www.trncinfo.com

make money stuffing envelopes

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti                                                         

Haber  16 Ocak 2008
 

DR. KÜÇÜK ÖLÜMÜNÜN 24’ÜNCÜ YILDÖNÜMÜNDE ANILDI

ERÇAKICA: “İNSAN KAÇAKÇILIĞI İŞBİRLİĞİYLE ÇÖZÜLEBİLİR”

 

 


 
 

DR. KÜÇÜK ÖLÜMÜNÜN 24’ÜNCÜ YILDÖNÜMÜNDE ANILDI

Kıbrıs Türk Halkının Özgürlük Mücadelesi Lideri Dr. Küçük, ölümünün 24’üncü yıldönümü nedeniyle düzenlenen tören ve etkinliklerle anıldı.

Dr. Küçük’ün Anıttepe’deki kabri başında düzenlenen devlet töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Kıbrıs Türk Halkı’nın Özgürlük Mücadelesi Lideri Dr. Fazıl Küçük’ün özgürlük mücadelesi liderliğinden öte bir liderliğe sahip olduğunu ifade ederek, Dr. Küçük’ün İngiliz sömürge döneminde Atatürk İlke ve Devrimleri’ni Kıbrıs Türk halkı arasında uygulayan büyük mücadelesinin unutulamayacağını kaydetti.

Dr. Küçük’ün laikliğe bağlılığının birçok olayda kendini gösterdiğini ve Atatürk İlkeleri’ne bağlılığını kanıtladığını belirten Talat, Dr. Küçük’ün sömürge idaresinde Kıbrıs Türkünün bir toplum haline gelmesinde, birliğinin sağlanmasında ve toplum bilincinin kazanılmasında çok önemli roller üstlendiğini vurguladı.

Dr. Küçük’ün, EOKA’nın şiddet yıllarında Kıbrıs Türk halkının bir araya gelmesi, güçlü bir karşı çıkış ve mücadeleyle Enosis’e meydan vermeyeceğini haykırmasında da büyük bir liderliği olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Talat, Dr. Küçük’ün Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Cumhurbaşkanlığı Muavinliği yaptığı dönemde de Atatürk İlkeleri’nin ve laikliğin yılmaz savunucusu olduğunu anımsattı.

Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıslı Türklerin bugün yine büyük bir mücadele içinde olduğunu ve Dr. Küçük’ün verdiği mücadelenin devamı olarak Kıbrıs Türk halkının, Kıbrıs Rum halkıyla ve Kıbrıs Türk halkının devletinin Kıbrıs Rum devletiyle her anlamda eşitliğini sağlamak için hiçbir tereddüde fırsat vermeden mücadele ettiklerini, çalıştıklarını ve uğraştıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Talat, “Artık İngiliz sömürge döneminin ya da 1963 ile başlayan o karanlık günlerin bir daha tekrarlanmasının mümkün olmadığını çok açık ve net olarak biliyoruz. Bunda da herhangi bir şekilde hiçbir endişe, hiçbir kuşku duymuyoruz” diyerek, Kıbrıs Türk halkının artık gerçek bir halk olduğunu vurguladı.

Kıbrıs Türk halkının bütün dünyanın gözü önünde gerçekleşen Annan Planı referandumuyla kendi geleceğiyle ilgili söz söyleyebilecek tek varlık olduğunu kanıtladığını vurgulayan Talat, Kıbrıs Türk halkının geleceğiyle ilgili söz söyleyebilecek başka hiçbir halk, hiçbir kurum ve hiçbir kuruluşun olamayacağını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Talat, Kıbrıs Türk halkının bir halk olarak geleceğine kendinin karar vereceğini artık tüm dünyanın bildiğini ifade ederek, Dr. Fazıl Küçük’ün en önemli emeli ve en büyük hedefinin de; Kıbrıs Türk halkının kendi kaderini tayin edebilmesi olduğunu söyledi.

