bir çoğunlukla eş
zamanlı ve iki halkın ayrı ayrı yaptığı referandumda kabul etmiş ve bu
referandum ile birlikte adada çözüme ihtiyacı olan ve çözüm isteyen taraf
olduğunu ortaya koymuştur.
Kıbrıs Rumları ise, 1963
yılından beridir işgal etmekte oldukları Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, referandum
sonucu ne olursa olsun AB üyesi olacağı bilinci ve güveni ile birçok
taleplerini karşılayacak olmasına rağmen, bu kapsamlı çözüm planına liderleri
Papadopulos’un çağrısına uyarak yüzde 76 gibi yüksek bir oranla ret oyu vermiş
ve Kıbrıs’ta 40 yılı aşkın bir süredir devam etmekte ve tüm dünyayı meşgul
etmekte olan Kıbrıs sorununun sona ermesini engellemiştir.
Bütün dünyanın gözleri önünde
ve tüm BM üyesi baş aktörlerinin beklentilerinin tam aksine gerçekleşen bu
sonuca rağmen Kıbrıs Türklerine yönelik uygulanmakta olan izolasyonlar sona
erdirilmemiş, Kıbrıs Rum Yönetimi referandumun hemen sonrasında elde ettiği AB
üyeliği ile bu izolasyonlar daha da güçlendirilmiş ve dünya ile bütünleşme,
insan haklarından tam anlamı ile yararlanma düşünce ve arzusunda olan Kıbrıs
Türkleri geçmişe oranla daha büyük bir izolasyonla, gelecek belirsizliği ile
ve uluslararası camiaya yönelik büyüyen bir güven bunalımıyla karşı karşıya
bırakılmıştır.
Kıbrıs Türkleri gelinen bu
aşamada varolan izolasyon sürecinin yarattığı belirsizlik ortamı içerisinde
yaşamayı hak etmemektedir. Hiçbir siyasi ve hukuki dayanağı olmayan bu ambargo
ve izolasyonların derhal kaldırılması gerekmektedir. Bunun sağlanabilmesi
ancak dost ve kardeş ülkelerin ekonomik, kültürel ve siyasi alanlarda
işbirliği ile gerçekleştirilebilir.
Bu amaçla;
Kıbrıs sorununa, Birleşmiş
Milletler gözetiminde en erken bir zamanda siyasi eşitliğe dayalı iki bölgeli,
iki toplumlu ve yaşayabilir bir çözüm bulmak ve bir ortaklık devleti
oluşturmak için Kıbrıs Türk tarafının sarfetmekte olduğu çabalara destek
verilmelidir. Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum taraflarının eşit siyasi statüye
dayalı bir çözüme ulaşmalarına yardımcı olmak üzere,
1-Türk Devletleri
Parlamentoları arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi ve Türk
Devletleri Parlamentolar
Arası Biriliğin oluşturulması için çaba sarfedilmelidir.
2- Türk Devletleri arasında
kültürel, sosyal ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi
çabalarına destek verilmelidir.
3- Kıbrıs Türklerinin bu
çalışmalar içinde yer alması dünya ülkelerine verilecek mesaj
açısından önemli ve kaçınılmaz
olarak algılanmaktadır.
4- Ayni doğrultuda Azeri ve
Kıbrıs Türkleri arasındaki dayanışmayı zayıflatmak için
sürekli gündeme taşınan
Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Karabağ problemi konusu ile Kıbrıs
Türklerinin Kuzey Kıbrıs’ta kendi idarelerini oluşturma konusu arasında
hiçbir benzerlik olmadığı gerçeğinden hareketle;
Azerbaycan Cumhuriyeti’nin
Karabağ problemi konsunda bölge ülkelerinin ortak irade göstermesinin ve
sorunun Birleşmiş Milletler kararları çerçevesinde ve barışçıl bir şekilde
çözümlenmesi için Azerbaycan ve Ermenistan’a yardımcı olunmasının önemine
işaret eder;
Katılımcı temsilciler, kendi iç
sorunları yanında birbirleriyle sosyal, kültürel ve ekonomik anlamda
işbirliğini geliştirmek üzere hükümetler nezdinde girişimde bulunmayı ve iç
sorunlarıyla ilgili olarak dayanışma içinde bulunmayı deruhte eder, bu
işbirliğinin Türk halklarının yakınlaşması açısından önemine işaret ederler.”