18 MART ŞEHİTLERİ ANMA GÜNÜ…
DIŞİŞLERİ BAKANI AVCI: “ŞEHİTLERİN, TARİH VE ULUS BİLİNCİNİN OLUŞTURULMASI VE
BU DEĞERLERİN GENÇ NESİLLERE AKTARILMASINDAKİ FEDAKARLIKLARINDAN BÜYÜK DERSLER
ÇIKARTILMALI”
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı,
şehitlerin, tarih ve ulus bilincinin oluşturulmasında ve bu değerlerin genç
nesillere aktarılmasındaki fedakarlıklarından büyük dersler çıkartılması
gerektiğini vurguladı.
Avcı, 18 Mart Şehitleri Anma Günü dolayısıyla yayımladığı
mesajda, bu topraklarda sahip olunan her değerin şehitlere borçlu olunduğuna
işaret ederek “Şehitlerimizin değerini asla unutmadık, unutmayacağız,
unutturmayacağız” dedi.
Dışişleri Bakanı Avcı şunları kaydetti:
“Bu vatan, yüce Türk milletinin bağımsızlığı uğruna
canlarını feda eden ve şanlı bir tarih yazarak şehadet mertebesine ulaşan aziz
şehitlerimizin gelecek nesillere ulaştırılmak üzere bizlere bıraktığı bir
emanettir. Bu topraklarda sahip olduğumuz her değeri aziz şehitlerimize borçlu
olduğumuzu bir an bile hatırımızdan çıkarmadan, şanlı bayrağımızın gölgesinde
başımız dik, huzur ve güven içinde yaşıyoruz.”
Çanakkale Zaferi’nin Türk ve dünya tarihi için bir dönüm
noktası olduğunu belirten Avcı, Çanakkale'de 93 yıl önce onbinlerce şehit
pahasına yazılan destan, Türk ulusunun bağımsızlığına, egemenliğine ve vatan
topraklarına göz dikenlere verilen ve gerektiği takdirde gelecekte de
verilebilecek en açık yanıttır” dedi.
Avcı, şehitleri rahmet ve minnetle andığı mesajında şunları
kaydetti:
“Şehitlerimizin, tarih ve ulus bilincinin oluşturulmasında
ve bu yüce değerlerin genç nesillere aktarılmasındaki fedakarlıklarından büyük
dersler çıkartılmalıdır.
Bu nedenle şehitlerimizin değerini asla unutmadık,
unutmayacağız, unutturmayacağız.
Kıbrıs Türk halkının kendi yurdunda huzur ve güven
içerisinde yaşadığı bugünlere hangi badireleri atlatarak ve ne tür zorluklara
göğüs gererek gelindiğini bu vesile ile bir kez daha hatırlıyoruz. Geçmişte
yaşanan acıların tekrarlanmaması için Kıbrıs Türk halkı, meşru hak ve
çıkarlarını gerekirse yeni bir Çanakkale destanı yazarak her ne pahasına
olursa olsun sonsuza kadar koruma azim ve kararlılığındadır.
Türk vatanının özgürlüğü uğruna kanlarını ve canlarını seve
seve veren Aziz şehitlerimizi bir kez daha saygıyla anıyor, minnet ve rahmet
duygularımızı yineliyoruz.”
ERÇAKICA: “8 TEMMUZ SÜRECİNE İHTİYAÇ OLUP
OLMADIĞINI, HRİSTOFYAS BELİRLEYECEK”
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, 8 Temmuz sürecine
ihtiyaç olup olmadığını, Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas’ın Kıbrıs
Türk tarafıyla kapsamlı çözüm müzakerelerine oturup oturmamaya istekli olup
olmadığının belirleyeceğini ve bunun da Cuma günü gerçekleşecek yüz yüze
görüşmede saptanabileceğini belirtti.
Son günlerde hem Kuzey’de, hem de Güney’de tartışma konusu
olan 8 Temmuz süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Erçakıca, 8 Temmuz
sürecinin, Rum Yönetimi eski Başkanı Tasos Papadopulos’un Kıbrıs sorununun
çözümüyle ilgili herhangi bir görüşme yapmama tutumunu aşabilmek için ortaya
konmuş bir inisiyatif, bir tavır olduğuna işaret etti.
Erçakıca, şöyle devam etti:
“Papadopulos gidip, Hristofyas geldiğine göre ve bu
değişiklik çok önemli bir umut kaynağı olarak algılandığına göre, Kıbrıs Rum
tarafının tutumunda da bu değişikliğin yansımasını görmek isteriz. Ancak
Hristofyas da, Papadopulos gibi yorumluyorsa, o zaman sorunumuz var demektir.”
Hasan Erçakıca, şöyle devam etti:
“Hristofyas, Kıbrıs Rum tarafının tutumunda bir değişikliği
simgeliyorsa ve kapsamlı çözüm müzakerelerine hazırsa, zaten 8 Temmuz
süreciyle murat edilen hedefe lider değişikliğiyle ulaşılmış demektir. Çünkü
Kıbrıs Türk tarafı, 8 Temmuz sürecini Papadopulos’un kapsamlı çözüm
müzakerelerine oturmama tutumuna karşı oluşan katılığı aşmak için bir metot
olarak düşünüyordu”
8 Temmuz sürecinin, 2 liderin tam kapasiteyle katılacağı
bir müzakere süreci öngörmediğine de işaret eden Hasan Erçakıca, BM Genel
Sekreteri’nin o dönemki Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı İbrahim Gambari’nin
sürece açıklık getirmek amacıyla kaleme aldığı mektupta sürecin amacının;
“kapsamlı çözüme yönelik anlamlı müzakerelerin yeniden başlatılması için
gerekli zeminin hazırlanması” şeklinde açıklandığını belirtti.
Hasan Erçakıca, gelinen aşamada, 8 Temmuz sürecinin,
liderler arasındaki müzakereye geçmeyi değil, tam tersine bloke edici bir
araca dönüştüğünü ve bunun BM Genel Sekreteri raporlarında da dile
getirildiğini kaydetti.
Erçakıca, “Eğer liderlik değişikliğiyle Güney Kıbrıs’taki
kapsamlı müzakereler ilişkin çekince ortadan kalkmışsa, demek ki 8 Temmuz
süreci de bir şekilde amacına ulaştı ve ona gerek kalmadı” dedi.