BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI DOÇ. DR. TURGAY AVCI’NIN AÇIKLAMASI

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin yeni Dışişleri Bakanı Markos Kiprianu’nun bir Rum gazetesi ile yaptığı söyleşide kapsamlı çözüm müzakerelerinin başlaması durumunda 2008 yılı sonuna kadar bir çözüm bulunmasını öngörmediği yönündeki ifadeleri Rum tarafının çözüm istencine sahip olmadığı yönündeki endişelerimizi teyit etmektedir. Taraflar arası müzakerelerin 2008 sonu gibi makul bir süre zarfında sonuca ulaşması gerektiği tüm ilgililerce kabul edilmesine rağmen Hristofyas yönetimi yetkililerinin açıklamalarında sergiledikleri yaklaşım gerçekten ümit kırıcıdır.

Şimdiki Rum yönetiminin de eskisiyle aynı görüşleri paylaştığı, Kiprianu’nun son günlerde yapmakta olduğu açıklamalarla bir kez daha teyit edilmiştir. Kiprianu’nun ifadelerinden de görüldüğü gibi, Rum tarafının 2008 yılında bir anlaşmaya varılmasını benimsemediği anlaşılmaktadır.

Kiprianu’nun yabancı ülke Dışişleri Bakanları ile yapmakta olduğu temaslar sırasında ortaya koyduğu görüşleri de maalesef aynı doğrultudadır. Bu yaklaşım bir anlaşmaya varılması için hayati öneme haiz olan güven ortamının tesis edilmesine yardımcı olmamakta, bilakis güven bunalımını daha da derinleştirmektedir.

Kıbrıs Rum liderliği tarafından 8 Temmuz sürecine ilişkin yapılan açıklamalar da bu yönetimin BM parametreleri çerçevesinde bir anlaşmaya istekli olmadığını ve bu süreci bir araç olarak değil bir amaç olarak görmeye devam ettiğini göstermektedir.

Rum tarafının öngördüğü süresi belirsiz müzakere sürecinin adadaki çözümsüzlüğün derinleşmesine yol açacağı ortadadır. Gayri meşru yollardan silah zoru ile gasp etmiş olduğu ve yıllardır haksız bir şekilde kullanmayı sürdürdüğü sözde “Kıbrıs Cumhuriyeti” ünvanı ile Avrupa Birliği’ne tek taraflı olarak alınan Rum Yönetiminin esas gayesinin çözüm sürecini yıllara yayarak izolasyonlar yoluyla Kıbrıs Türk halkının ekonomik ve sosyal yönden çıkmaza girmesini sağlamak olduğu anlaşılmaktadır.

Bilinmelidir ki Kıbrıs Türk tarafı buna asla izin vermeyecektir. İki halkın siyasi eşitliğine, iki bölgeliliğe ve kurucu devletlerin eşit statüsüne dayalı, Türkiye’nin etkin ve fiili garantisini içinde barındıracak yeni bir ortaklığa Kıbrıs Türk tarafı her zaman hazırdır. Bunun için de gereken iyi niyeti halihazırda göstermektedir ve göstermeye de devam edecektir. Kıbrıs’ta bir anlaşmaya varılmasını Kıbrıs Türk halkı hala en iyi alternatif olarak değerlendirmektedir. Ancak Kıbrıs Rum tarafının olumsuz tavrının değişmesini de sonsuza kadar bekleyemeyeceğimiz bir gerçektir. Rum liderliği Kıbrıs Türkü’nün siyasi arenada alternatifsiz olduğu gafletine düşmemelidir.

12 Mart 2008, Lefkoşa