www.trncinfo.com

make money stuffing envelopes

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti                                                         

Haber 16 Kasım 2006
 

KKTC’NİN 23. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ TÖRENLERLE KUTLANDI

CUMHURBAŞKANLIĞI’NDA KIBRIS ZİRVESİ

 


 

KKTC’NİN 23. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ TÖRENLERLE KUTLANDI

CUMHURBAŞKANI TALAT: “AB ZEMİNİNDE YAPABİLECEĞİMİZ PAZARLIK YOK”

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 23. kuruluş yıldönümü dün ülke genelinde coşkulu törenlerle kutlandı.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, başkent Lefkoşa’da Dr. Küçük Bulvarı’nda yer alan Cumhuriyet Bayramı töreninde yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türk tarafının Birleşmiş Milletler (BM) çerçevesinde çalışılacak bütünlüklü bir çözümden yana olduğunu, bunun için de Avrupa Birliği (AB) zemininde Rum tarafıyla yapabilecekleri herhangi bir pazarlık bulunmadığını söyledi.

Yıllardır dünyayı aldatan Rum tarafına, Kıbrıslı Türkler üzerindeki izolasyonların kaldırılması için verilecek bir şey olamayacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Talat, “Maraş veya bütünlüklü çözümün diğer unsurları ancak BM çatısı altında ve bütünlüklü çözüm maksatlarıyla ele alınabilir” dedi.

Cumhurbaşkanı Talat, adanın birleşmesine yüzde 65 oranıyla “evet” diyen Kıbrıslı Türklerin sosyal psikolojisinde ve siyasi tercihinde, kendi kendini yöneteceği bir devlete sahip olma arzusu ile Kıbrıs’ın birleşmesi arzusunun kesinlikle birbiriyle çelişmediğinin, bu iki eğilimin birbirini bütünlediğinin altını çizdi.

Kıbrıs sorununun çözümü ile adanın bir bütün olarak AB’de yer alması stratejik hedeflerinden bir milimetre dahi sapmadıklarını, çözüm ve AB hedeflerinin devam ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Talat, “Er geç Kıbrıslı Türkler de, Avrupa Birliği içinde tam anlamıyla yer alacaklardır. Bugün, bizim görevimiz, KKTC’yi tüm kurumlarıyla bu kaçınılmaz geleceğe, hazırlamaktır” dedi.

AB’nin, Rum tarafının üyeliği ve Yunanistan’la koşulsuz dayanışması nedeniyle tarafsız olamadığına işaret ederek, Kıbrıs sorununa çözüm arayışlarında AB faktörünün bu yüzden uzak tutulması gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı Talat, Finlandiya önerilerine ilişkin olarak şunları söyledi:

Finlandiya Dönem Başkanlığı Türkiye’nin AB sürecini şantajlarıyla zora sokmaya yeltenen Rum tarafını yatıştırmak maksadıyla Türkiye’nin limanlarını, havaalanlarını ve hava sahasını Rum gemi ve uçaklarına açmasını sağlamaya çalışmaktadır. AB bununla da yetinmemekte karşılıksız olarak kaldıracakları sözünü verdikleri izolasyonu, Doğrudan Ticaret Tüzüğü’yle yalnızca yumuşatma niyetine Rum tarafının geçit vermemesi nedeniyle 26 Nisan 2004 Konsey kararında öngörmediği halde Rum tarafını da tatmin edebilmek için Maraş’ı kendilerine vermenin ilk adımı olarak BM’ye devretmeyi önerebilmektedir. Ancak, yıllardır Kıbrıslı Türklerle güç bölüşümünü arzuluyormuş gibi davranarak dünyayı aldatan Rum tarafına izolasyonların kaldırılması için bizim vereceğimiz bir şey olamaz. Maraş veya bütünlüklü çözümün diğer unsurları, ancak BM çatısı altında ve bütünlüklü çözüm maksatlarıyla ele alınabilir. Değişik zamanlarda ve değişik koşullarda Maraş’la ilgili önerilerin bizim tarafımızdan ele alınmış ve değerlendirilmiş olması, herhangi bir şey verme karşılığı olmadan verilmiş olan ekonomik izolasyonların kaldırılması sözlerinin tutulması için de pazarlık konusu yapılabileceği anlamına gelmez.

Maraş, adamızı birleştirecek olan ve gündemde olduğu dört yıl boyunca uluslararası toplumun, Rum liderliğinin kabul edeceğine adeta kalıbını bastığı Annan Planı’nı, Kıbrıslı Türklerin kabul edeceğini anlayınca reddeden Papadopulos’a verebileceğimiz herhangi bir hediye ya da sus payı olamaz. Eğer olursa yalanı ve riyayı hoş görmüş, zorbalığa boyun eğmiş oluruz. Bununla da kalmayız, Rum liderliğini Türkiye’nin AB süreci boyunca Kıbrıslı Türklerin haklarını, parça parça kendilerine devredilebileceğimiz zehabına kaptırırız. Bu da aslında Kıbrıs sorununun çözüm ihtimalini ortadan kaldırmak demek olur. Bugün, Kıbrıs sorununu bilmeden, günü kurtarmak için iyi niyetle çalışan ülkeleri de yanlışa sürükleyerek çözümü onlar eliyle imkansızlaştırırız.”

