BAŞBAKAN YARDIMCILIĞI VE DIŞİŞLERİ
BAKANLIĞI: “MARAŞ KAPSAMLI ÇÖZÜMDE ELE ALINACAK BİR KONUDUR”
Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı,
Maraş’ın kapsamlı çözümde ele alınacak bir konu olduğunu belirtti.
Dışişleri Bakanlığı’ndan dün yapılan yazılı
açıklamada, Gazimağusa Limanı’nın KKTC’nin egemenliğinde ve kontrolünde
çalışmaya devam edeceği vurgulandı.
Açıklamanın tam metni aşağıdaki gibidir:
"Bugün, Rum basınında çıkan haberlere istinaden, KKTC
basınında da, AB Dönem Başkanı Avusturya’nın AB Konsey’ine sunmak için
hazırladığı bildirilen bir öneriyle, Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün,
Maraş’ın Rumlara iadesi ve Gazi Mağusa limanının AB kontrolüne verilmesi
karşılığında yürürlüğe girmesini isteyeceği yazılmıştır.
Daha önce de defalarca açıklandığı üzere Maraş,
kapsamlı bir çözümde ele alınacak bir konudur.
Gazi Mağusa limanı ise KKTC’nin egemenliğinde ve
kontrolünde çalışmaya devam edecektir.
Avrupa Birliği’nin kendi önerisi olan ve 2004
yılından beridir, GKRY’nin uzlaşmaz tavrı nedeniyle yürürlüğe koyamadığı
Doğrudan Ticaret Tüzüğü’yle ilgili olarak KKTC’den absürd istekler ve
tavizleri gündeme getirmeyeceğine inanıyoruz.
Kıbrıs’ta çözüm için gerekli tüm şartları yerine
getiren Kıbrıs Türk halkından bu aşamada taviz veya ödün beklemek,
çözümsüzlük siyaseti güden GKRY’inin katı ve çözümsüzlük üzerine kurulu
siyasetini onaylamak, bu reaksiyoner siyasete destek vermek anlamı
taşıyacaktır. Avrupa Birliği’nin bu hataya düşmeyeceğini umut ediyoruz.”
Rum basınında 9 Nisan 2006 tarihinde yer alan
haberlere göre Mağusa Limanı’nın önümüzdeki günlerde serbest ticarete
açılacağı, Maraş’ın da Kıbrıslı Rumlara iade edilmesi prosedürünün
başlayacağı iddia edilmişti.
Konuyla ilgili olarak Başbakan Ferdi Sabit Soyer ise
Kıbrıs Rum tarafında, Kıbrıs sorunu veya belli bailı konularla ilgili
sürekli olarak eksik ve yanlış beyanlarla manipulasyon haberlerin
yapıldığını söyledi. Soyer, bu yöndeki haberleri “İç siyasete endeksli
haber yaratmak” olarak niteledi.
RUM YÖNETİMİ’NDEN SINIRDA TACİZ…
BAŞBAKAN SOYER: “NAZİ METODU UYGULUYORLAR...."
DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI: “BM’DEN GEREKLİ ÖNLEMLERİ
ALMASINI BEKLİYORUZ”
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, 7 Nisan 2006, Cuma günü
başlattığı bir uygulamayla Metehan Sınır Kapısı’ndan Güney’e geçen
Kıbrıslı Türkler’in araçları aranıyor. Onlarca araçta yapılan aramalarda
proje, tapu veya bunların fotokopilerinin yanı sıra herhangi bir resmi
belgeye “şüpheli” olduğu gerekçesiyle el konuluyor.
Evraklar, "soruşturma yapılacağı gerekçesiyle”
kesinlikle iade edilmezken, saatlerce sorgulanmak için güneşin altında
bekleyen Kıbrıslı Türklerle, Kuzey’den Güney’e geçen yabancılar,
sorgulandıktan sonra serbest bırakılıyor. Bu arada araçlarında emlak
broşürleri bulunan ve Kuzey’de yaşayan veya turist olarak bulunan bazı
yabancılar da Güney’e sokulmayarak geri döndürülüyor.
Ba
şbakan
Soyer: “Nazi metodu uyguluyorlar....”
Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Güney Kıbrıs Rum
Yönetimi’nin Metehan Sınır Kapısı’nda başlattığı araçları arama ve
araçlarında plan, proje veya herhangi bir çizim bulunan kişileri ve
yabancıları tutuklama uygulamasını protesto etti.
