TALAT: “KKTC VE TC MAKAMLARI ÇÖZÜM VE AB İÇİN
UYUM İÇİNDE ÇALIŞIYOR”
Türkiye Cumhuriyeti’nin 83. Kuruluş Yıldönümü KKTC’de de
resmi törenlerle kutlandı.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, resmi geçit töreni öncesi
yaptığı konuşmada, Türkiye Cumhuriyeti’nin 83. kuruluş yıldönümü olduğuna
dikkat çekerken bugünün yalnızca Türkiye halkının değil, bölgede Osmanlı-Türk
mirasını paylaşan tüm halkların kaderinde önemli bir dönüm noktası olduğuna
işaret etti.
Talat, bilinen bu tarihsel gerçeklerin, bazı önemli
noktaların altını çizdiğini belirttiği konuşmasında, bu noktaları şöyle
sıraladı:
“Birincisi: Türkiye Cumhuriyeti daha baştan Müslüman-Türk
toplumunun yerinin Avrupa’da olduğunu, modern, laik ve demokratik bir devlet
yönetimini hak ettiğini kanıtladı.
İkincisi: Türkiye Cumhuriyeti, Türk halkının bağımsız
devlet kuruculuğu ve yöneticiliği hakkındaki tarihsel geleneklerinin ne kadar
köklü olduğunu kanıtladı.
Üçüncüsü: Türkiye Cumhuriyeti Anadolu halkının devleti
olarak kurulurken, bölgemizde Osmanlı-Türk mirasını paylaşan tüm Türk
toplumlarının bağrından koptuğunu ve dışarıdaki Türkler kadar, diğer Müslüman
ülkelere, sömürgeciliğe karşı mücadele eden halklara örnek olduğunu da
kanıtladı.”
Kıbrıslı Türklerin, Türk ulusal kurtuluş savaşına ve
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna yaptığı katkılara da dikkat çeken
Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıslı Türklerin Avrupalılığı ve Müslümanlığı veya
Türklüğü ve Kıbrıslılığı’nın birbirleriyle çelişen şeyler olmadığını
vurguladı. Talat konuşmasında, “Müslümanlık ile Avrupalılığı çatışma halindeki
iki uygarlık gibi sunmaya çalışanlar veyahut da Türklük ile Kıbrıslılığı
birbiriyle çelişen kimlikler gibi algılayanlar yanılıyor. Kıbrıs Türk halkının
varlığı bunun tam tersini kanıtlayan bir gerçekliktir. Bizler de Kıbrıs Rum
tarafı kadar, hatta ondan fazla Avrupalı ve en az onlar kadar Kıbrıslıyız; en
az Türkiye kadar Türk ve laikliği içtenlikle özümsemiş Müslüman bir halkız”
dedi.
Kıbrıs sorununu 1974 tarihinde başlamış gibi lanse edenler
ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığını Türkiye’nin askeri
müdahalesinin neticesine indirgeyenlerin de yanılgı içinde olduğunun altını
çizen Talat, bu yanlışın tüm Türk ulusu gibi Kıbrıslı Türklerin de kendi
kendini yönetmekte ve devlet kuruculuğunda ne kadar köklü bir tarihe sahip
olduğunu bilmemekten ya da bunu inkâr etmekten kaynaklandığını söyledi.
Talat, “Tıpkı Türkiye Cumhuriyeti gibi Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti de uzun bir varoluş mücadelesiyle Kıbrıslı Türklerin kendi kendini
yönetme konusundaki toplumsal iradesi ve tarihsel deneyimleriyle kurulmuştur”
şeklinde konuştu.
Talat, Rum tarafının ortaya koyduğu olumsuz irade nedeniyle
hâlâ süren Kıbrıs sorununun, Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliği, iki
kesimlilik ve Türkiye’nin garantörlüğünün devamı çerçevesinde çözümünün sadece
adada değil, bölgede ve dünyada da barışın sağlanmasına katkıda bulunacağına
işaret ederek, Kıbrıs sorununun çözümünün BM zemininde ve 40 yılı aşkın sürede
belirlenen BM parametreleri çerçevesinde gerçekleşeceğini vurguladı..
