20 TEMMUZ BARIŞ VE ÖZGÜRLÜK BAYRAMI KUTLANIDI…
Faşist Yunan Cuntası tarafından Kıbrıs’ta Enosis amacıyla
gerçekleştirilen darbeye engel olmak ve Kıbrıs Türk halkını katliamdan
kurtarmak, bozulan anayasal düzeni yeniden kurmak amacıyla Türkiye’nin Türk
Silahlı Kuvvetleri (TSK) aracılığıyla 20 Temmuz 1974’te gerçekleştirdiği
Kıbrıs Barış Harekatı’nın 32. yıldönümü tüm yurtta törenlerle kutlandı. İlk
resmi törenin Boğaz Şehitliğinde gerçekleştirilmesinin ardından Lefkoşa’daki
kutlamalar sırasıyla Şehitler Anıtı ve Atatürk Anıtı önündeki törenlerle
başladı.
Törende konuşan Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan,
Kıbrıs’ta çözümün, barışın, istikrarın temelinde Kuzey Kıbrıs’ın ekonomik,
sosyal bakımdan güçlenmesi ve Kıbrıs Türk halkının refah seviyesinin
artmasının yattığını belirterek, “Ekonomik kalkınmasını tamamlayan KKTC,
barışın da, çözümün de teminatı olacaktır” dedi
Erdoğan, Türk tarafının Kıbrıs’ta çözüm için üzerine düşeni
yaptığını kaydederek, kapsamlı çözüme kadar tüm kısıtlamaların tüm taraflarca
eş zamanlı kaldırılmasını önerdiklerini hatırlattı ve bir açılım sağlamanın en
uygun, en gerçekçi yolunun bu olacağını söyledi.
Erdoğan, Rum tarafının uzlaşmaz siyasetinin bedelini Kıbrıs
Türkü’ne ödetilmesinin ciddi bir çelişki, büyük bir haksızlık olduğuna işaret
etti.
Erdoğan, “Kıbrıs Türk halkına uygulanan haksız tecride son
verilmesi için adımlar vakit geçirilmeden atılmalıdır. AB, Kıbrıs Türkü’ne
verdiği sözleri tutmalıdır. Doğrudan uçuşlara ve mal ticaretine imkan
tanınmalıdır. Haksız uygulamaların; siyasi, hukuki, ahlaki, insani, hiçbir
açıdan izahı mümkün değildir” diye konuştu.
Tayyip Erdoğan, Kıbrıs’ta son olarak iki liderin
buluşmasını ve mutabakata varmasını olumlu adım gördüklerini dile getirerek,
özetle şunları ifade etti:
"Biz BM sürecini başından itibaren destekledik. 30 yılı
aşkın süre sonunda BM’nin Kıbrıs’la ilgili çözüm çerçevesi nihayet oluşmuştur.
Çözüm adadaki gerçeklere dayanmalıdır. Ortaklık ilişkisi iki eşit halk ve iki
kurucu devlet arasında oluşturulacaktır. Biz BM’nin başlattığı yeni süreci
destekliyoruz. Kıbrıs Türk tarafının da aktif çaba gösterdiğini biliyoruz. Rum
tarafı artık uzlaşmaz tutumundan vazgeçerek ortaklık ilişkisine olumlu
yaklaşmalıdır.
Türk tarafı iyi niyetini, çözüme yönelik iradesini açıkça
ortaya koymuştur. Üzerine düşeni yapmıştır, yapmaya da devam edecektir. Kıbrıs
konusunda bir adım önde olma yaklaşımımızı muhafaza ediyoruz. 24 Ocak eylem
planımız bu anlayışın ürünüdür. Kapsamlı bir çözüm bulunana kadar tüm
kısıtlamaların ilgili tüm taraflarca eş zamanlı kaldırılmasını öneriyoruz.
Bize göre mevcut durumda bir açılım sağlamanın en uygun, en gerçekçi yolu
budur. Kıbrıs sorununun çözüm yeri BM’dir, AB değildir.”
