TURGAY AVCI, BM GÜVENLİK KONSEYİ BARIŞ
GÜCÜ’NÜN GÖREV SÜRESİNİ UZATAN KARARINI DEĞERLENDİRDİ
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı,
yazılı açıklama yaparak, BM Güvenlik Konseyi’nin, Genel Sekreter Ban Ki
Moon’un BM Barış Gücü’nün adadaki görev süresinin uzatılması ve altı aylık
faaliyetlerini içeren 2 Haziran 2008 tarihli raporuna ilişkin kararını
değerlendirdi.
Karşılıklı güven ortamının oluşturulmasına en çok ihtiyaç
olduğu bu dönemde, adil ve kalıcı bir çözüm bulmak amacıyla kapsamlı
müzakerelerin başlatılması için Kıbrıs Türk tarafının tüm iyi niyetiyle ve
olağanüstü bir gayretle çalışmalarını sürdürdüğünü, Kıbrıs Türkünün bugüne
dek uluslararası toplum ile uyum içerisinde hareket etmiş olduğunu
vurgulayan Avcı, ancak Rum Yönetimi’ni (GKRY) “Kıbrıs hükümeti” olarak
addeden dengesiz bir karar ve yaklaşımla herhangi bir sonuca
varılamayacağını kaydetti.
Avcı, Güvenlik Konseyi’ni, dengeleyici unsur olarak
gereken adımları atması yönünde bir an önce harekete geçmeye çağırdı.
Birlemiş Milletler Genel Sekreteri’nin bir önceki
raporunda da yeterince vurgulanmayan izolasyonlar ile ilgili
hassasiyetlerine, son raporda daha da az yer verildiğinin; kararda ise
maalesef bu hususun tamamen gözardı edildiğinin görülmekte olduğunu belirten
Avcı, bu durumun, Kıbrıs Türk halkının insan haklarının açıkça ihlaline göz
yumulduğunu gösterdiğini kaydetti.
Turgay Avcı, kararda, 21 Mart ve 23 Mayıs 2008 tarihli
mutabakata atıfta bulunulduğunu; ancak çözüme ilişkin unsurlar sıralanırken,
23 Mayıs 2008 tarihli Ortak Açıklamada yer alan tüm hususların karar metnine
yansıtılmadığının görüldüğünü ifade etti ve şöyle devam etti:
“Bu paragrafta yalnızca GKRY’nin pozisyonunu destekleyici
mahiyette olan ‘iki kesimli, iki toplumlu ve ilgili Güvenlik Konseyi
kararlarında tanımlandığı şekliyle siyasi eşitlik temelinde bir federasyon…’
ifadesine yer verilirken, ‘bu ortaklığın, tek uluslararası kimliğe sahip bir
Federal Hükümetinin yanı sıra eşit statüye sahip bir Kıbrıs Türk Kurucu
Devleti ve bir Kıbrıs Rum Kurucu Devleti olacaktır’ ifadesine yer
verilmemesini onaylamamız mümkün değildir.”
Taraflı yaklaşımın, İngiltere’nin GKRY ile imzaladığı 5
Haziran tarihli tek yanlı memorandumdaki sakat anlayışın karara yansıması
olarak değerlendirilmekte olduğunu belirten Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri
Bakanı Avcı, kararda, Rum tarafının çözüme ilişkin görüşlerine ve Kıbrıs’ın
sözde ‘askersizleştirilmesi’ tezlerine destek veren BM Güvenlik Konseyi 1251
(1999) sayılı kararına atıf yapıldığını kaydetti ve “Bir yandan
askersizleştirme savunulurken, GKRY’nin 2-6 Haziran 2008 tarihleri arasında
Fransa ve Yunanistan ile ortak ‘Argonaftis’ adlı uluslararası askeri
tatbikat düzenlemeye devam ettiğini hatırlatırız” dedi.
