www.trncinfo.com

make money stuffing envelopes

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti                                                         

Haber  11 Haziran 2008
 

BAŞBAKAN SOYER: “KIBRIS TÜRKÜ MORALİNİ BOZMADAN ÇÖZÜM İÇİN MÜCADELE ETMELİ”

ERÇAKICA: “GÖRÜŞME SÜRECİNİN GELECEĞİ BAKIMINDAN KUŞKULAR YARATILDI”

 


 

 

BAŞBAKAN SOYER: “KIBRIS TÜRKÜ MORALİNİ BOZMADAN ÇÖZÜM İÇİN MÜCADELE ETMELİ”

Dün sabah katıldığı bir televizyon kanalında son gelişmeleri değerlendiren Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Güney Kıbrıs’ta bir takım güçlerin çözüm konusunda zamana oynadığını, bu nedenle Kıbrıslı Türklerin daha temkinli ve soğukkanlı olup moralini bozmadan çözüm için mücadele etmesi ve uluslararası camiada eşit taraf olarak yerini alması gerektiğini söyledi.

Rum tarafının İngiltere ile imzaladığı memorandumla Kıbrıs Türklerinin eşit statüsünün saklanmaya çalışıldığını dile getiren Soyer, “İngiltere denge siyaseti yerine, kendine yakın olana yönelik bir siyaset yapıyor. Ama önemli olan iki liderin, iki kurucu devletin oluşturacağı federal bir çözümü gündemde tutmasıdır” dedi.

Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas’ın İngiltere’de imzaladığı memorandumun Birleşik Kıbrıs olgusuna uygun olmadığını belirten Soyer, İngiltere’nin daha önce de Türkiye ile Kıbrıs Türklere yönelik izolasyonların kaldırılması amacıyla protokol imzaladığını hatırlattı.

Hristofyas’ın İngiltere’de imzaladığı memorandumun görüşme zemini olacağı yönündeki söylemlere de değinen Soyer, “Müzakere zemini, iki liderin son yaptığı görüşmeden sonra ortaya çıkan çalışmadır” dedi.

Başbakan Soyer, şunları kaydetti:

“Dimitris Hristofyas eğer ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Kıbrıs Türklerinin azınlık olarak yer almasını istiyorsa biz de uluslararası camiada sesimizi duyuracağız. Bu yüzden moralimizi bozmadan Kıbrıs sorununun çözümü için mücadele etmeli ve uluslararası camiada eşit taraf olarak yerimizi almalıyız.”

Önümüzdeki dönemde ciddi gelişmelerin yaşanacağını, bunlardan bir tanesinin de Lizbon anlaşması olduğunu ifade eden Soyer, Lizbon anlaşmasıyla AB ülkelerinin “ortak politika, ortak savunma ve ortak çalışma” yapacağını söyledi.

Soyer, Güney Kıbrıs’ın da bunların içerisinde yer alacağına dikkati çekerek, Kıbrıs Türklerinin de eşitlik temelinde AB’a dahil edilmesi için gerekli mücadelenin gösterilmesi gerektiğini belirtti.

Başbakan Soyer, “Biz de kendi eforumuzu, Kıbrıs sorununu eşitlik temelinde bir çözüme ulaştırmak için harcamalıyız. Aksi halde AB içerisinde Rumlar kadar eşit hakka sahip olamayacağız” dedi.

 

 

ERÇAKICA: “GÖRÜŞME SÜRECİNİN GELECEĞİ BAKIMINDAN KUŞKULAR YARATILDI”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca dün düzenlediği haftalık brifingde, Rum tarafının son haftalarda uluslararası platformlarda ortaya koyduğu tavırların, 21 Mart 2008 tarihinde varılan anlaşma gereğince sürdürülen görüşme süreci için büyük bir tehdit oluşturduğunu söyledi. Erçakıca şöyle konuştu:

“Kıbrıs Rum tarafının son haftalarda uluslararası platformlarda ortaya koyduğu tavırlar, 21 Mart 2008 tarihinde Cumhurbaşkanımız Mehmet Ali Talat ile vardığı anlaşma gereğince sürdürülmekte olan görüşme sürecinin geleceği bakımından kuşkular yaratmaktadır.

Kıbrıs Rum tarafı, 21 Mart ve 23 Mayıs mutabakatlarında sağlanan dengeleri tek taraflı olarak bozmak için çeşitli girişimler yapmakta; ne yazık ki uluslararası çevrelerden de ilgi ve destek görmektedir.

21 Mart 2008 tarihinde, iki liderin anlaşması ile başlayan yeni sürecin hedefi, iki bölgeli, iki toplumlu, Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum halklarının siyasi eşitliği ile iki kurucu devletin eşit statüsüne dayalı yeni bir ortaklık devleti oluşturmak olarak belirlenmiştir. 23 Mayıs’ta iki liderin mutabakatı ile belirlenmiş olan “ortak dil” de bu hedefi ifade etmektedir.

Ne var ki, Kıbrıs Rum tarafının, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin temsilcisi olarak tanınma avantajı ile uluslararası arenada yürüttüğü temaslar, bu hedefin, varılan mutabakatın henüz daha mürekkebi bile kurumadan aşındırılmasını amaçlamaktadır. 21 Mart ve 23 Mayıs mutabakatlarında sağlanan denge, bu çabalarla bozulmak istenmektedir.

Kıbrıs sorununa çözüm bulunacaksa, iki tarafın üzerinde mutabakata vardığı hususlara bağlılık ve saygı esastır. Bu süreçte sağlanan ilerlemeleri yok etmek, üzerlerine basarak daha ileriye gitmeyi düşlediğimiz taşları yok etmek demektir.

