BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI DOÇ. DR. TURGAY AVCI’NIN AÇIKLAMASI

Avrupa Birliği Komisyonunca Türkiye’ye ilişkin hazırlanan ve 6 Kasım 2007 tarihinde yayınlan İlerleme Raporu ve Stratejik Belge’de yeralan Kıbrıs hakkındaki değerlendirmeler Kıbrıs Türk tarafının beklentileriyle ve adamızdaki gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Özellikle Kıbrıs Türk halkına uygulanan insanlık dışı izolasyonlara gerektiği gibi değinilmemiş olması ciddi ve önemli bir eksiklik olarak dikkat çekmektedir.

AB, Kıbrıs Türk halkına uygulanan izolasyonların kaldırılmasına ilişkin 26 Nisan 2004 tarihinde aldığı karar uyarınca hazırlanan Doğrudan Ticaret Tüzüğünün, Kıbrıs Rum tarafının engellemeleri nedeniyle halen askıda olduğu gerçeğine anılan raporda yer verilmemiş olması kabul edilebilir bir tutum değildir. Bunun yanında, kısa bir süre önce AB Komisyonu tarafından Yeşil Hat Tüzüğüne ilişkin hazırlanan raporda iki taraf arasındaki ticaretin Kıbrıs Rum tarafınca engellenmeye çalışıldığı açıkça belirtilmişti. Ancak, Komisyonunun Türkiye’ye ilişkin hazırladığı raporunda bu hususa değinilmemiş olması anlaşılır değildir.

Türkiye’nin AB üyelik süreci ile Kıbrıs konusunun birbirinden ayrı konular olduğunun bir kez daha vurgulanmasında yarar görmekteyiz. Kıbrıs Rum liderliği Türkiye’nin üyelik sürecini istismar ederek, tek taraflı tavizler koparmaya çalışmaktadır. Uzun geçmişi olan AB-Türkiye ilişkilerine zarar verebilecek GKRY’nin bu tutumuna itibar edilmemesi önem taşımaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin ortaya koyduğu yeni açılımları ise, özellikle Ocak 2006 tarihli Eylem Planı, mevcut zorlukların aşılması ve yeni fırsatlar yaratılmasında olumlu girişimler olarak değerlendirilmelidir.

Komisyonun, “görüşmelerin başlatılması için Kıbrıs Türk ve Rum taraflarına çabalarını hızlandırmaları hususunda çağrı yapması” gerçeklerle bağdaşmayan ve hakkaniyet ölçülerine sığmayan bir yaklaşımdır. 5 Eylül 2007 tarihinde liderler arasında yapılan görüşmede Kıbrıs Türk tarafının yaptığı yapıcı öneriler ortadayken, böyle bir yaklaşımın ortaya konulması düşündürücüdür. Kıbrıs Türk tarafı iki veya iki buçuk ayı geçmeyecek hazırlık döneminden sonra tam teşekkülü görüşmelerin başlamasını ve 2008 yılına kadar Kıbrıs konusuna kapsamlı bir çözüm bulunmasını önermiştir. Hal böyle iken, yapıcı önerilerde bulunan Kıbrıs Türk tarafının Rum Yönetimi ile aynı kefeye konması, AB’nin Rum yanlısı politikalar izlemekte devam ettiğinin en açık göstergesidir.

Bu vesileyle, Kıbrıs Türk tarafı olarak Kıbrıs’ta bir anlaşmaya varılması için BM Genel Sekreterinin iyi niyet misyonu çerçevesinde kapsamlı müzakerelerin başlamasını desteklemeye devam ettiğimizi bir kez daha yinelemek isteriz.

9 Kasım 2007, Lefkoşa