MAL TAZMİN KOMİSYONU….
BAŞVURULARDAN 2’SİNE İADE YAPILACAK, 1’İNE TAZMİNAT VERİLECEK
Kıbrıs sorununun kilit noktalarından mülkiyet sorununa iç
hukuk oluşturma hedefiyle yasayla kurulan Mal Tazmin Komisyonu, Kuzey’de kalan
malları için başvuruda bulunan Rumlardan 3’üyle ilgili karar aldı. Başvuruda
bulunan 2 Rum’a malları iade edilecek, 1 Rum’a da malı karşılığında tazminat
ödenecek.
Komisyon, AİHM gündemindeki kilit davalardan Arestis’e de
460 bin KL tazminat önerdi.
Rumlardan yoğun ilgi gören Komisyon, işleme koyduğu toplam
16 başvurudan 3’ünü karara bağladı. Mahkemeye gerek kalmadan anlaşma
imzalanması yoluyla varılan mutabakat uyarınca, Tatlısu’daki eski malları için
başvuruda bulunan 2 Rum’a malları iade edilecek.
Adları açıklanmayan söz konusu 2 Rum’a ait geniş arazinin,
herhangi bir KKTC vatandaşının kullanımında olmadığına ve yasa uyarınca hemen
iade kapsamına girdiğine dikkat çeken ilgililer, malın iadesinin kamu çıkarı
açısından da sakınca taşımadığını belirttiler.
Mülkiyet Yasası uyarınca mülkiyet veya kullanım hakkı
gerçek veya tüzel kişiye ait olmayan; konumu ve niteliği uyarınca ulusal
güvenliği, kamu düzenini ve kamu yararını tehlikeye düşürmeyecek taşınmaz
mallar hemen iade kapsamında. Tahsisten kullanımda olan veya inkişaf edilmiş
malların iadesi yönünde karar alınması halinde, iade yasayla çözüm sonrasına
erteleniyor. Eşdeğer karşılığı mallar ise iade kapsamı dışında.
Mal Tazmin Komisyonu’nun sonuçlandırdığı 3. başvuru
sahibine ise tazminat ödenmesi kararı alındı. Kuzey’de kalan eski malına
karşılık tazminat talebiyle Komisyon’a başvuran Rum’la duruşmaya gerek
kalmadan anlaşmaya varıldığı öğrenilirken, Rum’un adı ve tazminat miktarı
hakkında bilgi verilmedi.
Mülkiyet Yasası uyarınca tazminata karar verilmesi halinde
bu miktar devlet adına İçişleri Bakanlığı tarafından ödenecek. Tazminat alan
Rum’un mülkiyet hakkı da ortadan kalkacak.
Loizidu davasının ardından Kıbrıs’taki mülkiyet sorununun
kilit davalarından AİHM gündemindeki Arestis davasıyla ilgili de Komisyon bir
karar üretti.
Maraş bölgesindeki malı için tazminat talebiyle AİHM’e
başvuran Arestis’e Komisyon, 220 bini mal karşılığı, 240 bini de gelir kaybı
olmak üzere 460 bin KL tazminat önerdi. Öneriyi yazılı olarak Arestis’in
avukatına gönderen Komisyon, bu mal için iade talebinin ise ilgili yasa
uyarınca ancak çözümden sonra mümkün olabileceği görüşüne vardı. Arestis ise
tazminat önerisiyle ilgili henüz yanıt vermedi.
Mal Tazmin Komisyonu, Kıbrıs sorununun kilit noktalarından
mülkiyet sorunu konusunda iç hukuk oluşturma hedefiyle uzun tartışmaların
ardından 19 Aralık’ta yasalaşarak uygulamaya giren mülkiyet yasası uyarınca
oluşturulmuştu. Anayasa’nın 159’uncu maddesine göre hazırlanan “Taşınmaz
Malların Tazmini, Takası ve İadesi” adlı yasayla oluşturulan Taşınmaz Mal
Komisyonu, Kuzeyde kalan Rum malları için tazminat, takas ve mal iadesi
öngören yasayı uygulamakla yükümlü bulunuyor.
Yasa uyarınca mahkeme gibi çalışan Taşınmaz Mal
Komisyonu’nun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından “iç hukuk” olarak
kabul edilip edilmeyeceğinin önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor. AİHM,
Arestis davasıyla ilgili kararında, Komisyon’un 22 Haziran’a (bugün) kadar
sonuç alıcı çalışma yapmasını istemişti.
