CUMHURBAŞKANI TALAT DAKAR’DA DÜZENLENEN 11. İKÖ
ZİRVESİNE KATILACAK
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Senegal’in Başkenti
Dakar’da 13–14 Mart tarihlerinde düzenlenecek 11. İslam Konferansı Örgütü (İKÖ)
Zirvesi’ne katılacak.
BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon ve TC Cumhurbaşkanı Abdullah
Gül’ün de katılacağı zirvede Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın bir konuşma
yapması bekleniyor.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca dün düzenlediği
basın brifinginde, zirvede İKÖ’nün, gözlemci üyesi konumundaki KKTC’ye yönelik
izolasyonların kaldırılması yönündeki kararını bir kez daha taahhüt etmesinin
beklendiğini kaydetti.
“21. Yüzyılda İslam” başlıklı zirvede Filistin, Lübnan,
Irak, Somali ve Darfur sorunları ele alınacak.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’a Dakar ziyaretinde, eşi Oya
Talat ve Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Turgay Avcı eşlik edecek.
İKÖ Dönem Başkanı Senegal’in Devlet Başkanı Abdoulaye
Wade’nin yardımcılarından biri olarak divan üyeliği yapacak olan TC
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de, zirvede hem Türkiye adına hem de İslam
Konferansı Örgütü Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK) Başkanı
sıfatıyla birer konuşma yapacak.
ERÇAKICA: TALAT İLE HRİSTOFYAS’IN GELECEK HAFTA
GÖRÜŞMELERİ KESİNLEŞTİ
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas’ın gelecek hafta
içersinde görüşmelerinin kesinleştiğini açıkladı.
Kıbrıs sorununun ilerleyen süreçte alacağı şeklin
Talat-Hristofyas görüşmesinde ortaya çıkmasını beklediklerini kaydeden
Erçakıca, Talat-Hristofyas görüşmesinden beklentilerinin oldukça yüksek
olduğunu söyledi.
Erçakıca, Talat-Hristofyas görüşmesiyle ilgili ön
hazırlıkları yapmak ve görüşmenin gündemini belirlemek üzere Cumhurbaşkanı
Mehmet Ali Talat’ın BM ve AB’yle Müzakerelerden Sorumlu Özel Temsilcisi, CTP-BG
Milletvekili Özdil Nami ile Rum Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu’nun, bugün,
BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs’taki Özel Temsilcisi Möller’in ara bölgedeki
ikametgahında bir araya geleceğini de duyurdu.
Haftalık basın brifinginde konuşan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü
Hasan Erçakıca, Kıbrıs Rum tarafındaki liderlik değişiminin, politik bir tutum
değişikliği anlamına gelip gelmediğini; Kıbrıs Rum liderliğinin, 8 Temmuz
sürecini, eski başkanları Papadopulos gibi bir “oyalama süreci” olarak ele
alıp almayacağını ve Kıbrıs sorununa nasıl bir çözüm arayışında olduklarını bu
görüşmede saptamaya çalışacaklarını dile getirdi.
Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Erçakıca, yeni
dönemde de çok yoğun, katılımcı ve iki halkın bütün kapasiteleriyle katılacağı
bir müzakere süreci ön gördüklerini söyledi.
Kıbrıs Türk tarafının BM Genel Sekreteri Ban-Ki Moon’a
gönderdiği, Kıbrıs sorunun esaslarıyla ilgili mektubu anımsatan Erçakıca, bunu
yardımcı bir unsur, tartışmaların daha somut olmasını sağlayacak bir araç
olarak gördüklerini belirtti. Mektupta Türk tarafının tutumunun genel olarak
anlatıldığını ifade eden Erçakıca, tutumlarının bir çerçevesini çizmek
istediklerini vurguladı. Erçakıca, “Yeni Kıbrıslı Rum Lidere, uluslararası
arenada bu konuya ilgili gösterenlere, önümüzdeki haftalarda artık adaya
gelmesi beklenen BM değerlendirme misyonuna yardımcı olma tutumuydu bu” dedi.
Erçakıca, Hristofyas ve görevlendirdiği diğer kişilerin,
çok daha ayrıntılı, görüşme sürecini bloke edici, verimsiz hale getirici
demeçlerine tanık olduklarını dile getirdi ve Hristofyas’ın, Atina ziyaretinde
söyledikleriyle benzeşen, Meclis konuşmasının buna bir örnek teşkil ettiğini
söyledi.
Rum Dışişleri Bakanı Markos Kiprianu’nun, İngiliz ve
İşveçli meslektaşlarıyla görüşürken ortaya koyduğu çizgilerin de, çok katı ve
ilerleyen süreci bloke edici, esneklikten yoksun bir yaklaşım içerdiğini
anlatan Erçakıca, “Bizim bu mektubumuzu eleştiri konusu yapanlar, önce bu
demeçlere dikkat etmelidirler” dedi.
Kıbrıs Türk tarafının, mektubu, diplomatik kanallar
içerisinde, diplomatik tartışmalarda kullanılması için ilettiğini, kamu oyunda
bir pozisyon almak için kullanmadığını ifade eden Erçakıca, ancak Rum
tarafının kamu oyunu şekillendirmek istediğini belirtti ve kamu oyunu
katılaştırmaya çalışmanın görüşme sürecini verimsizleştiren başlıca unsur
olduğunu dile getirdi.