BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI DOÇ. DR. SAYIN TURGAY
AVCI’NIN AÇIKLAMASI
GKRY Dışişleri Bakanı Lillikas
Haravgi gazetesinde yayınlanan mülakatıyla Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıs
sorununa ilişkin uzlaşmaz politikasını bir kez daha gözler önüne serdi.
Bir yandan, 8 Temmuz mutabakatının
hayata geçirilmesi ve ilerleme kaydedilmesi konusunda hazır olduğuna ilişkin
uluslararası camiayı kandırmaya yönelik iddialarda bulunan Lillikas ve diğer
Rum yetkililer, diğer yandan 2008’e kadar Kıbrıs sorununun çözümü konusunda
bir hareketlilik olmayacağını itiraf ederek bu yöndeki çabalarının
samimiyetten uzak olduğunu kanıtlamışlardır. Lillikas ayrıca Rum tarafının
yıllardır sürdürdüğü oyalama politikasının bir parçası olarak 2008 yılına
kadar devam edecek olan bir "hazırlık sürecinden" bahsetmekle 8 Temmuz
mutabakatını çıkmaza sokmaktadır. Bu açıklamalar göstermektedir ki, Rum
yönetiminin 31 Mart 2007 tarihine kadar kapsamlı çözüm görüşmelerini başlatma
konusunda yapmış olduğu taahhüt sözden öteye gitmeyecektir. İçinde bulunulan
süreçte sadece Kıbrıs Türk tarafının yapıcı tutumuyla istenilen sonuca
varılmayacağı aşikardır.
Lillikas, beyanatında Kıbrıs Türk
tarafının ekonomisine katkı sağlayacak en küçük bir gelişmeyi dahi AB
üyeliğinin vermiş olduğu haksız avantajı da kullanarak engelleyeceklerini
duyurmaktan kaçınmamaktadır. Rum Dışişleri Bakanı, her ne kadar Brüksel’de
yapılan Avrupa Birliği Zirvesi’nde Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün onaylanması
hususunda sorun çıkarmayacağı izlenimini vermiş olsa da, söylemleriyle bunun
tam tersini kanıtlamaktadır. Ocak 2007’de hiçbir ilave yapılmadan onaylanması
beklenen Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nü önşartlara bağlayarak kabul edilmez hale
getireceğini de dolaylı olarak söyleme cesaretini kendisinde bulmaktadır. Rum
yönetiminin engellemeleri neticesinde iki yılı aşkın bir süredir yürürlüğe
konamayan sözkonusu Tüzük, AB Komisyonu tarafından önerilen ilk haliyle,
hiçbir şarta bağlanmadan Kıbrıs Türk tarafının tecridini ortadan kaldıracak
şekilde kabul edilmelidir.
Bir kez daha esefle
gözlemlenmiştir ki, Kıbrıs Rum tarafı Türkiye’nin AB üyelik müzakerelerini
suistimal etmek suretiyle Kıbrıs sorununa Rum tezleri doğrultusunda bir çözüm
bulma emelini taşımakta ve bu amaçla Kıbrıs sorununun çözüm zeminini AB çatısı
altına kaydırmaya çalışmaktadır.
Rum liderliğinin, Kıbrıs Türk
halkını daha fazla insanlık dışı izolasyonlara maruz bırakmasına izin
verilmemeli, AB’nin 26 Nisan 2004 tarihinde almış olduğu kararın zaman
kaybetmeden hayata geçirilmeli ve Kıbrıs sorununa BM çatısı altında kapsamlı
ve kalıcı bir çözüm bulunması çabalarına öncelik verilmelidir.