İKÖ, "KIBRIS’TAKİ DURUM" HAKKINDA RAPOR
ONAYLANDI
Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen 33. İslam
Konferansı Örgütü Dışişleri Bakanları Toplantısı’nın tamamlanmasının ardından
hazırlanan karar taslağı onaylanarak geçirildi.
Kararda, İKÖ’nün “Kıbrıs’taki Durum” adlı üç sayfalık
raporun ilk paragrafında, 32. toplantıda vurgulanan “Kıbrıs’ta iki eşit toplum
bulunduğu” ifadesi yeniden desteklenerek, uluslararası topluluğa çağrı yapıldı
ve hiçbir gecikme olmaksızın Kıbrıs Türkleri üzerindeki izolasyonun kalkması
için çağrı yapıldı.
Kıbrıs Türklerinin haklı davasına verilen önemin
belirtildiği karar taslağında ayrıca, BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın iyi
niyet misyonu çerçevesinde gösterdiği çabalara, “adada iki eşit toplum olduğu
göz ardı edilmeksizin bakılması ve her iki tarafın da bunun farkında olması
şartıyla” destek verildi.
Karar taslağında ayrıca, 2004’teki referandumda Kıbrıslı
Türklerin “Evet” demesine karşın hiçbir suçları olmamasına rağmen çıkan
sonucun kurbanı oldukları belirtilerek, Kıbrıslı Türkleri mali ve moral olarak
yükseltecek önlemlerin geçirilmemesi için çalışan tüm taraflara bu adaletsiz
davranıştan vazgeçmeleri çağrısında bulunuldu.
İslam Konferansı Örgütü, Türkiye’nin adada barışçıl, adil
ve kalıcı bir çözüme ulaşılabilmesi için hazırladığı ve kısıtlamaların
karşılıklı olarak kaldırılmasını öngören eylem planının memnuniyetle
karşılandığını bildirdiği raporunda, KKTC’ye Mart 2006’da gelen Atta El Manan
başkanlığındaki İKÖ heyetinin temaslarını olumlu gelişmeler olarak
değerlendirdi.
Raporda Türk tarafının barış çabalarına destek verilirken,
Rum ordusunun sürekli olarak askeri üs ve havaalanları inşa ederek barış için
bir tehdit oluşturduğu da yer aldı.
İKÖ raporunda, Rumların 2001’de alınan her yıl yapılan
tatbikatların karşılıklı iptal edilmesi kararını da tek taraflı bozmasının
üzüntüyle karşılandığı da kaydedildi.
Raporun devamı şöyle:
"Kıbrıs’taki durum için (İKÖ) Genel Sekreter’in raporu
aşağıdaki gibidir;
1. Kıbrıs’taki iki taraf birbirine eşit olduklarını kabul
eder. Yan yana barış ve uyum içerisinde yaşamalarını, hiçbir tarafın birbiri
üzerinde yönetme ve kontrol altına alma hakkı bulunmadığı bir ortama destek
verilir.
2. İki taraftan da teknik komiteler oluşturulup karşılıklı
güven oluşması için çalışması desteklenir.
3. Rum tarafının bütünlüklü çözüme ulaşılabilmesi çabaları
karşısında isteksiz davranması hayal kırıklığı yaratmıştır.
4. Tüm uluslararası topluluğu Rumlara bütünlüklü bir çözüme
ulaşma yolunda baskı yapması için çağrıda bulunulur.
5. Tüm uluslararası topluluğa Kıbrıs Türklerinin
izolasyonuna son verilmesi için somut adımlar atması çağrısı yapılır.
6. Tüm üye ülkelere Kıbrıs’ın Müslüman Türk toplumuyla
dayanışmalarını güçlendirmeleri ve yakın ilişkiler kurarak siyasi anlamda da
Kıbrıs Türklerine uygulanan insanlık dışı izolasyondan kurtulmalarını sağlama,
ilişkilerini çoğaltma ve genişletme yönünde yardımcı olmaya çağırırız.
7. Üye ülkelere aşağıdaki çağrıları yaparız:
-İş delegasyonlarının karşılıklı gidip gelmesi ve Kıbrıs
Türk tarafındaki ekonomik işbirliği ve turizm, ulaşım ve taşımacılık alanında
yatırım olanaklarının gözden geçirilmesine fırsat yaratın.
