TALAT: “MÜZAKERELER İÇİN BİZ ELİMİZDEN GELENİ
YAPIYORUZ”
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, 2007 yılının ilk çeyreğinin
sonuna kadar Birleşmiş Milletler’in bir üst düzey yetkilisinin katılımıyla
liderlerin bir araya gelerek, genel bir değerlendirme yapacağını ve kapsamlı
müzakerelere başlanıp başlanmayacağına karar verileceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat dün bir kabulü sırasında bir
gazetecinin, “Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev önceki gün yaptığı
açıklamada, 31 Mart’tan önce Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos ile
görüşebileceğinizi söyledi. Bu konuda ne diyorsunuz” şeklindeki sorusu üzerine
Pertev’in açıklamasında, BM Genel Sekreterinin Siyasi İşlerden Sorumlu
Yardımcısı İbrahim Gambari’nin mektubuna açıklık getirdiğini belirtti.
Gambari’nin mektubunda, 2007 yılının birinci çeyreğinin
sonuna kadar iki liderin; BM’nin önde gelen bir temsilcisiyle toplanması,
yapılan işleri gözden geçirmesi ve eğer uygun koşullar varsa tam teşekkülü
görüşmeleri başlatması kararını vereceğinin yer aldığını anlatan Cumhurbaşkanı
Talat, kendilerinin bunu hayata geçirmek için uğraştıklarını, önce komitelerin
oluşacağını, bu komitelerin çalışmaya başlayacağını, bu süreç içinde de
liderlerin zaman zaman bir araya geleceğini kaydetti.
AB Komisyonu’nun dün Türkiye hakkında verdiği kararı da
değerlendiren Cumhurbaşkanı Talat, komisyonun, aldığı kararla, Türkiye’nin AB
sürecini Kıbrıs Rum tarafına verilecek taahhütlere bağlı kıldığını, Kıbrıs Rum
tarafının taleplerini Türkiye’nin AB sürecine ön şart olarak koyduğunu
söyledi.
Bunu “çok garip bir durum” olarak niteleyen Cumhurbaşkanı
Talat, “Bu, AB’nin Kıbrıs Rum tarafının esiri olduğunu herkese gösterdi” dedi.
Talat, bu durumun “kabul edilemez” olduğunu da vurguladı.
AB Komisyonu’nun Genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn’in
konuşmasında, “Kıbrıs sorununun bir an önce BM çerçevesinde bütünlüklü olarak
çözümlenmesi gerekiyor” dediğine işaret eden Talat, Rehn’in cevabının, Kıbrıs
Rum tarafının sorunu AB’ye çekmeye çalışmasına güçlü bir cevap olduğunu
söyledi.
Talat, son gelişmelerin, biri olumlu biri olumsuz, iki
sonucu olduğuna dikkat çekerek, olumsuz olan sonucun Türkiye’nin AB sürecine
Kıbrıs Rum tarafının isteklerinin ön koşul olarak getirilmesi, olumlu olanın
ise AB’nin Kıbrıs sorununun bütünlüklü çözümünü son çare olarak görmüş olması
olduğunu kaydetti.
Bir başka soru üzerine Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat,
Finlandiya Başbakanı Matti Vanhanen’in Türkiye ziyaretinin, Türkiye’nin AB
sürecinin kesintisiz olarak sürdürülebilmesine yönelik bir ziyaret olduğunu
söyleyerek, bu görüşmede Fin önerileri dışında bazı maddelerin görüşülüp,
neler yapılabileceğinin açıklığa kavuşturulacağını kaydetti.
Görüşmenin doğrudan Kıbrıs’la ilgili olmayacağına dikkat
çeken Talat, ziyarette Kıbrıs’la ilgili Fin önerileri dışında başka öneriler
varsa onların da görüşülebileceğini ifade etti.
AB KOMİSYONU’NUN TAVSİYE KARARI…
DIŞİŞLERİ BAKANI AVCI: “TALİHSİZ BİR KARAR… FATURANIN TÜRKİYE’YE ÇIKARILMASI
YANLIŞ BİR TUTUM”
Başbakan Yardımcısı ve Dış İşleri Bakanı Turgay Avcı, AB
Komisyonu’nun Türkiye’yle ilgili tavsiye kararını “talihsiz” olarak niteledi
ve faturanın Türkiye’ye çıkarılmasının yanlış bir tutum olduğunu vurguladı.
Başbakan Yardımcısı ve Dış İşleri Bakanı Turgay Avcı
yaptığı açıklamada şöyle dedi:
“AB Komisyonu’nun Türkiye ile katılım müzakerelerinde,
“Türkiye yükümlülüklerini yerine getirmediği sürece” açılan hiçbir faslın
kapatılmaması ve 35 fasıldan 8 faslın müzakereye açılmasının askıya alınması
yönündeki tavsiye kararını talihsiz olarak nitelendiriyoruz.
Rum tarafının retçi politikaları neticesinde Kıbrıs’ta
yaşanan çıkmazın faturasını Türkiye’ye çıkarmaya çalışmak yanlış bir tutumdur.
AB, 26 Nisan 2004 tarihinde Kıbrıs Türküne yönelik
izolasyonların kaldırılması yönünde aldığı kararı bugüne kada yerine
getirmemiştir. AB’nin Kıbrıs Türküne yönelik taahhütleri, sürekli Rum engeline
takılmıştır. AB, Rum engelini bertaraf etmek yerine, sözlerini yerine
getirmemeyi tercih eder bir tutum benimsemiştir. AB’nin 26 Nisan kararı
uyarınca izolasyonların kalkması, Kıbrıs Türk ekonomisinin güçlendirilmesi ve
Kıbrıs’ta kapsamlı çözümün desteklenmesi yönünde çalışmalar yapması
beklenirken, Türkiye’nin üyelik müzakere sürecine Kıbrıs konusuyla bağlantılı
önkoşullar getirmek suretiyle, Kıbrıs konusundaki çıkmazı daha
karmaşıklaştırma yöntemini seçmesi anlaşılmazdır.
Daha da ötesinde, Komisyon bu kararıyla, Kıbrıs konusunu,
Türkiye’nin üyelik süreci ile ilişkilendirerek, Kıbrıs konusunda ilerleme
sağlanmasını Türk tarafının atacağı adımlara bağlamış, böylece Rum tarafını bu
süreçte sorumluluktan sıyırmıştır. Bu, Kıbrıs’ta benimsenebilecek en zarar
verici tutumdur. Böylesi bir tutumun sakıncalarını uzun süredir dile
getirmekteyiz. Üzülerek görüyoruz ki, AB Komisyonu, Rum baskılarına boyun
eğmiş, Rumun retçi politikalarına alet olmuştur.
AB Komisyonu’nun Türkiye’ye ilişkin tavsiye kararı, Rum
tarafını Kıbrıs konusunda şımartacak, Rum liderliğini uzlaşmaz tutumunu
sürdürmeye teşvik edecektir.”