BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI DENKTAŞ:
"RUM TARAFININ KIBRIS KONUSUNDAKİ UZLAŞMAZ TAVRI SÜRERSE, KIBRISLI TÜRKLER
ALTERNATİF ÇÖZÜM ARAYIŞLARI İÇİNE GİRECEK”
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş, Rum
tarafının Kıbrıs konusundaki uzlaşmaz tutumunun sürmesi halinde, Kıbrıslı
Türklerin alternatif çözüm arayışları içine gireceği uyarısında bulunarak,
“olasılıkla bunlardan biri de, Slovak ve Çek modelidir. Bunun adına, ‘ayrılıkla
birlikte gelen birleşme‘ de diyebiliriz. Devleti paylaşamıyorsak, adayı
paylaşacağız ve ardından da Avrupa içinde yeniden birleşeceğiz” dedi.
Denktaş, “Türkiye’nin Avrupa Birliği Süreci Perspektifi ve
Kıbrıs Sorunu” konulu raporla gündeme gelen sivil toplum örgütü Slovak Dış
Politika Derneği’nin (SFPA) davetlisi olarak bulunduğu başkent Bratislava’da,
“Kıbrıs’ta Anlaşmanın Geleceği” konulu konferans verdi.
Konferans sonrasında, kendisine yöneltilen soruları da
yanıtlayan Denktaş, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye hükümetlerinin
çözüme yönelik katkı ve çabalarına işaret ederek, ancak adada varolan çıkmazın
aşılması için Rum tarafının da iyi niyet göstermesi gerektiğini vurguladı.
Rum Yönetimi Başkanı Tasos Papadopulos’un önceki gün yaptığı
bir açıklamaya atıfta bulunarak, Rum liderin, halkından, referandumda çıkardığı
“hayırı” daha da güçlendirmesi çağrısında bulunduğuna işaret eden Denktaş,
“Papadopulos, 24 Nisan referandumunda ‘hayır’ diyenlerin sesinin,
milletvekilliği seçimlerinde daha gür çıkması gerektiğini söyledi.” şeklinde
konuştu ve şöyle dedi:
"Rum tarafının Kıbrıslı Türkleri siyasi eşit ortak olarak
kabul etmemesi, bizimle güç paylaşımına gitmeyi reddetmesi nedeniyle, adada
siyasi eşitliğe dayalı, iki bölgeli, iki toplumlu bir çözüme ulaşamıyoruz. Biz,
Rum tarafı ile güç paylaşımına varız, anlaşmaya varız, ancak önce siyasi eşit
haklarımıza ve toprak bütünlüğümüze saygı bekliyoruz.”
Referandumun ardından ortaya çıkan çıkmazın, iki yıldır
sürdüğüne işaret eden Serdar Denktaş, şöyle devam etti:
"Kıbrıs sorunu hiçbir yöne gidemiyor, tam bir çıkmaz var. İki
halk arasında güven sağlayıcı önlemleri hayata geçirme konusunda bile, iki
halkın her gün karşılaştığı sıradan ve basit sorunları çözme hususunda dahi
gayrı resmi de olsa iki taraf arasında işbirliği yok. Rum tarafı, el
sıkışmamızın bile KKTC’yi tanıyacakları anlamı taşıyacağı endişesi içinde
hareket ediyor. Siyasi tanıma endişelerini artık bir kenara bırakarak, hep
birlikte Kıbrıs’ın geleceği için çalışabileceğimiz bir ortamın sağlanması için
gayret göstermelidirler.”
Denktaş, Rum tarafının sergilediği uzlaşmaz tavır nedeniyle
adada çözüm olmayacağı inancının, Kıbrıs Türk halkında her geçen gün artmakta
olduğuna dikkat çekti ve başta Avrupa Birliği olmak üzere uluslararası
topluluğa, Rum tarafını anlaşma için teşvik etmesi çağrısı yaptı. Serdar
Denktaş, AB ile uluslararası topluluğa şu uyarılarda bulundu:
"Tasos Papadopulos, Avrupa Birliği’nde Kıbrıslı Türkleri
temsil etmiyor, Kıbrıslı Türkler adına ne AB platformlarında ne de diğer
uluslararası platformlarda söz söyleme hakkı var. Papadopulos, eğer Kıbrıslı
Türkleri eşit siyasi ortak olarak kabul etmeye, Kıbrıslı Türk kimliğimizi
korumaya devam edeceğimiz ve azınlık haklarına asla razı olmayacağımız gerçeğini
reddetmemeye ikna edilmezse, Rumlar uzlaşmaya yanaşmayacaklardır. Uluslararası
topluluk ve Rum tarafını üye kabul etmekle yaptığı büyük hatanın farkında olan
AB, Papadopulos’un inadını, ancak kendisine ‘sizin Kıbrıslı Türkler üzerinde söz
söyleme hakkınız yok” demekle kırabilir.
