DIŞİŞLERİ BAKANI AVCI’DAN HRİSTOFYAS’IN
TÜRKİYE’Yİ “İŞGALCİ” NİTELEYEN SÖYLEMLERİNE TEPKİ
“BİRÇOK AKELCİ GİBİ KENDİSİ DE HAYATINI TÜRKİYE VE BARIŞ
HAREKÂTINA BORÇLU OLDUĞUNU UNUTMAMALI…”
Başbakan Yardımcısı Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Rum
Yönetimi Başkanlığı’na seçilen Dimitris Hristofyas’ın Türkiye’yi “işgalci”
niteleyen söylemlerine tepki gösterdi. Avcı, Hristofyas’a, birçok AKEL’ci gibi
kendisinin de hayatını Türkiye’ye ve Barış Harekâtı’na borçlu olduğunu
unutmaması gerektiğini vurguladı.
Turgay Avcı, yaptığı açıklamada Hristofyas’ın seçim
sırasında Türk tarafını rencide eden, Türkiye’ye hakaret yağdıran
söylemlerinin yabancı gözlemciler tarafından “seçim ortam ve şartlarına”
bağlandığını hatırlattı. Ancak Hristofyas’ın bu söylemlerine seçimi
kazandıktan sonra da devam ettiğine dikkat çeken Turgay Avcı “Rum liderinin,
adanın Yunanistan tarafından ilhak edilmesini ve 1963’te olduğu gibi yeniden
Kıbrıs Türk kanının dökülmesini önlemek için uluslararası antlaşmaların
verdiği hak ve yetkiyi kullanarak Kıbrıs’a müdahale eden Türkiye’yi ısrarla
“işgalci” olarak nitelemesi kabul edilebilir değildir. Hristofyas
unutmamalıdır ki kendisi gibi pek çok AKEL’ci bugün hayatta ve faşist cunta
sürülerinin elinde can vermemiş ise bunu ancak ve ancak Türkiye ve 1974 Barış
Harekâtı’na borçludur” şeklinde konuştu.
Hristofyas’ın bir taraftan federatif bir çözümden
bahsederken diğer taraftan Kıbrısla ilgili BM müktesebatını ve çözüm
parametrelerini yok etmeye yönelik taleplerde bulunduğuna dikkat çeken Turgay
Avcı, şunlara işaret etti:
“Rum lider, Kıbrıs Türk halkını kendi devletinde azınlık
durumuna düşürecek, büyük bir bölümünü yeniden göç etmeye ve bir kısmı 30 yılı
aşkın bir süreden beri Kıbrıs Türk halkının halkımızın bölünemez bir parçası
haline gelen soydaşlarımızı insanlık dışı bir anlayışla adayı terke zorlayacak
istemlerde bulunmaktadır.”
Hristofyas’ın EOKA’cı Afksentiu’yu anma töreninde Kıbrıs
Türk tarafını ve onun seçilmiş cumhurbaşkanını hiçe sayan, çözüm için
Türkiye’yi muhatap kabul eden açıklamalarda bulunduğuna da işaret eden Turgay
Avcı, Papadopulos da dâhil olmak üzere geçmiş Rum liderlerindeki Kıbrıs Türk
tarafını yok sayma ve Türkiye’yle direkt görüşme hastalığının aynen
Hristofyas’a da bulaştığının anlaşıldığını kaydetti.
Avcı devamla şunları söyledi:
“Hristofyas uzun süreden beri selefi Papadopulos ve hükümet
ortakları DİKO ve EDEK partisi yetkilileri gibi sözde ‘işgalden’ dem
vurmaktadır. Kıbrıs’ta bir işgal olduğu tarihi bir gerçektir. Bu işgal de 1960
Ortaklık Cumhuriyeti’nin Rumlar tarafından silah zoruyla yüzlerce Kıbrıslı
Türk’ün kanı ve canı pahasına gerçekleştirilen işgalidir.
Çözüm istediğini ifade eden Rum lider Hristofyas’ın
Kıbrıslı Türkler ile Türkiye arasındaki bağların kesilmesi gerektiği yönündeki
sözleri, Güney Kıbrıs’taki seçim öncesi zihniyetin aynen devam ettiğinin
sinyallerini vermektedir. Kıbrıs Rum yönetimi garantör ülke olan Yunanistan
ile değerlendirmeler yaparken, Hristofyas’ın Kıbrıslı Türklerin Türkiye ile
olan bağlarının kesilmesi gerektiğini söylemesini kabul etmek imkânsızdır.
