www.trncinfo.com

make money stuffing envelopes

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti                                                         

Haber 19 Aralık 2006
 

BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI VE DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI, BM BARIŞ GÜCÜ’NÜN GÖREV SÜRESİNİN UZATILMASIYLA İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI YAPTI

TÜRKİYE’NİN YENİ LEFKOŞA BÜYÜKELÇİSİ GÜVEN MEKTUBUNU CUMHURBAŞKANI TALAT’A SUNDU

 


 
 

BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI VE DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI, BM BARIŞ GÜCÜ’NÜN GÖREV SÜRESİNİN UZATILMASIYLA İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI YAPTI

Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı, BM Güvenlik Konseyi’nin Kıbrıs’taki Barış Gücü’nün görev süresini uzatan kararında, Rum yönetiminden “hükümet” olarak bahsedilmesinin kabul edilemeyeceğini vurguladı.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, söz konusu kararda, 8 Temmuz mutabakatının iki taraf arasındaki güvensizlik nedeniyle hayata geçirilemediğinin savunularak, Rum tarafının sorumluluğunun hafifletildiği de kaydedildi.

BM Güvenlik Konseyi kararıyla ilgili Bakanlık açıklaması şöyle:

“Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin 1 Aralık 2006 tarihli raporuyla BM Güvenlik Konseyi’ne yapmış olduğu tavsiye doğrultusunda Kıbrıs’taki BM Barış Gücü (BMBG)’nün görev süresi, Güvenlik Konseyi’nin 15 Aralık 2006 tarihinde kabul ettiği 1728 sayılı kararla altı ay daha uzatılmıştır.

Söz konusu kararda, BMBG’nin görev süresinin sözde ‘Kıbrıs Hükümeti’nin rızası çerçevesinde uzatılmakta olduğu kaydedilmektedir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) 1963 yılından bu yana Ada’nın sadece güneyinde hükümran olduğunu ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni temsil etmediğini ısrarla BM dahil tüm ilgili tarafların dikkatine getirmemize rağmen, Kıbrıs Rum yönetiminden yine ‘Hükümet’ olarak bahsedilmesi kabul edilemezdir.

--“EŞİTLİK İLKESİ ÇİĞNENDİ…”--

Barış Gücü operasyonlarının görevlerini başarı ile yürütebilmeleri için ilgili tüm tarafların rızalarının alınması ve operasyonların taraflarla işbirliği halinde gerçekleştirilmesi kabul görmüş bir ilkedir. Ne var ki

BMBG’nin Kıbrıs’ta faaliyet gösterebilmesi için iki eşit siyasi tarafın rıza ve onayına ihtiyaç duyulduğu ilkesi gözardı edilerek, kararda sadece GKRY’nin onayına atıf yapılmakta ve eşitlik ilkesi çiğnenmektedir.

Kararda, Kıbrıs sorununa kapsamlı ve kalıcı bir çözümün bulunmasında BM’nin merkezi rolüne değinilmektedir. Tabiatıyla sorunun BM çatısı altında çözülmesi gerekliliğinin daha açık bir dille ortaya konulması Kıbrıs Türk tarafının dileğidir. Bununla birlikte kararda 8 Temmuz mutabakatının zaman kaybetmeden uygulamaya konulması ve Kıbrıs’ta kapsamlı çözüme iki kesimlilik ve siyasi eşitlik temelinde varılması gerekliliğinin vurgulanması olumlu değerlendirilmektedir.

“MOTİVE EDİLMESİ GEREKEN TARAF RUM TARAFI…”--

Ancak, mutabakatın iki taraf arasındaki güvensizlik nedeniyle hayata geçirilemediği savunularak, Rum tarafının sorumluluğu hafifletilmektedir. Böylelikle, Rum tarafının Kıbrıs sorununu Türkiye-AB üyelik müzakereleri çerçevesinde tek taraflı tavizler elde etmeye çalışmakla BM sürecinde sebep olduğu tıkanıklık da göz ardı edilmektedir. Kıbrıs Türk tarafı, 8 Temmuz mutabakatının zaman kaybetmeden uygulanması ve BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonu çerçevesinde yürütülecek özlü müzakereler aracılığıyla Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulunması hedefine bağlı olduğunu her fırsatta kanıtlamıştır. Bu gerçekler ışığında, içinde bulunulan aşamada sürecin başarıyla tamamlanabilmesi için çağrıda bulunulması ve bu yönde motive edilmesi gereken tarafın Kıbrıs Rum tarafı olduğu açıktır.