Talat, “Bugün dost da düşman da, bütün dünya da bu noktada olduğumuzu ve bu noktadan geri gitmeyeceğimizi görmüştür, anlamıştır ve teslim etmiştir” dedi.

 

ERÇAKICA: “İNSAN KAÇAKÇILIĞI İŞBİRLİĞİYLE ÇÖZÜLEBİLİR”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca, dün düzenlediği haftalık basın brifinginde, kaçak göçmen sorununu ve Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün geçen haftaki ABD ziyaretini ve görüşmelerini değerlendirdi.

Erçakıca basın brifinginde şunları söyledi:

“Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’ün geçtiğimiz hafta Amerika Birleşik Devletleri’ne yaptığı ziyaret son haftanın en önemli gelişmesidir. Sayın Gül, bu ziyaret sırasında, hem ABD yetkililerine, hem de BM Genel Sekreteri Sayın Ban Ki-moon’a Kıbrıs sorununa erken ve kapsamlı bir çözüm bulunması talebimizi iletmiş ve BM Genel Sekreteri’nden bu doğrultuda yeni bir girişim başlatmasını isterken ABD yetkililerinden de bu sürece destek vermelerini talep etmiştir.

Türkiye ve KKTC’nin bir bütün olarak ortaya koyduğu bu inisiyatif ne yazık ki Kıbrıs Rum tarafında rahatsızlık yaratmış görünüyor. Türk tarafının, Kıbrıs sorununun çözümü ile ilgili girişim başlatmak amacıyla harekete geçmesinin, Rum tarafında “atmosfer yaratmak” şeklinde algılandığı yönündeki haberleri hayretle karşıladık.

Türk tarafının girişimleri, soruna çözüm bulma yönündeki niyetinin en somut göstergesidir. Bu yeni girişim başlatılması önerisinin, “atmosfer yaratmak için yapılıyor” şeklinde değerlendirilmesi, Kıbrıs Rum yönetiminin ciddi bir girişim ile ilgilenip ilgilenmediği yolunda şüpheler uyandırmaktadır.

Biz tüm çabamızı ve mesaimizi Kıbrıs’ta acil, adil ve kapsamlı bir çözüm bulunması için harcarken, Kıbrıs Rum tarafı, Kıbrıslı Türklerin izolasyonunu devam ettirmek için uğraşmaktadır. Kıbrıs Rum Dışişleri Bakanı Erato Markulli’nin son aylarda özellikle bölge ülkelerine ve İslam Konferansı Örgütü üyesi ülkelere yaptığı geziler, Kıbrıslı Türklerin dünya ile yeni ilişkiler geliştirmesini engellemeye yöneliktir.

“Kıbrıs Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı” sıfatı kullanılarak Kıbrıslı Türkler aleyhine çalışmalar yapılması ve ziyaret edilen ülkelerin Kıbrıslı Türklerle ilişki kurmalarının, söz konusu ülkelerin Avrupa Birliği ile ilişkilerinin tehlikeye girebileceği şantajı ile engellenmeye çalışılması, hem “Kıbrıs Cumhuriyeti” unvanının, hem de AB üyeliğinin ne denli kötüye kullanıldığının somut bir göstergesidir.

Kıbrıs Rum yönetiminin Kıbrıslı Türklerin izolasyonunu devam ettirme gayretleri, Kıbrıs sorununa kapsamlı bir çözüm bulunmasını arzu eden uluslararası güçler için de öğreticidir. Uluslararası toplum, Şubat sonrasında başlaması beklenen yeni girişimin etkili olmasını ve Kıbrıs Rum tarafının bu sürece katkı koymasını istiyorsa, Kıbrıslı Türklerin izolasyonunu sona erdirme çabalarına destek olmalıdır. Bu doğrultuda atılacak küçük adımların bile, Kıbrıs Rum tarafında büyük bir etki yaratacağı ve sorunun çözümünü erteleme taktiklerinin yararsızlığı konusunda ikna edici olacağı açıktır.

