www.trncinfo.com

make money stuffing envelopes

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti                                                         

Haber  13 Haziran 2008
 

BAŞBAKAN SOYER: “TAM TEŞEKKÜLLÜ MÜZAKERELERİN DIŞINDA KIBRIS SORUNUNA BAŞKA BİR ÇÖZÜM ARAYIŞINA GİRMEK LİDERLERİN TÜM ÇALIŞMALARINI SIFIRLAYACAKTIR”

AVCI, BAKOYANNİ’NİN GARANTİLERLE İLGİLİ AÇIKLAMASINI ELEŞTİRDİ

AVCI: “RUM YÖNETİMİNİN FREKANS MÜDAHALESİ ÇÖZÜMÜ DİNAMİTLEMEKTİR”

 


 

 

BAŞBAKAN SOYER: “TAM TEŞEKKÜLLÜ MÜZAKERELERİN DIŞINDA KIBRIS SORUNUNA BAŞKA BİR ÇÖZÜM ARAYIŞINA GİRMEK LİDERLERİN TÜM ÇALIŞMALARINI SIFIRLAYACAKTIR”

 

CTP Genel Başkanı ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer, tam teşekküllü müzakerelerin dışında, Kıbrıs sorununa başka bir çözüm arayışına girmenin liderlerin tüm çalışmalarını sıfırlayacağını söyledi.

Ledra Palace Otel’de yapılan Kıbrıs Türk ve Rum siyasi partileri toplantısında konuşan Soyer, “Bizim geleceğe bakışımız ilerleme kaydetmek ve liderlerin ortak vizyonu olmasıdır; liderlerin karşılıklı anlaşmasının yerini ne bir memorandum ne de başka birşey alamaz. Tam teşekküllü müzakerelerin dışında Kıbrıs sorununa başka bir çözüm arayışına girmek liderlerin tüm çalışmalarını sıfırlayacaktır” dedi.

CTP Genel Başkanı ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer’in Ledra Palas Otel’de yapılan Kıbrıs Türk ve Rum siyasi partileri toplantısındaki konuşmasının tam metni şöyle:

İLERLEME: ‘Tam Teşekküllü Müzakereler’

Sayın Bayan Büyükelçi, Saygıdeğer liderler ve siyasi parti temsilcileri; Şahsım ve Partim, Cumhuriyetçi Türk Partisi adına, size ve taraflarınıza en iyi dileklerimi sunuyorum.

Geçen Haziran ayında, bir yıl önce bu foruma hitap etme ve bu forum üyelerine liderleri ziyaret ederek tam teşekküllü müzakerelerin başlaması için teşvik etmeleri yönünde teklif yapma şansına sahip oldum.

Toplantı sırasında ne söylediğimi sizlere hatırlatmak istiyorum: ‘İki lider sorunu BM çatısı altında müzakere etmelidir ve özlü müzakereleri bütünlüklü çözümün gerçekleşmesi hedefiyle başlatmalıdır.

Çözümün yerini hiç birşeyin tutamayacağı ve Kıbrıs’taki mevcut durumun sürdürülebilir ve kabul edilebilir olmadığı uluslararası kabul gören bir görüştür. Öyleyse bu sorunu çözecek tek mekanizmanın özlü müzakereler olduğu açıktır. Bu amaçla, BM çatısı altında iki liderin buluşması bir an önce gerçekleşmelidir’.

O toplantıda yaşanan tartışmaları hepiniz hatırlıyorsunuzdur.

Bir yıl sonra, bugünkü toplantı temamız Aralık 1963’den bu yana çözülmeyi bekleyen Kıbrıs sorununda ‘İlerleme: Tam Teşekküllü Müzakereler’ dir.

Bugün bu temada, sizinle, şu anda nerdeyiz, nereye ulaşmak istiyoruz ve oraya nasıl ulaşacağımız konusundaki fikirlerimi paylaşmak istiyorum.

Sn. Hristofyas’ın geçen şubat ayında adanın güneyinde yapılan seçimlerde galip gelmesi ile,

Kıbrıs sorunundaki uzun süren kilitlenme 21 Mart tarihinde liderlerin ilk görüşmesi ile son buldu.

Kıbrıs sorununun çözümünü vaat eden yapıcı bir yaklaşım ve iyimser bir iklim ile yeni bir

dönem başlamıştır. Liderler, Kıbrıs sorununu en erken zamanda çözmeyi taahhüt ettiler. Sadece 20 gün gibi kısa bir sürede ve liderlerin temsilcilerinin üç görüşmesi sonrasında son yıllardaki sonu gelmeyen görüşmelere rağmen başlaması mümkün olmayan çalışmalar başlamıştır. Çalışma grupları ve teknik komiteler sık sık toplantı yapmaya başladılar ve Lokmacı (Ledra caddesi) geçidi açıldı.

Liderler 23 Mayıs’ta tekrar görüştü ve ilgili Güvenlik Konseyi kararlarında belirtildiği gibi iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyon ve bu ortaklığın, eşit statüdeki Kıbrıs Türk Kurucu Devleti ve Kıbrıs Rum Kurucu Devleti ve tek uluslararası kimlikli federal bir devlet olması için ortak görüşlerini teyit ettiler..

