Görevinde bir yılı
dolduran Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, dün sabah bir basın toplantısı
düzenleyerek, görev süresindeki gelişmelerle ve Kıbrıs sorununda gelinen
noktayla ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Cumhurbaşkanı Talat,
bugünün görevde bir yılı doldurmasının yanı sıra önemli bir olayı daha
çağrıştırdığını belirterek, iki yıl önce 24 Nisan 2004’de gerçekleştirilen
referandumda, Kıbrıs Türkü’nün kendi iradesiyle self-determinasyon hakkını
kullanarak, kendi geleceğine karar verdiğini ve Kıbrıs’ın bütünleşmesi için son
tavrını ortaya koyduğunu söyledi.
Referandumun
Kıbrıs’ta iki eşit varlığın kendi kaderlerini ayrı ayrı tayin etme hakkına sahip
olduğunu ortaya koyduğunu ve bu açıdan da çok önem taşıdığını vurgulayan Talat,
olayın hukuki ve siyasi açıdan da çok önem taşıdığını kaydetti.
Talat, henüz hukuki
yansımaların görülmediğini, ancak bu potansiyelinin bulunduğunun gayet açık ve
net olduğunu belirtti.
Cumhurbaşkanı Mehmet
Ali Talat, Kıbrıs konusundaki son günlerdeki gelişmelerin, sorunun çözümünün
zaman alacağını gösterdiğini ifade ederek, müzakerelere sıfırdan başlamaya hazır
olduğunu ancak Annan Planı’ndan başlamanın makul olacağını belirtti.
Cumhurbaşkanı Talat,
Türk tarafının, halkın iradesini açıkça ortaya koyduğu Annan Planı’nı esas
almaya devam edeceğine işaret ederek, planın bir komplo olduğu iddialarının
tamamıyla “safsata” olduğunu söyledi. Talat, planın, Türkiye’nin önünü açmak
için hazırlandığı iddiasının da gerçekleri yansıtmadığını belirtti.
Annan Plan’ının,
Kıbrıs sorununun çözümü için hazırlanan en ciddi plan olduğunu vurgulayan Talat,
çözüm isteniyorsa öncelikle izolasyonların kaldırılması gerektiğini ve şu
sıralarda, bundan başka bir seçenek olmadığını kaydetti. Talat, “İzolasyonların
kaldırılması mücadelesi, bir insanlık ve adanın yeninden birleştirilmesi
mücadelesidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Talat,
Rum tarafının, hazırlanmasına büyük katkı koyduğu Annan Planı’nı
şeytanlaştırmasının, samimiyetsizliğinin bir göstergesi olduğunu vurgulayarak,
Rumların öncelikle plana ilişkin önerilerini somut bir şekilde, yazılı olarak
sunması gerektiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Talat,
Rum Lider Papadopulos’un BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile Paris’te görüşmesinin
esas nedeninin, Güney Kıbrıs’taki seçimler olduğunu da söyledi.
Ciddi bir süreç
başlatma niyetinde olmayan Papadopulos’un destek istediği Paris Anlaşması’nın
BM’den gelen mektupla var olmadığının ortaya çıktığını belirten Talat, teknik
komiteler oluşturulmasına ilişkin önerinin ise Genel Sekreter Annan’ın Kıbrıs
Temsilcisi Michael Möller tarafından Paris ziyareti öncesinden getirildiğini
kaydetti.
Talat, Rumlar’ın
özlü konuları görüşmeye ilişkin eğilimine dikkat çekerek, “Biz de özlü konuların
ele alınmasından yanayız ancak bütünlüklü çözüm çerçevesinde. Sadece Maraş’ı,
sadece mal-mülk konusunu görüşerek Kıbrıs sorunu çözülemez” dedi.
Cumhurbaşkanı Talat,
göreve geldiği günden itibaren elini Rum Yönetimi’ne uzatarak barış, çözüm ve
adanın yeniden birleştirilmesi isteğini dile getirdiğini, ancak Rum liderliğinin
bir kahve içmek için dahi bir araya gelmekten kaçındığını söyledi.
