ERÇAKICA: RUM
TARAFININ, YENİ SÜREÇ KONUSUNDA CESARETLENDİRİCİ HİÇBİR AÇIKLAMA VEYA TAVRI
YOK
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü
Hasan Erçakıca, gerek AB, gerek BM düzeyindeki tüm girişimleri engelleyici bir
tavır içine giren Kıbrıs Rum tarafının yeni girişim konusunda açık bir tavır
sergilemediğine dikkat çekti. Erçakıca, “Güney Kıbrıs bir seçim sürecinden
geçmektedir. Ne var ki bu seçim süreci engelleyici girişimlere engel olmazken,
yeni süreç konusunda cesaretlendirici hiçbir açıklamaya veya tavra neden
olmaması ise anlamlıdır” dedi.
Erçakıca, dün düzenlediği
haftalık basın brifinginde şöyle konuştu:
“Geçtiğimiz hafta, Kıbrıs
Rum tarafının devam eden “engelleyici” girişimlerine tanıklık ettik veya bu
girişimlerden haberdar olduk.
Avrupa Parlamentosu
Dilekçeler Komitesi’nin Maraş ile ilgili raporu Kıbrıs Rum tarafında tepki ile
karşılandı ve bu raporun resmiyet kazanmasının önlenmesi için çeşitli
girişimler başlatıldığı duyuruldu.
AP Dilekçeler Komitesi’nin
Kıbrıs’a yaptığı ziyaret sonrasında hazırlanan rapor, şu anda henüz daha bir
taslak halindedir. Bu taslak rapora, Kıbrıs sorunu ile ilgili gerçekler, tam
anlamı ile yansımış değildir. Ne var ki, taslak raporun Kıbrıs Rum tarafının
görüşlerini tam anlamı ile yansıtmaması ve Kıbrıs Rum tarafının görüşlerinden
bazı farklılıklar içermesi bile Kıbrıs Rum tarafında büyük bir tartışmaya,
Kıbrıslı Rum liderlerin birbirlerini suçlamaya başlamasına neden olmuştur.
Raporun içeriği veya
resmileşip resmileşmeyeceği bir yana, bazı farklı görüşlerin rapor taslağında
yer almasının yarattığı tartışma, başta Avrupa Birliği olmak üzere
uluslararası toplumun nasıl davranması gerektiği konusunda öğretici olmuştur.
AB veya uluslararası toplumun diğer unsurlarının biraz olsun tarafsız
davranmaya başlamaları, Kıbrıs Rum uzlaşmazlığının kırılması için başlangıç
olabilecektir. Bu raporun yarattığı tartışmalardan alınması gereken en önemli
ders budur. Bu doğrultuda atılabilecek adımlar, Şubat sonrasında başlaması
beklenen girişimin başarı şansını da artıracaktır.
Bu arada, Kıbrıs Rum
tarafının diğer bir engelleyici girişimine daha tanık olduk. Kıbrıslı Rum
lider Tasos Papadopulos, Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’ün Amerika
gezisinin, özellikle BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon ile görüşmesinin
etkilerini ortadan kaldırmak için ziyaret öncesinde Ban Ki-moon’a bir mektup
göndermiştir. Bu mektubun içeriği tam olarak bilinmemekle birlikte, mektubun
Sayın Gül’ün temaslarının etkisini azaltmayı amaçladığı bizzat Kıbrıslı Rum
yetkililer tarafından duyurulmuştur.
Herkesin bildiği gibi,
Sayın Gül’ün Amerika temaslarında, özellikle BMGS Ban Ki-moon ile
görüşmesinde, Türk tarafının yeni bir uluslararası girişim için istekli olduğu
BMGS’ne bir kez iletilmiş ve bunun için harekete geçmesi istenmiştir. BM
yetkililerinin yeni bir girişim için tarafların isteklilik göstermesini bir
önkoşul olarak defalarca ortaya koymuş olmaları dikkate alındığı zaman, Türk
tarafının bir bütün olarak, beklenen yeni girişimin önkoşullarından birini
yerine getirdiği, Papadopulos’un ise bunu engellemeye çalıştığı rahatlıkla
söylenebilir.
