CUMHURBAŞKANI TALAT: “KIBRIS TÜRK HALKIYLA
İLGİLİ KARARI VERECEK OLAN KIBRISLI TÜRK YETKİLİLERDİR”
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, AB üst düzey yetkilileriyle
görüşmeler yapmak üzere 9 Ekim Pazartesi günü gittiği Brüksel’den 13 Ekim
Pazar günü yurda döndü.
Talat, Ercan’da basına yaptığı açıklamada, özellikle son
zamanlarda Kıbrıs sorununu da içeren birçok konunun, özellikle Türkiye’nin AB
süreci ve Kıbrıs’la ilişkisi bağlamında ele alınıp tartışıldığına işaret
ederek, bu nedenle AB’nin merkezine ziyaret yaparak yetkililere görüşlerini
aktardığını, bu görüşmeleri AB yetkililerinin de istediğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Brüksel’de görüştüğü Avrupa
Birliği (AB) üst düzey yetkililerinin, Kıbrıslı Türkler üzerindeki
izolasyonların kaldırılması konusunun ciddi biçimde çözüme kavuşturulması
isteniyorsa, adresin Kıbrıs Türk tarafı olduğunu bildiklerini ve buna
inandıklarını ifade ettiklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Talat, AB Dönem Başkanı Finlandiya’nın ortaya
attığı önerilerde başlangıçta hatalı davrandığının doğrudan ifade edilmese de
AB yetkililerince kabul edildiğini belirterek, yanlış başlayan bir işin bir
anlamda düzeltildiğini, bundan sonra bunun dışına çıkılmamasını umduğunu
kaydetti. Talat, “Umarım anlarlar ki Kıbrıs Türk halkıyla ilgili kararı
verecek olan Kıbrıslı Türk yetkililerdir” dedi.
Brüksel’deki temasları sırasında Kıbrıs konusunda Kıbrıs
Türk ve Rum taraflarıyla Türkiye ve Yunanistan’ın katılacağı dörtlü bir zirve
önerisi yapmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Talat, eğer sonuç alıcı olacaksa
böyle bir zirveye, toplantıya olumlu baktıklarını bildirdi.
Kıbrıslı Türklerin izolasyonunun kaldırılmasının Kıbrıs Rum
tarafına bir şey vererek karşılanması gerekmediğini ifade ettiklerini
yineleyen Cumhurbaşkanı Talat, izolasyonların Kıbrıslı Türklerin çözüm yanlısı
tutumu nedeniyle hem AB’nin hem de bütün dünyanın, BM’nin verdiği bir söz, bir
güvence olduğunu hatırlattı.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Türkiye’nin AB sürecinin
Kıbrıslı Türklerin izolasyonunun kaldırılmasıyla ilişkilendirilmesinin siyasi
bir karar olduğunu da ifade ederek, bunun Türkiye’nin önerdiği eylem planı
çerçevesinde benimseneceğini ve o eylem planına destek verdiklerini açıkça
ortaya koyduklarını bildirdi.
BAŞBAKAN SOYER: FİNLANDİYA ÖNERİLERİ KABUL
EDİLEMEZ
BRT1 kanalında yayınlanan Aktüel programında gazetecilerin
sorularını yanıtlayan Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Finlandiya’nın sunduğu
önerilerin kabul edilemez olduğunu, ancak başka bir zeminde görüşülemeyeceği
anlamına da gelmediğini söyledi.
“Önerileri direkt olarak reddetmedik” diyen Soyer,
önerilerin iki ana fikirde toplandığını kaydetti. Bunların Kapalı Maraş’ta
Birleşmiş Milletler (BM) kontrolünde fizibilite çalışmalarının başlatılması ve
Gazimağusa lİmanı’nın bm konrtolünde ticarete başlaması olduğunu belirtti.
Önerilere karşılık Kıbrıs Türk tarafının tavrını üç başlık
halinde ortaya koyduğunu ifade eden Soyer, bunları ise Kıbrıs sorununun
çözümünün parça parça çözümlere gitmemesi gerektiği, Kıbrıs sorununun BM
zemininden çıkmaması ve çözüme gidilirken verilen şeylerin karşılığının eşit
olması şeklinde açıkladı. Başbakan Soyer, Maraş’ın devredilmesinin ancak
izolasyonların kaldırılması karşılığında mümkün olabileceğini söyledi.
