www.trncinfo.com

make money stuffing envelopes

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti                                                         

Haber 30 Ekim 2006
 

TALAT: “KKTC VE TC MAKAMLARI ÇÖZÜM VE AB İÇİN UYUM İÇİNDE ÇALIŞIYOR”
 

TC BÜYÜKELÇİSİ KARAHAN, CUMHURİYET’İN 83. YILINDA KKTC HALKINA SESLENDİ

CUMHURBAŞKANLIĞI’NDAN PAPADOPULOS’A YANIT...
“PAPADOPULOS SÜRECİ ETKİSİZ HALE GETİRMEYE ÇALIŞIYOR VE TÜRK TARAFINI SUÇLAMAK İÇİN ZEMİN HAZIRLIYOR”

 


 

TALAT: “KKTC VE TC MAKAMLARI ÇÖZÜM VE AB İÇİN UYUM İÇİNDE ÇALIŞIYOR”

Türkiye Cumhuriyeti’nin 83. Kuruluş Yıldönümü KKTC’de de resmi törenlerle kutlandı.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, resmi geçit töreni öncesi yaptığı konuşmada, Türkiye Cumhuriyeti’nin 83. kuruluş yıldönümü olduğuna dikkat çekerken bugünün yalnızca Türkiye halkının değil, bölgede Osmanlı-Türk mirasını paylaşan tüm halkların kaderinde önemli bir dönüm noktası olduğuna işaret etti.

Talat, bilinen bu tarihsel gerçeklerin, bazı önemli noktaların altını çizdiğini belirttiği konuşmasında, bu noktaları şöyle sıraladı:

“Birincisi: Türkiye Cumhuriyeti daha baştan Müslüman-Türk toplumunun yerinin Avrupa’da olduğunu, modern, laik ve demokratik bir devlet yönetimini hak ettiğini kanıtladı.

İkincisi: Türkiye Cumhuriyeti, Türk halkının bağımsız devlet kuruculuğu ve yöneticiliği hakkındaki tarihsel geleneklerinin ne kadar köklü olduğunu kanıtladı.

Üçüncüsü: Türkiye Cumhuriyeti Anadolu halkının devleti olarak kurulurken, bölgemizde Osmanlı-Türk mirasını paylaşan tüm Türk toplumlarının bağrından koptuğunu ve dışarıdaki Türkler kadar, diğer Müslüman ülkelere, sömürgeciliğe karşı mücadele eden halklara örnek olduğunu da kanıtladı.”

Kıbrıslı Türklerin, Türk ulusal kurtuluş savaşına ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna yaptığı katkılara da dikkat çeken Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıslı Türklerin Avrupalılığı ve Müslümanlığı veya Türklüğü ve Kıbrıslılığı’nın birbirleriyle çelişen şeyler olmadığını vurguladı. Talat konuşmasında, “Müslümanlık ile Avrupalılığı çatışma halindeki iki uygarlık gibi sunmaya çalışanlar veyahut da Türklük ile Kıbrıslılığı birbiriyle çelişen kimlikler gibi algılayanlar yanılıyor. Kıbrıs Türk halkının varlığı bunun tam tersini kanıtlayan bir gerçekliktir. Bizler de Kıbrıs Rum tarafı kadar, hatta ondan fazla Avrupalı ve en az onlar kadar Kıbrıslıyız; en az Türkiye kadar Türk ve laikliği içtenlikle özümsemiş Müslüman bir halkız” dedi.

Kıbrıs sorununu 1974 tarihinde başlamış gibi lanse edenler ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığını Türkiye’nin askeri müdahalesinin neticesine indirgeyenlerin de yanılgı içinde olduğunun altını çizen Talat, bu yanlışın tüm Türk ulusu gibi Kıbrıslı Türklerin de kendi kendini yönetmekte ve devlet kuruculuğunda ne kadar köklü bir tarihe sahip olduğunu bilmemekten ya da bunu inkâr etmekten kaynaklandığını söyledi.

Talat, “Tıpkı Türkiye Cumhuriyeti gibi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de uzun bir varoluş mücadelesiyle Kıbrıslı Türklerin kendi kendini yönetme konusundaki toplumsal iradesi ve tarihsel deneyimleriyle kurulmuştur” şeklinde konuştu.

Talat, Rum tarafının ortaya koyduğu olumsuz irade nedeniyle hâlâ süren Kıbrıs sorununun, Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliği, iki kesimlilik ve Türkiye’nin garantörlüğünün devamı çerçevesinde çözümünün sadece adada değil, bölgede ve dünyada da barışın sağlanmasına katkıda bulunacağına işaret ederek, Kıbrıs sorununun çözümünün BM zemininde ve 40 yılı aşkın sürede belirlenen BM parametreleri çerçevesinde gerçekleşeceğini vurguladı..