Bunun Kıbrıslı Türklere yönelik olarak yapılan
psikolojik savaş taktiği olduğunu ve iki toplum arasındaki ilişkileri
koparmayı hedeflediğini belirten Başbakan Soyer, bunun insan haklarına
ve Yeşil Hat Tüzüğü’ne aykırı olduğunu, bu uygulamaya boyun
eğilmeyeceğini, BM ve AB nezdinde girişim başlattıklarını vurguladı.
Uygulamayı “Nazi metodu” olarak niteleyen Soyer, son
dönemlerde Güney Kıbrıs’a geçiş noktası olan Metehan’da Kıbrıs Rum
siyasi liderliğinin aynı metodu farklı gerekçelerle sürdürmeye
çalıştığını belirterek, sınır kapılarının açılması ve iki toplum
arasındaki ilişkilerin gelişmesinden huzursuz olan Güney Kıbrıs’taki
idarenin, sınır geçişlerinde daha önce de kuş gribi konusunu bahane
ederek insanlık dışı tedbirler aldığını hatırlattı.
Bu konuda esas meselenin iki toplum arasındaki
ilişkileri koparmak ve geçişleri durdurmak olduğunu ifade ettiğini
anlatan Soyer, “Kuş gribi bahanesi akıl dolu davranışlarımızla ortadan
kalkınca yeni bir uygulama başladı” dedi.
"Biz çözüm çizgimize devam edeceğiz” diyen Soyer, Rum
Yönetimi’nin Nazi metotlarını da içine alan AB ilkelerine aykırı dar
milliyetçi bütün davranışlarını deşifre etmeyi sürdüreceklerini söyledi.
Dışişleri Bakanlığı: “BM’den gerekli önlemleri
almasını bekliyoruz”
Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı, Metehan
sınır kapısında Rum gümrükçüler ve polislerin, biri hamile bayan olan
Kıbrıslı Türklere yaptığı eziyetle ilgili olarak BM ve AB makamları
nezdinde girişim başlattığını açıkladı.
Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı’ndan
yapılan yazılı açıklamada, BM yetkililerinin böyle olaylara karşı
gerekli tedbirleri almasının beklendiği vurgulandı.
Açıklamada şöyle denildi:
"23 Nisan 2003’de iki taraf arasındaki geçişlerin
serbestleştirilmesiyle beraber, siyaset ezberi bozulan GKRY, iki halkın
yakınlaşması için KKTC’nin atmış olduğu her adımı baltalamak, iki halk
arasında düşmanlık duygularının güçlenmesi için her fırsatta, insanlık
dışı uygulamalarını sürdürmektedir.
2003 Nisan’ında kapıların açılmasına gösterdikleri
tepkinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, gerek Bostancı gerekse
Lokmacı geçişleriyle ilgili sergilemiş oldukları soğuk savaş
siyasetlerini şimdi de insanlık dışı eziyetlerle sürdürmeye devam
etmektedirler.
Rum polisinin dün, GKRY’den aldığı emirle, Metehan
sınır kapısında, hamile bir vatandaşımıza yapmış olduğu işkence, bizlere
1964-1974 arasında yaşadıklarımızı bir kez daha anımsatmıştır.”
Açıklamada, bu son olayın, GKRY’nin Kıbrıs Türklerine
karşı ırkçı ve baskıcı siyasetinde hiçbir değişiklik olmadığını
gösterdiği belirtilerek, şunlar kaydedildi:
"Bakanlığımız, bu insanlık dışı davranışla ilgili
olarak gerek BM gerekse AB yetkililerinin gerekli önlemleri almaları
için girişimlerini başlatmıştır.
Halkımızın GKRY bölgelerine geçişlerinde Rum
polisinin eziyetine maruz kalmamaları için BM yetkililerinin de gerekli
önlemleri almalarını bekliyoruz.”
KAYIPLAR LİSTESİNDEKİ BİR RUM'UN DAHA KİMLİĞİ
SAPTANDI
Adı Rum kayıplar listesinde bulunan bir Rum’un daha
kimliği saptandı.
Rum radyosunun haberine göre, 1974’teki savaş
sırasında ölen Savvas Andoniadis isimli Rum; Rum tarafında yapılan
kazılarda ulaşılan kemikleri üzerinde DNA metoduyla yapılan kimlik
tespitinin ardından Baf’ın Yolu köyü’nde defnedildi.