www.trncinfo.com

make money stuffing envelopes

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti                                                         

Haber  30 Nisan 2008
 

DIŞİŞLERİ BAKANI AVCI: “KIBRIS KONUSUNDAKİ ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN ESAS NEDENİ KIBRIS RUM LİDERLİĞİNİN UZLAŞMAZ TUTUMUDUR”

KKTC İLE SURİYE ARASINDAKİ TURİZM HACMİNİ GELİŞTİRME ATAĞI…

İKT GENEL SEKRETERİ İHSANOĞLU: “KIBRIS TÜRKÜ'NÜN MARUZ KALDIĞI HAKSIZ VE GAYRİ İNSANİ AMBARGONUN SONA ERDİRİLMESİ İÇİN AKTİF BİR TUTUM İÇİNDEYİZ”

ERÇAKICA TEKNİK KOMİTELER VE ÇALIŞMA GRUPLARININ ÇALIŞMALARINI DEĞERLENDİRDİ

 


 

 

DIŞİŞLERİ BAKANI AVCI: “KIBRIS KONUSUNDAKİ ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN ESAS NEDENİ KIBRIS RUM LİDERLİĞİNİN UZLAŞMAZ TUTUMUDUR”

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Turgay Avcı, Kıbrıs konusundaki çözümsüzlüğün esas nedeninin; Kıbrıs Rum liderliğinin uzlaşmaz tutumu olduğunu vurguladı.

Dışişleri Bakanı Avcı, Kıbrıs Rum liderliğinin, Kıbrıs’ta süregelen müzakereleri Kıbrıs Türk halkını Kıbrıs Rum devletine yamalama egzersizi olarak görmekte olduğunun üçüncü taraflarca dikkate alınması gerektiğinin de altını çizdi.

Avcı dün yaptığı yazılı açıklamada, Rum Dışişleri Bakanı Markos Kiprianu’nun, iki taraf arasında yıllarca süren müzakereler sonucunda ortaya çıkan ve Annan Planı olarak bilinen Birleşmiş Milletler’in (BM) 31 Mart 2004 tarihli planını hiçe sayan bir açıklama yaptığını söyledi.

Dışişleri Bakanı Avcı, uluslararası toplum tarafından desteklenen Annan Planı’nın, Kıbrıs Rum liderliğinin çağrısı üzerine eşzamanlı ve ayrı ayrı düzenlenen referandumlarda Kıbrıs Rum halkınca reddedildiğini ve Kıbrıs konusundaki çözümsüzlüğün esas nedeninin, Kıbrıs Rum liderliğinin uzlaşmaz tutumu olduğunu vurguladı.

Kıbrıs Türk halkının, kendisi için de mükemmel olmayan planı fedakârlık göstererek, Ada’da bir uzlaşıya varılması için desteklediğini hatırlatan Turgay Avcı, Kıbrıs Rum tarafının planı Avrupa Birliği üyeliğini garanti altına aldıktan sonra reddettiğinin tüm taraflarca bilindiğini ifade etti.

Dışişleri Bakanı Avcı, Kıbrıs Rum liderliğinin, Kıbrıs’ta süregelen müzakereleri Kıbrıs Türk halkını Kıbrıs Rum devletine yamalama eksersizi olarak görmekte olduğunun üçüncü taraflarca dikkate alınması gerektiğini kaydetti.

Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Avcı, şöyle devam etti:

“Kiprianu, dünyanın en değerli ordularından olan Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı suçlamalarını sürdürmektedir.

Türk askeri, devletimiz ve halkımızın isteği ile uluslararası antlaşmalar gereği Kuzey Kıbrıs’ta bulunmaktadır.

İleride bulunması muhtemel bir uzlaşı çerçevesinde de, Anavatan Türkiye’nin garantörlük hakkı devam edecektir. Bu konu, Kıbrıs Türk tarafı için olmazsa olmaz bir koşuldur.