Bu ortak vizyon nereye gitmek istediğimiz gerçeğidir.

Ve buraya nasıl gideriz? Bu vizyonu elde etmenin tek yolu, Kıbrıs sorununa çözüm bulmanın tek yolu, iki bölgenin liderleri arasında tam teşekküllü müzakerelerdir. Ve liderler, bu gerçekten haberdar olarak, 21 Mart tarihindeki toplantılarında, ilk görüşmelerinden üç ay sonra tam teşekküllü müzakerelere başlamaya karar verdiler. 23 Mayıs’ta gerçekleşen toplantıdan sonra, müzakerelere başlamak için bir tarih belirlemek için yakın zamanda tekrar görüşme kararı aldılar.

Biz, Kıbrıs Türk tarafı olarak, 2004 Nisan tarihinde, vizyonumuzun adayı birleştirmek olduğunu kanıtladık ve halen, iki liderin belirttiği bu vizyona bağlıyız.

Tam teşekküllü müzakereler, BM şemsiyesi altında, BM Genel Sekreteri tarafından, 12 Eylül 2000’de ifade edildiği gibi, eşit bir şekilde ve BM parametreleri çerçevesinde ve BM Genel Sekreteri’nin 2007/699 UNFICYP raporunda da belirtildiği gibi, BM’nin geçen on yıllardaki çalışmaları da dikkate alınarak, en kısa zamanda başlamalıdır.

Tam teşekküllü müzakerelerin, karşılıklı kabul edilebilir bir anlaşmaya varılması için, bir hedef tarihi olmalıdır ve eğer o tarihe kadar müzakereler sonuçlanmaz ama anlamlı bir şekilde devam ediyor ve liderler “yolu yürüyorlarsa”, o zaman yeni bir hedef tarih saptanabilir. Ancak müzakereler anlamlı bir şekilde devam etmiyor ve liderler “konuşmak için konuşuyorsa”, o zaman taraflar anlamlı bir şekilde ilerlemenin nasıl sağlanabileceğini değerlendirmek için biraraya gelebilirler...

Liderler bazı konulardaki farklılıklarını giderme konusunda başarısız olabilir ve belli konularda bir başarı elde etmek için gösterdikleri çabada enerjileri tükenebilir; o zaman liderler, farklılıklarını giderme ve ilerleme kaydetmelerine yardımcı olmak için, bir çıkmazdan kurtulma mekanizmasına danışma imkanına sahip olmalıdırlar. AB’nin, bu BM himayesindeki müzakere sürecindeki rolü, teknik yardım sağlamak ve Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar tarafından ulaşılacak çözüme AB’de yer vermek olmalıdır. Ayrıca, Genişlemeden Sorumlu Genel Müdürlüğü Yardımcısı Sayın Truszczynski’nin Kıbrıs’a yaptığı ziyaret sırasında ifade ettiği gibi, “yarım kalan işleri”nin bitirilmesi için, AB Bakanlar Konseyi’nin bir yönergesi ve Nisan 2004’ten bu yana AB Komisyonu’nun bir kararı olan Doğrudan Ticaret Tüzüğü, AB tarafından yürürlüğe konmalıdır.

Bu hareket müzakereler süresince her iki tarafı da Kıbrıs sorununun erken çözümü için cesaretlendirecektir.

Bizim geleceğe bakışımız ilerleme kaydetmek ve liderlerin ortak vizyonu olmasıdır;liderlerin karşılıklı anlaşmasının yerini ne bir memorandum ne de başka birşey alamaz.Tam teşekküllü müzakerelerin dışında Kıbrıs sorununa başka bir çözüm arayışına girmek liderlerin tüm çalışmalarını sıfırlayacaktır.

Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin bundan sonra ev sahipliği yapacağı toplantıda burada söylediklerimizi ve tartıştıklarımızı tekrarlamak ihtiyacı duymayacağımızı bunun yerine adamızı birleştirme çalışmalarımızda kaydettiğimiz ilerleme ve başarıdan dolayı kendimizi kutlayabilmemizi ümit ederim.Bunları söyledikten sonra şu öneriyi yapmak isterim: Bu toplandı sonunda hazırlanacak ortak deklarasyonda liderlerin 23 Mayıs ortak açıklamasını desteklediğimizi ve Güvenlik Konseyi kararlarında da belirtildiği gibi iki bölgeli, iki toplumlu politik eşitliğe dayalı bir federasyona bağlılıklarından dolayı onları takdir ettiğimizi ve tek uluslararası kimliği olan bu ortaklığın eşit statüde Kıbrıslı Türk Kurucu Devlet ve Kıbrıslı Rum Kurucu Devlet’ten oluşan federal bir hükümeti olmasını kaydetmeyi öneririm.

Bu öneri için oybirliği olacağını ümit ederim.

Beni sabırla dinlediğiniz için teşekkür ederim.

Ayrıca bu toplantıları organize eden Slovakya Büyükelçiliği’ne teşekkürlerimi iletmek isterim.”