AB’nin Kıbrıs sorunundaki rolünün, ancak üyesi olan Kıbrıs Rum tarafını BM zemininde çözüm için teşvik etmekle sınırlı olduğunu ve bunun da elbette küçümsenecek bir şey olmadığını kaydeden Cumhurbaşkanı, “Kıbrıs Rum tarafının tek yanlı AB üyeliğiyle elde ettiği avantajı, BM Genel Sekreteri Sayın Kofi Annan’ın ifadesiyle, çözümü zorlaştırmak için kullanmasının önüne geçmek AB’nin görevi olmalıdır” dedi.

AB açısından, Kıbrıs sorununun bütünlüklü çözümü için en fazla sorumluluğun kendi üyesi olan Rum tarafına ait olması gerekirken tam tersine AB’nin kendi karar mekanizmalarına nüfuz eden Rum tarafı nedeniyle çok ciddi bir zafiyet yaşamakta olduğunu belirten Talat, “Adeta Rum tarafının sözcülüğünü yapmakta, Kıbrıslı Türkleri yok saymaya tevessül etmektedir” dedi.

Kalıcı ve adil bir barışın, Kıbrıs’taki tarihi gerçeklerin her iki toplum açısından da görülebilmesiyle sağlanabileceğine dikkat çekerek Türkiye Cumhuriyeti kurulur kurulmaz, savaş halinde olduğu Yunanistan’a barış elini uzattığını; Atatürk ile Venezelos’un büyük devlet adamlarına yaraşır bir siyasi olgunluk ve öngörüyle Türk-Yunan halklarının kardeşliği için çalıştığına atıfta bulunan Talat, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ne yazık ki 21. yüzyılın küreselleşen dünyasında ve birleşen Avrupa’sında, Kıbrıs Rum liderliği, 83 yıl önce Yunanistan liderliğinin gösterdiği olgunluğu gösteremiyor. Hem bütün Kıbrıs’a, hem de bizzat kendi toplumuna karşı sorumsuzca davranıyor. Kıbrıslı Türkler kadar, Kıbrıslı Rumların da ülkemizin bütününü ve ortak Avrupalı geleceğimizi gözetecek yeni yaklaşımlara ve siyasi olgunluğa ihtiyacı var. Atatürk ile Venizelos’un Türkiye ile Yunanistan arasında açtığı barış yolunu, biz de Kıbrıs’ın iki tarafı arasında açmalıyız. Bunu başarabiliriz, gelecek nesiller için başarmalıyız… Biz de bu bağlamda barış elimizi Kıbrıs Rum tarafına uzatıyoruz. Göreve geldiğim günden itibaren bunu ortaya koydum ve koymaya da devam edeceğim.”

 

TC BÜYÜKELÇİSİ KARAHAN, CUMHURİYET’İN 83. YILINDA KKTC HALKINA SESLENDİ

Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Aydan Karahan, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle önceki gün KKTC halkına halkına seslendi.

Karahan halka hitaben yaptığı konuşmada Kıbrıs’ta varılacak bir anlaşmanın adadaki gerçeklere dayalı olması gerektiğine dikkat çekerek, Kıbrıs meselesinin Türkiye’nin AB’ye katılım sürecine karşı kullanılmasının asla kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Karahan, “Hiçbir zaman 1974 öncesindeki sıkıntılı günlere dönülmesine müsaade etmeyeceğiz. Açıkça ifade edilmekten kaçınılmayan ‘osmosis’ anlayışıyla, Kıbrıs Türkü’nün geleceğinin rehin alınması çabaları sonuçsuz kalacaktır. Şartlar ne olursa olsun, Türkiye daima Kıbrıs Türk’ünün yanında olacaktır. İnanç ve gönül birliği içinde her türlü sorunun üstesinden geleceğiz. Bu konudaki kararlılığımız sarsılamaz, uzun soluklu mücadelemiz sürecektir” şeklinde konuştu.

Türk halkının 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutlayan Karahan, görevinin kasım ayı sonunda bitecek olması nedeniyle de Kıbrıs Türk halkına veda etti.

 

CUMHURBAŞKANLIĞI’NDAN PAPADOPULOS’A YANIT...
“PAPADOPULOS SÜRECİ ETKİSİZ HALE GETİRMEYE ÇALIŞIYOR VE TÜRK TARAFINI SUÇLAMAK İÇİN ZEMİN HAZIRLIYOR”

-Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un Kıbrıs Türk tarafını suçlayan dünkü açıklamalarına Cumhurbaşkanlığı’ndan yanıt geldi.

Papadopulos’un söyleminin aksine Kıbrıs Türk tarafının, BM’nin Kıbrıs’taki Temsilcisi Moller’in mektubuna kısa sürede olumlu yanıt verdiğini, yanıt vermeyenin Rum tarafı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Papadopulos’un, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev ile Rum Başkanlık Sarayı Diplomatik Büro Şefi Tasos Conis’in bugün biraraya gelebileceklerine ilişkin sözlerini de “öyle bir gündem yok” diyerek yalanladı.

