ERÇAKICA: “İKİ HALKIN SİYASİ EŞİTLİĞİNE VE İKİ KURUCU DEVLETİN EŞİT STATÜSÜNE
DAYALI YENİ BİR ORTAKLIK DEVLETİ İÇİN ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ”
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, dün düzenlediği
haftalık basın brifinginde, Türk tarafının, Kıbrıs sorununun iki halkın siyasi
eşitliğine ve iki kurucu devletin eşit statüsüne dayalı yeni bir ortaklık
devletine ulaşılarak çözümlenmesi için çalıştığı ve çalışmaya devam edeceğini
vurguladı.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın Ankara ziyaretiyle ilgili
gelişmeleri değerlendiren Erçakıca, Talat’ın ziyaretinin önemine işaret ederek
KKTC ile TC’nin Kıbrıs sorununun bütün yönleri ve özellikle de bundan sonraki
gelişmeler konusunda tam bir fikir birliği içinde olduklarını yineledi.
Kıbrıs Rum tarafı yetkilileri ve sözcülerinin bu ziyareti
vesile ederek Türk tarafının Kıbrıs sorununa “iki devletli çözümü” dayatmaya
çalıştığını ileri sürmeye kalkıştıklarını belirten Erçakıca, Türk tarafının
vizyonunun Cumhurbaşkanı Talat tarafından açık bir şekilde ortaya konulduğuna
dikkat çekerek “Türk tarafı, Kıbrıs sorununun iki halkın siyasi eşitliğine ve
iki kurucu devletin eşit statüsüne dayalı yeni bir ortaklık devletine
ulaşılarak çözümlenmesi için çalışmaktadır ve çalışmaya devam edecektir”
şeklinde konuştu.
Erçakıca, Türk tarafının “yeni bir ortaklık devleti” için
çalışmaya hazır olduğunu dünyaya beyan ederken, Kıbrıs Rum tarafının bunu
şikayet konusu yapmasının, gerçekte çözüm peşinde koşmak yerine, mevcut durumu
çeşitli bahaneler ileri sürerek sürdürmeyi tercih ettiklerini gösterdiğini
kaydetti.
Rum Ortodoks Kilisesi’nin KKTC’deki kiliselerin durumuyla
ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurma girişimiyle ilgili
değerlendirmesinin sorulması üzerine ise Erçakıca, Kilise’nin Kıbrıs sorununu
dinselleştirme; kiliseyi de siyasal güç haline getirme çabası içinde olduğunu
ifade ederek “Bu bir ‘Haçlı Seferi’ zihniyetidir. Bundan kalan kırıntıları
canlandırarak bir Kıbrıs Türk düşmanlığı yaratmaya çalışıyorlar” dedi.
Sözcü Erçakıca, teknik olarak ise Kıbrıs Rum tarafının AİHM
nezdindeki girişimlerinde gerileme yaşamakta olduğuna işaret ederek bu
girişimi, Kıbrıs sorununu uzatarak, karmaşık hale getirmek ve Kıbrıslı Türkler
ile Türkiye aleyhine kullanmalarının yeni bir örneği olarak değerlendirdi.
Kıbrıs Türk tarafının Kuzey Kıbrıs’taki kiliseler
konusundaki hassasiyetine dikkat çeken Erçakıca, bu yerlerin dini veya
kültürel amaçlarla; kullanım amaçlarına ters düşmeyecek şekilde kullanılmakta
olduğunu vurguladı. “Kullanma en etkin koruma yöntemlerinden biridir” diyen
Erçakıca, kullanılmayanların ise eski eser kapsamında korunduğunu belirtirken
tarihi niteliği bulunmayan çok az sayıdaki yapının, amacı dışında kullanılıyor
olabileceğini; bunlarla ilgili de gerekli önlemlerin alınmakta olduğunu
kaydetti.
Erçakıca, Kıbrıslı Türklere ait ibadet yerlerinin Kıbrıs
Rum devletinin bilinçli yıkımına uğradığını hatırlatarak “Kıbrıs Rum tarafının
bu konuda bize söyleyecek hiçbir sözü yoktur. Bunun hesaplaşma yeri AİHM
olarak öngörülüyorsa orada da gerekli hesaplaşmayı yaparız. Ama bu konuların
oralara taşınması halklar arasında düşmanlık yaratmaktan başka bir yarar
sağlamaz”şeklinde konuştu.
OTONOM KAYIP ŞAHISLAR KOMİTESİ 2008’İN KAZI
PROGRAMINI HAZIRLAMAYA BAŞLADI
Noel, bayram tatili ve yeni yıl dolayısıyla çalışmalarına
15 Aralık’tan itibaren ara veren Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi, 2008 yılı
programını hazırlamaya başladı. Geçtiğimiz yıl programlı kazı çalışmalarını
sürdüren Komite, yıl içinde Türk ve Rum tarafında yapılacak kazılarla ilgili
program üzerinde çalışmaya başladı.
Bugüne kadar münferit acil kazılara ek olarak Türk ve Rum
tarafında birçok toplu mezarda kazı yaptıran Komite, mezarlardan çıkarılan
Türk ve Rum kayıplara ait kalıntıları ailelere teslim etmeye yıl içinde artan
oranda devam edecek.
Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi Türk Üyesi Gülden Plümer
Küçük, 2007 sonu itibarıyla Türk ve Rum toplam 368 kayba ait kalıntılara
ulaşıldığını, bunların 57’sinin kimlik tespitinin ardından ailelere teslim
edildiğini anımsattı.
2004 yılında uygulamaya giren proje uyarınca bugüne kadar 7
milyon dolara yakın bir para harcandığını söyleyen Küçük, bu miktarın 1.5
milyon dolarının Türk, 2.5 milyon dolarının Rum tarafınca, geri kalanın da
bağışlarla karşılandığını belirtti.
Toplam 57 kaybın ailelere teslim edildiği geçtiğimiz yıl
2.5 milyon dolara yakın para harcandığını, 2008 için öngörülen rakamın ise 3.5
milyon dolar olduğunu söyleyen Küçük, finansman ihtiyacındaki artışın,
çalışmaların yoğunlaşması ve daha çok kaybın ailelere teslim edilecek
olmasından kaynaklandığını vurguladı.
GÜL, BUSH İLE KIBRIS KONUSUNU GÖRÜŞTÜ
ABD’ye resmi ziyaret gerçekleştiren Türkiye Cumhurbaşkanı
Abdullah Gül, ABD Başkanı George Bush ile Beyaz Saray’da gerçekleştirdiği
görüşme sonrasında yaptığı açıklamada, Kıbrıs konusunun da ele alındığını
bildirdi.
Türk tarafının 2004 yılındaki referandumda üzerine düşeni
yaptığını, Bush’a çözüm sürecinin hareketlenmesi gerektiğini anlattığını
aktaran Gül, ABD Başkanı’nın da BM sürecini desteklediğini ve BM zemininde
çözüme inandığını kaydetti.
Referandumdan sonra KKTC’ye uygulanan ambargonun
haksızlığına değindiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Gül, “Irak’ta Saddam
Hüseyin rejimine uygulanan ambargonun Kıbrıs Türkleri’ne uygulanamayacağı”
yönündeki görüşüne Bush’un da hak verdiğini belirtti.
Gül görüşmede, BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon ile bir araya
geleceğini hatırlattığını ve ABD yönetiminin de çözüm sürecinin
hareketlendirilmesi konusunda BM’yi teşvik etmesi gerektiğini ifade ettiğini
söyledi.