www.trncinfo.com

make money stuffing envelopes

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti                                                         

Haber 13 Ekim 2006
 

CUMHURBAŞKANI TALAT: KIBRIS’IN AB SÜRECİNE BAĞLANMASI ÇOK RİSKLİ

RUMLARIN TARIM ARAÇLARIYLA KAYMAKLI’DA ARA BÖLGEYE GİRMESİ…

KAYIPLAR KOMİTESİ, TOPLU KAZILARDAN TOPLAM 50 KEMİK KALINTISI ÇIKARILDIĞINI AÇIKLADI

PAPADOPULOS’UN KARA PARA AKLAMA FAALİYETLERİYENİDEN GÜNDEMDE

 


 

CUMHURBAŞKANI TALAT: KIBRIS’IN AB SÜRECİNE BAĞLANMASI ÇOK RİSKLİ

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, “Türkiye’nin AB sürecini doğrudan doğruya Kıbrıs meselesine ve özellikle Kıbrıs Rum tarafının isteklerine bağlamayı, AB açısından, hem AB’nin büyüklüğü ve gücü bakımından, hem de AB’nin geleceği bakımından son derece riskli görüyoruz” dedi.

Brüksel’deki temaslarını tamamlayarak İstanbul’a giden Cumhurbaşkanı Talat, Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi’nde düzenlediği basın toplantısında temaslarını değerlendirdi. Cumhurbaşkanı Talat, ziyaretinin önemli bir dönemeçte gerçekleştiğini söyledi.

Talat, son günlerde yaşanan iki önemli gelişme olduğunu, bunlardan birinin Türkiye’nin AB sürecinde herhangi bir sıkıntıyla karşılaşmaması için Finlandiya’nın yaptığı girişim, ikincisinin de Finlandiya’nın yaptığı girişimin Kıbrıslı Türkler boyutu olduğunu kaydetti.

Brüksel’de en üst düzeyde görüşmeler gerçekleştirdiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Talat, en dikkat çeken hususun, Türkiye’nin AB sürecinde limanlarını Kıbrıs Rum tarafına açması konusunda AB kurumlarında hemen hemen bir görüş birliği bulunması olduğunu ifade etti.

Talat, bunun bir yasal zorunluluk olduğu konusunda, Türkiye’nin baskı altına alınması eğiliminin AB kurumlarında mevcut olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Ancak bunun doğru bir yaklaşım olduğu inancında olmadığımı, tüm görüştüğüm kişilere aktardım. Çünkü Türkiye’nin Kıbrıs Rum gemi ve uçaklarına havaalanlarını ve deniz limanlarını kapatmasının nedeni, Kıbrıs Rum tarafının Kıbrıslı Türkleri izole etmesi çabalarıdır. Bunun sona ermesine bağlı olarak da Türkiye herhangi bir kısıtlama yapmayacağını tüm dünyaya ilan etmiştir. Türkiye’nin AB sürecini doğrudan doğruya Kıbrıs meselesine ve özellikle Kıbrıs Rum tarafının isteklerine bağlamayı, AB açısından, hem AB’nin büyüklüğü ve gücü bakımından, hem de AB’nin geleceği bakımından son derece riskli görüyoruz. Kıbrıs’ın farklı bir konumda olduğu, Kıbrıs’ta bir sorun olduğu, Kıbrıs’ın bölünmüş olduğu ve bu bölünmüşlüğün Kıbrıslı Türkler nedeniyle değil, Kıbrıslı Rumlar nedeniyle devam ettiği gerçeğinin unutulmaması gerekir. Kıbrıs normal bir devlet değildir. Türkiye’den bütün Kıbrıs’ı temsil eden Kıbrıs Rum tarafına normal bir devlet muamelesi yapmasını beklemek son derece yanlıştır diye düşünüyoruz.”

Kıbrıslı Türkler olarak AB’nin taahhüt ettiği izolasyonların kaldırılmasını beklediklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Talat, “İzolasyonun kaldırılmasına, Kıbrıslı Türklerin Ada’nın birleştirilmesi için oy vermesi nedeniyle söz verildiğini unutmadık. Bunun için Kıbrıs Rum tarafına bir şey vermemiz gerektiğini kabul etmiyoruz. Bizim izolasyonlarımızın kaldırılmasını bir pazarlık konusu olarak görmüyoruz. Al-ver sürecinin bir parçası olarak görmüyoruz” diye konuştu.