BAŞBAKAN SOYER’DEN FRANSA PARLAMENTOSU’NDAN
GEÇEN YASAYA TEPKİ
“IRKÇILIĞI TEŞVİK EDECEK BİR YASA”
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Fransa Parlamentosu’ndan geçen
ve Ermeni soykırımını reddedenlere yaptırımlar öngören yasanın ırkçılığı
teşvik edecek bir karar ve özellikle Fransa’da milliyetçi dalgayı kışkırtacak
bir davranış olduğunu söyledi.
TAK ve BRTK muhabirlerinin sorularını yanıtlayan Soyer, “Bu
provokasyonu gerçekleştirenler acı sonuçlarını hep birlikte yaşamamıza
sebebiyet vereceklerdir” dedi.
Tarihsel süreçlerde pek çok acı olay yaşanmasının baş
sorumlusunun emperyalist paylaşım savaşını ileri taşımak isteyen ülkeler
olduğunu, Fransa’nın da bu ülkelerden birini oluşturduğunu belirten Başbakan
Soyer, Sevr Anlaşması’nı dayatarak Türkiye’yi kendi emperyalist amaçları için
değerlendirmeye giden planın yaşama geçmesini savunduğunu kaydetti.
KKTC DIŞİŞLERİ: “TEMEL İNSAN HAKLARI
İLKELERİYLE ÇELİŞİYOR”
Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı ise, Fransa
Ulusal Meclisi’nde kabul edilen sözde “Ermeni soykırımını” reddedenlere
hapislik ve para cezası verilmesini öngören yasa tasarısı derin bir infialle
karşıladığını belirtti.
Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada şöyle denildi:
“Fransa Ulusal Meclisi’nde dün kabul edilen sözde “Ermeni
Soykırımı”nı reddedenlere hapis ve para cezası verilmesini öngören yasa
tasarısı derin bir infial ile karşılanmıştır.
Sözkonusu tasarı esasen, kökleri Fransız İhtilaline dayanan
ve günümüzdeki Fransa’nın da savunuculuğunu yaptığı, başta düşünce özgürlüğü
olmak üzere, en temel insan hakları ilkeleriyle büyük bir çelişki arz
etmektedir.
Tarihsel gerçekleri araştırmak tarihçilerin işidir. Tarihi
siyasi manipülasyon vasıtası olarak çarpıtarak istismar etmek, AB’nin
kurucularından ve saygın üyelerinden biri olan Fransa’ya yakışmamıştır.
Kıbrıs Türk Halkı, Fransa Ulusal Meclisi tarafından dün
kabul edilen sözde “Ermeni Soykırımı” ileilgili bu yasa tasarısını, ayrılmaz
bir parçası olduğu Türk Ulusu’na karşı çağdışı bir husumetin tezahürü olarak
değerlendirmekte ve şiddetle telin etmektedir.”
RUM POLİSİ METEHAN’DA KIBRISLI TÜRK MİMARI
TUTUKLADI
Rum polisi, aracında mimari proje bulundurduğu gerekçesiyle
Kıbrıslı Türk mimar Gizem Çobanoğlu’nu 14 Ekim Cumartesi günü Metehen Sınır
Kapısı’ndan Güney’e geçerken tutukladı.
Yaklaşık bir saat Rum Polisi tarafından karakola
götürülerek sorgulanan Gizem Çobanoğlu, projelerine el konulduktan sonra
serbest bırakıldı.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın olayla ilgili
bilgilendirilmesi üzerine mimar Çobanoğlu’nun serbest bırakılması için
Birleşmiş Milletler nezdinde girişimde bulunduğu öğrenildi.
Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Başkanı Ahmet
Ulaş, konuyla ilgili olarak BRT muhabirine yaptığı açıklamada, Rum Polisi’nin
ısrarla bu tutumunu sürdürmesini kınayarak, mimar Gizem Çobanoğlu’nun serbest
bırakılması için gerekli girişimleri yaptığını söyledi.
Ulaş, Rum Yönetimi’nin bu tavrını devam ettirmesinin
Kıbrıs’taki barış çabalarına darbe vurduğuna da dikkat çekti.