CUMHURBAŞKANI TALAT: “BM’NİN ZİYARETİNİ,
MÜZAKERE BAŞLANGICI HALİNE GETİRMEK İÇİN ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPACAĞIZ”
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, TC Cumhurbaşkanı Abdullah
Gül ve TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmek üzere gerçekleştirdiği
Ankara ziyareti dönüşünde Ercan Havaalanı’nda bir basın toplantısı düzenledi.
Talat, BM heyetinin nisan ayında Kıbrıs’a gerçekleştireceği çalışma ve
değerlendirme ziyaretini müzakerelerinin başlangıcı haline getirmek için Türk
tarafının üzerine düşeni yapacağını belirtti.
Talat, “Çözüm müzakerelerinin hangi şartlarda başlayacağı,
hatta başlayıp başlamayacağı, müzakerelerin hangi kapsamda ve ne zaman
başlayacağı henüz açıklık kazanmadı. Biz bir an önce olmasını istiyoruz. Bunun
için elimizden geleni yapıyoruz ancak sonuçta BM insiyatifiyle olacağına göre
BM’nin değerlendirme ziyaretini beklemek zorundayız” dedi.
Cumhurbaşkanı Talat, toplantıda yaptığı açıklamada, gerek
Ankara’da gerçekleştirdiği toplantıda, gerekse daha sonra yapılan
değerlendirmelerde, Türk tarafı ve Türkiye’nin üzerine düşen her türlü çabayı
yapmaya hazır olduğu sonucuna vardıklarını söyledi.
Talat, bu konuda bir tereddüt bulunmadığını ve Türkiye ile
görüş birliğinin devam ettiğini kaydederek, bunu bir kere daha teyit
ediklerini ve değerlendirmelerin de önümüzdeki günlerde devam edeceğini
kaydetti.
Güney Kıbrıs’ta çözüm istemediği kesinleşmiş olan lider
yerine, çözümü istediğini ifade eden bir liderin seçilmesiyle umutların
arttığını kaydeden Talat, bunun için gereken hazırlıkların Kıbrıs’ta
yapıldığını ve Türkiye’de de bunun koordinasyonunun yapıldığını belirtti.
Türkiye ile sürekli olarak durum değerlendirmesi ve
koordinasyon amaçlı görüşmeler gerçekleştirildiğine işaret eden Talat, şöyle
devam etti: “Türkiye de, biz de Kıbrıs sorununun biran önce çözüme
kavuşturulmasını istiyoruz. Bir an önce bütünlüklü çözüm müzakerelerinin
başlamasını istiyoruz. Zaman kaybına hiç mahal yoktur. 2008 yılının sonuna
kadar çözüme ulaşmak hala mümkün. Bunun için BM’nin ortaya koyacağı çabaya her
türlü desteği vermeye hazırız.”
Kıbrıs sorununun uluslararası ve çok yönlü bir sorun
olduğuna işaret eden Talat, başrol oyuncuların Kıbrıs Türk ve Rum tarafı
olmasına rağmen garantör ülke olarak Türkiye ile Yunanistan ve İngiltere’nin
de rol sahibi ülke olduğunu söyledi. Talat, bu roller çerçevesinde görüş
alışverişi ve birlikte çalışmanın devam edeceğini kaydetti.
Talat, “Ankara Hristofyas’ı nasıl karşıladı” yönündeki
soruya, “Ankara bizden dinledi. Hristofyas’ı hem tanıyan biziz, hem de doğal
olarak buradaki durumu en iyi değerlendiren de biziz. Büyük ihtimalle bizim
görüşlerimizi paylaşıyorlar” yanıtını verdi.
Ankara’daki değerlendirmede herhangi bir görüş ayrılığı
olmadığını belirten Talat, “Görüşmelerin en önemli, en civcivli zamanında
böyle bir görüş farklılığı doğabilir ancak şu aşamada o noktada olmadığımıza
göre, bunun doğması tuhaf olur. Böyle birşey yok” dedi.
Cumhurbaşkanı Talat, bir başka soruyu yanıtlarken,
görüşmelerde limanlar konusunun gündeme gelmediğini söyledi.
Türk tarafının güven artırıcı önlemler önerisini BM Genel
Sekreteri’ne ilettiğine işaret eden Talat, “Kıbrıs’ta sorun güven artırıcı
önlemler değil. Bugüne kadar Kıbrıs’ta sorun, Kıbrıs sorununu çözme
istekliliğindeki eksiklikti. O nedenle güvensizlik artıyordu” dedi.