Adanın bir diğer garantörü olan Anavatan Türkiye’yle istişare ve koordinasyon
içerisinde olmak Kıbrıs Türk tarafının da en doğal hakkıdır.
Kıbrıs Türk tarafı iki halkın siyasi eşitliği, iki
bölgelilik, kurucu devletlerin eşit statüsü ve Türkiye’nin etkin ve fiili
garantisine dayalı yeni bir ortaklığa hazırdır. Bunun için de 2008 yılının
sonunu hedef olarak kabul etmiştir. Anavatan Türkiye’nin de Kıbrıs Türk
tarafınca benimsenen bu tutumu desteklediği ortadadır. Ancak, Rum liderinin
yaptığı açıklamalar, Rum tarafının kısa sürede bir anlaşmaya varılmasına hazır
olmadığını ve zaman kazanmak amacıyla mevcut durumu devam ettirmeyi
planladığını göstermektedir.”
Diğer taraftan Hristofyas’ın diline doladığı 8 Temmuz
sürecinin sadece bir hazırlık aşaması olduğunu unutmamak gerekir. Kıbrıs’ta
bir çözüme varılması isteniyorsa, bunun ancak anlamlı müzakerelerin
başlamasıyla mümkün olacağı açıktır. Hristofyas’ın 8 Temmuz sürecini sırf
zaman kazanmak için istismar etmekten vazgeçerek Sayın Cumhurbaşkanımızın
ortaya koyduğu önerileri dikkate alacağını ümit ederiz.
Kıbrıs Türk tarafı adada bir çözüm bulunabilmesi için iyi
niyetle hazırladığı pek çok yapıcı ve güven artırıcı önerilerle uzun zamandan
beri barış elini Rum tarafına uzatmış halde beklemektedir. Hristofyas’ın bir
taraftan ‘liderlerin yorumlarda bulunmamaları’ yönünde çağrı yaparken diğer
taraftan çözüm atmosferini geren ve daha görüşme masasına oturmadan ön şart
niteliği taşıyan taleplerde bulunması kabul edilebilir bir tutum değildir.
Öte yandan, Cumhurbaşkanımız Sayın Mehmet Ali Talat ile
GKRY lideri Hristofyas arasında görüşme yapılmasının beklendiği bu günlerin
arifesinde yapılan bu talihsiz açıklamaların özellikle Atina’dan yapılması
birçok soru işaretini de akla getirmektedir.
İzolasyonlar altında, ellerinden en tabii insan hakları
alınmış olarak yaşamak zorunda bırakılan, başta AB olmak üzere, uluslararası
kuruluşlar tarafından çifte standartların uygulandığı Kıbrıs Türk halkı her
şeye rağmen, iyi niyetle görüşme masasına oturmaya ve adada süratle bir çözüm
bulmaya hazırdır. Ancak, kalıcı ve adil bir çözüm için karşı tarafın da aynı
iyi niyet ve sorumlulukla davranmasını beklemek de en doğal hakkımızdır.”
ITB BERLİN FUARI’NDAKİ KKTC STANDI AVRUPA’DA EN
İYİ ÜÇÜNCÜ STANT SEÇİLDİ
ITB Berlin 2008 Turizm Fuarı, dün tamamlandı. Fuarda, 11
bin katılımcı arasında yapılan yarışmada, KKTC standı, Avrupa’da en iyi üçüncü
stant seçilerek ödüle layık görüldü.
Katılımcı ülkelerin devlet ve hükümet yetkililerinin de
hazır bulunduğu ödül töreninde, KKTC adına ödülü, Ekonomi ve Turizm Bakanlığı
Müsteşarı Hasan Kılıç aldı.
Bakanlık Müsteşarı Hasan Kılıç, bir çok ülkeyi geride
bırakmanın gururunu yaşadıklarını belirterek, ödülün uluslararası platformda
önemli bir prestij ve tanıtım olduğunu vurguladı.
Standın organizasyondan sorumlu olan Ekonomi ve Turizm
Bakanlığı Almanya Turizm Koordinatörü Önal Dorak ise; emeklerinin karşılığını
almanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade ederek, bu başarının ülke tanıtımına
büyük katkı koyacağını dile getirdi.