Bilindiği üzere, Genel Sekreter referandumların ardından yayınladığı 28 Mayıs 2004 tarihli raporunda Kıbrıs Türk tarafının tecridinin haksızlığına değinmekte ve bu tecridin sona erdirilmesi yönünde uluslararası camiaya çağrıda bulunmaktadır. BM Güvenlik Konseyi bu rapordaki çağrıyı destekler bir kararı, Rum tarafının engellemeleri neticesinde bugüne kadar üretememiştir. Annan, 1 Aralık 2006 tarihli raporunda da, 28 Mayıs 2004 tarihli raporuna atıfta bulunmakta ve tecridin kaldırılmasına yönelik çağrısını yinelemektedir. BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Türkünün maruz kaldığı izolasyonların sona erdirilmesine yönelik ısrarla yapmakta olduğu çağrının BM Güvenlik Konseyi kararına yansıtılmaması kabul edilemez bir yaklaşımdır. Rum tarafının tüm olumsuz tutum ve politikalarına karşın, Kıbrıs Türk tarafı olarak kararlılıkla sürdürmekte olduğumuz çözüm yanlısı tutum ışığında, BM Güvenlik Konseyi’nin Kıbrıs Türkünün tecridinin sona erdirilmesine yönelik daha kararlı ve etkin bir tutum benimsemesini talep etmek en doğal hakkımızdır.

--“GENEL SEKRETERİN GÖZLEMLERİ DİKKATE ALINMADI”--

Bu bağlamda BM Genel Sekreteri’nin 28 Mayıs 2004 tarihli raporunda ortaya koyduğu önemli gözlemler dikkate alınmayarak, BM Güvenlik Konseyi’nin 1999 tarih ve 1251 sayılı güncelliğini yitirmiş karara atıfta bulunulması kabul edilemezdir.

Karar, Ada’da askeri tatbikatlar gibi gerginliği artırıcı faaliyetlerden kaçınılması için her iki tarafa da çağrı yapmakta, ancak bu faaliyetlerin GKRY’nin tutumundan kaynaklandığını belirtmekten kaçınmaktadır. Hatırlanacağı üzere Rum tarafı, Kıbrıs’ta tatbikatlardan karşılıklı olarak kaçınılması konusunda 2001 yılında varılan mutabakatı geçtiğimiz yıl tek taraflı olarak ihlal ederek, Nikiforos askeri tatbikatını gerçekleştirmiştir. Bu yıl ekim ayında GKRY ‘Milli Muhafız Ordusu’ söz konusu tatbikatı geniş kapsamlı olarak yeniden icra etmiştir.

--“İNSANLIK DIŞI MUAMELE DERCEDİLMEDİ…”--

Kararda ayrıca, BMBG’nin ara bölgedeki operasyonlarıyla ilgili olarak 1989 tarihli ‘Aide Memoire’a atıf yapılmak suretiyle, bu belge temelinde mutabakat sağlanması yönünde her iki taraf teşvik edilmektedir. Söz konusu ‘Aide Memoire’nin, ne Kıbrıs Türk, ne de Kıbrıs Rum taraflarınca kabul edilmediğini anımsatmakta yarar vardır.

Güvenlik Konseyi kararı, Lokmacı barikatı dahil olmak üzere ek geçiş noktalarının açılmasıyla ilgili her iki tarafı da teşvik etmekle, söz konusu sınır kapısının faaliyete girememesinin tek sorumlusunun Kıbrıs Rum tarafı olduğu gerçeğini gizlemektedir. Kıbrıs Türk tarafının yapıcı tutumunun aksine Rum tarafı propaganda amaçlı olarak kullandığı duvarı yıkmamakta ısrar etmektedir. Bu konudaki mesajın açık bir şekilde Rum tarafına yapılmış olması gerekirdi. Bunun yanı sıra, iki taraf arasındaki geçişlerden bahsedilirken halkımızın, Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan yabancıların ve turistlerin GKRY’nin ırkçı politikaları neticesinde gerek sınır kapılarında, gerekse Güney’de maruz kaldıkları insanlık dışı muamelenin karara dercedilmemesini önemli bir eksiklik olarak değerlendiriyoruz.

Kıbrıs Türk tarafının iki taraf arasındaki temas ve faaliyetlere gereken desteği verdiği, Rum tarafının ise konuya ilişkin olumsuz yaklaşımının ilgili çevrelerce bilindiği bir ortamda, kararda bu tür aktivitelerin önündeki engellerin kaldırılması yönünde yapılan çağrının Rum tarafına yönelik olduğu aşikardır.

