CUMHURBAŞKANI EROĞLU, AP ÜYESİ
GANTZER’İ KABUL ETTİ...
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Almanya’nın Bavyera
eyaleti Avrupa Parlamentosu (AP) Üyesi Peter Paul Gantzer’i kabul etti.
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ziyarette yaptığı
konuşmada, Avrupa Parlamentosu Bavyera temsilcisinin KKTC’yi ziyaret
etmesinden memnuniyet duyduklarını söyledi.
Gantzer’in iki buçuk yıl önce Güney Kıbrıs’ı da
ziyaret ettiğini ifade eden Eroğlu, Gantzer’in Güney’de Kıbrıs konusunda
yapılan propagandanın doğru olmadığını düşündüğü için KKTC’yi de ziyaret
ettiğini belirtti.
Gantzer’in ilk intibasının KKTC’nin demokratik bir
ülke olduğu ve seçimlerin demokratik bir şekilde yapıldığı yönünde olduğunu
dile getiren Cumhurbaşkanı Eroğlu, Gantzer’in kendisini Cumhurbaşkanlığı’na
seçilmesinden dolayı tebrik ettiğini kaydetti.
Eroğlu, Gantzer’in KKTC ile ilgili izlenimlerini
ülkesine döndüğü zaman anlatacağını da söyledi.
Avrupa Parlamento Üyesi Peter Paul Gantzer de, 6 yıl Bavyera Parlamentosu
Başkan Yardımcılığı yaptığını ve şu anda parlamento üyesi olduğunu söyledi.
İki buçuk yıl önce Güney Kıbrıs’a gittiğini ifade
eden Gantzer, Güney’de kendisine inanmakta güçlük çektiği birçok şey
söylendiğini ve bunun üzerine KKTC Fahri Temsilcisi’ne Kuzey Kıbrıs’ı
ziyaret etmek istediğini söyleyerek bir ziyaret organize etmesini rica
ettiğini anlattı.
Her iki tarafın da ne söylediğini duymak
istediğini dile getiren Gantzer, Kuzey Kıbrıs’a direkt uçuş olmadığını
gördüğü zaman şaşırdığını ve Kuzey Kıbrıs’ın izolasyonlar altında olduğunu
fark ettiğini vurguladı.
Bunun insan haklarına aykırı bir durum olduğunu
belirten Gantzer, dünyadaki tüm insanların eşit olduğunu fakat Kıbrıs’taki
durumun böyle olmadığını dile getirdi.
Gantzer, Almanya’ya geri döndüğü zaman oradaki
halka Kıbrıs’taki bir çok şeyin doğru olmadığını söyleyeceğini vurguladı.
DIŞİŞLERİ BAKANI ÖZGÜRGÜN: “RUM TARAFI
DOĞRUDAN TİCARET TÜZÜĞÜ SÜRECİNİ TIKAMAK İÇİN DÖRT KOLDAN ÇABA GÖSTERİYOR”
Başbakan Vekili, Dışişleri Bakanı Hüseyin
Özgürgün, AB Komisyonu’nun Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nü görüşülmek üzere
Avrupa Parlamentosu’na göndermesiyle başlayan süreçte, Rum tarafının bu
süreci tıkamak amacıyla dört koldan çaba gösterdiğini, AB yetkililerine
baskı uygulamaya çalıştığını ve tüzüğün kabulünü şartlara bağlayarak
imkânsızlaştırmayı amaçladığını belirtti.
Özgürgün, Rum tarafının Türkiye-AB üyelik sürecini
tehdit ettiğinin gözlemlendiğini ve bu tüzüğün kabulünü koşullara bağlamak
suretiyle imkânsız hale getirme çabasına girdiğini ibretle izlediklerini
kaydetti.
