Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Kıbrıs sorununa
çözüm bulunmasının Türkiye’nin çıkarlarına aykırı olmadığı gibi, çözümün de
Türkiye dışlanarak bulunmayacağını söyledi. Erçakıca haftalık olağan basın
brifinginde şu ifadelere yer verdi:
“Dimitris Hristofyas’ın Kıbrıs Rum liderliğini
devralmasından sonra, eski lider Tasos Papadopulos’un görüşmeme politikasının
terk edilmesi ile başlayan yeni süreç devam ediyor.
21 Mart anlaşması gereğince bir araya gelmeye devam eden
iki liderin temsilcileri, Çalışma Grupları ile Teknik Komitelerin gündemleri
ve çalışma prensipleri üzerindeki çalışmalarını devam ettiriyorlar. Sayın
Özdil Nami ile Sayın Yorgos Yakovu, bu çalışmalarına bugün ve yarın da devam
edecekler. Arzumuz ve beklentimiz, bu çalışmaların bu hafta içinde
tamamlanması ve Çalışma Grupları ile Teknik Komitelerin gelecek hafta içinde
çalışmalarına başlamasıdır.
Bir kez daha belirtmek gerekirse, Çalışma Grupları Kıbrıs
sorununun özü ile ilgili konuları bütünlüklü olarak ele alacaklar ve iki lider
Haziran ayının ikinci yarısında, bu çalışmaları kullanacakları kapsamlı çözüm
müzakerelerine başlayacaklardır.
Teknik Komiteler, günlük hayatımızı etkileyen konular
üzerinde çalışacak ve vardıkları sonuçları iki tarafın onayını takiben
uygulamaya koyacaklardır.
Kıbrıs Türk tarafı, bu çalışmaların başarılı olması için
katkı koymaya devam edecektir.
Kıbrıs’ta kapsamlı çözüm arayışları devam ederken, iki
halkın ilişkilerini iyileştirmek ve Kıbrıs Türk halkının çözüm sürecine
bağlılığını devam ettirmek için izolasyonların kaldırılması için de çalışmak
gerekmektedir.
Ne var ki, Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıs Türk halkına uygulanan
izolasyonları kaldırmak için değil, ağırlaştırmak için çalışmaktadır.
Kıbrıs Rum tarafı, Avrupa Komisyonu’na, Mali Yardım
Tüzüğü’nün uygulanması ile ilgili 8 dava açmıştır. Avrupa Komisyonu aleyhine
Papadopulos yönetimi tarafından 6 dava açılmış, yeni Kıbrıs Rum lideri
Hristofyas bunlara iki tane daha eklemiştir.
Rum Yönetimi tarafından açılan davalarda, uygulamada devam
etmekte olan ihale işleminin iptali ve yeni bir işlemin başlaması gibi, itiraz
edilen ihale duyurularının geri çekilmesi anlamına gelen geçici tedbirlerin
alınması istenmiştir. Davaların ana başlıklarını çevre, kırsal kesimin
kalkınması, insan kaynakları gelişimi, enerji ve telekomünikasyon
oluşturmaktadır.
Davalarla ilgili olarak, mahkeme tarafından geçici
tedbirler alınması yönünde karar verilmesi halinde, bazı davalar için geri
dönülmez etkilerin ortaya çıkacağı, tüm ihale prosedürlerinin başlangıç
tarihinden itibaren 6-9 ay arası bir gecikmeyle yeniden başlatılması gereğinin
gündeme geleceği ve hatta tümden çökebileceği gibi birtakım bilgilere sahibiz.
Hristofyas’ın göreve yeni geldiği günlerde, bu davaları
“kucağında bulduğu” yorumunu yapmış ve ondan daha farklı bir tavır görmeyi
ummuştuk. Kıbrıs Rum tarafının bu tutumunda ısrar etmesi, tarafımızdan hayret
ve üzüntü ile karşılanmıştır.
