Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü
Hasan Erçakıca, Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün, kapsamlı çözümün bir parçası
olan Maraş veya herhangi bir başka konu ile ilişkilendirilemeyeceğine işaret
ederek, “Böyle bir ilişki Kıbrıs Türk tarafınca hiçbir şekilde dikkate
alınmayacaktır” dedi.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü
Erçakıca yazılı açıklamasında, Kıbrıs Türk tarafının bu yöndeki tutumunun dün
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ı ziyaret eden AB Dönem Başkanı Finlandiya’nın
Lefkoşa Büyükelçisi Risto Piipponen’e de bütün açıklığıyla ifade edildiğini
kaydetti.
Kıbrıs Rum basınında yer
alan çeşitli haberlerde, Rum-Yunan tarafının, Avrupa Birliği ile Kuzey Kıbrıs
arasında yapılması gereken doğrudan ticarete ilişkin tüzük çalışmaları ile
Maraş konusunu ilişkilendirmeye çalıştıklarının belirtilmekte olduğuna atıfta
bulunan Erçakıca, “Doğrudan ticaret, Kıbrıslı Türklerin en doğal hakkıdır ve
bu hak Avrupa Birliği Konseyi’nin 26 Nisan 2004 tarihli kararı ile de tescil
edilmiştir. Bu aşamadan sonra Avrupa Birliği’nin yapması gereken, bu hakkın
nasıl kullanılacağını kurallara bağlamak ve bunun için yöntemler saptamaktır.
Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün kapsamı da bu olmalıdır” dedi.
Bu tüzüğün hazırlanmasını,
Kıbrıs sorununa bulunacak kapsamlı bir çözümün parçası olan Maraş konusu veya
başka herhangi bir konu ile ilişkilendirmenin mümkün olmadığını ifade eden
Erçakıca, böyle bir ilişkinin Kıbrıs Türk tarafınca hiçbir şekilde dikkate
alınmayacağını vurguladı.
Dünyanın en büyük enerji
projelerinden ve mühendislik harikası olarak nitelendirilen Bakü-Tiflis-Ceyhan
Boru Hattı’nın resmi açılış töreni yapıldı.
Törene Başbakan Ferdi
Sabit Soyer ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş da katıldı.
Törene Türkiye
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlhan Aliyev,
Gürcistan Cumhurbaşkanı Mikhail Saakashvili, dünyanın çeşitli bölgelerinden
devlet yetkilileri ve yediyüz civarında konuk katıldı.
Törende konuşan Türkiye
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlhan Aliyev,
Gürcistan Cumhurbaşkanı Mikhail Saakashvili ve TC Başbakanı Recep Tayyip
Erdoğan, dünyanın en büyük enerji projelerinden Bakü-Tiflis-Ceyhan boru
hattının önemini vurguladılar.
Bölge ve dünyanın enerji
sorununa önemli katkı sağlayacak projenin ülkelerin sosyal ve ekonomik
refahına da ciddi katkı yapacağını vurguladılar.
Türkiye ile KKTC arasında
30 Mayıs 2006 tarihinde Ankara’da imzalanan “Türkiye ile KKTC Arasında
Ekonomik ve Mali İşbirliği Protokolü”ne ek ikinci protokol, onaylandı.
TC Bakanlar Kurulu’nun
konuya ilişkin kararı, Resmi Gazete’nin dünkü sayısında yayımlandı.
Protokolle, Türkiye ve
KKTC arasında 18 Nisan 2003 tarihinde imzalanan, “Ekonomik ve Mali İşbirliği
Protokolü”nün süresi, çeşitli koşullara bağlı kalınarak 2006 yılı sonuna kadar
uzatıldı.
Protokol kapsamında
Türkiye, KKTC’ye 18 Nisan 2003’te imzalanan Protokol ile taahhüt edilen 450
milyon ABD dolarlık ve daha sonra imzalanan ek protokolle taahhüt edilen 100
milyon ABD dolarlık finansman desteğine ilave olarak, 135 milyon ABD Dolarına
kadar kredi yardımında bulunmayı ve teknik yardıma devam etmeyi taahhüt
ediyor.
Protokol, tarafların kendi
mevzuatları uyarınca yasal işlemleri tamamladıklarını belirten son bildirim
tarihinden itibaren yürürlüğe girecek.
AP YEŞİLLER
GRUBU ÜYESİ ÖZDEMİR: “PAPADOPULOS’UN TUTUMU KIBRIS’I İKİ AYRI DEVLETE
GÖTÜRECEK”
Avrupa Parlamentosu (AP)
Yeşiller Grubu ve Yüksek Temas Grubu Üyesi Cem Özdemir, Rum Yönetimi Başkanı
Tasos Papadopulos’un sergilediği tavrın Kıbrıs’ı iki ayrı devlete doğru
götürdüğüne dikkat çekti.
Özdemir, “Ada birleşmezse
ne olacak. AB ve BM’nin vereceği cevap şu: ‘Ya iki toplumlu iki kesimli bir
devlet, bu olmazsa iyi komşu, iyi dost ilişkileri” diye konuştu.
Bir grup Kıbrıslı Türk
gazeteciye yönelik olarak Avrupa Komisyonu’nun Güney Kıbrıs’taki Temsilciliği
tarafından Brüksel’de düzenlenen seminerde konuşan Özdemir,
Papadopulos’un Kıbrıs’la ilgili sorunlardan dolayı Türkiye’nin AB müzakere
sürecini tıkamayı göze alamayacağını belirterek, “Yunanistan’ın politik
çıkarı, Türkiye’nin AB’ye girmesi doğrultusundadır. Aksi Yunanistan için büyük
bir felaket olur” dedi.
Eylül sonu veya ekim
başında Yüksek Temas Grubu üyelerinin Kuzey Kıbrıs’a yeniden geleceğini de
açıklayan Özdemir, Grubun Kuzey Kıbrıs’taki temasları sonrasında yazılı bir
rapor hazırlayacağını ifade ederek, raporda nelerin bulunacağının tartışma
konusu olduğunu ve baskıların şimdiden başladığını anlattı. ABD ve Almanya’nın
Kıbrıs’taki duruma müdahale etmesi gerektiği görüşünü ifade eden Özdemir,
ABD’nin Türkiye, Yunanistan ve AB’ye konunun önemini belirtmesi gerektiğini
söyledi.
Özdemir, “Türkiye ve
Yunanistan, artık AB’ye ve ABD’ye ‘bu iş çözülmeli’ demeli” dedi.
“Hedef, izolasyonu sonlandırmak, ama çözümü biz
getiremeyiz” diyen Özdemir “Kıbrıslıların isteği dışında bir çözüm olamaz.
Kıbrıs’ta öngörülecek herhangi bir çözümün yine iki halkın referandumuna
sunulacağını” belirtti.