BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI DOÇ. DR. TURGAY AVCI’NIN AÇIKLAMASI
Rum Dışişleri Bakanı Lillikas’ın son zamanlarda çeşitli vesilelerle yapmakta olduğu açıklamalar Güney Kıbrıs Rum yönetiminin Kıbrıs sorununa çözüm karşıtı yaklaşımını bir kez daha gözler önüne sermektedir.
Lillikas, Kıbrıs Türk halkını eşit ortakları olarak değil de azınlık olarak göstermeye çalışmakla, Kıbrıs’ta iki halkın siyasi eşitliğini açıkça inkar etmektedir. Hiç şüphesiz, bu yöndeki söylemler, Kıbrıs Rum liderliğinin, Kıbrıs sorununa BM parametreleri çerçevesinde kapsamlı bir çözüme varılması niyetinden ne kadar uzak olduğunu göstermektedir. Sözkonusu yönetim, “ozmosis” politikaları doğrultusunda Kıbrıs Türk halkını sadece Kıbrıs Rum halkını temsil eden sözde “Kıbrıs Cumhuriyeti” hükümranlığı altında eritme gayretindedir. Kıbrıs’ta kalıcı bir anlaşmaya varılmasının yolu Rum tarafının siyasi eşitliğimizi kabul etmesinden geçer. Bu gerçek, başta BM eski Genel Sekreteri Kofi Annan olmak üzere, defaten ilgili tüm üçüncü taraflarca da vurgulanmaktadır.
Lillikas, ayrıca, Kıbrıs Türk tarafının “ayrılık peşinde koştuğu” yönünde gülünç Rum iddialarına devam etmektedir. Kıbrıs Türk halkı Kıbrıs’ta kapsamlı bir anlaşmaya varılması yönünde çaba gösteren çözüm yanlısı taraf olduğunu Annan Planına verdiği destekle açıkça göstermiştir. Annan Planı Rum tarafınca reddedilmiş ve Kıbrıs’ta kapsamlı çözüme varılamamıştır. Bu olumsuz gelişmeye rağmen, Kıbrıs Türk tarafı iyi niyetle çözüm girişimlerini sürdürmüştür. Kıbrıs Türk tarafı olarak 8 Temmuz mutabakatının ve BMGS Yardımcısı Gambari’nin 15 Kasım 2006 tarihinde taraflara sunduğu, kapsamlı çözüm amaçlı görüşmelerinin 2007 yılının ilk çeyreğinin sonunda başlaması yönündeki yol haritasının hayata geçirilmesi önündeki taahütümüzü davranışlarımızla kanıtlamaya devam ettiğimiz bir dönemde Rum liderliğinin redçi politikalarını sürdürmeleri üzüntü vericidir. Lillikas ve diğer Kıbrıs Rum yetkililer, yapmış oldukları beyanatlarla 2007 yılını da sudan bahanelerle harcayarak görüşme masasına oturmayacaklarını tekrarlamaktan çekinmemektedirler.
Bilindiği üzere, GKRY AB’nin gündeminde bulunan Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nü de kıbrıs Türk tarafı açısından kabul edilmez unsurlar içerecek şekilde kendi tezleri doğrultusunda kabul ettirme amacıyla çabalarını sürdürmektedir. Doğrudan Ticaret Tüzüğü bizim limanlarımızdan AB üyesi ülkelere doğrudan ticaret imkanı sağladığı takdirde anlamlı olacaktır. Nitekim, AB Komisyonu da sözkonusu Tüzük taslağını bu anlayış ve AB’nin 26 Nisan kararının amacına uygun olarak hazırlamıştır. Bu anlayış ve amaca hizmet etmeyen bir Tüzük, Kıbrıs Türk tarafınca kabul edilemez.
Bu vesileyle bir kez daha vurgulamak isteriz ki, Kıbrıs Türk tarafı Ada’da siyasi eşitliğe ve iki bölgeliliğe dayalı kapsamlı bir çözümün bulunması çabalarını desteklemektedir, bu yönde üzerine düşeni yapmaktadır ve yapmaya da devam edecektir. Rum liderliğini Ada’daki gerçekleri gözardı eden retçi politikalarına bir son vermeyi, siyasi eşiti Kıbrıs Türk tarafıyla görüşme masasına oturarak, Kıbrıs’ta kalıcı ve kapsamlı bir anlaşmaya yönelik müzakerelerin zaman kaybetmeden başlatılması yönünde üzerine düşeni yapmaya davete ederiz.
5 Şubat 2007, Lefkoşa.