Konuya ilişkin tüm açıklamalarımıza rağmen kararda, ara bölge ile hiçbir ilişkisi olmayan ve BM Barış Gücü’nün görev alanı dışında bulunan Akyar köyüne ilişkin haksız talebin suçlayıcı ifadelerle tekrarlanması esefle karşılanmıştır.

Kıbrıs Türk tarafı olarak BM ve BMBG ile işbirliğine devam etme konusundaki kararlılığımızı bir kez daha dile getirir, Güvenlik Konseyi’nin bugüne kadar izlemekte olduğumuz yapıcı ve çözüm yanlısı tutumumuzu kararlarına yansıtmasına ve Rum liderliğini çözüm konusunda teşvik etmesine yönelik beklentilerimizi yineleriz.”

 

TÜRKİYE’NİN YENİ LEFKOŞA BÜYÜKELÇİSİ GÜVEN MEKTUBUNU CUMHURBAŞKANI TALAT’A SUNDU

Türkiye’nin yeni Lefkoşa Büyükelçisi Türkekul Kurttekin, dün saat 12.00’de Cumhurbaşkanlığı’nda düzenlenen törenle güven mektubunu Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’a sundu.

Cumhurbaşkanlığı’nda askeri törenle karşılanan Büyükelçi Kurttekin, İstiklal Marşı’nın okunması ve tören birliğini selamlamasının ardından Cumhurbaşkanı tarafından kabul edildi.

Kurttekin mektubu sunarken, Türkiye’nin KKTC’ye desteğinin ve işbirliğinin süreceğini vurguladı, Türkiye Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in selamlarını Talat’a iletti.

Cumhurbaşkanı Talat ise, Büyükelçi Kurttekin ile birlikte çalışacak olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek, Büyükelçi’nin selefleriyle yararlı çalışmalar yaptıklarını, Türkiye’nin her şartta KKTC’ye destek verdiğini, bunun da büyük bir mutluluk olduğunu belirtti.

Türkiye’nin her sıkıntılarında destek verdiğini, Büyükelçi’nin de KKTC’ye yardımcı olacağından ve bugüne kadarki görevlerinde gösterdiği performansını sürdüreceğinden emin olduğunu belirten Talat, KKTC’nin dünya ile barışık bir çizgide ilerlediğini, ancak tecridin hala ortadan kalkmadığını kaydetti.

Talat, “Tecridin kalkması için çok yoğun ve kararlı bir çaba ortaya koymak durumundayız… Türkiye Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in selamlarını ve görevlendirmesini kabul ediyoruz” dedi ve güven mektubunu aldı.

Cumhurbaşkanlığı’ndaki törene Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Turgay Avcı, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Hilmi Akil, TC Büyükelçiliği Birinci Müsteşarı İbrahim Mete Yağlı ve ikinci müsteşar Levent Eler ile diğer yetkililer katıldı.

Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Türkekul Kurttekin, önceki gün Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’a güven mektubunu sunmasının ardından, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün anıtına ve Kıbrıs Türk Halkı’nın Varoluş Mücadelesi Lideri Dr. Fazıl Küçük’ün Anıttıpe’deki kabrine çelenk koydu.

BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI VE DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI: “MARAŞ KAPSAMLI ÇÖZÜMDE ELE ALINACAK BİR KONUDUR"
(10.04.06)

BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI VE DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI’NIN GKRY’NİN SINIR KAPILARINDAKİ UYGULAMALARI İLE İLGİLİ AÇIKLAMASI (08.04.06)

Pakistan depreminden sonra 11-21 Ekim 2005 tarihleri arasında bölgeye giden KKTC ekibinin faaliyetlerini gösteren fotoğraflar

TÜRKİYE'NİN ÖNÜNDEKİ YOL - (THE NEW YORK TIMES, 31 OCAK 2006)

CUMHURBAŞKANI TALAT'IN İKİNCİ AYLIK BASIN TOPLANTISI

1963-1974 YILLARI ARASINDA rum saldırıları sonucunda GERÇEKLEŞEN NÜFUS HAREKETLERİNİ VE KIBRISLI TÜRKLERİN GÖÇ ETTİRİLDİĞİ KÖYLERİ GÖSTEREN KIBRIS HARİTASI

RUM YAZAR RUM VAHŞETİNİ ANLATIYOR

GÜNEY KIBRIS'TAKİ TÜRK KÖYLERİNİN DURUMU