AB’nin Kıbrıs sorunundaki rolünün, ancak üyesi olan Kıbrıs
Rum tarafını BM zemininde çözüm için teşvik etmekle sınırlı olduğunu ve bunun
da elbette küçümsenecek bir şey olmadığını kaydeden Cumhurbaşkanı, “Kıbrıs Rum
tarafının tek yanlı AB üyeliğiyle elde ettiği avantajı, BM Genel Sekreteri
Sayın Kofi Annan’ın ifadesiyle, çözümü zorlaştırmak için kullanmasının önüne
geçmek AB’nin görevi olmalıdır” dedi.
AB açısından, Kıbrıs sorununun bütünlüklü çözümü için en
fazla sorumluluğun kendi üyesi olan Rum tarafına ait olması gerekirken tam
tersine AB’nin kendi karar mekanizmalarına nüfuz eden Rum tarafı nedeniyle çok
ciddi bir zafiyet yaşamakta olduğunu belirten Talat, “Adeta Rum tarafının
sözcülüğünü yapmakta, Kıbrıslı Türkleri yok saymaya tevessül etmektedir” dedi.
Kalıcı ve adil bir barışın, Kıbrıs’taki tarihi gerçeklerin
her iki toplum açısından da görülebilmesiyle sağlanabileceğine dikkat çekerek
Türkiye Cumhuriyeti kurulur kurulmaz, savaş halinde olduğu Yunanistan’a barış
elini uzattığını; Atatürk ile Venezelos’un büyük devlet adamlarına yaraşır bir
siyasi olgunluk ve öngörüyle Türk-Yunan halklarının kardeşliği için
çalıştığına atıfta bulunan Talat, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ne yazık ki 21. yüzyılın küreselleşen dünyasında ve
birleşen Avrupa’sında, Kıbrıs Rum liderliği, 83 yıl önce Yunanistan
liderliğinin gösterdiği olgunluğu gösteremiyor. Hem bütün Kıbrıs’a, hem de
bizzat kendi toplumuna karşı sorumsuzca davranıyor. Kıbrıslı Türkler kadar,
Kıbrıslı Rumların da ülkemizin bütününü ve ortak Avrupalı geleceğimizi
gözetecek yeni yaklaşımlara ve siyasi olgunluğa ihtiyacı var. Atatürk ile
Venizelos’un Türkiye ile Yunanistan arasında açtığı barış yolunu, biz de
Kıbrıs’ın iki tarafı arasında açmalıyız. Bunu başarabiliriz, gelecek nesiller
için başarmalıyız… Biz de bu bağlamda barış elimizi Kıbrıs Rum tarafına
uzatıyoruz. Göreve geldiğim günden itibaren bunu ortaya koydum ve koymaya da
devam edeceğim.”
TC BÜYÜKELÇİSİ KARAHAN, CUMHURİYET’İN 83. YILINDA KKTC HALKINA
SESLENDİ
Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Aydan Karahan, 29
Ekim Cumhuriyet Bayramı nedeniyle önceki gün KKTC halkına halkına seslendi.
Karahan halka hitaben yaptığı konuşmada Kıbrıs’ta varılacak
bir anlaşmanın adadaki gerçeklere dayalı olması gerektiğine dikkat çekerek,
Kıbrıs meselesinin Türkiye’nin AB’ye katılım sürecine karşı kullanılmasının
asla kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Karahan, “Hiçbir zaman 1974 öncesindeki sıkıntılı günlere
dönülmesine müsaade etmeyeceğiz. Açıkça ifade edilmekten kaçınılmayan
‘osmosis’ anlayışıyla, Kıbrıs Türkü’nün geleceğinin rehin alınması çabaları
sonuçsuz kalacaktır. Şartlar ne olursa olsun, Türkiye daima Kıbrıs Türk’ünün
yanında olacaktır. İnanç ve gönül birliği içinde her türlü sorunun üstesinden
geleceğiz. Bu konudaki kararlılığımız sarsılamaz, uzun soluklu mücadelemiz
sürecektir” şeklinde konuştu.
Türk halkının 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutlayan
Karahan, görevinin kasım ayı sonunda bitecek olması nedeniyle de Kıbrıs Türk
halkına veda etti.
CUMHURBAŞKANLIĞI’NDAN PAPADOPULOS’A YANIT...
