PASCOE 17 HAZİRAN’DA GELİYOR
BM, iki liderin değerlendirme toplantısı yapmasının
beklendiği tarihlerde Genel Sekreter’in Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı
Lynn Pascoe’yu Kıbrıs’a gönderiyor.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca dün düzenlediği
brifingde, Pascoe’nun 17 Haziran dolaylarında Kıbrıs’a gelmesinin
beklendiğini söyledi. Erçakıca, gündemi bilinmeyen Pascoe’nun ne tür
görüşmeler yapacağına ilişkin BM ile çalışmaların devam ettiğini belirtti.
Erçakıca, Pascoe’nun adaya gelmesi yönünde talebi
olmamasına rağmen Türk tarafının BM’nin aktif olarak sürece dahil olmasını
memnuniyetle karşıladığını kaydetti.
BM’nin süreci gözetim altında tutmaya devam etmekte
kararlı olduğuna ve Pascoe’nun bu kapsamda adayı ziyaret edeceğine işaret
eden Erçakıca, iki liderin bir araya gelerek gerçekleştireceği
değerlendirmenin de haziran ayının ikinci yarısında yapılacağına vurgu
yaptı.
Hasan Erçakıca, 21 Mart anlaşması gereğince kurulan
çalışma grupları ile teknik komitelerin çalışmalarının sürdüğünü ve iki
liderin temsilcileri Özdil Nami ile Yorgos Yakovu’nun görüşmelerinin devam
ettiğini belirtti.
İki liderin son buluşmasında yeniden gündeme getirilen
güven artırıcı önlemlerle ilgili çalışmaların da iki temsilcinin yürüttüğü
çalışmalarda görüşülmekte olduğunu söyleyen Erçakıca, teknik komitelerde
sağlanan ilerlemenin değerlendirilmesi ve iki liderin onaylamasından sonra
uygulamaya konmasıyla ilgili çalışmaların sürdüğünü söyledi.
TÜRK TARAFI, TEKNİK KOMİTELERDEKİ
İLERLEMELERLE İLGİLİ BİR BELGE HAZIRLAYIP RUM TARAFINA SUNDU
Türk tarafı, Kıbrıs konusunda başlatılan 21 Mart süreci
çerçevesinde oluşturulan teknik komitelerdeki ilerlemelerle ilgili bir belge
hazırlayıp Rum tarafına sundu.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Türk tarafının
teknik komitelerde sağlandığı düşünülen ilerlemelerle ilgili bir belge
hazırlayıp, anlayış birliğine varmak için Rum tarafına sunduğunu açıkladı.
Erçakıca, karşı tarafın görüşünün de eklenmesiyle
önerilerin belge haline dönüşebileceğini ve paketin iki liderin onayına
sunulup uygulamaya konulacağını belirtti. Erçakıca, güven artırıcı önlemlere
ilişkin çalışmaların da bu seviyede devam ettiğini kaydetti.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Erçakıca, Rum Yönetimi Lideri
Hristofyas’ın “yeni bir devlet” oluşumuna sıcak bakmadığı yönündeki
açıklamasıyla ilgili soruyu karşılık, Rum tarafında bu konuda büyük bir
tartışma yaşandığını, Rum liderlerin konuyla ilgili çeşitli demeçler
verdiğini ancak bunların tümünü dikkate alıp yanıtlamanın süreci olumlu
etkilemeyeceğini söyledi.
Erçakıca, Türk tarafının Rum liderler arasındaki
tartışmadan mümkün olduğunca uzak durmaya çalıştığına işaret etti.
Yeni devlet ve onun özelliklerinin, iki liderin 23
Mayıs’ta gerekleştirdiği görüşme sonrasında okunan BM belgesi niteliğindeki
ortak açıklamada belirtildiğine dikkat çeken Erçakıca, sözkonusu
tartışmaların bu belgenin önemini azaltmasının mümkün olmadığını kaydetti.
ERÇAKICA: “MALİ YARDIM TÜZÜĞÜ’NÜN KARARLI VE
HIZLI BİR ŞEKİLDE UYGULANMASI GEREKİR”
Rum tarafının Mali Yardım Tüzüğü ile ilgili olarak Avrupa
Toplulukları Adalet Divanı (ATAD)’a AB Komisyonu aleyhine yaptığı başvuruyu
geri çekmesini değerlendiren Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca Mali
Yardım Tüzüğü’nün kararlı ve hızlı bir şekilde uygulanması gerektiğini
söyledi.
Erçakıca, Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün hayata
geçirilmesinin şart olduğunu da belirtti.