Türk tarafının bu yeni
girişim konusunda istekli olduğunun defalarca açıklanmış olmasına ve bu
isteklilik daha önce Sayın Cumhurbaşkanımız ve son olarak da Türkiye
Cumhurbaşkanı tarafından BM Genel Sekreteri’ne bizzat iletilmiş olmasına
karşılık, Kıbrıs Rum tarafının bu konuda açık bir tavır sergilemekten
kaçındığına da dikkatinizi çekmek isteriz.
Güney Kıbrıs’ın bir seçim
sürecinden geçmekte olduğunu biliyoruz. Ne var ki, bu seçim sürecinin
“engelleyici” girişimlere engel olmazken, yeni süreç konusunda
cesaretlendirici hiçbir açıklamaya veya tavra neden olmaması ise anlamlıdır.”
KAYIPLARLA
İLGİLİ ÇALIŞMALAR...
KİMLİK TESPİTİ TAMAMLANAN 6 TÜRK VE 8 RUM KAYIP DAHA AİLELERİNE TESLİM
EDİLİYOR
Kıbrıs’taki Türk ve Rum
kayıpların bulunması için uzun süreden beri kazı ve kimlik tespit
çalışmalarını sürdüren Otonom Kayıp Şahıslar Komitesi, kimlik tespiti
tamamlanan 6 Türk ve 8 Rum’u daha ailelerine teslim ediyor. Böylece, ailelere
teslim edilen kayıp sayısı 25’i Türk olmak üzere 71’e ulaşacak.
Otonom Kayıp Şahıslar
Komitesi’ndeki Türk Üye Gülden P. Küçük’ten alınan bilgiye göre, kimlik
tespiti tamamlanan 14 kayıpla ilgili olarak ailelere bilgi verilmeye başlandı.
Talep eden ailelerin defin işleminden önce Ara Bölge’deki merkezde kayıplarını
görme imkânı bulunduğunu anlatan Küçük, defin işlemlerinin münferit
yapılacağını ve tamamen ailelerin inisiyatifinde olduğunu anlattı. Bu nedenle
ortak bir defin tarihi olmadığını söyleyen Küçük, kayıplarıyla birlikte
ailelere DNA ve patoloji raporunun, ayrıca defin masrafları için 2 bin 400
dolar verildiğini anımsattı.
Kimlik tespiti tamamlanan
6’sı Türk, 8’si Rum 14 kaybın daha ailelere verilmesiyle birlikte bugüne kadar
ailelerine teslim edilen kayıp sayısı 71’e ulaşmış olacak.
Otonom Kayıp Şahıslar
Komitesi, 14 kaybın tesliminin ardından kısa bir süre sonra yeni bir grubu
daha ailelere teslim etmeyi planlıyor.
Bu arada Kuzey ve Güney’de
planlı mezar kazıları da sürüyor.
Kuzey’de Girne ve Haspolat
bölgelerinde iki ayrı kazı yapılırken, Güney Kıbrıs’ta kazılar yaklaşık 3
aydan beri Yerasa bölgesinde devam ediyor. Taşkent şehitlerinin arandığı bu
bölgedeki kazıların, bölgenin özelliği nedeniyle zaman aldığı belirtiliyor.
Yerasa bölgesindeki kazılarda aranan 42 Taşkent şehidinden yaklaşık 30’unun
bulunduğu, geri kalanların da bulunması için kazıların aralıksız devam ettiği
belirtiliyor.
Geçtiğimiz günlerde
Karpaz’da bulunan 2 kayıpla birlikte Türk ve Rum toplam 370 kayba ait
kalıntılara ulaşılırken, kimlik tespitinin ardından tümü ailelere teslim
edilecek.