“PAPADOPULOS SÜRECİ ETKİSİZ HALE GETİRMEYE ÇALIŞIYOR VE TÜRK TARAFINI SUÇLAMAK
İÇİN ZEMİN HAZIRLIYOR”
-Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un Kıbrıs Türk
tarafını suçlayan dünkü açıklamalarına Cumhurbaşkanlığı’ndan yanıt geldi.
Papadopulos’un söyleminin aksine Kıbrıs Türk tarafının,
BM’nin Kıbrıs’taki Temsilcisi Moller’in mektubuna kısa sürede olumlu yanıt
verdiğini, yanıt vermeyenin Rum tarafı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanlığı
Sözcüsü Hasan Erçakıca, Papadopulos’un, Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit
Pertev ile Rum Başkanlık Sarayı Diplomatik Büro Şefi Tasos Conis’in bugün
biraraya gelebileceklerine ilişkin sözlerini de “öyle bir gündem yok” diyerek
yalanladı.
Erçakıca yazılı açıklamasında, BM Genel Sekreter Yardımcısı
İbrahim Gambari’nin taraflara mektup iletmesinin gündemde olduğu bugünlerde
Papadopulos’un açıklamalarının süreci olumsuz olarak etkileme çabası olduğunu
da vurguladı. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, açıklamasında özetle
şunları kaydetti:
“Kıbrıslı Rum Lider Tasos Papadopulos, Kıbrıs sorunu ile
ilgili pekçok konuyu saptırarak kamuoyunu kendi tutumu doğrultusunda
şekillendirmeye çalışmıştır. Papadopulos, diğer şeyler yanında, 8 Temmuz
sürecinin donmadığını ve KKTC Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Raşit Pertev ile
kendi temsilcisi Tasos Conis tarafından sürdürülmekte olan çalışmanın yarın
(bugün) devam edebileceğini ileri sürmüştür.
Cumhurbaşkanlığı Müsteşarı Pertev ile Conis’in biraraya
gelmesi konusunda kararlaştırılmış bir tarih ve görüşülmeyi bekleyen bir
gündem yoktur. Kamuoyunun yakından izlediği gibi 8 Temmuz sürecinin
ilerlemesine ilişkin olarak BM Kıbrıs Temsilcisi Moller tarafından sunulan
görüşler, Kıbrıs Türk tarafınca çok kısa sürede yazılı olarak yanıtlanmış ve
olumlu bulunmuştur. Papadopulos’un bu önerilere 2 Eylül’de olumlu yanıt
verdiklerini açıklamasına karşın, Kıbrıs Rum tarafının Moller’in önerisine
yazılı bir yanıt vermediğini ise kesin olarak bilmekteyiz.”
Rum tarafının yarattığı zorlukların BM Genel
Sekreterliği’nin müdahalesiyle aşılabileceğini belirten ve bu çerçevede BM
Genel Sekreter Yardımcısı İbrahim Gambari’nin bu konuda taraflara göndereceği
mektupla öneri yapmasının beklendiğini anımsatan Erçakıca, özetle şunları
kaydetti:
“Kıbrıs Türk tarafı, bu mektubun sürece olumlu katkı
yapacağı görüşündedir ve bu mektubun gelmesini beklemektedir. 8 Temmuz
sürecinin ilerleyebilmesi için böyle bir mektubun beklenmekte olduğu,
kamuoyuna defalarca yansımış ve bu konudaki haberler Kıbrıs Rum basınında da
geniş olarak yer bulmuştu. Durum bu iken Papadopulos’un Sayın Gambari’den
beklenen mektuptan hiç söz etmemesi, Pertev ile Conis tarafından
gerçekleştirilen çalışmadan bir görüşme süreciymiş gibi söz ederek, yarın bu
çalışmanın devam etmesi için çağrı yapıldığı izlenimini yaratmaya çalışması,
gelecek günlerde Kıbrıs Türk tarafını suçlamak için hazırlık yapmaya dönük bir
çabadır.”
Rum tarafının, Kıbrıs sorununa BM çatısı altında çözüm
bulmayı amaçlayan süreci etkisiz hale getirmek ve haksızca elde ettiği AB
üyeliğinin sağladığı olanakları kullanarak avantajlar elde etmek gayretini
sürdürdüğünü vurgulayan Erçakıca, “Papadopulos’un bugün yayınlanan söyleşi ile
ortaya koyduğu gayret, bu politikayı kamufle etmek gayretinden başka birşey
değildir” dedi.