Bu tür temasların süreklilik göstermesi gerektiğini anlatan Talat, AB merkezinde birçok çevrede ciddi bilgi eksikliği gördüklerini söyledi.

Örneğin Ankara Protokolü’nün Türkiye’nin limanlarını açmasının yasal bir zorunluluğunu da getirdiği inancının hemen hemen bütün kesimlerde olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Talat, “Böyle bir şey yoktur. Türkiye, malların serbest dolaşımını sağlayacağını taahhüt etmiştir. Malların serbest dolaşımıyla taşımacılığın tamamen serbest olması arasında ciddi fark vardır” dedi.

Talat, “İzolasyonların kaldırılması konusunda AB, Rum vetosunu nasıl aşmayı düşünüyor?” şeklindeki bir soru üzerine de “Düşündükleri bir şey yok. Onlara göre Türkiye limanlarını açacak. ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ izin verdiği zaman bizim izolasyonlar da kalkacak” yanıtını verdi.

Türkiye’nin AB sürecinde yaşayacağı sıkıntının sadece Türkiye’nin değil, AB’nin de zararına olacağını vurgulayan Talat, “ ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ gibi yarım bir devlet, yasal olmayan bir devlet, meşru olmayan bir yönetim AB’nin Türkiye ile olan ilişkilerini zehirlemeye devam etmemelidir” şeklinde konuştu.

Basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Talat, “Finlandiya’nın önerisi izolasyonların kaldırılması konusunda ne gibi yenilikler getiriyor?” şeklindeki bir soru üzerine, Finlandiya’nın önerilerinin Papadopulos’un 2004 yılında yaptığı önerilerden alınmış ve esinlenmiş öneriler olduğunu söyledi.

Önerilerde Kıbrıslı Türkler’e ve Türkiye’ye verilen hiçbir şey olmadığını kaydeden Talat, şöyle dedi:

“Limanlardan yapılan ihracat için bile limanın AB yönetimine verilmesi öngörülüyor. Bazıları da BM diye öneriyor. Biz kendi limanımızı çalıştırmaktan aciz değiliz. Savaş ortamında yaşayan ülkeler gibi biz, limanlarımızı ve havaalanlarımızı ne BM ne de AB’ye devrederiz. Bunu böyle bilmek lazım.”

Cumhurbaşkanı Talat, Fransa meclisinde kabul edilen sözde Ermeni soykırımının inkarını suç sayan yasa teklifiyle ilgili olarak da Fransız meclisinden çok tuhaf bir yasanın geçtiğini belirterek, “Bu Fransa’nın özellikle sözde fikir özgürlüğü konusunda şampiyonluk iddia ettiği bir zamanda olabilecek, kabul edilebilecek, düşünülebilecek bir hareket, inanılır bir karar değil” diye konuştu.

 

RUMLARIN TARIM ARAÇLARIYLA KAYMAKLI’DA ARA BÖLGEYE GİRMESİ…

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI: “TOPLUMLARARASI İLİŞKİLER VE ADADAKİ SİYASİ ATMOSFERE ZARAR VERİCİ”

Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı, son zamanlarda bazı Rumların tarımsal araçlarla Kaymaklı yöresinde ara bölgeye girmelerine tepki göstererek, bunun, toplumlararası ilişkilerle adadaki siyasi atmosfere zarar vereceği uyarısında bulundu.

Başbakan Yardımcılığı’ndan konuyla ilgili olarak dün yapılan yazılı açıklamada şöyle denildi:

“Son zamanlarda Rum toplumu kişilerin tarımsal araçlarıyla Kaymaklı yöresinde ara bölgeye girdikleri ve burada mevcut tarımsal güvenlik hattının kuzeyine de geçmek suretiyle ciddi ihlallerde bulundukları gözlemlenmektedir. Rum basınında yer alan ve bu ihlalleri teşvik etmeye yönelik bazı haberler de dikkat çekicidir.