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, AB ile her düzeyde ilişki kurmak ve geliştirmek istediklerini belirterek, “Fakat bunun için ne Rum tarafının icazetini kabul ederiz, ne de bu ilişkilere onları karıştırırız” diye konuştu.

Türkiye Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Lefkoşa’daki Cumhuriyet Bayramı töreninde yaptığı konuşmada, Kıbrıslı Türklerin bayram coşkusunu Türkiye hükümeti ve halkı adına paylaşmaktan büyük kıvanç duyduklarını söyledi.

Abdullah Gül, referandum sonrası Kıbrıslı Türklere verdiği sözleri unutan Avrupa Birliği’nin inanılırlığının, güvenilirliğinin ve prestijinin gittikçe yok olduğunu söyledi.

Verilen sözleri unutmadıklarını ve takipçisi olacaklarını vurgulayan Gül, Kıbrıs’ta barışın ve istikrarın temelinde KKTC’nin ekonomik ve sosyal bakımdan güçlenmesinin yattığına inandıklarını; bunun için çok çalıştıklarını vurguladı.

Gül, “Kıbrıs sorunuyla TC’nin AB üyeliği arasında herhangi bir bağlantı kurulması kesinlikle doğru değildir, yanlış bir hesaptır. Kıbrıs sorunu Türkiye’nin AB’ye katılım sürecine karşı kullanılmamalıdır” diyerek, bu yanlışta ısrar edenlerin, bu yolun çıkmaz yolu olduğunu anlamasını ve Türkiye’nin politikalarının şantajlarla, sıkıştırmalarla değişmeyeceğini bilmesini istedi.

Türkiye Dışişleri Bakanı Gül, Kıbrıs sorununu BM zemininden AB zeminine çekmek ve Türkiye’den tavizler beklemenin çıkmaz yol olduğunu ifade ederek, “Türkiye ve Kıbrıs Türkleri şantajlara geçmişte nasıl boyun eğmemişlerse bundan sonra da asla boyun eğmeyeceklerdir” dedi.

Gül, BM Genel Sekreteri’nin adada yürüttüğü süreci desteklediklerini, Cumhurbaşkanı Talat’ın açılımları ve tutumu da paylaşıp desteklediklerini belirterek “Adadaki liderlerin kapsamlı çözüm için bir araya gelmeleri gerektiğine inanıyoruz. Çözüm sürecine katkıda bulunacak her türlü girişimi ele almaya da hazırız. Finlandiya’nın iyi niyetle yaptığı girişime yapıcı yaklaştık ancak bu üzerinde durulan tüm fikirleri paylaştığımız anlamına asla gelmez” diye konuştu.

KKTC ve Kıbrıs Türk halkına uygulanan ayrımcılık, haksızlık ve kısıtlamaların son bulmasını beklediklerini, AB’nin 26 Nisan 2004’teki çağrısının bir an önce hayata geçmesini dilediklerini vurgulayan Abdullah Gül, Türkiye’nin 24 Ocak 2006’da açıkladığı eylem planının uzlaşıyı sağlayacak bir çerçeve oluşturduğu düşüncesini dile getirdi.

Gül, Kıbrıs’ta barışın ve istikrarın temelinde KKTC’nin ekonomik ve sosyal bakımdan güçlenmesinin yattığına inandıklarını vurgulayarak Kıbrıs Türk halkının refah düzeyinin yükseltilmesi için çok çalışmak gerektiğini vurguladı; “Herkes 10 çalışıyorsa biz 20 çalışacağız, herkes 10 saat uyuyorsa biz 5 saat uyuyacağız. Unutmayın ki hala barış sağlanmamıştır” diye konuştu.

Türkiye Dışişleri Bakanı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Türkiye’nin koşullar ne olursa olsun KKTC ve Kıbrıslı Türk kardeşlerinin her zaman yanında olacağını, Kıbrıs’a ilişkin tarihi ve ahdi hak ve yükümlülüklerine sahip çıkmaya devam edeceğini vurguladı.

 

CUMHURBAŞKANLIĞI’NDA KIBRIS ZİRVESİ

15 Kasım törenlerinin ardından, TC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı ve TC Lefkoşa Büyükelçisi Aydan Karahan’ın katıldığı bir toplantı gerçekleştirildi.

Toplantının tamamlanmasının ardından TC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat Cumhurbaşkanlığı bahçesinde hazırlanan kürsülere gelerek birer açıklama yaptılar.

TC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, KKTC’nin kuruluş yıldönümü törenlerine katılmak, hükümetini ve milletini temsil etmek için bugün KKTC’ye geldiğini belirtti.

“Özellikle bu merasimler için bugün buraya geldim. Çünkü Kıbrıs ile ilgili önemli gelişmelerin olduğu bir dönemdeyiz” diyen Abdullah Gül, “Bazı önerilerin gündeme getirildiğini görüyoruz” dedi.

