www.trncinfo.com

make money stuffing envelopes

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti                                                         

Haber  2 Nisan 2008
 

DIŞİŞLERİ BAKANI AVCI’DAN HRİSTOFYAS’A TEPKİ
“TÜRKİYE’NİN ETKİN GARANTİSİ KIBRISLI TÜRKLERİN VAZGEÇİLMEZLERİ ARASINDA…”

PASCOE’NUN TEMASLARI

ERÇAKICA: “HRİSTOFYAS, KIBRIS SORUNUNA TÜRKİYE’NİN ÇIKARLARINA TERS DÜŞECEK BİR ÇÖZÜM ARAYIŞI İÇİNDE İSE BOŞUNA UĞRAŞIYOR DEMEKTİR”

KAYIPLAR KOMİTESİ’NİN KAZILARI...
MESARYA BÖLGESİNDE 7 RUM MEZARI BULUNDU

 


 

 

DIŞİŞLERİ BAKANI AVCI’DAN HRİSTOFYAS’A TEPKİ
“TÜRKİYE’NİN ETKİN GARANTİSİ KIBRISLI TÜRKLERİN VAZGEÇİLMEZLERİ ARASINDA…”

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı Rum Yönetimi Lideri Dimitris Hristofyas’ın basına verdiği demeçlerinde Kıbrıs’ta varılacak bir çözümün bir garantöre veya bir garantiye ihtiyaç duymayacağını ifade etmesine tepki gösterdi. Avcı, Türkiye’nin etkin garantisinin Kıbrıslı Türklerin vazgeçilmezleri arasında bulunduğunu vurguladı.

Avcı, Hristofyas’ın bir çözüm sonrası herhangi bir sorunun yaşanmayacağını beyan ederken, neden garantörlüğün olmaması konusunda ısrarcı olduğunun sorulması gerektiğini ifade ederek bunun ciddi bir çelişki olarak göze çarptığını söyledi.

Hristofyas’ın “garantör ülkelerin tek başlarına müdahale haklarının ortadan kaldırılması” şeklindeki ifadesinin de kabul edilemeyeceğinin altını çizen Avcı, “1963 ile 1974 arasında her 3 garantörün anlaşarak birlikte adaya müdahalelerinin beklenmesi durumunda kalınsa şu anda Kıbrıs’ta tek bir Kıbrıslı Türk’ün bulunmayacağını” söyledi.

Olası bir çözümde Türkiye’nin etkin garantisinin Türk tarafının vazgeçilmezleri arasında bulunduğunu kaydeden Avcı, Hristofyas’ın Kıbrıs Türk tarafının yakın tarihteki olumsuz deneyimlerinden ortaya çıkan bu önemli hassasiyeti ile ilgili söylemlerinin başlamakta olan çözüm sürecini olumsuz yönde etkilediğini ifade etti ve Rum Yönetimi liderini bu tutumundan süratle vazgeçmeye çağırdı.

 

PASCOE’NUN TEMASLARI

Ada’da temaslarını sürdüren BM Genel Sekreteri Ban Ki- Moon’un Siyasi İşlerden Sorumlu Yardımcısı Lynn Pascoe dün Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı ve bazı siyasi parti başkanlarıyla görüştü.

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas’la önceki gün görüşen Pascoe, aynı günün akşamı da iki liderin özel temsilcileri Özdil Nami ve Yorgo Yakovu ile yemekte bir araya geldi.

Pascoe, iki liderle bugün yeni bir görüşme daha yapacak ve basın toplantısıyla temaslarını değerlendirmesinin ardından adadan ayrılacak.

 

ERÇAKICA: “HRİSTOFYAS, KIBRIS SORUNUNA TÜRKİYE’NİN ÇIKARLARINA TERS DÜŞECEK BİR ÇÖZÜM ARAYIŞI İÇİNDE İSE BOŞUNA UĞRAŞIYOR DEMEKTİR”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, Kıbrıs sorununa çözüm bulunmasının Türkiye’nin çıkarlarına aykırı olmadığı gibi, çözümün de Türkiye dışlanarak bulunmayacağını söyledi. Erçakıca haftalık olağan basın brifinginde şu ifadelere yer verdi:

“Dimitris Hristofyas’ın Kıbrıs Rum liderliğini devralmasından sonra, eski lider Tasos Papadopulos’un görüşmeme politikasının terk edilmesi ile başlayan yeni süreç devam ediyor.