Kapıların açılmasının dahi beklenen etkiyi yaratmadığına
işaret eden Talat, “En sağlam güven artırıcı önlem, müzakerelerin
başlamasıdır” dedi.
Cumhurbaşkanı Talat, bir başka soruya verdiği yanıtta,
BM’den Kıbrıs sorununun çözümü konusunda inisiyatif almasını beklediklerini
söyledi.
Türkiye ile Kıbrıs Türk tarafının Kıbrıs sorununa yıl
sonuna kadar kapsamlı çözüm bulma kararlılığında olduğunu kaydeden Talat,
şöyle devam etti:“Kıbrıs sorunu çok uzadı. Bir an önce çözümlenmesi lazım.
Zannederim son zamanların en uzamış sorunudur. Bu nedenle bir an önce çözüme
kavuşturulması gerekir. Genel Sekreter’den beklentimiz inisiyatif almasıdır.
Bu nedenle Nisan başında gerçekleştirilmesi muhtemel değerlendirme gezisini
bekliyoruz.”
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bir soru üzerine, Rum
Yönetimi Lideri Dimitris Hristofyas ile gerçekleştirilecek görüşmenin 17-24
Mart tarihleri arasında yapılmasının Türk tarafının önerisi olduğunu açıkladı.
Talat, sözkonusu tarihlerden önce kendisinin İKÖ
konferansında, Hristofyas’ın da Brüksel’de olacağından BM Genel Sekreteri
Kıbrıs Özel Temsilcisi Michale Möller’e görüşmenin ya önümüzdeki 1-2 gün
içinde, ya da 17 Mart haftasında yapılması önerisinde bulunduğunu belirtti.
Talat, “Demek ki olumlu cevap aldı. Bizim önerimiz kabul edildi. Bizce de
uygundur...Ancak kesin bir tarih henüz belirlenmedi” dedi.
Cumhurbaşkanı Talat, Hristofyas ile gerçekleştireceği
görüşmeden ne beklediğinin sorulması üzerine, bir ilk görüşme niteliğindeki
toplantıda tarafların birbirinin tutumunu tartışıp değerlendireceğine işaret
ederek, bütünlüklü çözüm müzakerelerinin BM Genel Sekreteri’nin inisiyatif
almasıyla başlayacağını belirtti.
Talat, “Hristofyas’tan BM çerçevesi dışında da görüşmeyi
bekliyorduk ancak o bunu uygun görmedi. BM yetkililerinin de bulunacağı
çerçevede olabilir dedi. Buna itirazımız yoktur... Hristofyas’ı ben AKEL Genel
Sekreteri olarak biliyor ve tanıyorum. Bugün geldiği noktada pozisyonunun ne
olduğunu bilemiyorum. Bunu görmüş olacağım” dedi.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, bir başka soruyu
yanıtlarken, Lokmacı Kapısı’nın açılması konusunda Türk tarafının herhangi bir
problemi bulunmadığına işaret ederek, kapının açılmama sorununun nereden
kaynaklandığını da bilmediğini belirtti.
Kapının açılması için toplantı yapmaya dahi gerek
olmadığını kaydeden Talat, “Biz hazırız. Ancak kapı hala kapalı... Möller dahi
konuyla ilgili sorularıma verdiği yanıtlarda sorunu açıklayamadı” dedi.
Cumhurbaşkanı Talat, bir soru üzerine, 8 Temmuz
anlaşmasının bir hazırlık anlaşması olduğuna ve hazırlık yapmak amacıyla
yapıldığına işaret ederek, “Hazırlık, müzakere demek değildir. Hazırlığa
gerçekten ihtiyacımız var mı…Hristofyas uzun bir hazırlık süreci isteyecek mi,
göreceğiz. Tabii ki önce görüşmemiz lazım” dedi.
KKTC’NİN AB MÜKTESEBATINA UYUM ÇALIŞMALARI
BAŞLADI
Bakanlar Kurulu’nun “Müktesebatın Uygulanmasına Dönük
Program” hazırlıklarının Başbakanlık AB Koordinasyon Merkezi’nin eşgüdümünde
ve Avrupa Komisyonu’yla işbirliği içinde başlamasını onaylamasının ardından,
KKTC’nin AB müktesebatına uyum çalışmaları başladı.
