KKTC’NİN 23. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ TÖRENLERLE
KUTLANDI
CUMHURBAŞKANI TALAT: “AB ZEMİNİNDE YAPABİLECEĞİMİZ PAZARLIK
YOK”
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 23. kuruluş yıldönümü dün
ülke genelinde coşkulu törenlerle kutlandı.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, başkent Lefkoşa’da Dr.
Küçük Bulvarı’nda yer alan Cumhuriyet Bayramı töreninde yaptığı konuşmada,
Kıbrıs Türk tarafının Birleşmiş Milletler (BM) çerçevesinde çalışılacak
bütünlüklü bir çözümden yana olduğunu, bunun için de Avrupa Birliği (AB)
zemininde Rum tarafıyla yapabilecekleri herhangi bir pazarlık bulunmadığını
söyledi.
Yıllardır dünyayı aldatan Rum tarafına, Kıbrıslı Türkler
üzerindeki izolasyonların kaldırılması için verilecek bir şey olamayacağını
vurgulayan Cumhurbaşkanı Talat, “Maraş veya bütünlüklü çözümün diğer unsurları
ancak BM çatısı altında ve bütünlüklü çözüm maksatlarıyla ele alınabilir”
dedi.
Cumhurbaşkanı Talat, adanın birleşmesine yüzde 65 oranıyla
“evet” diyen Kıbrıslı Türklerin sosyal psikolojisinde ve siyasi tercihinde,
kendi kendini yöneteceği bir devlete sahip olma arzusu ile Kıbrıs’ın
birleşmesi arzusunun kesinlikle birbiriyle çelişmediğinin, bu iki eğilimin
birbirini bütünlediğinin altını çizdi.
Kıbrıs sorununun çözümü ile adanın bir bütün olarak AB’de
yer alması stratejik hedeflerinden bir milimetre dahi sapmadıklarını, çözüm ve
AB hedeflerinin devam ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Talat, “Er geç
Kıbrıslı Türkler de, Avrupa Birliği içinde tam anlamıyla yer alacaklardır.
Bugün, bizim görevimiz, KKTC’yi tüm kurumlarıyla bu kaçınılmaz geleceğe,
hazırlamaktır” dedi.
AB’nin, Rum tarafının üyeliği ve Yunanistan’la koşulsuz
dayanışması nedeniyle tarafsız olamadığına işaret ederek, Kıbrıs sorununa
çözüm arayışlarında AB faktörünün bu yüzden uzak tutulması gerektiğini
belirten Cumhurbaşkanı Talat, Finlandiya önerilerine ilişkin olarak şunları
söyledi:
Finlandiya Dönem Başkanlığı Türkiye’nin AB sürecini
şantajlarıyla zora sokmaya yeltenen Rum tarafını yatıştırmak maksadıyla
Türkiye’nin limanlarını, havaalanlarını ve hava sahasını Rum gemi ve
uçaklarına açmasını sağlamaya çalışmaktadır. AB bununla da yetinmemekte
karşılıksız olarak kaldıracakları sözünü verdikleri izolasyonu, Doğrudan
Ticaret Tüzüğü’yle yalnızca yumuşatma niyetine Rum tarafının geçit vermemesi
nedeniyle 26 Nisan 2004 Konsey kararında öngörmediği halde Rum tarafını da
tatmin edebilmek için Maraş’ı kendilerine vermenin ilk adımı olarak BM’ye
devretmeyi önerebilmektedir. Ancak, yıllardır Kıbrıslı Türklerle güç
bölüşümünü arzuluyormuş gibi davranarak dünyayı aldatan Rum tarafına
izolasyonların kaldırılması için bizim vereceğimiz bir şey olamaz. Maraş veya
bütünlüklü çözümün diğer unsurları, ancak BM çatısı altında ve bütünlüklü
çözüm maksatlarıyla ele alınabilir. Değişik zamanlarda ve değişik koşullarda
Maraş’la ilgili önerilerin bizim tarafımızdan ele alınmış ve değerlendirilmiş
olması, herhangi bir şey verme karşılığı olmadan verilmiş olan ekonomik
izolasyonların kaldırılması sözlerinin tutulması için de pazarlık konusu
yapılabileceği anlamına gelmez.
Maraş, adamızı birleştirecek olan ve gündemde olduğu dört
yıl boyunca uluslararası toplumun, Rum liderliğinin kabul edeceğine adeta
kalıbını bastığı Annan Planı’nı, Kıbrıslı Türklerin kabul edeceğini anlayınca
reddeden Papadopulos’a verebileceğimiz herhangi bir hediye ya da sus payı
olamaz. Eğer olursa yalanı ve riyayı hoş görmüş, zorbalığa boyun eğmiş oluruz.
