SOYER: "TÜRKİYE’NİN VE KIBRIS TÜRK
HALKININ HAKLI DAVASINI DURDURMAYA RUM TARAFININ BOYU YETMEZ”
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, dün bir kabulü sırasında
yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türk halkının kalıcı, karşılıklı kabul edilebilir
bir çözüm yönünde yolunu yürümeye ve bu yolda yürüdükçe Rum tarafının da kendi
yalnızlığını yaşamaya devam edeceğini belirterek “Bu anlamda
Türkiye’nin ve Kıbrıs Türk halkının haklı ve meşru davasını durdurmaya Rum
tarafının boyu yetmez” dedi.
Başbakan Soyer, Türkiye’nin AB müzakere sürecinde gelinen
aşama ve Rum Yönetiminin engelleyici tutumuyla ilgili bir soru üzerine “5 ay
süre alan Güney Kıbrıs’taki hakimiyetçi anlayış ile Kıbrıs Türk halkının çözüm
sürecine katkısını görmezlikten gelen Yunanistan’daki siyasi çevrelerdir. 5 ay
mehil alan onlardır. 5 ay daha düşünsünler” diye konuştu.
Kıbrıs Türk halkının çözüm sürecindeki kararlılığını
yineleyerek Annan Planı’na dayalı siyasi eşitlik temelinde çözümden yana
olduklarını ve bunun için görüşme sürecinin bir an önce başlamasını
arzuladıklarını kaydeden Soyer, “Güney’deki idare tek yanlı olarak AB’a üye
oldu diye herhangi bir siyaseti bize ve Türkiye’ye dayatma hakkı taşıyamaz. Bu
da AB ilkelerine aykırıdır” dedi.
Rum yönetimin gittikçe dünyadan soyutlanmakta olduğunu
ifade eden Soyer, Kıbrıs Türk halkının kalıcı, karşılıklı kabul edilebilir bir
çözüm yönünde yolunu yürümeye ve bu yolda yürüdükçe Rum tarafının da kendi
yalnızlığını yaşamaya devam edeceğini kaydetti.
Bir soruya karşılık Soyer, Türkiye’nin uluslararası
anlaşmalara ve taahhütlerine sadık bir ülke olduğunu ve bunu ispat ettiğini,
ancak taahhütlerin karşılıklı yerine gelmesi gerektiğini vurguladı.
Soyer, şöyle konuştu:
"Elbette Türkiye imzaladığı ve taahhüt ettiği hadiselere
bağlıdır. Bu da limanlarını Gümrük Birliği kapsamında açma taahhüdüdür.
Türkiye buna bağlıdır ve biz de buna saygılıyız. Ancak en önemli nokta bu
taahhüde bağlılık, aldığın taahhüdün yerine gelmesiyle paraleldir. Nasıl ki
Türkiye kendi limanları için bir taahhütte bulunmuştur, AB da hem Türkiye’ye,
hem Kıbrıs Türk halkına, hem de bütün dünyaya Kıbrıs Türk halkı üstünde
izolasyonları kaldırma taahhüdünde bulunmuştur. Dolayısıyla bu taahhütler
karşılıklı olarak yerine gelecek. Almadan vermek tanrıya mahsustur....”
TC DIŞİŞLERİ BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI GÜL,
AB TARAFINA KIBRIS KONUSUNDAKİ YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ HATIRLATTI
TC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül,
Kıbrıs konusunda AB tarafına daha önce AB belgeleriyle kamuoyuna açıklanmış
olan bazı ilke ve yükümlülükleri hatırlatarak, bunlara AB’nin uymasını istedi.
Abdullah Gül, Türkiye ve Avrupa Birliği (AB) arasında en
önemli karar organı olan Ortaklık Konseyi’nde yaptığı konuşmada, BM Genel
Sekreteri Kofi Annan’ın çözüm çabalarına AB’nin destek vermesini talep etti ve
Kıbrıs’ta çözümün BM Genel Sekreteri’nin çözüm planı temelinde olması
gerektiğini bildirdi. Gül, AB’nin adada tarafların bulacağı çözüme kendini
uyarlama taahhüdünde bulunmasını istedi.
Kıbrıs Türklerine yönelik izolasyona etkin bir biçimde son
verme yolundaki AB taahhüdünün yerine getirilmesini isteyen Gül, AB’nin bu
konuda verdiği sözleri şu ana dek yerine getirmediğini söyledi.
Türkiye’nin 24 Ocak tarihli Kıbrıs ile ilgili eylem planına
da vurgu yapan Gül, bu önerinin hala masada olduğunu kaydetti.
Gül, Türkiye’nin uyum protokolünü imzalarken yaptığı 29
Temmuz 2005 tarihli Kıbrıs deklarasyonuna ilişkin bağlılığının bir kez daha
altını çizerken, Kıbrıs’ta kapsamlı çözüm için Türkiye’nin BM Genel
Sekreteri’nin çabalarına olan bağlılığını teyit etti.
Gül, AB’nin de bu çabalara desteğini istedi. Gül, adada
taraflar arasında teknik komitelerin çalışmalarına başlayabilmesi için ön
koşul konmaması çağrısını yaptı.