Turgay Avcı, Kıbrıs’ta BM parametreleri çerçevesinde
adil, kapsamlı, siyasi eşitlik temelinde yeni bir ortaklık kurulması yönünde
çabaların sarf edildiği bu dönemde, GKRY’nin bu tür askeri tatbikatlar
düzenlemesinin çelişkili bir durum yarattığını ve iki halk arasında güven
yaratma çabalarını akamete uğrattığını vurguladı.
Kıbrıs Türk tarafı olarak 16 Ekim 2007’de BM Genel
Sekreteri’ne, askeri tatbikatların karşılıklı olarak durdurulmasını öngören
Güven Yaratıcı Önlemler Paketi sunmuş olmalarının, KKTC olarak güven
ortamının tesisine verdikleri önemin ve adada gerilime yol açabilecek
tutumlardan kaçındıklarının açık bir göstergesi olduğunu belirten Avcı,
şunları dile getirdi:
“Kararda, ayrıca, mayın temizleme çalışmalarına ilişkin
olarak BM Barış Gücü ile Kıbrıs Türk tarafı arasındaki işbirliğinin tam
olarak yansıtılmadığı, Kıbrıs Türk tarafında mayın temizleme çalışmalarını
yürütmekte olan otoritenin Kıbrıs Türk Güvenlik Komutanlığı olduğunu
defaatle belirtmemize rağmen bu hatalı yazılımın aynen devam ettiğini
gözlemlemekteyiz.
Kararda, ayrıca, Kıbrıs Türk tarafına ve Türk askerine
bir kez daha hatalı ve haksız yere Akyar konusunda çağrıda bulunulmaktadır.
Akyar bölgesinin ara bölge olarak değerlendirilerek sürekli olarak kararda
yer almasını kabul edilemez bulduğumuzun bir kez daha altını çiziyoruz.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sınırları içerisinde bulunan Akyar' da
yapılacak herhangi bir işlem sadece KKTC otoritelerini ilgilendirir. Kaldı
ki Akyar'daki mevcut durumda herhangi bir değişiklik yapıldığı yönündeki
iddialar da tamamen asılsızdır.”
DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI, BAKOYANNİ’NİN
AÇIKLAMALARINA TEPKİ GÖSTERDİ
“ÇIKARLARIMIZI SULANDIRMAKTAN VAZGEÇİP ÇÖZÜME KATKI KOYSUN”
Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı, Güney
Kıbrıs’ı ziyaret eden Yunanistan Dışişleri Bakanı Dora Bakoyanni’ye
“Avrupalı Kıbrıs adı altında Kıbrıslı Türklerin hak ve çıkarlarını
sulandırma girişimlerini bir tarafa bırakıp, Avrupalı Yunanistan olarak
çözüme katkı koyması” tavsiyesinde bulundu.
Bakanlık, Bakoyanni’yi garantörlükle uğraşmaktan vazgeçip
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi liderliğini bir an önce tam teşekkülü görüşmeleri
başlatması için cesaretlendirmeye de çağırdı.
Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan
yazılı açıklamada, geçtiğimiz günlerde adaya gelen Yunanistan Dışişleri
Bakanı Bakoyanni’nin; Avrupalı bir Kıbrıs’ın, Türkiye’nin garantörlüğüne
ihtiyacı olmayacağı yönündeki bilinen Rum-Yunan iddialarını yinelediğine
işaret edilerek, şöyle denildi:
“Kıbrıs’taki garantilerin, Yunanistan’ın da taraf olduğu
uluslararası antlaşmalar ile tesis edildiğini Sayın Bakoyanni pek çok
kişiden daha iyi bilecek durumdadır. Dahası, Yunanistan’ın yakın geçmişte
Ada’da tezgahladığı darbe girişimleri, uyguladığı şiddet ve terör de halen
hafızalarından silinmemiştir.