Kıbrıs Rum tarafı ile İngiltere arasında imzalanan MoU ile ilgili tutumumuzu daha önce de açıklamıştık.

Bu anlaşma ile Kıbrıs sorununa çözüm bulma çabalarına ciddi bir darbe vurulduğuna kuşku yoktur.

İngiltere, sıradan bir devlet değildir. Kıbrıs’ın üç garantöründen biridir. İngiltere, Brileşmiş Milletler çatısı altında Kıbrıs konusunda hazırlanan kararların taslaklarının hazırlayıcısıdır. İngiltere’nin tutumu, Kıbrıs sorununu çok yakından etkilemektedir.

Kıbrıs Rum tarafındaki lider değişiminin ve Şubat 2008’den sonra gözlemlenen kısmı tavır değişikliğinin temel nedeninin, Kıbrıs Rum tarafının uluslar arası camiadan giderek soyutlanması olduğu genel kabul gören bir düşünce idi. Güney Kıbrıs’taki seçimlerle ayni tarihe denk gelen veya denk getirilen Kosova’nın bağımsızlık ilanının da bu değişimde çok önemli bir rol üstlendiği ayni şekilde kabul gören bir görüştür.

Kıbrıs Rum tarafının çözüm konusunda bir motivasyona ihtiyaç duyduğu ve 24 Nisan referandumunda olumsuz tavır takınmalarına karşın Avrupa Birliği’ne alınarak ödüllendirilmelerinin çözüm sürecinin başlıca sorunu olduğu, aklı başında herkes tarafından gözlemlenebilen bir olgudur.

Durum bu olduğu halde, çözüm konusunda hiçbir somut adım atmadan, son günlerde yaşanan gelişmeler ile yeniden ödüllendirilmeye çalışılmaları, Kıbrıs sorununu kendilerine çözme eğilimlerini güçlendirecek, bu durum ise aynen 24 Nisan 2004’te olduğu gibi, çözüm sürecinin çökmesine neden olacaktır.

Kıbrıs sorunu, aslında Kıbrıs Rum tarafının maksimalist ve Kıbrıs’ı tamamen kendilerine ait bir ada olarak görme arzularının yarattığı bir sorundur. Dünyanın önde gelen devletleri, bu maksimalist arzuları besledikleri oranda, Kıbrıs sorununun derinleşmesine katkıda bulunmuşlardır.

Buna bir örnek olarak, 1963 yılında, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin 13 maddelik anayasa değişikleri önerisi ile yıkılmasından önce; Makarios’un, o zamanki dünya dengelerinde önemli bir rol oynayan Bağlantısızlar Hareketi içinde oynadığı rolü ve Sovyetler Birliği ile ilişkilerini kısıtlamak isteyen İngiltere’nin bu değişiklik önerilerine destek vermesi hatırlatmak gerekmektedir. İngiltere’nin desteği Makarios önderliğindeki Kıbrıs Rum liderliğini cesaretlendirmiş, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin “Kıbrıs Rum Cumhuriyeti”ne dönüştürebilecekleri inancının pekişmesine neden olmuş ve sonunda adanın kan gölüne dönmesine yol açmıştır.

Başta İngiltere olmak üzere, diğer önemli dünya devletlerinin Kıbrıs Rum tarafı ile iyi ilişkiler içinde olmaları Kıbrıs sorununun çözümlenebilmesi için de gereklidir. Ne var ki, bu ilişkiler, onlara Kıbrıs adasına tek başlarına sahip olabilecekleri veya Kıbrıs Türk halkını idareleri altına alabilecekleri izlenimini vermemelidir. Kırılma noktası buradadır. Bu nokta aşıldığı zaman ortaya çeşitli sorunlar çıkmaktadır.”

MoU ile bu sınır aşılmıştır. Bu nedenle bu gelişmenin Kıbrıs sorununda olumlu bir rol oynamasını bekleyemeyiz; tam tersine bu gelişmenin yarattığı sonuçlar düzeltilmediği takdirde, bunlar Kıbrıs sorununun çözümlenmesinde önemli bir engel olarak karşımıza çıkacaktır; nitekim de çıkmaya başlamıştır. Kıbrıslı Rum lider Dimitris Hristofias’ın kendini “Kıbrıs Cumhurbaşkanı”; Cumhurbaşkanımız Sayın Mehmet Ali Talat’ı ise “Kıbrıs Türk toplumu lideri” olarak niteleyen demeçlerinin ve tavırlarının son bir hafta içindeki yoğunlaşmasını dikkate aldığınız zaman, bu sürecin nasıl çalışacağını daha kolaylıkla anlayabilirsiniz.

İTALYAN PARLAMENTOSU ÜYESİ MİLLETVEKİLİ TURCO İLE İTALYAN RADİKAL PARTİ GENEL KONSEYİ ÜYESİ PERDUCA KKTC VATANDAŞLIĞINA MÜRACAAT ETTİ

BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI DOÇ.DR. SAYIN TURGAY AVCI’NIN 19 TEMMUZ 2007 TARİHİNDE YABANCI BASIN MENSUPLARI ONURUNA VERDİĞİ KAHVALTI TOPLANTISINDA YAPMIŞ OLDUĞU KONUŞMA METNİ
(19.07.07)

1963-1974 YILLARI ARASINDA rum saldırıları sonucunda GERÇEKLEŞEN NÜFUS HAREKETLERİNİ VE KIBRISLI TÜRKLERİN GÖÇ ETTİRİLDİĞİ KÖYLERİ GÖSTEREN KIBRIS HARİTASI

RUM YAZAR RUM VAHŞETİNİ ANLATIYOR

GÜNEY KIBRIS'TAKİ TÜRK KÖYLERİNİN DURUMU