KKTC halkı, müzakereler boyunca oluşan çözüm birikimi esas alınarak tam teşekküllü görüşmelerin 2004’de bırakılan yerden, zaman kaybettirecek çalışmalara girmeksizin, başlamasını kuvvetle desteklemektedir; BM parametreleri olan iki halkın siyasi eşitliği, iki kurucu devletin eşit statüsü, iki bölgelilik ve yeni bir ortaklık temeline dayalı bir uzlaşıya varılması konusunda ise taviz vermeyeceği apaçık ortadadır.”

 

 

KKTC İLE SURİYE ARASINDAKİ TURİZM HACMİNİ GELİŞTİRME ATAĞI…

KKTC ile Suriye arasındaki turizm hacmini daha da geliştirip, artırmak ve iki ülkenin birbirlerinin turizm potansiyelini daha yakından tanıması amacıyla KKTC’den Lazkiye’ye tanıtım seferi düzenlendi.

Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı’nın himayelerinde düzenlenen sefere katılan turizm acenteleri ve otel yetkilileri ile basın mensuplarından oluşan kafile, dün Suriye’ye gitti.

Dün öğleden sonra Lazkiye’ye varan Turizm sektörü temsilcileri, Suriyeli turizmcilerle atölye çalışmasında bir araya geldi.

Lazkiye’deki Le-Meridyen de yer alan ve Seyahat acentelerine ve tur operatörlerinin ikili görüşme olanağı sağlayan atölye çalışmasında, KKTC turizmini tanıtıcı Arapça dilinde hazırlanmış broşürler de dağıtıldı.

Ekonomi ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Hasan Kılıç, atölye çalışmasının başında yaptığı konuşmada, Suriye ile KKTC arasındaki ilişkilerin hızla gelişmekte olduğunu kaydederek, feribot seferlerinin sıklaşmasıyla tüm alanlarda iki ülke arasındaki ilişkilerin daha da gelişeceğini kaydetti.

Suriyeli turizm acenteleri adına konuşan Zeina Tabbaa ise, organizasyonun iki ülkenin turizm acentelerinin iş fırsatlarından yararlanması için önem taşıdığını kaydetti. Tabbaa, bugünkü etkinliğin Suriye ile Kuzey Kıbrıs arasında iş, dostluk ve turizm alanlarında köprü inşa edilmesine yardımcı olacağını kaydetti.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, Suriye’de bulunan kafileye ziyaretin üçüncü gününde katılacak.

Bu arada Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı, konuyla ilgili olarak basına yazılı bir açıklama yaptı.

Açıklamada, yoğun temaslar sonucunda yaklaşık 30 yıl aradan sonra başlayan Lazkiye-Mağusa feribot seferlerinin, KKTC ve Suriye arasında başta ekonomik, kültürel ve turizm alanında olmak üzere her alanda büyük gelişmeler yaşanmasına olanak tanıyacağı belirtildi.

Tanıtım seferinin, iki ülke arasındaki turizm hacmini daha da geliştirmek ve iki ülkenin turizm potansiyelinin daha yakından tanınmasına imkân yaratmak amacıyla düzenlendiğine işaret edilen açıklamada, bugünkü sefere 25 turizm acentesi ve otel yetkilisinin yansıra çeşitli basın ve yayın organı temsilcisinin katıldığı kaydedildi.

Başbakan Yardımcılığı ve Dışişleri Bakanlığı’nın yoğun temas ve girişimleri sonucunda hazırlanan 4 günlük tanıtım seferinde, turizm acenteleri ile otel yetkilileri, iki ülke arasında karşılıklı yolcu taşınması ve paket turlar düzenlenmesi amacıyla Suriyeli meslektaşlarıyla çalışmalar yapıp, bazı tarihi ve turistik bölgeleri ziyaret edecek.

 

 

İKT GENEL SEKRETERİ İHSANOĞLU: “KIBRIS TÜRKÜ'NÜN MARUZ KALDIĞI HAKSIZ VE GAYRİ İNSANİ AMBARGONUN SONA ERDİRİLMESİ İÇİN AKTİF BİR TUTUM İÇİNDEYİZ”

İslam Konferansı Teşkilatı (IKT) Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu, “Genel Sekreterlik olarak Kıbrıs Türkü'nün maruz kaldığı haksız ve gayri insani ambargonun sona erdirilmesi için aktif bir tutum içindeyiz” dedi.