Yunanistan, kendisinin işlediği suçlar, ihlal ettiği
hukuk ve yerine getirmediği yükümlülükler nedeniyle, Türkiye’nin
garantörlüğüne neden gerek olduğunu ve bunun Kıbrıs Türk halkının en
yaşamsal güvencesini teşkil ettiğini çok iyi bilmektedir.
Tarih, Yunanistan’ın adamıza dair beslediği emelleri ve
cüret edebildiği girişimleri kayıt altına almıştır.
Sayın Bakoyanni’yi ağırlayan GKRY liderliği, her fırsatta
Türkiye’yi suçlamak yerine Yunanistan’ın Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum
halklarına ağır bedeller ödeten sicilinin muhakemesini yapmalıdır.”
Açıklamada, Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünün,
Kıbrıs Türk halkının olmazsa olmazı olduğu belirtilerek; “Kıbrıs Türk halkı,
yaşadığı acıları yeniden yaşamak istememektedir ve bunun tek güvencesi de
Türkiye’nin etkin ve fiili garantörlüğünün aynen devamıdır” denildi.
Bakoyanni’nin, Kıbrıs Türklerini de kapsayacak şekilde
tüm Kıbrıs’ın geleceği adına görüş beyan etmesinin kabul edilebilir bir
tutum olmadığına da işaret edilen Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, şu
ifadeler yer aldı:
“Dolayısıyla Sayın Bakoyanni’ye tavsiyemiz, Avrupalı
Kıbrıs adı altında hak ve çıkarlarımızı sulandırma girişimlerini bir tarafa
bırakıp, Avrupalı Yunanistan olarak çözüme katkı koymasıdır.
Bunun için yapması gereken, uluslararası antlaşmalar ile
çoktan nihayete kavuşturulmuş garantörlük meselesi ile uğraşmaktan vazgeçmek
ve GKRY liderliğini bir an önce tam teşekkülü görüşmeleri başlatması için
cesaretlendirmektir.”
ART, ATV, NTV VE GENÇ TV YAYINLARINA
RUMLARDAN ENGELLEME…
ART, ATV, NTV ve Genç TV yayınlarına Rum
televizyonlarının yaptığı engelleme nedeniyle Yayın Yüksek Kurulu, Birleşmiş
Milletler’e muhtıra gönderdi.
Muhtırayı Ledra Palace sınır kapısında BM Barış Gücü
yetkililerine veren YYK Başkanı İlkay Diren, yaptığı açıklamada, kendi
dilini ve kendi kültürünü yayma ve haber alma konusundaki evrensel hakların
temeli olan görsel ve işitsel medya organlarında devam eden yayınlara,
“çeşitli enterfereler olduğunu” ve bu “enterferelerden” dolayı karasal
yayınları en çok etkilenen ART, ATV, NTV ve Genç TV kanallarının ve dolayısı
ile izleyenlerinin mağdur duruma düştüğünün tespit edildiğini kaydetti.
Kendilerinin frekans ayarlamaları yaparken Güney
Kıbrıs’taki yayın organlarının frekanslarıyla sorun yaşanmamasına özen
gösterdiklerini anlatan Diren, aynı hassasiyeti Güney Kıbrıs’ın
göstermediğini anlattı.
Yayınlara engel olan “enterferelere”, Güney Kıbrıs
merkezli PIK ve ERT televizyonlarının gerçekleştirdikleri güç artırımının
neden olduğu bilgisini aldıklarını ve YYK’nın, olağanüstü toplandığını
belirten Diren, “toplantıda, bu sorunun giderilmesi için hükümet yetkilileri
ve BRT ile de görüşerek bir dizi acil önlemler alma ve en temel insan
haklarından biri olan kendi kültürümüzü yayma ve haberleşme konusunda
yaşadığımız bu sıkıntının nedeni olarak Güney Kıbrıs yönetimini Birleşmiş
Milletler aracılığı ile uyararak, neden oldukları bu sıkıntı konusunda
sağduyuya ve yayınlarını eski haline döndürmeye çağırma kararı almıştır”
dedi.