21 Mart anlaşması gereğince bir araya gelmeye devam eden iki liderin temsilcileri, Çalışma Grupları ile Teknik Komitelerin gündemleri ve çalışma prensipleri üzerindeki çalışmalarını devam ettiriyorlar. Sayın Özdil Nami ile Sayın Yorgos Yakovu, bu çalışmalarına bugün ve yarın da devam edecekler. Arzumuz ve beklentimiz, bu çalışmaların bu hafta içinde tamamlanması ve Çalışma Grupları ile Teknik Komitelerin gelecek hafta içinde çalışmalarına başlamasıdır.

Bir kez daha belirtmek gerekirse, Çalışma Grupları Kıbrıs sorununun özü ile ilgili konuları bütünlüklü olarak ele alacaklar ve iki lider Haziran ayının ikinci yarısında, bu çalışmaları kullanacakları kapsamlı çözüm müzakerelerine başlayacaklardır.

Teknik Komiteler, günlük hayatımızı etkileyen konular üzerinde çalışacak ve vardıkları sonuçları iki tarafın onayını takiben uygulamaya koyacaklardır.

Kıbrıs Türk tarafı, bu çalışmaların başarılı olması için katkı koymaya devam edecektir.

Kıbrıs’ta kapsamlı çözüm arayışları devam ederken, iki halkın ilişkilerini iyileştirmek ve Kıbrıs Türk halkının çözüm sürecine bağlılığını devam ettirmek için izolasyonların kaldırılması için de çalışmak gerekmektedir.

Ne var ki, Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıs Türk halkına uygulanan izolasyonları kaldırmak için değil, ağırlaştırmak için çalışmaktadır.

Kıbrıs Rum tarafı, Avrupa Komisyonu’na, Mali Yardım Tüzüğü’nün uygulanması ile ilgili 8 dava açmıştır. Avrupa Komisyonu aleyhine Papadopulos yönetimi tarafından 6 dava açılmış, yeni Kıbrıs Rum lideri Hristofyas bunlara iki tane daha eklemiştir.

Rum Yönetimi tarafından açılan davalarda, uygulamada devam etmekte olan ihale işleminin iptali ve yeni bir işlemin başlaması gibi, itiraz edilen ihale duyurularının geri çekilmesi anlamına gelen geçici tedbirlerin alınması istenmiştir. Davaların ana başlıklarını çevre, kırsal kesimin kalkınması, insan kaynakları gelişimi, enerji ve telekomünikasyon oluşturmaktadır.

Davalarla ilgili olarak, mahkeme tarafından geçici tedbirler alınması yönünde karar verilmesi halinde, bazı davalar için geri dönülmez etkilerin ortaya çıkacağı, tüm ihale prosedürlerinin başlangıç tarihinden itibaren 6-9 ay arası bir gecikmeyle yeniden başlatılması gereğinin gündeme geleceği ve hatta tümden çökebileceği gibi birtakım bilgilere sahibiz.

Hristofyas’ın göreve yeni geldiği günlerde, bu davaları “kucağında bulduğu” yorumunu yapmış ve ondan daha farklı bir tavır görmeyi ummuştuk. Kıbrıs Rum tarafının bu tutumunda ısrar etmesi, tarafımızdan hayret ve üzüntü ile karşılanmıştır.

Kıbrıs sorununa çözüm ararken, iki tarafın birbirine güven duymasını sağlayacak önlemlerden söz edilmektedir. Mali Yardım Tüzüğü’nün sorunsuz bir şekilde uygulanması, Kıbrıs Rum tarafı herhangi bir şey kaybetmeden Kıbrıs Türk halkının güven duygusunu geliştirmesine katkıda bulunacaktı. Kıbrıs Rum liderliğinin bu fırsatı değerlendirmek yerine, bunu Kıbrıs Türk halkının izolasyonunu artırma çabalarına kurban etmesini akıl ve mantıkla veya yeni başlayan sürecin yapıcı ruhu ile bağdaştırmak olanaksızdır.

Kıbrıs Rum tarafının, akıl almaz bir tutum sergileyerek açmış olduğu davaların, Avrupa Parlamentosu’nda bulunan ve Hristofias’ın seçilmesi ile birlikte çözüm umutlarını artıran milletvekilleri tarafından bile hayretle karşılandığına da dikkatinizi çekmek isterim.

