CUMHURBAŞKANI TALAT, ANNAN’A MEKTUP GÖNDERDİ
"PAPADOPULOS’UN İKİ BÖLGELİ, İKİ TOPLUMLU ÇÖZÜMÜ REDDEDEN
SÖYLEMLERİ TÜM ÇÖZÜM PARAMETRELERİNE TERS”
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Birleşmiş Milletler Genel
Sekreteri Kofi Annan’a gönderdiği mektupta, Rum Yönetimi Başkanı Tasos
Papadopulos’un, adada iki bölgeli, iki toplumlu çözümü reddeden söylemlerinin,
gerek BM parametrelerine gerekse uluslararası toplum tarafından ortaya konulan
iradeye ters düştüğünü vurguladı.
Kıbrıs Türk tarafının, Kıbrıs sorununun, BM’nin iyi niyet
misyonu çerçevesinde ve Annan Planı temelinde çözüme kavuşturulması yönündeki
kararlılığının altını çizerek, buna yönelik müzakerelerin yeniden başlatılması
için Rum tarafıyla yararlı bir diyalog kurulması beklentisi içinde olduğuna
işaret eden Talat, Papadopulos’un 4 Mayıs’ta Fransız L’Express dergisine verdiği
demecinde sarf ettiği sözlerinin kendilerini hayrete ve umutsuzluğa düşürdüğünü
ifade etti.
BM Belgesi olarak yayımlanan mektubunda Cumhurbaşkanı Talat,
Papadopulos’un söz konusu demecinde, “iki bölgeli, iki toplumlu devlet modeline
karşı olduğunu” ifade ettiğine işaret ederek, bunu “talihsiz” bir açıklama
olarak niteledi.
Cumhurbaşkanı Talat, Papadopulos’un bu açıklamasının, BM
Güvenlik Konseyi’nce ortaya konulan çözüm yönündeki parametrelere, taraflarca
kabul edilen 1977-1979 Doruk Anlaşmaları’na ve ayrıca iki tarafın BM Genel
Sekreteri’nin gözetiminde 40 yıl sürdürdüğü müzakerelerde ortaya konulan
parametrelere açıkça ters olduğuna dikkat çekti.
Talat, kendilerini en fazla hayal kırıklığına uğratanın, bu
yöndeki açıklamanın, BM’nin iki taraf arasında teknik komiteler kurarak adadaki
mevcut atmosferi çözüm yönünde geliştirmek için gayretle çalıştığı bir zamana
denk gelmesi olduğunu kaydetti.
Cumhurbaşkanı Talat, söz konusu komitelerin hazırlanmasıyla
amaçlananın, Rum tarafının Annan Planı’nı reddetmesi ve sonrasında yürüttüğü
uzlaşmaz politikalarından dolayı ciddi şekilde zarar gören taraflar arasındaki
güvenin yeniden kurularak, anlamlı müzakerelere zemin hazırlanması olduğunu
vurguladı.
Talat mektubunda, Papadopulos’un söz konusu son açıklamasını,
18 Aralık 2005’te yapılan BM Genel Kurulu’nda ortaya koyduğu “kafasında
canlandırdığının Kıbrıs sorununun osmosis yoluyla çözümü olduğu” yönündeki
sözlerinin dil sürçmesi olmadığı gerçeğinin de kanıtı olarak değerlendirdiğini
vurguladı.
Kıbrıs’ta gelinen aşamada, sorunun çözümüyle ilgili taraflar,
Rum Yönetimi’nin bu provokativ ve zarar verici açıklamalarına sessiz kaldıkları
sürece, Rum tarafının çözüm yönündeki siyasi iradesizliğinden dolayı görünmeyen
çözüm umutlarının, daha da ciddi zarar göreceği uyarısında bulunan Cumhurbaşkanı
Talat, mektubunun sonunda BM Genel Sekreteri Annan’a, “Kıbrıs Türk tarafının,
Kıbrıs sorununun sizlerin iyi niyet misyonu altında ve Annan Planı temelinde
çözümü yönündeki sıkı bağlılığını bir kez daha teyit etmek isterim” dedi.
BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI SERDAR
DENKTAŞ SLOVAKYA ZİYARETİNİ DEĞERLENDİRDİ
"KIBRIS TÜRKÜ KENDİ HEDEFLERİNİ BELİRLEYEREK UYGUN
POLİTİKALAR ÜRETMELİ”
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş,
Kıbrıs konusunda Kıbrıs Türklerinin kendi hedeflerini kendilerinin belirleyerek,
ona uygun politikalar üretmesi gerektiğini söyledi.
Bakan Denktaş, Slovakya Dış Siyaset Birliği’nin daveti
üzerine gittiği Slovakya’daki ve oradan geçtiği Londra’daki temaslarına ilişkin
yaptığı değerlendirmede, Slovakya Dış Siyaset Birliği’nin düzenlediği konferansa
ve bazı televizyon kanallarındaki programlara katıldığını belirterek, bazı
bakanlıkların üst düzey bürokratları ile de temas etme fırsatı bulduğunu
kaydetti.
Slovakya’ya giden ilk Kıbrıslı Türk siyasetçi olarak, son
derece olumlu izlenimler edindiğine dikkati çeken Denktaş, “Slovak yetkililer,
akademisyenler, bürokratlar, Kıbrıs konusunda ne olup bittiğini bir önyargıya
kapılmaksızın dinleme konusunda oldukça istekli göründüler” dedi.
Slovakya’da bulunduğu süre içerisinde Çekoslavakya’nın
ayrılışı ve Avrupa Birliği içerisinde yeniden birleşmesi konusunu irdeleme
fırsatı bulduğunu ifade eden Serdar Denktaş, Kıbrıs’taki durgunluğun yarattığı
ortam nedeniyle yeni siyaset belirlenmesi gerektiği konusunda geniş açıklamalar
ve edindiği izlenime bakıldığında Çekoslovakya’nın üstünde çalışmaya değer bir
model olduğunu söyledi.
Denktaş, “Eğer Avrupa Birliği içerisinde bir gelecek
düşünülüyorsa, Çekoslavak Modeli, Çek ve Slovaklar’ın önce ayrı olduğunu
kabullenip, karşılıklı birbirlerine saygı duymayı öğrenip, bilahare Avrupa
Birliği çatısı altında bir araya gelmeleri, Kıbrıs için geçerli bir model
oluşturulabilir” dedi.
Serdar Denktaş, Kıbrıs Türklerinin kendi hedeflerini
kendilerinin belirleyerek, ona uygun politikaların üretilmesi gerektiğinin
önemini de vurguladı.
Slovakya’daki 2 günlük ziyaretin ardından bir günlüğüne
Londra’ya da geçtiğini ifade eden Denktaş, burada Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın
kuruluş kokteyline katılma fırsatı bulduğunu belirtti ve Kıbrıslı Türklerin bir
araya gelip ticari güçlerini birleştirme konusunda doğru bir adım attığını
kaydetti.
RUM TARAFI TEKNİK KOMİTELERİN ÇALIŞMASINI
ENGELLİYOR
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin, Kıbrıs'taki durumu
iyileştirmeyi amaçlayan ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs’taki Özel
Temsilcisi Michael Möller tarafından önerilen konularda çalışması öngörülen
teknik komitelerin oluşturulmasına ve çalışmasına onay verdiği bildirildi.
KKTC'nin onayına karşın, Rum Yönetimi'nin teknik komitelere
farklı görevler yüklemeye çalışması, komite çalışmalarının başlamasını
engelliyor.
İHA'nın haberine göre, Kıbrıs'taki hayatı kolaylaştırmayı ve
iki halk arasındaki ilişkileri geliştirerek güven ortamının oluşmasına yardımcı
olmayı amaçlayan teknik komitelerle ilgili çalışmalarda ilerleme sağlanamıyor.
KKTC, kendileri tarafından onaylanmış olan önerinin bir an
önce yaşama geçirilmesini ve komitelerin çalışmaya başlamasını isterken; Rum
tarafı, komitelerin çalışma alanını genişletmeye ve ön koşullara uymaya
çalışıyor.
Rum tarafının bu tutumla, masaya oturmadan önce avantaj
sağlamaya çalıştığı düşünülüyor. Rum tarafının bu tutumu, komitelerin oluşmasını
ve çalışmasını geciktirirken; BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs’taki Özel Temsilcisi
Michael Möller'in bu konudaki çalışmalarının da tıkanmasına neden oluyor.