Gül, “Bazılarının iyi niyetli bazılarının kötü niyetli çalıştıklarını görüyoruz. Böyle kritik gelişmelerin olduğu bir dönemde özellikle KKTC’de hükümetimizi temsil ettim. Cumhurbaşkanı ile gayet tafsilatlı ve geniş bir görüşme yaptık” şeklinde konuştu.

İki ayrı toplum, ırk, din, dil ve demokrasinin; adanın gerçeği olduğunu vurgulayan Abdullah Gül, çözümün ancak bunlar dikkate alınarak bulunabileceğini söyledi.

Çözümle ilgili KKTC’nin vatandaşlarının üstüne düşeni yaparak, bütün dünyanın üzerinde uzlaştığı Annan Planı’na “evet” dediğini kaydeden Gül, “Ne yazık ki karşı taraf bunu reddettiği için büyük bir imkan kaybedilmiştir” dedi.

BM öncülüğünde yapılacak her türlü çalışmaya gerek KKTC gerekse TC’nin destek vermeye devam edeceğini ifade eden Abdullah Gül, Kıbrıs sorununun Türkiye’nin AB süreciyle ilgisi olmadığına dikkat çekti.

“Kıbrıs meselesini bu şekilde çözmek için Türkiye’ye şantaj yollarıyla Türkiye’den bazı haklar ve sözler alma davranışları geçersizdir. Şimdiye kadar da geçerli olmadı” diyen Gül, KKTC’ye verilen izolasyonların kaldırılması sözünün yerine getirildiği süre içerisinde Türkiye’nin de üzerine düşen açılımları yapacağını vurguladı.

Adanın bir kesimine ambargo uygulanırken, ambargoyu uygulayanlara Türkiye’nin kapılarını açmasını beklemenin sadece insafsızlık değil, çok büyük bir öngörüsüzlük olduğunu söyleyen Gül, herkesin gerçekçi düşünmesi gerektiğini kaydetti.

Gül, “Çözüm için uzlaşma gerekir. Uzlaşma da, problemin tarafı olanların adım atmasıyla gerçekleşir. Bir tarafın taviz vermesini beklemek probleme çözüm bulmak değildir” dedi.

Yapıcı olmaya ve çözüm için uğraşmaya devam edeceklerine de işaret eden Abdullah Gül, “Ümit ediyorum ki herkes bunun farkında olur ve üzerine düşeni yapar. Neticede adadaki bu problem kalkar. Türkiye olarak biz inanıyoruz ki, bu problem çözülsün Türkiye, Yunanistan ve adanın tamamı büyük bir işbirliği başlatsın... Bu, AB içinde ayrı bir sütun oluşturur” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da, “Gül, Kıbrıs Türk halkının beklediklerini söyledi. Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs sorununun çözümünü istediğini vurgulayan Talat, Kıbrıslı Türklerin bunu ispat ederek, halk iradesini sandıklarda gösterdiğini ve samimiyetini ortaya koyduğunu kaydetti.

“Bizi sorgulayabilecek herhangi bir ülke veya uluslararası kuruluş olmaması gerekir” diyen Cumhurbaşkanı Talat, “Kıbrıslı Türkler bu çizgiyi sürdürüyorlar. Bunu da ispat ederek ondan sonraki süreçlerde Kıbrıslı Türkler, bu politikayı savunmaya devam ettiler ve bu politikayı savunanları kendilerini temsil etmek üzere temsil makamlarına getirdiler” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Talat, şöyle devam etti:

Kıbrıslı Türkler siyasi eşitliğe dayalı iki kesimli, iki bölgeli, iki tarafın siyasi eşitliğine dayalı BM çerçevesinde bulunacak bir çözümü destekliyorlar. Ancak herhangi bir şekilde Kıbrıslı Türklerin haklarını teslim edecekleri bir çözümü düşünmüyor, kabul etmiyor ve tartışmıyorlar bile.

BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI VE DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI: “MARAŞ KAPSAMLI ÇÖZÜMDE ELE ALINACAK BİR KONUDUR"
(10.04.06)

BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI VE DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI’NIN GKRY’NİN SINIR KAPILARINDAKİ UYGULAMALARI İLE İLGİLİ AÇIKLAMASI (08.04.06)

Pakistan depreminden sonra 11-21 Ekim 2005 tarihleri arasında bölgeye giden KKTC ekibinin faaliyetlerini gösteren fotoğraflar

TÜRKİYE'NİN ÖNÜNDEKİ YOL - (THE NEW YORK TIMES, 31 OCAK 2006)

CUMHURBAŞKANI TALAT'IN İKİNCİ AYLIK BASIN TOPLANTISI

1963-1974 YILLARI ARASINDA rum saldırıları sonucunda GERÇEKLEŞEN NÜFUS HAREKETLERİNİ VE KIBRISLI TÜRKLERİN GÖÇ ETTİRİLDİĞİ KÖYLERİ GÖSTEREN KIBRIS HARİTASI

RUM YAZAR RUM VAHŞETİNİ ANLATIYOR

GÜNEY KIBRIS'TAKİ TÜRK KÖYLERİNİN DURUMU