CUMHURBAŞKANI TALAT, AB KOMİSYONU BAŞKANI BARROSO İLE GÖRÜŞTÜ
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Brüksel'de, AB Komisyonu
Başkanı Jose Manuel Barroso ile görüştü. Talat ile Barroso'nun 30 dakika
olarak planlanan görüşmesi yaklaşık 1 saat sürdü.
Toplantıda, taraflar görüş ve önerilerini ortaya koyarken,
Cumhurbaşkanı Talat’ın görüşmede, Türk tarafının pozisyonunu net bir şekilde
ortaya koyduğu öğrenildi.
Tıkanan çözüm süreci ve son gelişmelerle ilgili Barroso’ya
geniş bir bilgi veren Talat, tarafların zarar görmemesi, Kıbrıs sorununda
dinamik bir sürecin sağlanması için neler yapılabileceğini anlattı.
Talat, Barroso’ya AB’nin çözüm platformu olmadığını ancak,
çözüme katkı koyabileceğini belirterek, Kıbrıs sorununa Rum penceresinden
bakmaktan vazgeçmesini istedi. Rum yönetiminin Kıbrıslı Türklere nefes
aldırmadığını, toplumumuz için önemli tüm girişimleri tıkadığını da anlatan
Talat, izolasyonların kaldırılması yönünde verilen sözlerin tutulmasını
istedi.
Cumhurbaşkanı Talat, Barroso ile çok olumlu bir görüşme
yaptıklarını, toplantının planlanandan uzun sürmesinin de ''her şeyi
konuşmalarından'' kaynaklandığını söyledi. Cumhurbaşkanı Talat, bugün
düzenleyeceği basın toplantısında bilgi vereceğini kaydetti.
Talat, 3 gün sürecek Brüksel ziyareti kapsamında bugün
Avrupa Parlamentosu Başkanı Josep Borrell ve AB Komisyonu'nun genişlemeden
sorulu Üyesi Olli Rehn ile biraraya gelecek.
Cumhurbaşkanı Talat, 11 Ekim Çarşamba günü de AB Ortak Dış
Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Javier Solana ile görüşecek.
RESETARİS: “RUMLAR ÇÖZÜM YANLISI DEĞİL”
AB Haber’e Kıbrıs sorunu ile ilgili açıklamalarda bulunan
Avrupa Parlamentosu Kıbrıslı Türkler ile Yüksek Seviyede Temas Grubu üyesi
Avusturyalı parlamenter Karin Resetaris, Rumların Kıbrıs sorununu çözme
yanlısı olmadıklarını kaydetti.
Kıbrıslı Türklere Avrupa Birliği’nde büyük haksızlık
yapıldığına işaret eden Resetaris, Fransa ve Avusturya gibi ülkelerin de
Rumların arkasına saklanarak Türkiye ile sürdürülen müzakere sürecini kesmeye
çalıştığını söyledi.
Avrupa Birliği içerisinde kimsenin, Kıbrıs konusunda
bilgili olmadığını iddia eden Resetaris, Türkiye ve Kıbrıslı Türkler’in
sorunlarını yeterince Avrupa’ya anlatamadığından Adadaki gelişmelerden
haberleri olmadığını ifade etti.
Avrupa Parlamentosu Liberal Grup üyesi Resetaris, Avrupa
Birliği'nde herkesin limanlar konusuna odaklandığını ancak kimin haklı kimin
haksız olduğunun tamamen birbirine karıştırıldığını kaydetti. Rumların Avrupa
Birliği'nde yalan üzerine propaganda yaptığına işaret eden Resetaris, “Rumlar,
Kıbrıs işgal altında, Türk askeri gitsin diye Avrupa Birliği platformlarında
propaganda yapıyor. Ama kimse Annan planı kabul edilseydi Türk askerinin
adadan gideceğini bilmiyor” dedi...
Kıbrıslı Türk parlamenterlerin Avrupa Parlamentosu’nda olmamasını utanç verici
olarak nitelendiren Karin Resetaris, Rum tarafından Avrupa Parlamentosuna
giden 6 parlamenterin Kıbrıs Türklerini temsil etmediğini vurguladı.
Öte yandan, Almanya eski Dışişleri Bakanı Joschka Fischer
de, Güney Kore’de yayınlanan The Korea Herald gazetesinde yayınlanan “Çarpmak
üzere iki tren mi?” başlıklı makalesinde AB’nin Türkiye konusundaki tutumunu
sert dille eleştirirken “Hızlı ilerleyen iki tren çarpmak üzere” uyarısı
yaptı.
İlerleme Raporu’nun Türkiye’yi suçlayarak üyelik sürecini
raydan çıkartabileceğini vurgulayan Fischer, Kıbrıs’ta yaşanan çıkmazın asıl
sorumlusunun Rumlar olduğunu belirtti.
Türkiye konusunda kilit anlaşmazlığı Kıbrıs’ın
oluşturduğuna işaret eden Fischer, Türkiye’nin limanlarını Rumlara açmayı
kabul etmediğini, bunun nedeni olarak da AB’nin Kıbrıslı Türkler ile doğrudan
ticareti başlatmayı reddetmesini gösterdiğini anımsattı.
Oysa AB’nin Kıbrıslı Türkler’e ilişkin sözünü Aralık
2003’teki AB Zirvesi’nde ve Nisan 2004’teki AB Dışişleri Bakanları
toplantısında verdiğine dikkat çeken Fischer, AB’nin şimdiye kadar sözlerini
yerine getirmediği için bu nedenle konuda meşru bir argümanı olan taraf AB
değil, Ankara’dır” diye yazdı.
Joschka Fischer, Avrupa Komisyonu’nun Kıbrıs konusunda yaşanan çıkmazın asıl
sorumlusu olan Rumlar yerine Türkiye’yi suçlarsa hiç de adil olmayacağını
vurguladıktan sonra Fransa, Almanya ve Avusturya’da bazılarının Türkiye’ye
yönelik tutumları için “sorumsuz” diyerek eleştirdi.