Kıbrıs Türk tarafının yaptığı tüm girişimlere rağmen sözkonusu ihlallerin önlenmesinde Birleşmiş Milletler Barış Gücü yetersiz kalmıştır. Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün daha etkin tedbirler almak süretiyle kendi sorumluluğu altında olan ara bölgenin ve tarımsal güvenlik hattının ihlalini önlemesini beklemekteyiz.

Sözkonusu ihlallerin Kıbrıs Rum tarafından kaynaklanan planlı bir hareket olduğundan kuşku duyulmaktadır. Rum tarafı bu tür gerginlik yaratıcı hareketlerle yapay gündem yaratmayı ve Kıbrıs sorununa kapsamlı adil çözüm bulmayı hedefleyen müzakerelerden kaçışını gizlemeyi amaçlamaktadır.

Ara bölge içerisinde gerilimin tırmandırılması, toplumlararası ilişkilere ve Ada’daki siyasal atmosfere zarar verecektir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni, ara bölgenin statüsüne saygı göstererek böylesi hareketlerden kaçınmaya ve çıkar sağlama umuduyla gerginlik politikası gütmekten vazgeçmeye davet ederiz.”

 

KAYIPLAR KOMİTESİ, TOPLU KAZILARDAN TOPLAM 50 KEMİK KALINTISI ÇIKARILDIĞINI AÇIKLADI

Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi, Türk ve Rum taraflarında ağustos ayından itibaren başlayan toplu kazılarda yaklaşık 50 kemik kalıntısı bulunduğunu ve bunların 24 tanesinin Antropoloji Laboratuarı’nda analizden geçirildiğini bildirdi.

Ledra Palace otelinde rutin toplantılarını sürdüren Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi, dün yeniden toplandı. Toplantıdan sonra yapılan yazılı açıklamada, gerekli finansmanın sağlanmasından sonra Arjantinli Adli Antropoloji ekibi ile sözleşmenin süresinin uzatıldığı belirtildi.

Ağustos ayında başlayan kazılarda yaklaşık 50 kemik kalıntısı bulunduğu belirtilen açıklamada, kalıntıların 24 tanesinin Ara Bölge’de komiteye ait laboratuarlarda antropolojik analizlerden geçirildiği belirtildi.

Kemik kalıntılarını laboratuara taşıma işleminin devam ettiği kaydedilen açıklamada, laboratuara yarın (bugün) taşınması planlanan kemik kalıntılarının kayıp Kıbrıslı Rumlara ait olduğunun tahmin edildiği belirtildi.

Açıklamada, kazılardan elde edilecek tüm kemik kalıntılarının yakın gelecekte komiteye bağlı laboratuarda saklanacağı da ifade edildi.

Projenin yürütülmesi için gerekli mekanizmaların büyük kısmının komite tarafından hazırlandığı ifade edilen açıklamada, şu anda ise arkeolog ve antropologlardan oluşan iki toplumlu ekibinin eğitimi üzerinde çalışıldığı kaydedildi.

 

PAPADOPULOS’UN KARA PARA AKLAMA FAALİYETLERİYENİDEN GÜNDEMDE

Eski Yugoslavya’dan 1990’lı yıllarda kaçırılarak Güney Kıbrıs’ta, Rum Lideri Tasos Papadopulos’un hukuk bürosu aracılığıyla aklanan paralarını kurtarmak ve Sırp sahiplerine iadesini sağlamayı kendisine görev edinen muhalefet lideri ve eski Adalet Bakanı Vladan Batiç, 10 Ekim 2006 tarihinde Papadopulos’a gönderdiği mektupta, Papadopulos’dan kaçırılan milyar dolarların hesabını vermesini istedi.

Batiç, GKRY Lideri Tasos Papadopulos’a sorularını yöneltmeden önce Papadopulos’un, 22 Haziran 2002 tarihli Politis gazetesinde yayınlanan röportajında, Güney Kıbrıs’taki off-shore bankaların para aklama konusuna karıştığıyla ilgili BM Savaş Suçları Müfettişi Morten Torkildsen’in hazırladığı raporda bahsedilen off-shore şirketlerle ilgili olarak, “bu şirketlerin (güney) Kıbrıs’taki Beogradska Bankası’nın talimatı ve ihtiyaçlarını karşılamak üzere, Amerikan yaptırımlarını aşmak amacıyla kurulduğunu teyit ettiğini” hatırlattı.