Talat, üzerinde
konuşulacak çok az şey olmasına rağmen kayıplar konusunu görüşmeye hazır
olduğunu da vurguladı.
Cumhurbaşkanı Talat,
Rumlar’ın, tüm Kıbrıs adına tek başına AB’a girmesi sonucunda çözüm
motivasyonunu yitirdiğini ve çözüm ihtimalinin iyice zayıfladığını belirtti.
Çözüm üretmek için
empati uygulama gereğinin bilinciyle hareket ettiklerini ancak Rum tarafının
esas sorununun, liderlerinin etkisiyle yaratıldığını kaydeden Talat, Kıbrıs
sorunu çözüm sürecinin bugünkü halinden de Rum liderliğinin sorumlu olduğunu
söyledi.
Cumhurbaşkanı Talat,
Rum Yönetimi’nin çeşitli gerekçeler ileri sürerek sınır kapılarında Kıbrıs
Türkü’ne karşı takındığını tutum ve çıkardığı zorlukların, çözüme hiçbir katkısı
olmadığını vurgulayarak, öncelikle iki toplum arasındaki temasların artırılması
gerektiğini belirtti.
Adadaki
bölünmüşlüğün vatandaş düzeyine inmesinin de endişe verici gelişmeler olduğunu
kaydeden Talat, Rum liderliğinin çözüm karşıtı politikası sonucunda Güney
Kıbrıs’ta çözüm isteyenlerin azaldığını söyledi.
Referandum
sonrasında izolasyonların kaldırılması sözü veren AB’ıin Doğrudan Ticaret
Tüzüğü’nü rafa kaldırırken, Mali Yardım Tüzüğü’nü de yürürlüğe koyduğunu
vurgulayan Talat, “Tüzüğün uygulamasını engelleme niyetinde değiliz ancak Rum’un
iradesinde bir mali yardımı kabul etmeyeceğimizi dile getirdik” şeklinde
konuştu.
İKÖ GENEL SEKRETERİ İHSANOĞLU: “KKTC’YE YÖNELİK KARAR ÖNEMLİ VE
KÖKLÜ BİR DEĞİŞİMİN İFADESİ”
İslam Konferansı
Örgütü (İKÖ) Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, İKÖ’nün KKTC’ye
yönelik kararının “önemli ve köklü bir değişimin ifadesi” olduğunu söyledi.
İhsanoğlu, Ankara’da
bir televizyon kanalına verdiği demeçte, İKÖ Parlamento Birliği (İKÖPAB) 4’üncü
Konferansı’nda KKTC’nin “Kıbrıs Türk Devleti” olarak anılmasının ne anlama
geldiğinin sorulması üzerine, bu sürecin 2005’te Sana’da yapılan İKÖ Dışişleri
Bakanları toplantısında başladığını, İKÖPAB’da da son noktasına ulaştığını
belirtti.
Kararın “önemli ve
köklü bir değişimin ifadesi” olduğunu kaydeden İhsanoğlu, “İslam dünyasının
artık Kıbrıslı Türklerin mağduriyetinin devam etmemesi, haksız izolasyon
politikasının sona erdirilmesi, Müslüman Türk halkının dış dünyayla temasının
açılması ve meşru haklarına sahip olması açısından önemli bir adımın” söz konusu
olduğunu ifade etti.
Bu konuda ortak bir
iradenin ortaya konduğunu belirten İhsanoğlu, kararla Kuzey Kıbrıs’taki
Türklerin dış dünyayla olan ilişkilerinin normal yollarla takip edilmesi, İslam
ülkeleriyle Kıbrıs Türkü arasında ekonomik, sosyal, kültürel, sportif, eğitim ve
turizm alanlarında aktif politika yürütülmesinin hedeflendiğini söyledi.
İhsanoğlu, bu
çerçevede İKÖ, İslam ülkeleri ve Kıbrıs Türklerine daha aktif olmaları konusunda
görevler düştüğüne işaret etti.