-Kıbrıs Türkleriyle kültürel, sportif ilişkiler kurun.
-Kıbrıs Türk üniversiteleriyle işbirliğini teşvik edin,
buna öğrenci ve akademisyenlerin karşılıklı değiştirilmesi de dahil olsun.
8. Üye ülkeleri Kıbrıs Türk tarafına üst düzey ziyaretlerde
bulunma konusunda teşvik ederiz.
9. İki toplumun eşit olduğundan hareket ederek, Kıbrıs
Türklerinin Kıbrıs Konusunun konuşulduğu her uluslar arası mekânda sesinin
duyulması hakkına desteğimizi yineleriz.
10. Genel Sekreter’den İslam Kalkınma Bankası ile olan
ilişkileri güvence altına alarak, Kıbrıslı Türklerin kalkınmasını sağlayacak
projeler için çalışılması yollarını aramasını isteriz.
11. Kıbrıs Türklerinin tam üyelik isteklerini anlayışla
karşıladığımızı bildiririz.
12. Üye ülkeleri daha önce alınan kararların uygulanması
konusunda sekreteryanın dikkatini çekmeye çağırırız, özellikle No.2/31P.
13.Genel Sekreteri bu kararın uygulanması için mümkün olan
tüm önlemleri almaya ve daha sonra gerekirse bazı öneriler yapmaya ve bunları
34. toplantı için raporlamaya çağırırız.”
AP ÜYELERİ: ''AB, KIBRISLI TÜRKLERE VERDİĞİ
SÖZÜ YERİNE GETİRMEDİ''
Avrupa Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu'nda Hollandalı
Parlamenter Camiel Eurlings tarafından hazırlanan Türkiye raporunun
görüşülmesi sırasında söz alan bir çok Avrupa Parlamenter Kıbrıs sorunu ile
AB'nin çelişki içinde olduğunun altını çizdiler.
Çeşitli siyasi grup üyesi parlamenter Kıbrıs konusunda
Türkiye'nin AB'ye karşı yükümlülüğü olduğunu ancak AB'nin de Kıbrıslı Türklere
yükümlülüğü bulunduğunun unutulmaması gerektiğini vurguladılar. Parlamenterler
ayrıca Kıbrıs sorununun bazı AB üyesi ülkeler tarafından Türkiye'nin müzakere
sürecini tıkamak için kullanıldığına da dikkati çektiler.
İşte AP üyelerinin konuyla ilgili görüşleri:
Geoffrey Van Orden-
İngiliz AP Hıristiyan Demokrat Grubu üyesi
Kıbrıs konusunda sadece Türkiye'nin yükümlülükleri yok.
AB'nin de Kıbrıslı Türklere karşı yükümlülükleri bulunuyor. Bugüne kadar AB
Kıbrıslı Türklere verdiği sözleri tutmadı. Tüm bunları göz önüne almak
gerekiyor.Kıbrıs'taki sorunun sadece bir taraftan kaynaklanmadığını artık
görmemiz gerekiyor.
Cem Özdemir -Alman AP Yeşiller Grubu üyesi
Türkiye'yi AB reformları konusunda birlik kurumları olarak
cesaretlendirmeliyiz. Kıbrıs sorununda gelinen noktada Güney Kıbrıs'ın
sorumluluğu var. Bunu gözardı edemeyiz.
Emine Bozkurt Hollandalı AP Sosyalist Grup üyesi:
Raporda Kıbrıs Rum tarafının soruna siyasi çözüm
bulunmasında sorumluğu bulunduğu belirtiliyor. Bu önemli. Kıbrıs'ta
izolasyonların kalkması gerekiyor. İki tarafı da yakınlaştırmak için çalışmak
lazım. Müzakere sürecinde Türkiye tarafından atılan olumlu adımları
desteklemeliyiz.
Andrew Duff-İngiliz-AP Liberal Grup üyesi
AB'nin Kıbrıslı Türklere karşı sorumluluğu bulunduğunu
hatırlatmak gerekiyor. Bugüne kadar verilen sözler AB tarafından yerine
getirilmedi. Kıbrıs sorunu Türkiye'nin AB'ye girmesine karşı olan güçler
tarafından kullanıyor.