Bununla da kalmayız, Rum liderliğini Türkiye’nin AB süreci boyunca Kıbrıslı
Türklerin haklarını, parça parça kendilerine devredilebileceğimiz zehabına
kaptırırız. Bu da aslında Kıbrıs sorununun çözüm ihtimalini ortadan kaldırmak
demek olur. Bugün, Kıbrıs sorununu bilmeden, günü kurtarmak için iyi niyetle
çalışan ülkeleri de yanlışa sürükleyerek çözümü onlar eliyle
imkansızlaştırırız.”
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, AB ile her düzeyde ilişki
kurmak ve geliştirmek istediklerini belirterek, “Fakat bunun için ne Rum
tarafının icazetini kabul ederiz, ne de bu ilişkilere onları karıştırırız”
diye konuştu.
Türkiye Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah
Gül, Lefkoşa’daki Cumhuriyet Bayramı töreninde yaptığı konuşmada, Kıbrıslı
Türklerin bayram coşkusunu Türkiye hükümeti ve halkı adına paylaşmaktan büyük
kıvanç duyduklarını söyledi.
Abdullah Gül, referandum sonrası Kıbrıslı Türklere verdiği
sözleri unutan Avrupa Birliği’nin inanılırlığının, güvenilirliğinin ve
prestijinin gittikçe yok olduğunu söyledi.
Verilen sözleri unutmadıklarını ve takipçisi olacaklarını
vurgulayan Gül, Kıbrıs’ta barışın ve istikrarın temelinde KKTC’nin ekonomik ve
sosyal bakımdan güçlenmesinin yattığına inandıklarını; bunun için çok
çalıştıklarını vurguladı.
Gül, “Kıbrıs sorunuyla TC’nin AB üyeliği arasında herhangi
bir bağlantı kurulması kesinlikle doğru değildir, yanlış bir hesaptır. Kıbrıs
sorunu Türkiye’nin AB’ye katılım sürecine karşı kullanılmamalıdır” diyerek, bu
yanlışta ısrar edenlerin, bu yolun çıkmaz yolu olduğunu anlamasını ve
Türkiye’nin politikalarının şantajlarla, sıkıştırmalarla değişmeyeceğini
bilmesini istedi.
Türkiye Dışişleri Bakanı Gül, Kıbrıs sorununu BM zemininden
AB zeminine çekmek ve Türkiye’den tavizler beklemenin çıkmaz yol olduğunu
ifade ederek, “Türkiye ve Kıbrıs Türkleri şantajlara geçmişte nasıl boyun
eğmemişlerse bundan sonra da asla boyun eğmeyeceklerdir” dedi.
Gül, BM Genel Sekreteri’nin adada yürüttüğü süreci
desteklediklerini, Cumhurbaşkanı Talat’ın açılımları ve tutumu da paylaşıp
desteklediklerini belirterek “Adadaki liderlerin kapsamlı çözüm için bir araya
gelmeleri gerektiğine inanıyoruz. Çözüm sürecine katkıda bulunacak her türlü
girişimi ele almaya da hazırız. Finlandiya’nın iyi niyetle yaptığı girişime
yapıcı yaklaştık ancak bu üzerinde durulan tüm fikirleri paylaştığımız
anlamına asla gelmez” diye konuştu.
KKTC ve Kıbrıs Türk halkına uygulanan ayrımcılık, haksızlık
ve kısıtlamaların son bulmasını beklediklerini, AB’nin 26 Nisan 2004’teki
çağrısının bir an önce hayata geçmesini dilediklerini vurgulayan Abdullah Gül,
Türkiye’nin 24 Ocak 2006’da açıkladığı eylem planının uzlaşıyı sağlayacak bir
çerçeve oluşturduğu düşüncesini dile getirdi.
Gül, Kıbrıs’ta barışın ve istikrarın temelinde KKTC’nin
ekonomik ve sosyal bakımdan güçlenmesinin yattığına inandıklarını vurgulayarak
Kıbrıs Türk halkının refah düzeyinin yükseltilmesi için çok çalışmak
gerektiğini vurguladı; “Herkes 10 çalışıyorsa biz 20 çalışacağız, herkes 10
saat uyuyorsa biz 5 saat uyuyacağız. Unutmayın ki hala barış sağlanmamıştır”
diye konuştu.
Türkiye Dışişleri Bakanı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül,
Türkiye’nin koşullar ne olursa olsun KKTC ve Kıbrıslı Türk kardeşlerinin her
zaman yanında olacağını, Kıbrıs’a ilişkin tarihi ve ahdi hak ve
yükümlülüklerine sahip çıkmaya devam edeceğini vurguladı.
CUMHURBAŞKANLIĞI’NDA KIBRIS ZİRVESİ
15 Kasım törenlerinin ardından, TC Dışişleri Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Başbakan
Ferdi Sabit Soyer, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı ve TC
Lefkoşa Büyükelçisi Aydan Karahan’ın katıldığı bir toplantı gerçekleştirildi.