Özgürgün yaptığı yazılı açıklamada, Rum tarafının
kapsamlı bir çözüm planının ayrılmaz unsurlarından biri olan Maraş konusunu
gündeme getirerek, Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün kabulünü Maraş’ın iadesine
bağlamaya çalıştığını ifade etti. Rum Meclisi’nin Maraş’ın iadesi konusunda
geçtiğimiz günlerde almış olduğu kararın tesadüf olmadığını belirten
Özgürgün, Maraş’ın iadesini “Türkiye’nin sorumluluğu” gibi göstermeye
çalışan bu kararın altında Rum tarafının, Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nü, Maraş
konusunun da içinde bulunduğu bir paket haline getirmeye çalışarak, Türk
tarafının hiçbir surette kabul etmeyeceği bir pazarlık sürecine itmeye
çalışma hedefi bulunduğunu kaydetti.
Rum tarafının böylelikle Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nü öldürmeyi amaçlamadığını
ifade eden Özgürgün, Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün kabulünün AB’nin vermiş
olduğu sözlerin gereği olduğunu ve Kıbrıs Türk tarafının bu tüzüğün kabulü
amacıyla herhangi bir tavizde bulunmasının beklenemeyeceğini vurguladı.
Rum Dışişleri Bakanı Markos Kiprianu’nun, konuyu
bir kez daha Türkiye-AB ilişkilerine endeksleme çabasıyla Brüksel’de
temaslarda bulunduğuna da dikkat çeken Özgürgün, Kiprianu’nun Doğrudan
Ticaret Tüzüğünün kabulü durumunda Türkiye’nin AB müzakere sürecine dair
başlıkların açılmasına onay vermeyeceği tehdidini açıklıkla dile getirmekten
çekinmediğini belirtti.
Özgürgün “Rum tarafının bu tehditleri
savurabilecek cesarette olabilmesi AB’nin tavizkar politikalarının
neticesidir ve bu adaletsiz tutumun devam etmesi de sabrımızı
taşırmaktadır.” ifadelerini kullanarak Rum Yönetiminin tehdit ve baskılarına
bu kez AB’nin boyun eğmeyeceğini umut ettiklerini söyledi.
Özgürgün şöyle devam etti:
“Aksi takdirde, Kıbrıs Türkünün, AB kurumlarına ve
üye ülkelere güvenini tamamen yitirmesi ve Avrupa Birliği’nin Kıbrıs’ta 2004
yılında yapmış olduğu siyasi hata benzeri bir hatayı işlemesi kaçınılmaz
olacaktır.
Kıbrıs Türk halkı, Rum tarafının şımarık
taleplerine ‘hayır’ demeye muktedir AB’nin bu süreçte adil olmayı
başarmasını ve böylelikle Kıbrıs Türkünün yönelik izolasyonun sona
erdirilmesi doğrultusunda ivedilikle somut adımlar atmasını beklemektedir.”
RUMLAR TAŞINMAZ MAL KOMİSYONU'NA
YÖNELDİ
Taşınmaz Mal Komisyonu’na 1974 öncesinde Kuzey’de
kalan malları için Rumlardan gelen başvuru sayısı bugün itibarıyla 520’ye
ulaştı. Bu dosyalardan 108’i karara bağlanırken, Rumlara toplam 43 milyon
Sterlin tazminat ödendi.
Yabancıların da görev aldığı mahkeme statüsündeki
Komisyon, başvuru dosyalarından 104’ünü karşılıklı anlaşmayla, 4’ünü de
duruşma yoluyla sonuçlandırdı. Bu dosyalardan çoğunluğu tazminatla karara
bağlanırken, Komisyon kurulduğu günden bugüne 2 de takas kararı aldı.
Bugüne kadar Rumlara iadesi karara bağlanan
taşınmaz mal sayısı ise 8. Bunlardan biri malın bir kısmını kapsıyor, biri
de çözümden sonra iadeyi öngörüyor.
Komisyon’un karara bağlanan dosyalar için ödediği
tazminat miktarı ise 43 milyon Sterlin.
Mahkeme statüsünde görev yapan ve Anayasal
bağımsız bir kuruluş özelliği taşıyan Komisyon, Sümer Erkmen başkanlığında
Güngör Günkan, Ayfer Erkmen, Hans C. Kruger, Romans Mapolar ve Daniel
Tarschys'ten oluşuyor.