Kıbrıs Rum Dışişleri Bakanı Markulli’nin, Gazimağusa-Lazkiye seferlerinin gerçekleşmemesi olasılığından kendileri için “mutlu son” olarak söz etmesi de nasıl bir anlayış ile karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir.

Ne yazık ki, bize umut veren her gelişme onlar için üzücü; bizi kaygılandıran her gelişme ise onlar için mutlu sayılmaktadır.

Bu anlayışın bir sonucu olarak, Kıbrıs Rum tarafı, Suriye’den KKTC’ye yapılan seferleri durdurabilmek için her konuyu istismar etmektedir. Kaçak göçmenler konusu da bunlardan biridir.

Bu sorun adanın hem kuzeyini hem de güneyini tehdit etmektedir. Örneğin geçen hafta içerisinde, Kuzey Kıbrıs’a yasal yolları kullanarak ve kendi imkanları ile gelmiş olan bir sporcu kafilesinin, Güney Kıbrıs üzerinden Avrupa Birliği’ne sığınma girişimine tanık olurken, güneyde de, burada yaşamakta olan kaçak göçmenlerin sınır dışı edilme olasılığına karşı çeşitli eylemler yaptıklarını öğrendik.

Kaçak göç, dünyanın başlıca sorunlarından biri olarak görülmektedir. Almanya polisi, 10 kaçak göçmenden sadece birinin engellenebildiğini duyurmuştur.

Durum böyle olduğuna göre, kaçak göçü önleme çalışmaları, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ulaşım kanallarını tıkamak için gerekçe yapılamayacağı gibi, bu konuda Kıbrıs Türk makamları ile Kıbrıs Rum makamlarının işbirliği yapması da kaçınılmazdır. Kıbrıs Türk tarafı, bu konuda Kıbrıs Rum makamları ile işbirliği yapmaya hazırdır ve BM Barış Gücü’nün bu konuda yardımcı olmasını talep etmektedir.

Bir kez daha tekrarlamak isteriz ki, Doğu Akdeniz’deki tüm ülkeler gibi Kıbrıs adasını da tehdit eden insan kaçakçılığı, ancak işbirliği ve yardımlaşma ile çözülebilecek bir sorundur ve Kıbrıs Türk tarafı yasa dışı göçün önlenmesi için her türlü işbirliğine hazırdır. Kıbrıs Rum yönetimi hem yeşil hat boyunca etkin önlem almaktan, hem de Kıbrıs Türk makamları ile işbirliği yapmaktan kaçınıp, insan kaçakçılığı suçundaki ihmalkarlığından başkalarını suçlayarak ve bunu siyasi istismar unsuru olarak kullanarak kurtulamayacağını anlamalıdır.”

İTALYAN PARLAMENTOSU ÜYESİ MİLLETVEKİLİ TURCO İLE İTALYAN RADİKAL PARTİ GENEL KONSEYİ ÜYESİ PERDUCA KKTC VATANDAŞLIĞINA MÜRACAAT ETTİ

BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI DOÇ.DR. SAYIN TURGAY AVCI’NIN 19 TEMMUZ 2007 TARİHİNDE YABANCI BASIN MENSUPLARI ONURUNA VERDİĞİ KAHVALTI TOPLANTISINDA YAPMIŞ OLDUĞU KONUŞMA METNİ
(19.07.07)

1963-1974 YILLARI ARASINDA rum saldırıları sonucunda GERÇEKLEŞEN NÜFUS HAREKETLERİNİ VE KIBRISLI TÜRKLERİN GÖÇ ETTİRİLDİĞİ KÖYLERİ GÖSTEREN KIBRIS HARİTASI

RUM YAZAR RUM VAHŞETİNİ ANLATIYOR

GÜNEY KIBRIS'TAKİ TÜRK KÖYLERİNİN DURUMU