Nitekim, Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grup milletvekillerinin adamızda yapmış oldukları temaslar sırasında, Rum Yönetimi tarafından AB Komisyonu’na açılan davalar da gündeme gelmiştir. Seçim sürecinde Hristofyas’a destek verdiği bilinen ve bunu, son yapmış oldukları temaslarda da güçlü bir şekilde vurgulayan AP Sosyalist Grubu milletvekillerinin, söz konusu davalar karşısında kendileri dahil tüm parlamentonun “şaşırmış olduğu” yönündeki ifadeleri dikkate değerdir.

AP milletvekillerinin bu konudaki şaşkınlıklarını en kısa zamanda atlatarak, söz konusu davaların mahkeme tarafından reddedilmesi doğrultusunda girişimlerde bulunmalarını umuyoruz.

Kıbrıs sorununa çözüm bulunması Türkiye’nin çıkarlarına aykırı olmadığı gibi, bulunacak çözüm de Türkiye dışlanarak bulunacak değildir. Herkesin bildiği gibi, Kıbrıs Türk tarafı bu süreçte Türkiye ile tam bir uyum içinde hareket etmektedir. Çözüm bulma sorumluluğumuz, bu uyumu sürdürmemizi de zorunlu kılmaktadır. Hristofyas, Kıbrıs sorununa Türkiye’nin çıkarlarına ters düşecek bir çözüm arayışı içinde ise boşuna uğraşıyor demektir. Türkiye, kendi çıkarlarını koruyabilecek durumdadır. Kaldı ki, Hristofyas’ın muhatabı olarak Cumhurbaşkanımız Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türk halkının çıkarları ile Türkiye’nin çıkarlarının çelişmediğine, tam tersine uyumlu olduğuna inanmaktayız ve bu süreçte bu ortak çıkarları koruyabileceğimize inanıyor.

Kaldı ki, Türkiye’nin Kıbrıs’a ilişkin politikası, Kıbrıs’ta barışı ve adil çözümü destekleyen bir çizgiye oturmuş; bu tutum, Annan Planı’nın desteklenmesiyle de tartışmasız bir gerçeklik halini almıştır. Türkiye’nin en üst düzey yöneticileri Kıbrıs’ta başlayan bu yeni süreci de destekleyeceklerini BM Genel Sekreteri başta olmak üzere uluslararası kamuoyuna duyurmuştur.

Kıbrıs Türk tarafı olarak yeni başlayan sürece zaman tanınması halinde ilgili tüm tarafların gerçek niyet ve politikalarının açık bir şekilde ortaya çıkacağına ve bu gerçeğe dayanarak hareket edilmesinin kapsamlı çözüme daha fazla hizmet edeceğine inanıyoruz.”

 

KAYIPLAR KOMİTESİ’NİN KAZILARI...
MESARYA BÖLGESİNDE 7 RUM MEZARI BULUNDU

Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi’nin Kıbrıs’taki kayıpların ortaya çıkarılması için adanın çeşitli yerlerinde sürdürdüğü kazılarda 7 mezar daha ortaya çıkardığı bildirildi.

Komite’nin Kıbrıslı Türk Üyesi Gülden Plümer Küçük’ten alınan bilgiye göre, Mesarya bölgesinde sürdürülen kazılarda 7 Kıbrıslı Rum’un kemiklerine ulaşıldı. Kemikler, kimlik tespiti için Antropoloji Laboratuarı’na gönderildi.

İTALYAN PARLAMENTOSU ÜYESİ MİLLETVEKİLİ TURCO İLE İTALYAN RADİKAL PARTİ GENEL KONSEYİ ÜYESİ PERDUCA KKTC VATANDAŞLIĞINA MÜRACAAT ETTİ

BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI DOÇ.DR. SAYIN TURGAY AVCI’NIN 19 TEMMUZ 2007 TARİHİNDE YABANCI BASIN MENSUPLARI ONURUNA VERDİĞİ KAHVALTI TOPLANTISINDA YAPMIŞ OLDUĞU KONUŞMA METNİ
(19.07.07)

1963-1974 YILLARI ARASINDA rum saldırıları sonucunda GERÇEKLEŞEN NÜFUS HAREKETLERİNİ VE KIBRISLI TÜRKLERİN GÖÇ ETTİRİLDİĞİ KÖYLERİ GÖSTEREN KIBRIS HARİTASI

RUM YAZAR RUM VAHŞETİNİ ANLATIYOR

GÜNEY KIBRIS'TAKİ TÜRK KÖYLERİNİN DURUMU