Kıbrıs sorununa çözüm ararken, iki tarafın birbirine güven
duymasını sağlayacak önlemlerden söz edilmektedir. Mali Yardım Tüzüğü’nün
sorunsuz bir şekilde uygulanması, Kıbrıs Rum tarafı herhangi bir şey
kaybetmeden Kıbrıs Türk halkının güven duygusunu geliştirmesine katkıda
bulunacaktı. Kıbrıs Rum liderliğinin bu fırsatı değerlendirmek yerine, bunu
Kıbrıs Türk halkının izolasyonunu artırma çabalarına kurban etmesini akıl ve
mantıkla veya yeni başlayan sürecin yapıcı ruhu ile bağdaştırmak olanaksızdır.
Kıbrıs Rum tarafının, akıl almaz bir tutum sergileyerek
açmış olduğu davaların, Avrupa Parlamentosu’nda bulunan ve Hristofias’ın
seçilmesi ile birlikte çözüm umutlarını artıran milletvekilleri tarafından
bile hayretle karşılandığına da dikkatinizi çekmek isterim.
Nitekim, Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grup
milletvekillerinin adamızda yapmış oldukları temaslar sırasında, Rum Yönetimi
tarafından AB Komisyonu’na açılan davalar da gündeme gelmiştir. Seçim
sürecinde Hristofyas’a destek verdiği bilinen ve bunu, son yapmış oldukları
temaslarda da güçlü bir şekilde vurgulayan AP Sosyalist Grubu
milletvekillerinin, söz konusu davalar karşısında kendileri dahil tüm
parlamentonun “şaşırmış olduğu” yönündeki ifadeleri dikkate değerdir.
AP milletvekillerinin bu konudaki şaşkınlıklarını en kısa
zamanda atlatarak, söz konusu davaların mahkeme tarafından reddedilmesi
doğrultusunda girişimlerde bulunmalarını umuyoruz.
Kıbrıs sorununa çözüm bulunması Türkiye’nin çıkarlarına
aykırı olmadığı gibi, bulunacak çözüm de Türkiye dışlanarak bulunacak
değildir. Herkesin bildiği gibi, Kıbrıs Türk tarafı bu süreçte Türkiye ile tam
bir uyum içinde hareket etmektedir. Çözüm bulma sorumluluğumuz, bu uyumu
sürdürmemizi de zorunlu kılmaktadır. Hristofyas, Kıbrıs sorununa Türkiye’nin
çıkarlarına ters düşecek bir çözüm arayışı içinde ise boşuna uğraşıyor
demektir. Türkiye, kendi çıkarlarını koruyabilecek durumdadır. Kaldı ki,
Hristofyas’ın muhatabı olarak Cumhurbaşkanımız Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türk
halkının çıkarları ile Türkiye’nin çıkarlarının çelişmediğine, tam tersine
uyumlu olduğuna inanmaktayız ve bu süreçte bu ortak çıkarları
koruyabileceğimize inanıyor.
Kaldı ki, Türkiye’nin Kıbrıs’a ilişkin politikası,
Kıbrıs’ta barışı ve adil çözümü destekleyen bir çizgiye oturmuş; bu tutum,
Annan Planı’nın desteklenmesiyle de tartışmasız bir gerçeklik halini almıştır.
Türkiye’nin en üst düzey yöneticileri Kıbrıs’ta başlayan bu yeni süreci de
destekleyeceklerini BM Genel Sekreteri başta olmak üzere uluslararası
kamuoyuna duyurmuştur.
Kıbrıs Türk tarafı olarak yeni başlayan sürece zaman
tanınması halinde ilgili tüm tarafların gerçek niyet ve politikalarının açık
bir şekilde ortaya çıkacağına ve bu gerçeğe dayanarak hareket edilmesinin
kapsamlı çözüme daha fazla hizmet edeceğine inanıyoruz.”
KAYIPLAR KOMİTESİ’NİN KAZILARI...
MESARYA BÖLGESİNDE 7 RUM MEZARI BULUNDU
Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi’nin Kıbrıs’taki kayıpların
ortaya çıkarılması için adanın çeşitli yerlerinde sürdürdüğü kazılarda 7 mezar
daha ortaya çıkardığı bildirildi.
Komite’nin Kıbrıslı Türk Üyesi Gülden Plümer Küçük’ten
alınan bilgiye göre, Mesarya bölgesinde sürdürülen kazılarda 7 Kıbrıslı Rum’un
kemiklerine ulaşıldı. Kemikler, kimlik tespiti için Antropoloji Laboratuarı’na
gönderildi.