 

 

AVCI, BAKOYANNİ’NİN GARANTİLERLE İLGİLİ AÇIKLAMASINI ELEŞTİRDİ

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni’nin “Garantiler ve müdahale hakları, modası geçmiş bir mantıktır. Çağdaş bir Avrupa ülkesi, AB'nin büyük kalkanına, büyük güvenliğine sahiptir” şeklindeki açıklamasını eleştirdi ve Türkiye’nin garantörlüğünün vazgeçilmez olduğunu vurguladı.

Avcı, bir kabulü sırasında basın mensuplarının Güney Kıbrıs’a giden Bakoyanni’nin Larnaka Havaalanı’nda yaptığı açıklamada garantörlükleri “modası geçmiş” olarak nitelendirdiğinin hatırlatması ve bununla ilgili bir açıklama yapmasının istenmesi üzerine, “Garantilerin nasıl modası geçer bunu anlamak zor” dedi.

Rum Yönetiminin bir süre önce Yunanistan’la birlikte ortaya koyduğu garantilerle ilgili düşüncenin “AB’nin garantörlüğü yeterlidir” şeklinde olduğunu ifade eden Avcı, Bakoyanni’nin açıklamasının da bu düşüncenin arkasından çıkan bir söylem olduğunu dile getirdi.

Görüşmelerin devam etmesini hem Hükümet hem de Dışişleri Bakanlığı olarak desteklediklerini kaydeden Avcı, kapsamlı ve adil bir çözüme yönelik görüşmelerin devam etmesi için ellerinden geleni yapacaklarını ifade etti. Avcı, “Görüşmelerin devam etmesi gerekir demek Rum Yönetiminin düşünceleriyle bir çözüm için hazırız demek değildir” dedi. Bunu Yunanistan ve Rum Yönetimi’nin anlaması gerektiğini vurgulayan Avcı, Türkiye’nin garantörlüğünün vazgeçilmez olduğunu söyledi. Avcı, söyle konuştu:

“Eğer iyi niyet varsa, ileride bulunacak çözümde art niyet yoksa, Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin garantörlüğünden kimsenin rahatsızlık duymaması gerekiyor. Ama art niyet varsa, tekrar altmışlı yıllar düşünülüyorsa demek ki biz haklıyız.”

 

AVCI: “RUM YÖNETİMİNİN FREKANS MÜDAHALESİ ÇÖZÜMÜ DİNAMİTLEMEKTİR”

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Rum Yönetimi’nin İngiltere’yle geçen hafta memorandum imzalamasının, bu hafta ise yaptığı frekans müdahaleleriyle 3 Türkiye televizyon kanalının KKTC’de seyredilmesini engellemesinin, “çözümü dinamitlemek” olduğunu söyledi.

Avcı, dün bir kabulünde, gazeteciler tarafından, Rum tarafının gönderdiği sinyallerle Türkiye’de yayın yapan üç televizyon kanalının KKTC’de seyredilmesini engellemesiyle ilgili Dışişleri Bakanlığı’nın herhangi bir açılımının olup olmadığının sorulması üzerine, “Bu ‘Biz Kıbrıs Türkleri’nin sesinin duyulmaması için, konuşmamaları için her türlü müdahaleyi yapmaya hazırız anlamına geliyor” dedi.

Bugün Yayın Yüksek Kurulu ile Dışişleri Bakanlığı’nın bir çalışma yürüttüğünü, olayın protesto edildiğini belirten Avcı, yazılı protestonun yeterli olmadığını kaydetti. Rum Yönetimi’nin frekans müdahalesini sona erdirmemesi halinde gereğini yapmaktan kaçınmayacaklarını söyleyen Avcı, “Frekansa frekansla müdahale etmek gerekirse bunu yapacağız” dedi.

Avcı, Rum Yönetiminin, frekans müdahalesi, ekonomik baskılar ya da AB’yi arkasına alarak Kıbrıs Türklerini susturma, dünya ile bağlantılarını kesme girişimlerinin başarısızlığa uğrayacağını da belirtti.

İTALYAN PARLAMENTOSU ÜYESİ MİLLETVEKİLİ TURCO İLE İTALYAN RADİKAL PARTİ GENEL KONSEYİ ÜYESİ PERDUCA KKTC VATANDAŞLIĞINA MÜRACAAT ETTİ

BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI DOÇ.DR. SAYIN TURGAY AVCI’NIN 19 TEMMUZ 2007 TARİHİNDE YABANCI BASIN MENSUPLARI ONURUNA VERDİĞİ KAHVALTI TOPLANTISINDA YAPMIŞ OLDUĞU KONUŞMA METNİ
(19.07.07)

1963-1974 YILLARI ARASINDA rum saldırıları sonucunda GERÇEKLEŞEN NÜFUS HAREKETLERİNİ VE KIBRISLI TÜRKLERİN GÖÇ ETTİRİLDİĞİ KÖYLERİ GÖSTEREN KIBRIS HARİTASI

RUM YAZAR RUM VAHŞETİNİ ANLATIYOR

GÜNEY KIBRIS'TAKİ TÜRK KÖYLERİNİN DURUMU