ERÇAKICA: "KIBRIS TÜRKLERİ TUTUM VE DAVRANIŞLARINI KENDİ
DEMOKRATİK MEKANİZMASI İÇİNDE GELİŞTİRİYOR”
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, “Kıbrıs Türk
tarafının Kıbrıs sorunu konusundaki tutum ve davranışlarının Türkiye
tarafından değil, doğrudan Kıbrıslı Türklerin demokratik mekanizması içinde
geliştirildiğini ve uygulandığını” söyledi.
Hasan Erçakıca haftalık basın brifinginde, Rum liderlerin
son zamanlarda Kıbrıs Türk tarafının tutumunu Türkiye’ye mal eden demeçler
vererek Kıbrıs Türk halkının iradesini küçümseme ve hatta yok sayma yöntemini
uyguladıklarını kaydetti. Rum Meclis Başkanı ve AKEL Genel Sekreteri Dimitris
Hristofyas’ın, Türkiye’yi hedef olarak gösteren ve Kıbrıslı Türklerin siyasi
kimliğini inkar yoluna giden açıklamalarını örnek gösteren Erçakıca, şöyle
dedi:
"Bütün dünya bilmelidir ki Kıbrıslı Türkler, şimdiye kadar
hazırlanmış en kapsamlı çözüm planı olan Annan Planı’yla ilgili müzakerelerin
son aşamasına kadar kendi özgür iradesi ve teknik kapasitesi ile katılmış,
sonuçta bu planı kendi oyları ile onaylayarak çözümden yana tavır koymuştur.
Buna karşın Kıbrıs Rum liderliği planın Rum halkı tarafından kabul edilmesini
engellemeye çalışmış ve bunda başarı sağlayarak Kıbrıs sorununun çözümsüz
kalmasını sağlamıştır. Aralarında Dimitris Hristofyas’ın da bulunduğu Rum
liderliği bu çabası ile Kıbrıs halkına büyük zarar vermiştir.”
Şimdiki aşamada görüşme sürecinin yeniden başlamasını ve
Annan Planı’nın Kıbrıs Rum ve Türk halkları tarafından kabul edilebilecek bir
nitelik kazanmasını engelleyerek çözüm çabalarının karşısına dikilenin yine
Rum liderliği olduğunu vurgulayan Erçakıca, "Hristofyas’ın Kıbrıs’taki
çözümsüzlük nedeni ile kimseyi suçlamaya hakkı yoktur. O öncelikle kendi
davranışlarının hesabını vermek zorundadır” dedi.
Kıbrıs konusunda müzakereler için hazırlık sürecine değil
siyasi iradeye ihtiyaç olduğunu belirten Hasan Erçakıca, Rum tarafının
müzakereler için hazırlıktan söz ettiğine dikkat çekerek, “Kıbrıs Türk tarafı
makul bir süre için ve ihtiyaç duyulan konularla sınırlı kalması koşulu ile
böyle bir hazırlık sürecine katılmaya hazır olduğunu ortaya koymuştur” dedi.
Kıbrıs Rum tarafının hazırlık sürecini mümkün olduğunca
uzatmak ve kazanacağı zamanı AB üyeliği nedeniyle elde ettiği avantajları
Kıbrıslı Türkler aleyhine kullanma çabasında olduğunu kaydeden Erçakıca, “Biz
kez daha belirtiyoruz ki Kıbrıs Türk tarafı kapsamlı müzakerelere hazırdır.
Kıbrıs Rum tarafının ihtiyaç duyduğu hazırlık süreci iyi planlanır ve
gerçekten kapsamlı müzakerelerin başlamasını amaçlarsa makul bir süre için bu
sürece katılmaya hazırız” şeklinde konuştu.
BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Michael
Möller’in sürecin nasıl daha ileriye götürülebileceğine dair verdiği öneriye
yanıtın bugün (dün) kendisine iletileceğini de kaydeden Erçakıca, Kıbrıs Türk
tarafının yanıtının içeriği konusunda bilgi vermemesine karşın genel olarak
“olumlu” olduğunu belirtti.
Rum tarafının yanıtını da aldıktan sonra Moller’in New York
ile de istişare ederek, tarafların verdikleri yanıtların içeriği konusunda
açıklama yapabileceğini vurgulayan Erçakıca, 8 Temmuz kararlarının nasıl
hayata geçirileceği konusunda iki taraf arasındaki yorum farklılıkları
nedeniyle Michael Moller’in teknik komitelerin çalışma yöntemleri, metodları
ve zamanla ilgili 3. bir yol ortaya koyma gereği duyduğunu belirtti.
Erçakıca, Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin sürecin bugün
esas olarak 8 Temmuz ile başlayan süreç olduğunu ve Kıbrıs Türk tarafının bu
sürece iyi niyetle girip çözüm çabalarına katkı koymayı amaçladığını kaydetti.
8 Temmuz tarihli kararlarda özlü konulara ilişkin
listelerin teati edilmesi ile birlikte çalışmalarına başlaması öngörülen
günlük sorunlarla ilgili teknik komitelerin çalışmalarına hemen başlamasını da
isteyen Erçakıca, Kıbrıs sorununun çözümünü bekleyemeyecek nitelikte olan
günlük sorunların çözümlenmesi için çalışması karara bağlanan teknik
komitelerin gündemden düşmemesi gerekliliğini vurguladı.
Erçakıca şöyle konuştu:
"8 temmuz kararları teknik komitelerin günlük konuları ele
almasını öngörürken özlü konuların çalışma guruplarında ele alınmasını
öngörmektedir. Bu terminoloji oldukça açıktır. Bu açıklığa karşın ‘teknik
komitelerin Kıbrıs sorununa ilişkin hazırlık yapması ‘gibi ifadelerle konunun
kamuoyu tarafından doğru anlaşılmasını engelleyecek niteliktedir.”