Yasal dayanağını Mali Yardım Tüzüğü’nden alan uyum
çalışmaları ile, Kıbrıs Türk halkının daha yüksek yaşam standartlarına
ulaşması ve olası bir çözüm halinde AB müktesebatının Kuzey Kıbrıs’ta da
uygulanmasına olanak tanıyacak bir durum yaratılması amaçlanıyor.
Bakanlar Kurulu’nun kararıyla, AB Koordinasyon Merkezi’nin
eşgüdüm yaratmaktaki etkinliğinin üç katmanlı bir oluşum ile desteklenmesi
öngörülerek, her katmanda görev alacak komitelerin yetki ve sorumlulukları
tanımlandı.
Bu çerçevede, sürecin izleme ve yönlendirmesinden sorumlu
olacak “İzleme ve Yönetim Komitesi” oluşturuldu. Sektörlere ve o sektörleri
ilgilendiren AB müktesebatı başlıklarına göre 7 tane alt komite kuruldu.
Komitelerin çalışmalarını destekleme ve program hazırlama sürecinin temel
taşlarını oluşturma amacıyla ise çalışma grupları oluşumuna gidildi.
Avrupa Komisyonu’nun KKTC’nin yasal ve idari yapısına
yönelik 12 başlık altında başlamayı önerdiği uyum çalışmaları çerçevesinde,
15-17 Nisan tarihleri arasında “İstatistik” başlığıyla ilgili sunum yapılacak.
“Ulaştırma Politikaları” başlığının sunumu 24, “Sosyal
Politikalar ve Çalışma” başlığının sunumu ise 28-29 Nisan tarihlerinde
yapılacak.
AB müktesebatına uyum çalışmaları çerçevesinde öncelik
sırasına ve hazırlık durumuna göre başlatılacak diğer konu başlıkları ise
şöyle:
“Sermayenin Serbest Dolaşımı; Kamu İhaleleri; Şirketler
Hukuku; Rekabet Hukuku; Mali Hızmetler; Tarım ve Kırsal Kalkınma; Gıda
Güvenliği, Hayvan ve Bitki Sağlığı Politikaları; Çevre; Tüketicilerin ve
Sağlığın Korunması.”
Öte yandan, Avrupa Komisyonu Genişleme Genel Müdürlüğü
Genel Müdür Yardımcısı Jan Truszcynski de adada temaslarda bulunuyor
“KIBRIS SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ SONRASINDA TİCARİ
FIRSATLAR” RAPORU…
Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü Oslo (PRIO)
Kıbrıs Merkezi tarafından finanse edilip yayınlanan “Kıbrıs Sorununun Çözümü
Sonrasında Ticari Fırsatlar” isimli raporda, Kıbrıs sorununun çözümünün
ekonomik anlam da taşıdığının inkâr edilemez olduğu kaydedildi.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs’taki Özel
Temsilcisi Michael Möller, dün ara bölgedeki Ledra Palace Otel’de “Kıbrıs
Sorununun Çözümü Sonrasında Ticari Fırsatlar” isimli raporun sunumunu
gerçekleştirdi.
Möller, söz konusu raporun sunumu öncesinde yaptığı
konuşmada, Kıbrıs’ta bir barışa ulaşılmasını arzuladıklarını kaydederek,
Kıbrıs’ta elde edilecek bir çözümün Kıbrıslılar ve bölgenin faydasına
olacağını da kaydetti.
Raporun; Türk veya Rum, her Kıbrıslının aklındaki “Bir
çözüm benim ve ailem için ne ifade edecek?” sorusuna yanıt bulmaya yardımcı
olduğunu ifade eden Möller, kendisinin; bir anlaşmanın daha iyi güvenlik,
bölgede daha büyük bir istikrar, daha fazla ticaret ve hizmetlerin sağlanması
ile kültür-sanatın gelişmesi için koşulların yaratılması, Kıbrıs’ın barışa
ulaşmış olarak dünyada bir örnek oluşturabilmesi konularında yeterince ikna
olduğunu anlattı.
Michael Möller, “raporun, mantık ve sağduyunun sürekli
işaret ettiği unsurları somut rakamlarla ortaya koyduğunu ve Kıbrıs sorununun
çözümünün ekonomik anlam da taşıdığının inkâr edilemeyeceğinin bir başka
kanıtı olduğunu” kaydetti.