Erçakıca yazılı açıklamasında, BM Genel Sekreter Yardımcısı İbrahim Gambari’nin taraflara mektup iletmesinin gündemde olduğu bugünlerde Papadopulos’un açıklamalarının süreci olumsuz olarak etkileme çabası olduğunu da vurguladı. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, açıklamasında özetle şunları kaydetti:

“Kıbrıslı Rum Lider Tasos Papadopulos, Kıbrıs sorunu ile ilgili pekçok konuyu saptırarak kamuoyunu kendi tutumu doğrultusunda şekillendirmeye çalışmıştır. Papadopulos, diğer şeyler yanında, 8 Temmuz sürecinin donmadığını ve KKTC Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev ile kendi temsilcisi Tasos Conis tarafından sürdürülmekte olan çalışmanın yarın (bugün) devam edebileceğini ileri sürmüştür.

Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Pertev ile Conis’in biraraya gelmesi konusunda kararlaştırılmış bir tarih ve görüşülmeyi bekleyen bir gündem yoktur. Kamuoyunun yakından izlediği gibi 8 Temmuz sürecinin ilerlemesine ilişkin olarak BM Kıbrıs Temsilcisi Moller tarafından sunulan görüşler, Kıbrıs Türk tarafınca çok kısa sürede yazılı olarak yanıtlanmış ve olumlu bulunmuştur. Papadopulos’un bu önerilere 2 Eylül’de olumlu yanıt verdiklerini açıklamasına karşın, Kıbrıs Rum tarafının Moller’in önerisine yazılı bir yanıt vermediğini ise kesin olarak bilmekteyiz.”

Rum tarafının yarattığı zorlukların BM Genel Sekreterliği’nin müdahalesiyle aşılabileceğini belirten ve bu çerçevede BM Genel Sekreter Yardımcısı İbrahim Gambari’nin bu konuda taraflara göndereceği mektupla öneri yapmasının beklendiğini anımsatan Erçakıca, özetle şunları kaydetti:

“Kıbrıs Türk tarafı, bu mektubun sürece olumlu katkı yapacağı görüşündedir ve bu mektubun gelmesini beklemektedir. 8 Temmuz sürecinin ilerleyebilmesi için böyle bir mektubun beklenmekte olduğu, kamuoyuna defalarca yansımış ve bu konudaki haberler Kıbrıs Rum basınında da geniş olarak yer bulmuştu. Durum bu iken Papadopulos’un Sayın Gambari’den beklenen mektuptan hiç söz etmemesi, Pertev ile Conis tarafından gerçekleştirilen çalışmadan bir görüşme süreciymiş gibi söz ederek, yarın bu çalışmanın devam etmesi için çağrı yapıldığı izlenimini yaratmaya çalışması, gelecek günlerde Kıbrıs Türk tarafını suçlamak için hazırlık yapmaya dönük bir çabadır.”

Rum tarafının, Kıbrıs sorununa BM çatısı altında çözüm bulmayı amaçlayan süreci etkisiz hale getirmek ve haksızca elde ettiği AB üyeliğinin sağladığı olanakları kullanarak avantajlar elde etmek gayretini sürdürdüğünü vurgulayan Erçakıca, “Papadopulos’un bugün yayınlanan söyleşi ile ortaya koyduğu gayret, bu politikayı kamufle etmek gayretinden başka birşey değildir” dedi.

BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI VE DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI: “MARAŞ KAPSAMLI ÇÖZÜMDE ELE ALINACAK BİR KONUDUR"
(10.04.06)

BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI VE DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI’NIN GKRY’NİN SINIR KAPILARINDAKİ UYGULAMALARI İLE İLGİLİ AÇIKLAMASI (08.04.06)

Pakistan depreminden sonra 11-21 Ekim 2005 tarihleri arasında bölgeye giden KKTC ekibinin faaliyetlerini gösteren fotoğraflar

TÜRKİYE'NİN ÖNÜNDEKİ YOL - (THE NEW YORK TIMES, 31 OCAK 2006)

CUMHURBAŞKANI TALAT'IN İKİNCİ AYLIK BASIN TOPLANTISI

1963-1974 YILLARI ARASINDA rum saldırıları sonucunda GERÇEKLEŞEN NÜFUS HAREKETLERİNİ VE KIBRISLI TÜRKLERİN GÖÇ ETTİRİLDİĞİ KÖYLERİ GÖSTEREN KIBRIS HARİTASI

RUM YAZAR RUM VAHŞETİNİ ANLATIYOR

GÜNEY KIBRIS'TAKİ TÜRK KÖYLERİNİN DURUMU