Oxford Üniversitesinde konuşma yapmak ve kendisine verilen ödülü almak, İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband ile görüşmek ve diğer bazı temaslar için İngiltere'ye gelen İhsanoğlu, AA'ya verdiği demeçte, İKT'nin KKTC'ye yönelik ambargo ve izolasyonlarla ilgili tutumunun ne olduğunun sorulması üzerine, "Bu konuda çok aktif faaliyetlerimiz var. Genel Sekreterlik olarak Kıbrıs Türkü'nün maruz kaldığı haksız ve gayri insani ambargonun sona erdirilmesi için aktif bir tutum içindeyiz. Bu konuda önemli çalışmalar başlatıldı. KKTC ile ticaret, turizm ve kültür alanında ortak faaliyetler yapılmasına ilişkin çalışmalar başlatılmıştır. İKT, bu konudaki aktif tutumunu sürdürecektir" şeklinde konuştu.

 

ERÇAKICA TEKNİK KOMİTELER VE ÇALIŞMA GRUPLARININ ÇALIŞMALARINI DEĞERLENDİRDİ

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, dün gerçeklşetirdiği haftalık basın brifinginde Kıbrıs Türk ve Rum tarafı arasında çalışma grupları ile teknik komiteler seviyesinde devam eden görüşmelerle ilgili gelişmeleri aktardı.

Erçakıca açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum tarafı arasındaki görüşme süreci, Çalışma Grupları ile Teknik Komiteler seviyesinde devam ediyor. Kıbrıs sorununun özü ile ilgili saptanmış konuları ele almakta olan Çalışma Grupları ile günlük hayatımızı etkileyen sorunları görüşmekte olan Teknik Komitelerdeki çalışmalar devam ediyor.

Başlangıçta sadece Salı ve Perşembe günleri yapılması düşünülen bu çalışmalar, grup ve komitelerde görev alanların inisiyatifi ile hafta içine yayılmıştır. İki liderin temsilcileri olarak Sayın Özdil Nami ile Yorgos Yakovu ise her Cuma günü bir araya gelerek bu grup ve komitelerdeki çalışmaları değerlendirmektedirler.

Bu aşamada, Çalışma Grubu ve Teknik Komiteler düzeyindeki çalışmaların seyrinden memnun olduğumuzu söylemek gerekiyor. Ne var ki, bu hafta ile birlikte bu çalışmaların yoğunlaştırılması gerektiğini de söylemeliyiz.

Görüşme yapmadan görüşmeleri sonlandırma gayreti içinde görünüyorlar.

Bu “zemin belirleme” veya görüşmeleri daha başlamadan sonlandırma gayretlerinde vurgu yapılan başlıca konulardan biri, Annan Planı olarak bilinen BM Kapsamlı Çözüm Planı’nı görüşmelerde zemin olarak kabul etmeyecekleridir.

Görüşme zeminini belirlemek yalnız başına Kıbrıs Rum tarafına ait bir şey değildir. Kıbrıs Türk tarafı, BM Kapsamlı Çözüm Planı’nın da dahil olduğu BM çalışmalarını görüşme sürecinde zemin olarak kabul etmektedir ve bu süreçte BM müktesebatı başlıca başvuru kaynağımız olacaktır.

Kıbrıs Rum tarafı, bu tavrına gerekçe olarak Annan Planı’nın Kıbrıs Rum tarafınca reddedildiğini ileri sürmektedir. Unutulmamalıdır ki, Kıbrıs Türk halkı da bu çözüm planını kabul etmiştir. Kıbrıs Türk tarafının, 24 Nisan 2004 tarihinde gerçekleşen referandumda Kıbrıs Türk halkı tarafından ortaya konan “evet” iradesine bağlılığı da devam etmektedir.