Vladan Batiç mektubunda, Papadopulos’un hukuk bürosunun, Rum Bakanlar Kurulu’nun BM’nin yaptırımların sertleştirilmesiyle ilgili aldığı kararı benimsemesine rağmen, bunu uygulamadığını ve işlemlerini sürdürdüğünü ifade etti. Batiç, “bunun hukukun ciddi bir şekilde ihlali olduğunu bilmiyor muydunuz?” sorusunu sordu.

Batiç, o dönemde güney Kıbrıs’ta “hesabı kaybolan” ve binlerce dolar zarara uğrayan Predrag Yoryeviç isimli işadamının suç duyurusunda bulunduğunu ve dönemin Başsavcısı’nın soruşturma açtığını ancak Papadopulos’un ‘Cumhurbaşkanı’ seçilmesinden sonra atadığı başsavcının soruşturmayı kapattığını belirtti.

Yaptığı araştırma neticesinde bugün Dışişleri Bakanı olan Yorgos Lillikas’ın, 2003 yılında Ticaret Bakalığı yaptığı dönemde, Papadopulos’un hukuk bürosuna kayıtlı Antexol adlı Sırp şirketinin, Şirketler Mukayyitliği’nden yasal olmayan bir şekilde çıkartıldığını da ileri sürdü.

Vladan Batiç, devlet eliyle kara para aklandığının göstergesi olarak Rum Maliye Bakanlığı, Gümrük Dairesi, Merkez Bankası ve Laiki Bank gibi kurumların işin içinde olduğunu ve bir süre sonra yazılı delilleri de yok ettiklerini açıkladı.

Tüm bunlardan haberi olmadığının inandırıcı olmayacağını mektubundaki üslubuyla belirten Batiç, Sırplar’a ait 10 milyar ABD dolarından fazla paranın, Miloseviç’in dostlarının yanısıra, Güney Kıbrıs, Yunanistan ve bazı diğer ülkelerdeki yabancılara Miloseviç rejimine “verdikleri hizmetlerden” dolayı ödendiğini de iddia etti.

Rum Lideri Papadopulos’un, seçim öncesinde rüşvet aldığıyla ilgili tartışmalar da Güney Kıbrıs’ta kamuoyunun gündemini oluşturuyor. Papadopulos, 2003 yılındaki seçimlerden hemen önce “Wattford Petroleum” adlı bir İngiliz şirketinden seçim kampanyası için 50 bin KL aldığını doğrulamak zorunda kalmıştı. Rum basınında çeşitli yorumlara neden olan olayın referandum öncesine de denk geldiğinin altı çizilirken, Papadopulos’un başka hangi yabancı şirketlerden para aldığını açıklaması gerektiği de vurgulandı.

BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI VE DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI: “MARAŞ KAPSAMLI ÇÖZÜMDE ELE ALINACAK BİR KONUDUR"
(10.04.06)

BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI VE DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI’NIN GKRY’NİN SINIR KAPILARINDAKİ UYGULAMALARI İLE İLGİLİ AÇIKLAMASI (08.04.06)

Pakistan depreminden sonra 11-21 Ekim 2005 tarihleri arasında bölgeye giden KKTC ekibinin faaliyetlerini gösteren fotoğraflar

TÜRKİYE'NİN ÖNÜNDEKİ YOL - (THE NEW YORK TIMES, 31 OCAK 2006)

CUMHURBAŞKANI TALAT'IN İKİNCİ AYLIK BASIN TOPLANTISI

1963-1974 YILLARI ARASINDA rum saldırıları sonucunda GERÇEKLEŞEN NÜFUS HAREKETLERİNİ VE KIBRISLI TÜRKLERİN GÖÇ ETTİRİLDİĞİ KÖYLERİ GÖSTEREN KIBRIS HARİTASI

RUM YAZAR RUM VAHŞETİNİ ANLATIYOR

GÜNEY KIBRIS'TAKİ TÜRK KÖYLERİNİN DURUMU