DIŞİŞLERİ
BAKANI AVCI: “KKTC KESİNLİKLE KAÇAKLARIN YA DA ÖZELLİKLE KARA PARA KONUSUNDA
ARANAN KİŞİLERİN SAKLANDIĞI BİR ÜLKE OLAMAZ”
Başbakan Yardımcısı ve
Dışişleri Bakanı Turgay Avcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, suçların
önlenmesi ve diğer tüm konularda Kıbrıs Rum kesimine işbirliği çağrısı
yaptıklarını, ancak Rum tarafının kendileriyle hiçbir konuda işbirliği
yapmadığını kaydetti.
Avcı, İngiltere’de 2 yıl
önce yapılan bir soyguna karışan çete üyelerinden bazıların KKTC’de olduğuna
dair iddiaların İngiliz basınında yer almasıyla ilgili olarak da adı geçen
çete üyelerinin ülkeye giriş çıkış yapmadığının resmi kayıtlarla da tespit
edildiğini belirterek, İngiliz polisini, elinde farklı bir belge varsa
işbirliğine çağırdı.
Avcı, özellikle son
dönemlerde, İngiliz basınında KKTC’nin “suç cenneti” ve “kara para aklama
merkezi” olarak gösterilmeye çalışıldığına işaret ederek, KKTC olarak bu
konularda çok hassas olduklarını ve bu konuda asla taviz vermeyeceklerini
söyledi.
Turgay Avcı, şöyle
konuştu:
“KKTC kesinlikle
kaçakların ya da özellikle kara para konusunda aranan kişilerin saklandığı bir
ülke olamaz. Bizler bu küçücük ülkede, bütün güvenlik güçlerimizle, bütün
hükümetimizle, tüm altyapımızla birlikte bu tür kaçakların buraya girememesi,
girenlerin de süratle tutuklanıp geri iadesi için çalışmalarımız her zaman
olmuştur.”
İngiltere ile KKTC
arasında suçluların iadesi anlaşması olmadığını, bunun kendilerinden
kaynaklanmadığını kaydeden Turgay Avcı, “Biz her ülkeyle bu tür bir sözleşme,
bir protokolün imzalanması taraftarıyız. Ancak İngiliz hükümeti KKTC’yle,
politik nedenlerden dolayı böyle bir iade protokolü imzalamamıştır” dedi.
Birçok ülkede olduğu gibi,
kaçakların, mahkumların ya da kara paranın sokulması girişimlerinin
olabileceğini ifade eden Avcı, “Ancak KKTC olarak bu konuda çok hassasız ve bu
konuda hiçbir imkana taviz vermeyiz” dedi.
ERÇAKICA:
“BM’DEN BİR HEYET MART AYINDA BÖLGEDE BİR DEĞERLENDİRME ZİYARETİ YAPACAK”
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü
Hasan Erçakıca, Mart ayı içinde BM Genel Sekreteri tarafından görevlendirilmiş
bir heyetin bölgede bir değerlendirme ziyareti yapacağını söyledi.
Erçakıca dün düzenlediği
haftalık basın brifinginde, BM Genel Sekreteri’nin Siyasi İşlerden Sorumlu
Yardımcısı Lynn Pascoe’nun olası Kıbrıs ziyaretiyle ilgili soruya, “Ziyaret
kesinleşmedi, ancak az çok şekillendi” yanıtını verdi.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali
Talat’ı ziyaret eden, BM Güvenlik Konseyi üyesi ülkelerin büyükelçileri başta
olmak üzere, bütün diplomatların bu çerçeve üzerinde durduğuna işaret eden
Erçakıca, ziyaretle ilgili düzenlemelerin kesinleşmesi için, Güney Kıbrıs’ta
yapılacak başkanlık seçimlerinin tamamlanmasının beklendiğini belirtti.
Hasan Erçakıca, BM’nin
gerçekleştireceği ziyaretin bir değerlendirme ziyareti olacağını belirterek,
bunun yeni bir girişime yol açıp açmayacağının ve bu girişimin nasıl
olacağının bu değerlendirme sonrasında ortaya çıkacağını kaydetti.
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü
Hasan Erçakıca, Türk tarafının bu ziyaretin gerçekleşmesini isteyip,
beklediğini söyledi.
Öte yandan Erçakıca,
Kıbrıs konusunda önümüzdeki haftalarda başlayacak yeni süreçten verim
alınabilmesi için Kıbrıs Türkleri’nin Avrupa Birliği ile Birleşmiş Milletler’e
yönelik güvensizliğinin ortadan kaldırılması gerektiğini de söyledi.