Bu gelişmeyi memnuniyetle karşıladıklarını kaydeden
Erçakıca, Kıbrıs Türk halkının izolasyonuna son vermek amacıyla Avrupa
Konseyi tarafından yürürlüğe konması kararlaştırılan iki tüzükten biri olan
Mali Yardım Tüzüğü’nün bu aşamadan sonra daha kararlı ve hızlı bir şekilde
uygulanmasının beklendiğini belirtti.
Erçakıca, Rum tarafının bu tavrının, Mali Yardım Tüzüğü
ile ilgili bütün uygulamaları durdurmak için mahkemeden bir tür “ara emri”
talep etmesinden ve bu talebinin ATAD tarafından reddedilmesinden sonra
ortaya çıktığına işaret etti.
Hasan Erçakıca, “Bu davaların daha önce, ortada böyle bir
ara emri talebi ve mahkemenin bunu reddetmesi olmaksızın, Kıbrıslı Türklerin
dünya ile ilişkilerini geliştirmelerine yardımcı olmak amacıyla geri
çekilmesi Kıbrıs Türk halkına verilecek güzel ve anlamlı bir mesaj olacaktı”
dedi.
Erçakıca, şöyle devam etti:
“Kıbrıs Rum tarafı ile AB Komisyonu arasında varılan
uzlaşma, ihale şartnamelerindeki bir ifadenin değiştirilmesi ile
sağlanmıştır. Bu değişiklikte Kıbrıs Türk tarafını rahatsız eden bir unsur
bulunmamaktadır. Bu nedenle, Mali Yardım Tüzüğü’nün uygulanması
çalışmalarına, yakın geçmişte olduğu gibi katkı koymaya devam edeceğiz.”
Kıbrıs Türk halkının izolasyonuna son verme çabalarının
Kıbrıs sorununun çözümüne katkı yapacağını dikkate alarak, bu çabaları devam
ettirmek gerektiğini kaydeden Erçakıca, bu çabaların en önemli parçası olan
Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün hayata geçirilmesi gerektiğini ekledi.
Bu arada, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lider Dimitris
Hristofyas’ın İngiltere temaslarına da değinen Erçakıca, Kıbrıs sorununun
çözümünde olumlu rol oynayabilecek bir unsur olan İngiltere’nin, sahip
olduğu birikimle çözümde olumlu rol üstlenilmesine yardımcı olmasını
beklediklerini söyledi.
Erçakıca, Rum tarafının 1960 anlaşmalarının üç
garantöründen biri ve BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi olarak İngiltere ile
yakın ilişkiler içinde olmasının, İngiltere’nin Kıbrıs sorununun çözümünde
olumlu bir rol oynamasına katkı yapacak bir unsur olarak görülmesi
gerektiğini söyledi. Erçakıca, “Türkiye ve Kıbrıs Türk halkı ile de benzer
ilişkiler içinde bulunan İngiltere’nin, Kıbrıs sorununu en iyi bilen ve
gelişmeleri en yakından takip eden ülke olduğu, bu konuda büyük bir birikime
sahip olduğu herkes tarafından biliniyor” diye konuştu.
Erçakıca şöyle devam etti:
“Kıbrıs Rum basını, İngiltere’nin, Kıbrıs sorununa
ilişkin düşüncelerinden vazgeçmesi ve “bir İngiliz fikri olan partenojenezin
(bakir doğum) İngiltere’nin adadaki çıkarlarına da (üsler, garantiler)
hizmet etmediğini anlaması gerektiğini” ileri sürdü. Kıbrıs Rum basını,
Hristofyas’ın ziyaretinin ardından İngiltere’nin ileriye dönük tutumunun ne
olacağının ilk göstergesinin ise Barış Gücü’nün görev süresinin uzatılmasına
ilişkin BM Güvenlik Konseyi kararı olacağını belirterek; karar taslağının
İngiltere’nin Daimi Temsilcisi tarafından hazırlandığını hatırlattı.
İkili ilişkilerin, Kıbrıs sorununa ilişkin olarak
Birleşmiş Milletler çatısı altında sürdürülen çalışmalar ile
ilişkilendirilmesi elbette kabul edilemezdir. Kıbrıs Rum tarafının, basına
yansıyan bu beklentiyi İngiltere ile ilişkilerine yansıtması, İngiltere’nin
oynamaya çalıştığı rolü elbette olumsuz olarak etkileyecek ve Kıbrıs
sorununa kapsamlı çözüm bulma çalışmalarına yardımcı olmayacaktır.