Başta AB olmak üzere uluslararası toplum Kıbrıs Türkü’ne
verdiği sözleri tutmalıdır. KKTC’nin doğrudan uçuşlara ve mal ticaretine
açılmasına imkan tanınmalıdır. Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı bu haksız
uygulamaların siyasi, hukuki, ahlaki, insani hiçbir açıdan izahı mümkün
değildir. Çağdaş bir anlayış tecridini, karşılıklı saygı, güven, uzlaşma
işbirliği ve dayanışma gerektiriyor. Barış ve uzlaşı isteyen tarafa kısıtlama
uygulanmasının hiçbir meşruiyeti yoktur, olamaz. Unutmayın ki şartlar ne
olursa olsun TC her zaman KKTC’nin yanındadır, yanında olacaktır. Sorunları
bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da el birliğiyle aşacağız.”
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ise törende yaptığı
konuşmada, bugün Türkiye ile birlikte yürüttükleri politikanın, Kıbrıs sorunu
bağlamında dünyanın dilini konuştuğunu ve bu politikayı istikrarlı biçimde
götürmek; herhangi bir kuşkuya mahal vermemek gerektiğini vurguladı.
"Rum tarafının yıllardır propagandasını yaptığı, Kıbrıslı
Türklerin ayrılık peşinde koştuğu iddiaları artık çürüdü” diyen Talat, çözüm
için çalışırken aynı zamanda KKTC’nin kendi ayakları üzerinde durmasını da
sağlamaları gerektiğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum yönetiminin 24 Nisan
referandumundan beri yürüttüğü politikanın, Türkiye’nin Avrupa Birliği
sürecine pusu kurma üzerine temellendirildiğini ve Rum tarafının karar
mekanizmalarında yer aldığı AB’nin, Türkiye’yi baskı altına almaya çalıştığına
işaret ederek, Papadopulos’un ozmosis hedefi doğrultusunda Kıbrıs Türk halkını
asimile etme hayalinin, “Rum liderliğinin boyundan çok büyük, erişilmesi
imkansız bir rüya olduğunu” söyledi.
Konuşmasında, tehlikeli bir düş içinde olduklarını ifade
ettiği Rum yönetimine de seslenen Cumhurbaşkanı Talat, “Biz, Türk tarafı
olarak, bu tehlikeli düşten uyanmalarını bekliyoruz. Sayın Gambari’nin gelişi
ile ortaya çıkan fırsatı kullanıp sağlam bir anlaşma ile karşılıklı saygı ve
giderek de güvene dayanan yeni bir ortaklık kuralım. Böylece dünyaya örnek
olalım, hiç olmazsa bölgeye örnek olalım. Yanan kavrulan Orta Doğu’nun
yakınında etnik sorunların nasıl çözülebildiğini gösterelim” şeklinde konuştu.
TC-KKTC EKONOMİK VE MALİ İŞBİRLİĞİ PROTOKOLÜ
İMZALANDI
Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
hükümetleri arasında, KKTC’de uygulanan yeni ekonomik programın desteklenmesi
amacıyla Türkiye’nin 2007-2009 yılları için 1 milyar 875 milyon YTL yardımda
bulunmasını öngören “Ekonomik ve Mali İşbirliği Protokolü” imzalandı.
Protokole, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı kutlamaları
için adada bulunan Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Ferdi
Sabit Soyer imza koydu.
İki ülke arasında mevcut ekonomik ve mali işbirliğinin
gelecek üç yılda da artarak sürmesini öngören protokolün ardından, Türkiye
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım ile Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Salih
Usar da, "elektronik imza" konusunda işbirliği anlaşması imzaladı.
Başbakan Soyer, güzel bir olayı gerçekleştirdiklerini
belirterek, yeniden imzaladıkları protokolün kendileri için çok önemli
olduğunu söyledi. Soyer, önümüzdeki üç yıllık dönemde ülke ekonomisini
geliştirme, kamu reformu, sosyal güvenlik reformu ve yerel yönetim reformu
için ihtiyaç duyulacak kaynağın sağlanacağını bildirerek, “Bu izolasyon
şartlarında Kıbrıs Türk halkının ayakta durmasını sağlayan dış desteği bize
büyük ölçüde veren Türkiye Cumhuriyeti’nin bu katkılarıyla bunları başarıp
ileriye doğru gideceğiz” dedi.