Kıbrıs Rum tarafının bu konudaki çabası, bu yeni süreci yapıcı bir görüşme süreci olarak değil, BM Kapsamlı Çözüm Planı’na “hayır” demenin yükünden kurtulma operasyonu olarak gördükleri izlenimini yaratmakta ve bizim tarafımızdan endişe ile izlenmektedir.

Kıbrıs Rum/Yunan tarafı, benzer bir çabayı garantiler konusunda da göstermektedir. “AB üyesi Kıbrıs’ın bundan başka garantiye ihtiyacı olmayacağını” ileri sürerken Kıbrıs Türk halkının duygu ve düşüncelerini yansıtmadıklarını birilerinin kendilerine hatırlatması gerekmektedir. Kıbrıs Türk halkı, bugün hala daha 1960 anlaşmaları ile sağlanan garantilere ihtiyaç duyuyorsa, bunun başlıca nedeninin, Kıbrıs Rum tarafının, bu anlaşmalar ile sağlanan düzenin yaşamasına olanak vermemesi olduğu da unutulmamalıdır. Kıbrıs Türk tarafı, 1960 anlaşmaları ile sağlanan garanti sisteminin devam etmesinden yanadır.

Dimitris Hristofias’ın Kıbrıs Rum liderliğine seçildiği günlerde, bu değişikliğin Kıbrıs Rum politikasında gerçek bir değişiklik anlamına gidip gitmediğini zamanın göstereceğini belirtmiştik.

Memnuniyetle gözlemlemekteyiz ki, yeni Kıbrıs Rum yönetimi, Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulmayı amaçlayan görüşme sürecinin ilerlemesi için olumlu katkılar koymaya devam etmektedir. Papadopulos yönetimi ile 1.5 yılda yapılamayanlar, şimdi 3-4 haftada tamamlanmıştır.

Ne var ki, sahnede bazı olumsuzluklar da yaşanmaktadır.

Mali Yardım Tüzüğü çerçevesinde AB Komisyonu aleyhine Avrupa Adalet Divanı’na Kıbrıs Rum tarafınca açılan davaların geri çekilmemesini hayretle karşılamışken, geçen Şubat ayında Fransa ile varılan askeri anlaşmanın da askıya alınmayarak ileriye götürülmesi ve onaylanmak için Kıbrıs Rum Meclisi’ne sunulması bizleri endişeye sevk etmiştir.

Kıbrıslı Türklerin uluslararası alanda kendilerini temsil etmeleri yönünde Rum tarafının çıkardığı engeller de devam etmektedir. Lefkoşa Türk Belediyesi’nin uluslararası faaliyetlerinin engellenmeye çalışılması bunun örneklerinden sadece bir tanesidir.

Bu örnekleri daha da artırmak mümkün olmakla birlikte, bu aşamada bunlara dikkat çekmekle yetinmek ve Kıbrıs Rum tarafını, görüşme süreci dışındaki davranışlarını da yeni sürecin yapıcı ruhuna uygun hale getirmeye çağırmak isteriz.”

İTALYAN PARLAMENTOSU ÜYESİ MİLLETVEKİLİ TURCO İLE İTALYAN RADİKAL PARTİ GENEL KONSEYİ ÜYESİ PERDUCA KKTC VATANDAŞLIĞINA MÜRACAAT ETTİ

BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI DOÇ.DR. SAYIN TURGAY AVCI’NIN 19 TEMMUZ 2007 TARİHİNDE YABANCI BASIN MENSUPLARI ONURUNA VERDİĞİ KAHVALTI TOPLANTISINDA YAPMIŞ OLDUĞU KONUŞMA METNİ
(19.07.07)

1963-1974 YILLARI ARASINDA rum saldırıları sonucunda GERÇEKLEŞEN NÜFUS HAREKETLERİNİ VE KIBRISLI TÜRKLERİN GÖÇ ETTİRİLDİĞİ KÖYLERİ GÖSTEREN KIBRIS HARİTASI

RUM YAZAR RUM VAHŞETİNİ ANLATIYOR

GÜNEY KIBRIS'TAKİ TÜRK KÖYLERİNİN DURUMU