Kıbrıs Türk halkına
verilen sözlerin tutulacağına ilişkin ciddi bir güven sağlanmadan, Kıbrıs Türk
halkının bu yeni sürece tam anlamıyla katılıp, destek vermesinin kolay
olmayacağını kaydeden Erçakıca, AB üyeliğini Kıbrıslı Türklere ve Türkiye’ye
karşı kullanarak Kıbrıs sorununa kendi istediği gibi bir çözüm dayatma peşinde
olan Rum tarafı karşısında Kıbrıslı Türkler’in haklarının kutsal bir hak gibi
korunması gerektiğini belirtti.
Hasan Erçakıca,
Eurobarometre 68’in Kıbrıs Türk halkının Avrupa Birliği’ne ve Birleşmiş
Milletler’e olan güveninin azalmakta olduğu sonuçlarını ortaya koyduğu
göstergelerinin, bundan sonra atılması gereken adımların neler olması
gerektiği konusunda öğretici olması gerektiğini belirtti.
Kıbrıs Türk halkının bu
noktaya gelmesine, 2004 referandumundan sonra yaşanan gelişmelerin neden
olduğunu kaydeden Erçakıca, “Kıbrıslı Türkler, 2004 referandumu sonrasında,
özellikle izolasyonların kaldırılması konusundaki ilerlemenin yetersiz
kalmasının etkisi altında bulunmaktadırlar. Bu nedenle Avrupa Birliği’ne olan
güven yüzde 32’ye gerilerken, AB üyeliğine ilgi hala daha yüzde 59 gibi yüksek
bir düzeyde devam etmektedir” dedi.
Kıbrıslı Türkler’in yüzde
72’sinin AB’de dikkate alınmadığını düşündüğüne işaret eden Erçakıca,
sonuçları, nedenleriyle birlikte değerlendirmek gerektiğini kaydetti. Hasan
Erçakıca, şöyle devam etti:
“Bu veriler ışığında, bu
yeni süreçle birlikte, Kıbrıs Türk halkı üzerindeki izolasyonların
kaldırılması amacıyla yapılacak olan çalışmaların ve Kıbrıs Türk halkının;
sesini dünyada duyurmasının, kendi haklarını bizzat kendinin savunmasını
kolaylaştıracak şekilde her platformda söz sahibi olmasının zemini de
hazırlanmalıdır.”
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü
Hasan Erçakıca, Kıbrıs Rum tarafındaki seçimlerin, seçim sonuçları ve seçim
kampanyalarında Kıbrıs Rum halkına sunulan siyasi yaklaşımların, Kıbrıs
sorununun önümüzdeki dönemde nasıl gelişeceğini yakından ilgilendirdiğini
söyledi.
Seçim kampanyası sırasında
söylenen her şeyi değerlendirmeye çalışmanın önümüzdeki haftalarda
gerçekleşmesi beklenen uluslararası girişimi olumsuz yönde etkileyebileceğine
işaret eden Erçakıca, “Ne var ki Kıbrıslı Rum lider Papadopulos’un önümüzdeki
dönemde, Türkiye’nin AB üyeliği sürecini değerlendirirken, ‘Türkiye’ye
bedeller yaratmaya’ çalışacağına ilişkin sözlerine dikkat etmek ve uyarı
yapmak zorundayız” dedi.
Erçakıca, şöyle devam
etti:
“Kıbrıs Rum tarafının;
haksız yere elde edilmiş bulunan Avrupa Birliği üyeliğini Kıbrıslı Türklere ve
Türkiye’ye karşı kullanarak Kıbrıs sorununa kendi istediği gibi bir çözüm
dayatma peşinde olduğu ve bu nedenle, BM iyi niyet misyonu çerçevesinde iki
lider arasında sürdürülmesi gereken taraflar arası görüşmelere ilgi
göstermediği ve hatta bu süreci verimsiz hale getirmek için elinden geleni
yaptığı bilinmektedir.
Seçim kampanyasında
önümüzdeki döneme ilişkin olarak ortaya konulan yaklaşımlar, bu tutumun devam
ettirileceği mesajını taşımaktadır. Bu tutumun devam etmesi, önümüzdeki
haftalarda başlaması beklenen ve Kıbrıs sorununa BM zeminindeki görüşmeleri
yeniden başlatarak çözüm bulmayı amaçlayacak olan uluslararası girişimi
olumsuz yönde etkileyecektir.”