Biz, Kıbrıslı Türkler olarak referandumda Annan Planı’na
‘evet’ dememize karşın, dışarıda soğukta bırakılan, cezalandırılan taraf olduk,
AB tarafından aldatıldık. İnsanlık dışı ambargolar hala daha sürüyor, verilen
tüm sözler havada kaldı, AB’nin Doğrudan Ticaret Tüzüğü rafa kaldırıldı, Mali
Yardım Tüzüğü ise belirsiz bir hale sokuldu.
AB, izlemekte olduğu hatalı Kıbrıs politikasından artık
vazgeçmelidir. Aksi taktirde adada anlaşma olmayacaktır.”
Papadopulos’un osmosis temelinde yürüttüğü uzlaşmaz tutumu ve
AB’nin buna çanak tutan yanlış politikasının sürmesi halinde, ayrılığın kalıcı
hale gelerek perçinleşeceği uyarısında bulunan Dışişleri Bakanı, Başbakan
Yardımcısı Denktaş, adada uzlaşmanın formüllerinden birinin, Slovakya ile Çek
Cumhuriyeti’nin 1 Ocak 1993’te anlaşarak barışçıl biçimde Çekoslovakya’yı tarihe
gömen büyük kararının, Kıbrıs Türk ve Rum taraflarınca hayata geçirilmesi
olduğunun altını çizdi. Denktaş, bunun Kıbrıs’ın geleceği olduğunu ve bu gerçeği
tüm ilgili tarafların artık görmesi gerektiğini de söyledi. Denktaş, şöyle
konuştu:
"Rum tarafı, tıpkı Slovaklarla Çeklerde olduğu gibi,
Kıbrıs’ta da iki ayrı dine, iki ayrı dile ve iki ayrı kültüre sahip iki halk
bulunduğunu, bu iki halkın iki ayrı ulustan varolduğunu ve bu adanın siyasi
açıdan eşit iki sahibi olduğunu anlamalıdır.
Slovaklar ve Çekler örneğinde olduğu gibi, barışçıl şekilde
ayrılık ve bunun adından AB içinde birleşme, en makul çözüm yoludur. Rum
tarafının Kıbrıs konusundaki uzlaşmaz tutumunun sürmesi halinde, Kıbrıslı
Türkler alternatif çözüm arayışları içine girecektir. Olasılıkla bunlardan biri
de, Slovak ve Çek modelidir. Bunun adına, ‘ayrılıkla birlikte gelen birleşme‘ de
diyebiliriz. Devleti paylaşamıyorsak, adayı paylaşacağız ve ardından da Avrupa
içinde yeniden birleşeceğiz.
Kıbrıs’ta varolan çıkmaz, belirsizlik, artık aşılmalıdır. Her
defasında iyi niyet gösteren Kıbrıs Türkünün artık bekleme lüksü kalmadı...”
Slovakya’nın, Çek Cumhuriyeti ile geçmişte yaşadığı
tecrübeyi, Kıbrıs Tük ve Rum taraflarına aktararak, Kıbrıs konusuna büyük katkı
koyabileceğine de işaret eden Dışişleri Bakanı Denktaş, “Kıbrıs sorununa büyük
ilgi duyan bir ülke olarak Slovakya, sorunun çözüm sürecinde umarım bunu yapar”
dedi.
Türkiye’nin Kıbrıslı Türkleri haklı davasında yalnız
bırakmayacağını, ada üzerindeki haklarından vazgeçmesinin mümkün olmadığını
vurgulayan Serdar Denktaş, Ankara’nın AB üyeliği uğruna Kıbrıs’ı feda edeceğini
düşünenlerin, büyük yanılgı içinde olduklarını söyledi.
Konferansında Ankara’nın “Kıbrıs Eylem Planı”na da değinen ve
planı “Kıbrıs’ta anlaşmaya varma yönünde büyük katkı sağlayacak potansiyele
sahip bir öneri paketi” olarak tanımlayan Serdar Denktaş, planın uluslararası
topluluk tarafından bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti ve
şöyle dedi:
"Türkiye’nin eylem planı kabul görür ve hayata geçerse, diğer
bir deyişle limanlar eş zamanlı olarak açılırsa, bu adadaki iki tarafın da
çıkarına olacaktır. Kıbrıslı Türkler açısından direkt ticaret başlayacak, Rum
tarafı açısından ise Türkiye, Güney Kıbrıs’a hava ve deniz limanlarını
açacaktır. Türk ve Rum işadamları arasında işbirliği köprüleri kurulacak, bu da,
Kıbrıs’ta sağlam, yaşayabilir ve kalıcı bir anlaşmanın temelini
hazırlayacaktır.”