BAŞBAKAN YARDIMCISI VE DIŞİŞLERİ BAKANI DOÇ. DR. TURGAY AVCI’NIN AÇIKLAMASI
Rum Dışişleri Bakanı Erato Kozaku Markulli’nin Türkiye’nin Avrupa Birliği sürecine ilişkin yaptığı açıklama, Kıbrıs Rum tarafının Türkiye’nin AB üyelik sürecini Türk tarafının aleyhine kullanılacak bir unsur olarak gördüğü gerçeğini bir kez daha teyit etmiştir. Bayan Markulli’nin tehditkar tavırları, Kıbrıs’ta bir uzlaşıya varmadan önce Kıbrıs Rum tarafının AB’ne tek yanlı ve gayrı yasal üyeliğinin bir hata olduğunu ve bu üyeliğin uluslararası camianın iddialarının aksine Kıbrıs’ta bir anlaşmaya varılması yönünde katalizör değil engelleyici bir rol oynayacağını bir kez daha kanıtlamıştır.
GKRY’nin Doğu Akdeniz’deki deniz alanlarının sınırlandırılması için tek taraflı ikili anlaşmalar yapması, doğal gaz ve petrol arama ruhsatları vermek için çalışmalar başlatması yönündeki olumsuz tavrına ilişkin gerekli girişimler Türk tarafınca yapılmış ve yapılmaktadır. Ancak Rum tarafı uyarılarımızı dikkate almak yerine kriz yaratma siyasetinde ısrar etmektedir. Türk tarafının Doğu Akdeniz’deki meşru hak ve çıkarlarını korumaktaki kararlılığı karşısında, AB üyeliği imtiyazlarını kötüye kullanan Rum tarafı, Türkiye’yi AB üyelik müzakerelerini veto etmekle tehdit etmektedir.
Tek meziyeti Papadopulos’un seçim borazanlığını yapmak olan Bayan Markulli, Türkiye’nin üyelik müzakere sürecini kullanarak savurduğu tehditlerle, Türk tarafından tek yanlı tavizler koparma hayalleri kurmaktadır. Rum liderliği bu siyasetleriyle AB-Türkiye ilişkilerini zehirlemeyi amaçlamaktadırlar.
Kıbrıs’ta bir anlaşmaya varılması için her türlü olumlu tavrı sergileyen Kıbrıs Türk tarafına uygulanan insanlık dışı izolasyonların kaldırılması için Avrupa Birliği Komisyonu tarafından hazırlanan Doğrudan Ticaret Tüzüğü, Rum tarafının engellemeleri sonucu hala bugüne kadar hayata geçirilmiş değildir. Rum tarafına haksız yere bahşedilen AB üyeliğini Türk tarafına karşı düşmanca kullanmaya devam etmesine müsaade edilmesinin, Kıbrıs’ta bir anlaşmaya varılmasını güçleştirmekle kalmayıp, iki halk arasındaki güvensizliği de telafisi olmayacak şekilde derinleştirmekte olduğunu vurgulamak isteriz. AB yetkililerinin Rumların bu tür oyunlarına gelmeyeceklerini ümit ediyoruz.
13 Ağustos 2007, Lefkoşa