Toplantının tamamlanmasının ardından TC Dışişleri Bakanı ve
Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat
Cumhurbaşkanlığı bahçesinde hazırlanan kürsülere gelerek birer açıklama
yaptılar.
TC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül,
KKTC’nin kuruluş yıldönümü törenlerine katılmak, hükümetini ve milletini
temsil etmek için bugün KKTC’ye geldiğini belirtti.
“Özellikle bu merasimler için bugün buraya geldim. Çünkü
Kıbrıs ile ilgili önemli gelişmelerin olduğu bir dönemdeyiz” diyen Abdullah
Gül, “Bazı önerilerin gündeme getirildiğini görüyoruz” dedi.
Gül, “Bazılarının iyi niyetli bazılarının kötü niyetli
çalıştıklarını görüyoruz. Böyle kritik gelişmelerin olduğu bir dönemde
özellikle KKTC’de hükümetimizi temsil ettim. Cumhurbaşkanı ile gayet
tafsilatlı ve geniş bir görüşme yaptık” şeklinde konuştu.
İki ayrı toplum, ırk, din, dil ve demokrasinin; adanın
gerçeği olduğunu vurgulayan Abdullah Gül, çözümün ancak bunlar dikkate
alınarak bulunabileceğini söyledi.
Çözümle ilgili KKTC’nin vatandaşlarının üstüne düşeni
yaparak, bütün dünyanın üzerinde uzlaştığı Annan Planı’na “evet” dediğini
kaydeden Gül, “Ne yazık ki karşı taraf bunu reddettiği için büyük bir imkan
kaybedilmiştir” dedi.
BM öncülüğünde yapılacak her türlü çalışmaya gerek KKTC
gerekse TC’nin destek vermeye devam edeceğini ifade eden Abdullah Gül, Kıbrıs
sorununun Türkiye’nin AB süreciyle ilgisi olmadığına dikkat çekti.
“Kıbrıs meselesini bu şekilde çözmek için Türkiye’ye şantaj
yollarıyla Türkiye’den bazı haklar ve sözler alma davranışları geçersizdir.
Şimdiye kadar da geçerli olmadı” diyen Gül, KKTC’ye verilen izolasyonların
kaldırılması sözünün yerine getirildiği süre içerisinde Türkiye’nin de üzerine
düşen açılımları yapacağını vurguladı.
Adanın bir kesimine ambargo uygulanırken, ambargoyu
uygulayanlara Türkiye’nin kapılarını açmasını beklemenin sadece insafsızlık
değil, çok büyük bir öngörüsüzlük olduğunu söyleyen Gül, herkesin gerçekçi
düşünmesi gerektiğini kaydetti.
Gül, “Çözüm için uzlaşma gerekir. Uzlaşma da, problemin
tarafı olanların adım atmasıyla gerçekleşir. Bir tarafın taviz vermesini
beklemek probleme çözüm bulmak değildir” dedi.
Yapıcı olmaya ve çözüm için uğraşmaya devam edeceklerine de
işaret eden Abdullah Gül, “Ümit ediyorum ki herkes bunun farkında olur ve
üzerine düşeni yapar. Neticede adadaki bu problem kalkar. Türkiye olarak biz
inanıyoruz ki, bu problem çözülsün Türkiye, Yunanistan ve adanın tamamı büyük
bir işbirliği başlatsın... Bu, AB içinde ayrı bir sütun oluşturur” şeklinde
konuştu.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da, “Gül, Kıbrıs Türk
halkının beklediklerini söyledi. Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs sorununun çözümünü
istediğini vurgulayan Talat, Kıbrıslı Türklerin bunu ispat ederek, halk
iradesini sandıklarda gösterdiğini ve samimiyetini ortaya koyduğunu kaydetti.
“Bizi sorgulayabilecek herhangi bir ülke veya uluslararası
kuruluş olmaması gerekir” diyen Cumhurbaşkanı Talat, “Kıbrıslı Türkler bu
çizgiyi sürdürüyorlar. Bunu da ispat ederek ondan sonraki süreçlerde Kıbrıslı
Türkler, bu politikayı savunmaya devam ettiler ve bu politikayı savunanları
kendilerini temsil etmek üzere temsil makamlarına getirdiler” şeklinde
konuştu.
Cumhurbaşkanı Talat, şöyle devam etti:
Kıbrıslı Türkler siyasi eşitliğe dayalı iki kesimli, iki
bölgeli, iki tarafın siyasi eşitliğine dayalı BM çerçevesinde bulunacak bir
çözümü destekliyorlar. Ancak herhangi bir şekilde Kıbrıslı Türklerin haklarını
teslim edecekleri bir çözümü düşünmüyor, kabul etmiyor ve tartışmıyorlar bile.